23 Aralık 2007 Pazar

SÜPER EMEKLİLER MAĞDUR EDİLDİLER

Vekillerin süper emekli maaşına Yargıtay onayı
Yüksek Mahkeme'nin iptal ettiği 'süper emekli maaşına' onay verildi.
Türk siyasi tarihine "kıyakçı kırklar" olarak geçen 21. Dönem'e ait 40 milletvekilinin, basına karşı açtığı "hukuk savaşı" galibiyetle bitti. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, geçen yasama döneminde Anayasa Mahkemesi'nin iptal ettiği bir yasayı yeniden düzenleyerek kendilerine "kıyak emeklilik ve yüksek maaş" sağlayan 40 vekilin, manevi tazminat istemini yerinde buldu.
17 Aralık 1999 günü bir gazetede "Kıyakçı Kırklar" başlığıyla resimleriyle birlikte haber oldukları için gazete aleyhine manevi tazminat davası açan dönemin Plan ve Bütçe Komisyonu üyesi 40 kişinin, kişilik haklarına saldırıldığı görüşüne varıldı.
Yerel mahkemenin sanıklar aleyhine iki kez üst üste verdiği "ret" kararını hukuka uygun bulmayarak bozan genel kurul, "Davacıların topluma hedef gösterilmesi doğru değildir, kişilik haklarına saldırıda bulunulmuştur" hükmüne vardı.
Gazetecilik dersi de verildi
Gerekçeli kararında "gazetecilik dersi" de veren kurul, kararında şu ifadelere yer verdi: "Basının başlıca görevlerinden birisi, zamanında ve gereken ayrıntıları ile ve doğru olarak, kamu yararı bulunan haberleri toplayarak halka, topluma ulaştırmak, böylece toplumun düşünce ve kanaatlere ulaşmasını ve neticede kamuoyunun serbestçe oluşumunu sağlayarak toplumun denetimine aracı olmaktır."

Kıyak EMEKLİLİK
Kanunu İle SÜPER EMEKLİ Kanununun
MUKAYESESİNE
BAKTIĞIMIZDA
Süper EMEKLİLERİ Kimler DOLANDIRDI, ve HORTUMLADI

7- Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Moğultay, bakanlıkta düzenlediği basın toplantısında, süper emeklilerin durumlarını düzeltecek tasarının yasalaşmasıyla, süper emeklilerin 4 yıl önce kaybettikleri haklarının tamamının iade edildiğini söyledi. Moğultay, işlemler yetişirse bayram öncesi süper emeklilere 5 aylık fark ödeneceğini bildirdi.

4- Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Moğultay, Ankara'da yaptığı açıklamada, süper emeklilerin durumunu düzeltecek yasa taslağının, Başbakanlığa sunulduğunu bildirdi.

Mehmet Moğultay, 'Taslakta getirilen uygulamanın, 1 Ocak 1993 tarihinden itibaren yürürlüğe girmesi öngörülmüştür. Böylece süper emeklilere, 4 yıl önce kaybettikleri geri iade edilmiş olacaktır" dedi.
www.aksam.com.tr 15 Mayıs 2002 Çarşamba Derdini AKŞAM'a anlatHazırlayan: Ali OKTAY...2Diri diri mezara!RANDEVU MU?: Gariban emekliler hastaneden telefonla nasıl randevu alacak? Birçoğumuz telefon numaralarını bile çeviremiyoruz. Okuma yazma bilmeyen varŞİPŞAK MUAYENE: SSK hastanelerinde doktor, hasta başına sadece 2.5 dakika zaman ayırabiliyor. Bu süre içinde değil muayene olmak, derdimizi bile anlatamıyoruzEmeklilerin dertleri saymakla bitmiyor. Toplumda 'üvey evlat' muamelesi gördüklerini belirtiyor, '6 milyon emekli kitlesi, çok büyük bir gücüz. Ankara'ya yürüdük mü her yer sallanır' diye uyarılarını yineliyorlar.AKŞAM mikrofonunu uzattığımız herbiri, siyasilere küskün, hatta kızgın. Yaşam şartlarının gittikçe daha da ağırlaştığına dikkat çekiyorlar. Sorunlarını kimsenin dinlemediğinden yakınan emekliler, 'hükümeti, sandığa gömeceklerini' ifade ediyorlar.
Gücümüzü göreceklerEmekli-Sen 1.no'lu Şube Başkanı Hayri Yavuz, 27 Haziran-4 Temmuz tarihlerini 'Emekli Haftası' olarak ilan ettiklerini açıkladı. Yavuz, sözlerini şöyle sürdürdü: 'Bu hafta içinde emeklilerin sorunlarının tartışıldığı ve onların sorunlarına çözüm arandığı etkinlikler düzenledik. Sesimizi duyurabilmenin yollarını aradık. 50 bini aşkın üyemiz bulunuyor. Emekliler, bizim aracılığımızla haklarını arayabiliyorlar. Eğer emekliler olarak örgütlenebilirsek, gücümüzü herkes fark edecek. Türkiye'de 6 milyona yakın emekli var. Şimdilik sesimizi bu hafta içerisinde duyuruyoruz. Ama o zaman da duyuramazsak ne yapacağımızı çok yakında göreceksiniz.'Emeklilerin, en büyük şikayetlerinden biri ise, sağlıklarının 'Allah'a emanet' olması. 'Devlet, diri diri mezara girmemizi bekliyor' diyorlar.
Dernek Başkanı Öz: SSK bize 207 trilyon lira borçluTÜFE'den doğan maaş artışlarından dolayı 19-21 günlük farkları almak için ilk kez dava açan bir emekli, SSK'yı yasal faiziyle200 milyon lira ödemeye mahkum etti. Şimdi yüz binlerce emekli, 2000 yılından beri 28 aylık alacakları olan 200 milyon lirayı almak için mahkeme kapısını aşındırmaya hazırlanıyorlar. İşçi, Memur, Bağ-Kur Emeklileri Derneği Başkanı Hamdi Öz'ün SSK aleyhine açıp kazandığı bu dava, emsal teşkil ediyor. Öz, 'Tüm emekliler dava açarsa, SSK 207 trilyon ödeyecek. Sayın Okuyan, tümümüze ödemesi gereken ve katrilyonu aşan bu parayı ödemezse Yüce Divan'da yargılanır' diyor.
Duru: İş yokEskişehir İşçi Emeklileri Cemiyeti Başkanı Arif Duru ise şunları söylüyor: 'Aslında bize yaşamayı nasıl başarıyorsunuz diye sormalısınız. Bizi en çok üzen, bayramda çocuklarımıza harçlık veremememiz. Emekli olduktan sonra bize 'Ölseler de maaş almasalar' diye bakıyorlar. Kuyruklarda ölmek istemiyoruz. Çalışmak istiyoruz ama kimse bize iş vermiyor. Bizler vatanımız için her şeyimizi verdik. Hakkımızı aramak için topluca sokağa çıkıp yürüsek, Türkiye sallanır.' Sosyal yardım SADAKA OLDU1981 yılında sosyal yardım zammı, maaşın yüzde 60'ıydı. Şimdi ise yüzde 2'si... Vergi iadesi de yüzde 12'den 5'e düştü. İşte, emeklinin en ağır sorunları...

· İşsizlerden sonra, en mağdur kesimi emekliler oluşturuyor. Nisan ayı ortalamasına göre emekli aylığı 245 milyonu geçmiyor. Yoksulluk sınırının 700 milyon olduğu düşünülürse emeklilerin yüzde 80'i açlık sınırının altında yaşıyor.

· 1981'de 2422 sayılı yasa ile sosyal yardım zammı çıkarıldı. O tarihte 12 bin 919 lira olan bu yardım parası, maaşın yüzde 60'ına tekabül ediyordu. Bugün bu rakam 4 milyon 690 bin lira ile sabitleştirildi. Oran yüzde 2'ye düştü. Emekliler, yüzde 58 oranında bir kayba uğradılar.'Süper' soygunu

· 1986 yılında süper emeklilik diye bir şey çıkarıldı. Herkes, süper emekli olabilmek için bütün varını yoğunu sattı. 86'da bu para, bir yerli otomobil alınabilecek 4 milyon ikiyüz bin liraydı ve 10 ayda geri alınacaktı. 65 bin kişi bu parayı yatırarak süper emekli oldu. Ancak yüksek mahkeme iptal etti. Devlet de geri ödemeyip paralarımızın üstüne yattı.

· 1984 yılında KDV yasası ile birlikte emeklilere her 3 ayda bir vergi iadesi verilmesi kararlaştırıldı. O tarihte verilen vergi iadesi tutarı, maaşların yüzde 12'sine denk geliyordu. Bu oran şimdi yüzde 5'e düşürüldü. Buraya sağlam giren hasta çıkarHer gün ortalama bin hasta SSK hastanelerine başvuruyor. Bunlardan 400'ü muayene olabiliyor. Muayene ve ilaç kuyruklarına, bir de kendini bilmez bazı personelin yaşlılara akıl almaz kötü davranışı eklenince, SSK hastaneleri, sağlam insanı bile hasta edecek birer kuruma dönüşüyor. Hastalar ayrıca 'Kendi doktorunun yazdığı ilaç, SSK eczanesinde yok. Bir de eskiden ilaç parasının yüzde 10'unu alırlardı, şimdi maaştan keseceklermiş' diye yakınıyor.Çaycı Ali Öğretmen'in aklı okuldaANTALYA/AKŞATAna Sayfa Geri © 1997-2001 Aslı Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş.
Devlet vatandaşını yine kazıkladı


Denir ki: -Devlete güvenmeyeceğiz de kime güveneceğiz? Ama çoğu zaman güvenilen dağlardan çığ düşer. Altında kalınır. 1990`lı yıllara yaklaşılıyordu. Süper Emeklilik diye bir uygulama başlatıldı. Emekliliği hak edenler belirli bir miktar ödeyecek, bunun sonucu olarak da kendilerine normalin 2-3 katı kadar emekli maaşı bağlanacaktı. Herkese çok cazip geldi. Süper emekliler bir iki yıl bu parayı aldılar. Sonra maaşlarına zam yapılmaya yapılmaya, Toplumdan yükselen bu konudaki feryat sizin kulağınızı hiç gelmedi mi? Vatandaşı mağdur etmek devlete yakışmaz. Suçlu olan biziz Amerika değil! Avrupa Birliği Komisyonu`nun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Günter Verheugen, `Türkiye`nin AB`ye tam üye olacağına inanmıyorum. Başka bir çözüm bulmalıyız` dedielirleri normal emeklililerin bile gerisinde kaldı. Devlet resmen vatandaşını kandırmıştı.

Oysa bizde sık sık yapılan değişiklikler, siyasal iktidarların seçim dönemlerinde vaat ettikleri erken emeklilik uygulamaları, emekli yaşıyla oynamalar, erken, süper, kıyak emeklilik gibi yasalarla emekli maaşlarının farklılaştırılması, hiç prim ödemeyen, ya da üç beş yıl prim ödeyenlere “emeklilik” yolunun açılması gibi düzenlemeler sitemi felç etti.
Her dönem parlamentosu, milletvekilleri daha seçimden çıkar çıkmaz ilk iş olarak milletvekillerine bir “kıyak emeklilik” yasası çıkarttılar. Anayasa mahkemesi bu yasaları iptal etti ama, iptal kararları geriye yürümediği için bu arada herkes emekli oldu. Hem de yüksek yüksek maaşlarla. Milletvekilleri, iki yıl, üç yıl mebusluk yapıp, 35-40 yaşında emekli oldular.

SSK yasasıyla o kadar sık oynandı ki, ben bile sayısını unuttum. Süper emeklilik adı altında, insanlardan toplu paralar alınıp 35’inde emekli edildiler. Yüksek maaş vaadiyle. Anayasa mahkemesi bunu da iptal etti ama milyonlarca insan mağdur oldu.

EMEKLİLERİN SESİNE KULAK VERİN...
Parlâmentonun çıkarttığı SÜPER EMEKLİ kanunu ile “Devlete ve çıkartılan kanunlara güvenen” 6 Bin EMEKLİ insanların bugünkü değerde 80 milyar parasını HORTUMLAYAN Türkiye’yi yöneten Siyasi ERK, neden suskundur. Halkın gözünün içine bakarak Sayın Haluk KOÇ. en düşük memur maaşının 950 milyon olması gerektiğini dillendirirken, SSK emeklileri Süper Emekliler de dahil aldıkları 400- 550 milyon maaş aldığına değinilmemektedir. Yoksa emekliler başka bir Türkiye’de mi yaşıyorlar. HORTUMLANAN Süper emeklilerin uğradığı haksızlığın önlenmesi için, CHP olarak girişim başlatmalısınız. Emeklilerin açlık ve fakirlik altında nasıl inim inim inlediklerinin ve feryatlarının SESİNE kulak vermelisiniz
KARŞIOY GEREKÇESİ
Esas Sayısı : 1989/ 11
Karar Sayısı : 1989/48
Bu karara ilişkin öbür karşıoy gerekçelerine katılıyor, ayrıca yer ve zaman almamak ve yinelemekten kaçınmak için, aşağıda vurgulanmasını yararlı ve zorunlu gördüğüm hususlar dışında ayrıntılı karşı oy belirtmeyi gereksiz buluyorum.
Kişisel haklar ile özlük haklan konularında aylık ya da üç aylık, çalışanlara ya da emeklilere yapılan-yapılacak ödemelerin kazanılmış hak sayılmasının olanaksızlığı öğretide ve uygulamada çoğunluğun paylaştığı bir görüştür. Yasaların geriye yürümezliği ilkesi gibi Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümezliği kuralının da zorunlu nedenlere dayanan ayrık durumları, önceki kapsamının kaçınılmaz gerekleri vardır. Bilimsel ağırlıklı hukuksal tartışmaların gündeme getireceği olumlu ya da olumsuz görüşler genelde ilkeleri doğrularsa da özlük hakları içindeki ödemeleri dışarda bırakır. Özellikle Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararından sonra, yasa yürürlükte iken yöntemince yasal işlem tamamlansa bile, yürürlükten kalkan kurala dayanılarak ödeme yapılması-alınması, kazanılmış hak savunması geçerli değildir. Kaynağı ortadan kaldırılan ve her zaman azaltılıp yükseltilebilecek ödemeler kimse için süreklilik taşımaz. Çoğunluk kararının bu sorunu işleyen bölümleri yerinde olmakla birlikte, Anayasa’nın 2., 11., 138. ve 153. maddesinin gözardı edildiğini, hukuk devleti niteliklerine uygun davranış özenine aykırı işlemlerin yeterince üzerinde durulmamıştır.
Günlük konuşma dilinde “süper emekli” olarak anılan emekli sigortalıların yitirdiği hakların çözümü de devletin görevidir. Süper emeklilik olanaklarından yararlanmak, önceden alamadığı ama alması gereken ödemeye kavuşmak, hizmet yılına göre göstergeyi kazanmak için zamanında ya da önceden emekliliği seçenler, bir anlamda emekliliğe zorlananlarla olağan emekliler ve çalışmakta olanlar arasında ayrılık yaratmayacak düzenlemelerin öngörülmemesi iptal istemini haklı kılan yanlardır. Anayasa Mahkemesi öneri, uyarı türünde karar alamaz, yeni bir uygulamaya yol açacak nitelikte karar veremez ve yasakoyucu yerine geçecek biçimde davranamazsa da karar gerekçeleri sonuçla birlikte tümlük oluşturduğundan yasama organını kesenkes bağlayıcıdır. Bu sonuca uymamak da başlıca bir iptal nedenidir. Anayasa Mahkemesi kararlarını etkisiz ve geçersiz duruma getirecek, sonucunu değiştirip savsaklayacak düzenleme ve uygulamalar, yargı denetimini olanaksız kılacak, hak arama yolunu daraltıp kapayacak hukuk dışı işlem ve eylemlerdir. Anayasa’ya bu yönüyle aykırı metinlerin yürürlüğünü sürdürmesi düşünülemez.
Anayasa Mahkemesi, gereken durumlarda kararın yürürlüğe girişini erteleyerek iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca belirlemiş, başka bir anlatımla yasama organına doğan hukuksal boşluğu dolduracak yasa için süre vermişse bu sürenin başlangıcında gereken yapılarak Anayasa’ya aykırılığı saptanan kuralın uygulanması durdurulmalı, tasarı ya da öneri öncelikle değil ivedilikle de yasalaştırılarak hukuka saygı ve bağlılığın örneği verilmelidir.
Haksızlık, adaletsizlik, eşitsizlik ve aykırılıkları gidermek yasakoyucu’-nun Anayasa Mahkemesi’nin kararı doğrultusunda bir düzenleme yapma zorunluluğuna özenle uymasını sağlamak, yargısal denetimin temel amaçlarındandır. 3395 sayılı Yasa’yla ilgili iptalden sonra 29.12.1988 günlü ve 352 sayılı KHK. çıkarılması, daha sonra bu kez incelenen 3522 sayılı Yasa’nın yürürlüğe konulması, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararına uygun bir yasama çalışması niteliğinde değildir. Nitelikli emeklilik konumunun giderilerek eşitlik sağlanması, sigortalıların ödedikleriyle aldıkları ve gösterge ayrılıklarının gözetilmesiyle çözümlenecekken zarar saptanmadan, karşılama yöntemi belirlenmeden, sonuç gösterme yeni bir Ana-yasa’ya aykırılık olgusudur. Bu gereklere uymayan, üstelik uygulamada olumlu ya da olumsuz bir sonuç doğurmayacak sorunu ortada bırakan karar, sosyal güvenlik kavramı ve hukukun ilkeleriyle de bağdaşmamaktadır. Bir haksızlık giderilmek istenirken başka bir haksızlık yapılmamalıdır.
Başlıca bu nedenlerle, dava konusu yasa hükümlerinin iptali gerektiği düşüncesiyle çoğunluk kararma katılmıyorum.
Üye
Yekta Güngör ÖZDEN


KARŞIOY YAZISI
Esas Sayısı : 1989/11
Karar Sayısı : 1989/48
I- 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun geçici 70 inci maddesi, Anayasa Mahkemesi’nin 26.11.1988 günlü ve 33 sayılı kararı ile iptal edilince, 16.2.1989 günlü, 3522 sayılı Kanunun 2 nti maddesiyle, dava konusu geçici 75 inci madde yürürlüğe konulmuştur. Bu madde de: “Geçici 70 inci madde uyarınca, geçici gösterge aylığına hak kazananların malûllük, yaşlılık ve ölüm aylıklarının .... ödenmesine devam olunur” denmektedir ki, bu hükmün Anayasa’ya aykırılığı, fazla izahata ihtiyaç göstermeyecek kadar açık ve ortadadır.
Anayasa’nın, 138 inci maddesi: “Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez”; 153 üncü maddesi: “iptal edilen kanun yürürlükten kalkar .... Anayasa Mahkemesi kararları yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar” hükümlerini taşımaktadırlar.
Halbuki, dava konusu kanun maddesi, iptal hükmünün yürürlüğe girmesini geciktirmekte; iptal edilen kanun maddesinin, bazı şartlarla da olsa, sonu belirsiz bir süre daha uygulanmasını öngörmektedir: Enflasyon olmasa, mezkûr emekli aylıkları, “Aralık 1988 tarihindeki gösterge tabloları ile memur aylıklarına uygulanan 100 katsayıya ve 53.000 lira olarak tespit edilmiş sosyal yardım zammına göre hesaplanacak tutarları üzerinden .... ödenmesine devam olunacaktır (ilelebet!) ki, Kanunkoyucunun, enflasyonun ilanihaye süreceğini kesin saymaya; bu faraziyeye göre de, “Mahkeme hükmünün yerine getirilmesini, geciktirme” ye; iptal edilen kanun hükmünün uygulanmasına “devam” olunacağım öngörmeye hakkı ve yetkisi yoktur.
II- Dava konusu geçici 75 inci maddenin (A) bendi: “Bu aylıklarda; katsayı, gösterge tablosu ve sosyal yardım zammındaki değişiklikler nedeniyle herhangi bir artış yapılmaz”; (B) bendi: “Bu madde kapsamındaki aylıkların, geçici 70 inci maddeye göre borçlanma hakkından yararlanmamış olsalardı, almaya hak kapanacakları (sosyal yardım zammı dahil) aylık tutarları, kendilerine ödenmekte olan (sosyal yardım zammı dahil) aylık tutarlarını geçeceği tarihten itibaren, bu ödemeler yerine, cari katsayı, gösterge tablosu ve sosyal yardım zammı esas alınmak suretiyle hesaplanacak aylık tutarları üzerinden ödeme yapılır” hükümlerini içermektedirler.
Bu hükümler, iptal edilen “geçici 70 inci maddeye göre borçlanma hakkından yararlanmış” olanları, yararlanmamışların seviyesine indirmektedir. Dolayısıyla, gerek borçlananlar, gerekse evvelce malûllük, yaşlılık, dul ve yetim aylıkları aldıkları halde borçlanamayanlar “geçici ve üst gösterge” aylıklarından hiçbir zaman yararlanamayacaklardır.
Halbuki, yine 20.6.1987 günlü, 3395 sayılı Kanunun, 16 ncı maddesiyle getirilen Ek Madde 2 (3520 sayılı Kanunla Ek Madde 34 olmuştur) ile, 17 nci maddesiyle getirilen geçici 4 üncü madde (3520 sayılı Kanunla geçici 69 uncu madde olmuştur), 9.7.1987 tarihinden sonra emekli olacaklara “üst gösterge” den yararlanma hakkını tanımaktadır. Örneğin Ek 34 üncü maddenin ikinci fıkrası: “Emekliliğine 5 yıldan fazla süre bulunanlardan üst gösterge tablosuna göre malûllük ve yaşlılık aylıkları alanlar ile bunların hak sahiplerine bağlanacak ölüm aylığının hesabına esas alınacak gösterge, bu Kanunun yürürlük tarihinden sonra malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödenmiş hizmet sürelerinin ortalamasına göre tespit edilir” hükmünü öngörmektedir.
Bu hükümler gereğince, 9.7.1987 tarihinden önce emekli olanlar ancak 1500 “gösterge” rakamına göre; 9.7.1987 tarihinden sonra emekli olanlar ise 6400 “üst gösterge” rakamına göre aylık alabileceklerdir .... Bu eşitsizlik ve imtiyaza (ayrıcalığa) ne sözü edilen Anayasa Mahkemesi kararının lâfız ve ruhu (metin ve amacı) ne de Anayasa’nın kendi hükümleri cevaz veremez.
Başlıca bu nedenlerle, dava konusu kanun hükümlerinin iptali gerektiği düşüncesiyle çoğunluk kararına katılmıyorum.
Üye
Muammer TURAN

KARŞIOY YAZISI
Esas Sayısı : 1989/11
Karar Sayısı : 1989/48
16.2.1989 günlü, 3522 Sayılı Yasanın, Anayasa Mahkemesi’nin 3395 Sayılı Yasanın 17. maddesiyle, 506 Sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’na eklenen Geçici 5 maddenin iptaline ilişkin, 26.10.1988 gün ve 1988/ 19-33 sayılı kararının gereğini yerine getirmeyi, doğan hukuki boşluğu doldurmayı amaçladığı anlaşılmaktadır.
Getirilen bu düzenleme ile Geçici 70. Madde uyarınca, geçici gösterge aylığına hak kazananların, malûllük, yaşlılık ve ölüm aylıklarının 1988 yılı Aralık ayındaki gösterge tabloları ile memur aylıklarına uygulanan 100 katsayıya ve 53.000.- lira olarak tespit edilmiş sosyal yardım zammına göre hesaplanacak tutarları üzerinden ödenmesine devam edileceği, ancak bu aylıklarda katsayı, gösterge tablosu ve sosyal yardım zammındaki değişiklikler nedeniyle herhangi bir artış yapılmayacağı, borçlanma hakkından yararlanmamış en üst göstergeden aylık alanların, bu madde kapsamındaki aylıklara yetişmesi durumunda cari katsayı, gösterge tablosu ve sosyal yardım, zammı esas alınmak suretiyle hesaplanacak aylık tutarların üzerinden ödeme yapılması esasının benimsendiği görülmektedir.
Bu suretle, iptal kararının yürürlüğe girmesi geciktirilmiş, bazı şartlarla tayini mümkün olmayan bir süre daha 3395 sayılı Yasa’dan yararlananların diğerlerinden farklı ücret almalarının devamı sağlanmış, katsayı, gösterge tablosu ve sosyal yardım zammındaki değişiklikler nedeni ile aylıklarda herhangi bir artış yapılamayacağından bu sigortalıların sosyal güvenliğin amacını sağlamaya yönelik bu araçlardan yararlanma olanağı kaldırılmıştır.
Daha iyi sosyal güvenliğe kavuşmak gerekçesi ve amacıyla ödenen paralar ve uğranılan zarar karşılanmamış, hukuk devleti ilkesine uygun, kişilerin refah, huzur ve mutluluğunu sağlayacak bir düzenleme yapılmamıştır.
Anayasa’da yer alan sosyal güvenlik ilkesi içerisinde yasada kabul edildiği tarzda bir kavram yer almamıştır.
Madde Anayasa’nın sosyal devlet ve sosyal güvenlik ilkelerine aykırıdır.
Eşitlik ilkesi sağlanmak istenirken Anayasa’ya aykırı bir yöntem benimsenmiştir.
Başlıca bu nedenlerle, 16.2.1989 günlü, 3522 sayılı Yasanın 2. maddesinin Anayasa’nın 2., 5., 10. ve 60. maddelerine aykırı olduğu ve iptali gerektiği kanısında olduğumdan, sayın çoğunluk kararına katılmıyorum.
Üye
Selçuk TÜZÜN

KARŞIOY YAZISI
Esas Sayısı : 1989/11
Karar Sayısı : 1989/48
Yüksek Mahkeme davayı reddederek, Anayasa’ya ve verdiği ilk hükme aykırılık oluşturan bu durumu devam ettirecek yerde; 3522 sayılı Kanunun 2. maddesini iptal etseydi, 26.11.1988 tarihli iptal kararının sonuçlarının, geciktirilmiş olsa da, verilecek bir süre içinde iptal hükmünün özüne ve sözüne uygun olarak Kurumca düzenlenmesi yoluna gidilecekti. Sonuçta, Anayasa’nın özellikle âmir ve değiştirilemez kabul ettiği 2. maddesi ile eşitlik kuralını içeren 10. maddesine aykırı bulunarak iptal edilen, 3395 sayılı Kanunun 17. maddesi ile 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununa eklenen geçici 5. maddesinin yürürlükten kalkmasına rağmen iptal hükmü yokmuşçasına yapılan yeni düzenlemeyle, miktarı dondurulmuş olsa da, devam ettirilen ödemelerin derhal durdurulması mümkün olacaktı.
Ayrıca, bir taraftan sigortalının yüksek emekli aylığı elde etmek için Devlete güvenerek Kuruma ödediği miktarın iadesi şartlan düzenlenirken, diğer taraftan da, bizzat kanun koyucunun 3522 sayılı Kanunda yaptığı yeni düzenlemeyle miktarım dondurmak (md. 2/A) ve bir süre sonra da sigortalı emekliyi alacağı esas aylığına geçirip tamamen ortadan kaldırmak suretiyle (md. 2/B) ve esasen Anayasa Mahkemesi’nce özellikle Anayasa’nın değiştirilemeyen hükmü olan 2. ve eşitlik ilkesini belirleyen 10. maddelerine aykırı bulunarak iptal edilen -kanımızca bu yüzden yokluk yaptırımına uğratılan- 3395 sayılı Kanuna dayanması dolayısıyla kazanılmış hak oluşturması mümkün olmayan ödenmiş emekli aylığı fazlalarının, Kuruma ödenen meblağın iadesi sırasında ayrıca takas ve mahsup işlemine tâbi olup olmayacağı düşünülmek gerekecekti.
İptal davasının reddi ile sigortalının ve Kurumun karşılıklı menfaat çatışmasının çözümü belirsiz bir tarihe itildiği gibi, Anayasa Mahkemesi ileride bu çatışmanın çözümü için süre vererek yasal bir düzenlemeye kesin olarak ihtiyaç bulunduğuna işaret etmemiş olmakla tarafları genel yargı yerlerinde hak arar duruma sokmuştur. Ayrıca Yüksek Mahkemenin 3395 sayılı Kanunun 506 sayılı Kanuna eklediği geçici 5. maddeyi iptal etmesiyle Kurumun Anayasa’ya aykırı bulunan ödemelerine bu defa 3522 sayılı Kanunun iptalinin reddi kararıyla çelişkili olarak -devam yolu açık tutulmuş ve Kurumun sigortalıdan aldığı meblağın ve iadeye tâbi tutulacaksa-ödediği fazla emekli aylıklarının faiz, rayiç bedel gibi hesaplamalarla giderek büyümesine fırsat verilmiştir.
Bu gerekçelerle red kararını oluşturan çoğunluk görüşüne katılmıyorum.
Üye
Erol CANSEL

Kırklareli Milletvekili Mehmet S.Kesimoğlu'nun, süper emeklilerin mağduriyetine son verecek düzenlemeler yapılıp yapılmayacağına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/1248) (Başkanlığa geliş tarihi:
3.10.2003)________________________________________________________________
VII. Demirel Hükümeti Programı
Süper emeklilerin durumları gözden geçirilecektir.
DYP GENEL BAŞKANI MEHMET AĞAR’INHABER TÜRK TELVİZYONU VEDAT YENER’LE SAVAŞ DURUMU PROGRAMINDA YAPTIĞI KONUŞMA ( 10.03.2003 )
VERİLEN SÖZLER TUTULMADI.
EMEKLİLERE VERİLECEK İLAVE İMKANLAR ORTADAN KALDIRILMIŞTIR. İLAÇ PARALARI, HASTANE PARALARINDA BÜYÜK KISITLAMALAR ORTAYA KONMUŞTUR. _______________________________________________
45 inci Birleşim
13 . 3 . 2003 Perşembe
Bu önemli sosyal ve ekonomik yasaların çıkarılması için karşılıklı güvene ihtiyaç vardır. Ancak, bugüne kadar Türkiye Cumhuriyeti yasalarını çıkaranlar, ülkeyi yönetme iddiasında olanlar hiçbir zaman güven vermemiştir. Bundan belirli bir süre önce, Sosyal Sigortalar Kurumunda birtakım önlemler alacağı iddiasıyla 3395 sayılı Yasa çıkarılmış, bir süper emeklilik olgusu ortaya konulmuş; işçilerin evleri sattırılmış, işçilerin işten ayrılmasına, çeyizine kadar satılmasına neden olunmuş, bugün perişan edilmişlerdir. Bu yetmemiştir, arkasından 3320 sayılı Yasa çıkmış, Konut Edindirme Fonu adı altında, işçiden, işverenden prim kesilmiş; ama, Konut Edindirme Fonunda toplanan paraların hesabı verilmeden bugüne gelinmiştir.
CEVDET SELVİ (Devamla) - Emeklilere sosyal destek zammı yapılacağı söylendi, bütün emekliler bunu umutla, memnuniyetle karşılamasına rağmen, kısa süre içerisinde TÜFE'den elde ettikleri hakları ellerinden alındı ve hayal kırıklığına uğratıldı
69 uncu Birleşim
19 . 3 . 1998 Perşembe
Emeklilerimiz sıkıntı içindedirler; büyük fedakârlıklar yapmışlardır ve bugün de hayatlarını devam ettirmek için yapa gelmektedirler. Ancak, İktidar, akıl almaz bir savurganlık içinde, devlet imkânlarını, maalesef, kendi yandaşlarına peşkeş çekmektedir; bunun sonucunda, başta, çalışanlarımız olmak üzere, emeklilerimiz haklarını alamamaktadırlar. Emekli kesimi, devletin ilgi alanının dışına çıkarılmış ve baskı altına alınmıştır; bunun sonucunda, ciddî sosyal patlama tehlikesi, maalesef, mevcut hale gelmiştir.
Sosyal Sigortalar Kurumu, 2 milyon 715 bin emekli, dul ve yetime aylık ödemektedir. Buna göre, emekliler arasında en geniş kesim Sosyal Sigortalar Kurumu yapısı içerisinde yer almaktadır; ancak, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kurumu Yasasında geçmişte yapılan bazı değişiklikler sonucu, Sosyal Sigortalar Kurumundan aylık alan kimseler arasında birbirinden farklı beş ayrı emekli grubu oluşmuş bulunmaktadır. Bu gruplar, 1982 öncesi emeklileri, 1982 sonrası emeklileri, gösterge tablosu emeklileri, üst gösterge tablosu emeklileri ve kamuoyunda süper emekliler olarak adlandırılan kesimlerdir.
Konuya ilişkin hazırlıklar, işçi emeklilerini temsil eden, Türkiye İşçi Emeklileri Cemiyeti, Tüm İşçi Emeklileri Derneği ve Tüm Emekliler Sendikası (Emek-Sen) ile birlikte sürdürülmektedir. Biz, bu üç sivil toplum örgütünü de çalışmalarımıza dahil ettik; hatta, bugün de, içinde bulunduğumuz günde, bu kuruluşlarla, Bakanlığımızda bir toplantı yapılıyor.
Bu çerçevede, adaletsizliklere neden olan iki gösterge tablosu tek gösterge tablosu haline getirilecek ve emekliler bu tabloya intibak ettirileceklerdir. Söz konusu düzenleme, Sosyal Sigortalar Kurumuyla ilgili olarak Genel Kurulumuzun gündeminde bulunan yasa tasarısına ek olarak, yeni bazı önlemler getiren ve kısa süre içerisinde Başbakanlığa ve ardından da Parlamentoya sevk edilecek olan yasa tasarımızda yer almaktadır. Mecliste bulunan tasarı, emekli aylıklarına esas gösterge tablolarını düzenleme yetkisini Bakanlar Kuruluna vermektedir. Böylece, her iki tasarıda yer alan hükümlerle, işçi emeklilerimizin intibak sorunlarına adaletli bir çözüm getirmiş olacağız.
11 OCAK 1989 2- Hükümet, Süper Emeklilerin maaşlarını donduran kararnamenin iptal edilme olasılığına karşı TBMM Başkanlığı'na bir yasa tasarısı sundu.
12 OCAK 1989 - Süper emeklilerin aylıklarını donduran kanun hükmündeki kararnameyi yürürlükten kaldıran ve aynı konuyu düzenleyen kanun tasarısı TBMM Sağlık ve Sosyal işler Komisyonu'nda kabul edildi.
30 OCAK 1989 5- Süper işçi Emeklileri Derneği yöneticileri, SHP Genel Başkanı Erdal inönü ve DYP Genel Başkanı Süleyman Demirel'i ziyaret ederek sorunlarını anlattılar.
süper emeklilere TBMM. Çıkarttığı kanunla Hemen hepsinde de devlet güvencesi verilmiş, dönemin hükümet yetkilileri insanların karşısına çıkarak “garanti” olmuştu.
DÖNEM : 20 CİLT : 14 YASAMA YILI : 2
T. B. M. M.
TUTANAK DERGİSİ

Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; dönem dönem kurumsal bazda ıslah adımları atılmak istenilmesine rağmen, her nedense, sistemi bozan uygulamalara gidilmiştir. Örneğin, 506 sayılı SSK Kanunu yürürlüğe girdiği tarihlerde gelişkin ve sorun yaratmayan bir yasa olduğu halde, zaman içinde çeşitli politik kaygılarla bozulması, onarılmaz sorunlar yaratmıştır. Emeklilik yaşının sürekli olarak politik amaçlarla değiştirilmesi, her üç kurum açısından hiç beklenilmeyen bir zamanda yeni sorunlara yol açmıştır. Süper emeklilik, sistemde halen telafi edilemeyen olumsuz sonuçlara ve sisteme olan güvenin zedelenmesine yol açmıştır. Oysaki, sosyal güvenlikte temel amaç, bütün toplumun sosyal, fizyolojik ve ekonomik risklere karşı sosyal güvenceye kavuşturulmasıdır.
___________________________________________________________________________
Tarih: 01:27, 3/1/2006


TBMM Hortumcu ve Dolandırıcı Olabilir mi ?
SÜPER EMEKLİLERE TÜM SİYASİ PARTİ GENEL BAŞKANLARI ve Bakanlarının Verdiği sözler YALANMIYDI.. D İ K A T L E R İ N İ Z E 11 OCAK 1989 2- Hükümet, Süper Emeklilerin maaşlarını donduran kararnamenin iptal edilme olasılığına karşı TBMM Başkanlığı'na bir yasa tasarısı sundu 12 OCAK 4- Süper emeklilerin aylıklarını donduran kanun hükmündeki kararnameyi yürürlükten kaldıran ve aynı konuyu düzenleyen kanun tasarısı TBMM Sağlık ve Sosyal işler Komisyonu'nda kabul edildi. 30 OCAK 1989 5- Süper işçi Emeklileri Derneği yöneticileri, SHP Genel Başkanı Erdal İnönü ve DYP Genel Başkanı Süleyman Demirel'i ziyaret ederek sorunlarını anlattılar 5 ARALIK 1989 5- Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı imren Aykut, Ankara'da yaptığı yazılı açıklamada, süper emeklilerin maaşlarını donduran yasaya değinerek, "Süper emeklilerin dava açmalarına gerek olmadığını" belirtti. Aykut "Anayasa Mahkemesi'nden çıkacak karar nasıl olursa olsun süper emeklilerimiz imiz için tereddütsüz olarak aynen uygulanacaktır. Emeklilerimizi zor durumda bırakmayacak ve mağdur etmeyeceğiz şekilde her türlü tedbir alınacaktır" dedi. 15 ARALIK 1989 2- SHP Genel Başkanı Erdal İnönü, parti merkezinde işçi Emeklileri Cemiyeti başkanlarını kabulünde yaptığı konuşmada, süper emeklilerin durumlarına değindi ve ortaya çıkan haksız durumun yasa ile düzeltileceğini söyledi 28 ARALIK 1989 Bakanlar Kurulu, Başbakan Yıldırım Akbulut başkanlığında toplandı. Toplantıdan sonra bir açıklama yapan Devlet Bakanı ve Hükümet Sözcüsü Mehmet Yazar, Bakanlar Kurulu'nun, işçi emeklilerinin sosyal yardım zamları, BU SOSYAL YARDIM ZAMMI BUGÜN YOK Bedelsiz ithalat, otomobil ithalatı ve tütün destekleme konularında bir dizi karar aldığını açıkladı.
1- Olanakları sınırlı sosyal devlet, SSK'nın kaynaklarıyla toplumun tümünün refah düzeyini yükseltecek yatırımlar yapmış ve yeni KİT'ler kurarak kalkınmasını gerçekleştirmiştir. Bu mazur görülebilir, hatta SSK'ya başka olanak bırakılmadığı için desteklenebilir. Ama şimdi ona buna peşkeş çekilen KİT'ler üzerinde aslında en çok SSK'lılar söz sahibi değil mi? Kimin malı kimlere satılmaktadır
2- Hangi parti iktidara gelirse, onun yandaşları devlet memuru olup, son yıllarını Emekli Sandığı'na tabi olarak geçirip oradan emekli olmaya çalışıyor. İnsanlar ne yapsın, sigortacılıkta bir standart yok ki... Aynı prim miktarları, her kurumda farklı emekli maaşı ve farklı hizmet sağlıyor
3- SSK, SYK yükü olmasa açık vermeyecektir. Aylık maaş ödemelerinin yaklaşık 10 trilyonu SYZ ödemesidir. Geriye maaş olarak yalnızca 13 trilyonluk bir ödeme kalıyor. Buna karşılık prim gelirleri 16 trilyon liradır. Yani bırakın açık vermeyi SSK ayda 3 trilyon, yılda 36 trilyon lira gelir fazlasına sahip olacak TBMM. De, görüşülmekte olan Sosyal Güvenlik Yasa tasarısı TBMM. Ayıbı GÜNAHI olan bu hatasını telafi etmesi için Tam zamanıdır. Esasında zamanı çoktan geçmiştir. Bazı gerçekler:
1- Kalkınmada öncelikli yörelerden SSK Pirim İndirimi yapılırsa SSK Tabi ZARAR EDER
. 2- Asgari Ücretten SSK Pirim İndirimi yapılırsa SSK Tabi ZARAR EDER.
3- İmam Nikâhını Mubah sayan AKP hükümeti sayesinde ve yeterince denetimin yapılmamsı sonucu, İmam Nikâhı ile evlenen Dulların Maaş aldığı gerçeğini göz ardı eden DEVLET gerekli önlemi almazsa SSK Tabi ZARAR EDER.
4- Devlet hastaneleri ve Üniversite hastanelerinde Muayene olan ancak Doktoru tarafından Özel hastanede Ameliyat edebilirim diyerek Özel hastaneye GÖNDERİLEN Hastasını hastaneye yatmış gibi gösterip, Ameliyatla vs. Tüm ilaçları dâhil malzemeyi Özel hastaneye getiren SÖZDE DOKTOR ( Var ) Özel hastaneden getirdiklerinin parasını almaktadır. SSK Tabi ZARAR EDER
5- Sağlık Ocakları ile Bağ kurluyu Muayene eden Doktor hastasının reçetesine Sen İlaçlar için Eczaneye Yüzde vermeyeceksin FALANCA Eczaneye benim gönderdiğimi söyle Ancak Bir ilaç yazıyorum Onu sen almayacaksın senin vermen gereken Yüzdeyi ben ilacı alırken veririm Der. Hastada kabul eder, Doktorun kendisinin alacağı İlaç ( Yüksek fiyatlı olup, Eczane ile anlaşmalı doktor eczaneye daha sonra uğrayarak O, ilacın parasını alır. İlacın fiyatı 600 Milyon TL olacağı göz önüne alındığında, aynı DOKTOR Günde 10 İlaç yazdığını düşünürsek Günlük Devleti Eczane işbirliği ile Dolandırma maliyeti ALTI MİLYAR 20 günde, 120 Milyar Devlet DOLANDIRILIR SSK Tabi ZARAR EDER
Bu örnekler çoğaltılabilir. PARLEMENTO nun gücü Kaçakları önlemek yerine Süper Emekli Maden İşçilerini DOLANDIRIYOR. Bu Hortumlamanın Telafi edilmesi ve Süper emeklilerin Maaşlarının YÜKSELTİLMESİ Toplam 15 Bin civarındaki bu emeklilere Aksi takdirde, 90 Milyar Paraları defaten geri verilsin. Sizden aşağıdaki ricalarım olacak,
1- Canlı yayında da açıklamanız gereken ve, kamuoyuna << SEÇMENLERE >> açıklayınız ve geçmişinize sahip çıkarak Geçmişine sahip Çıkmayan Geleceğinde de sahip olamaz Emeklilerin İnsanca yaşayabilecekleri Emekli maaşı vereceğinizi SÜPER emeklileri DOLANDIRAN ve Hortumlayan devlet olmaktan kurtaracağınız açıklamanız.
2- İktidara geldiğinizde Devleti Hortumlayan ve Dolandıranların yanına kar bırakmayacağınızı tüm Günahkârlardan hesap soracağınızı ve Halka sahip çıkacağınızı AÇIK ve ANLAŞILIR bir şekilde Deklere etmeniz.
3- TBMM. Çıkarttığı Süper emekli kanunu ile vatandaşını dolandıran ne DEVELT ne de HÜKÜMET olmayacağınızı 3 Bini kişiden oluşan Süper emeklilerin bugünkü değerle 80 Milyarını dolandıran devlet ve Meclisin bu kazanılmış haklarına Kavuşturacağınızın sözünü vermeniz.
Diğer tüm emeklilerin Açlık sınırı altında Ölümle MÜCADELE ETTİKLERİNİ bildiğinizi İktidarınızda ömrünün son demlerindeki bu emeklilerinize sahip çıkacağınızı Geçmişine sahip çıkmayan geleceğine de sahip çıkamaz Atasözünden hareketle her vesile halka açıklamanız. <KISSADAN Hisse Sizlerin de bildiğinize inandığım Türkiye gerçeği bir fıkrayı sizi tenzih ederek ve beni yanlış anlamanızdan sakınarak << Zamanın bir valisi rüşvetsiz iş yapmazmış şehrin esnafı, halkın değişik kesimleri, iş yeri sahipleri, Dilekçe ile İç işleri bakanlığına Valiyi şikâyet ederler… Bakanın atadığı ve bakanı temsil eden valiye dilekçeyi göndererek savunması ile ilgili bir rapor ister. Vali şikâyetçileri ertesi gün makamına çağırmak için Özel kalem müdürünü şikâyetçilere gönderir. Çağrıyı alan şikâyetçiler akşamüzeri toplanırlar yarın sabah Vali Bey bizi çağırdığına göre şikâyetimizden haberdar oldu EYVAH ne yapacağız diye telaşlanırlar. Ertesi günü şikâyetçilerin tekmili birden Valiye giderler, özel kalem müdür valiye haber verdikten sonra vali şikâyetçileri huzura alır. Şikâyetçilere beyler hoş geldiniz buyurun oturunuz diye yer gösterir. Özel kalem müdürüne dönerek Beylere sor çay kahve ne içerler, aman efendim biz almayalım demesi üzerine, vali beylere çay söyler, özel kalem müdürüne de Benim sandığı getirin der. Baş başa kalan şikâyetçilere Vali beni Bakana şikâyet etmişsiniz, şikâyetçilerde kem küm. O, meyanda 2 görevli Çeyiz sandığı gibi görkemli büyük bir sandıkla içeri girerler. Vali salonun ortasına bırakmalarını söyler ve dışarı çıkan görevlilerden sonra vali şikâyetçilere dönerek hepsini ayağa kaldırır kapağını açın diye sandığı gösterir. Aman efendim haddimize mi diye söylenen şikâyetçilere, Yüksek sesle açın açın diye EMREDER sandığı açtıklarında sandığın dolmasına 4 parmak kalmış altın, mücevher, Döviz, hisse senetleri bulunmaktadır. Vali der ki; Sandığın dolmasına 4 parmak kalmış beni buradan sürdürürseniz BOŞ SANDIKLI Bir vali benim yerime gelirse haliniz ne olur der. Bunun üzerine şikâyetçiler şikâyet dilekçelerinden vazgeçtiklerine dair yeni bir dilekçe düzenler
VARAN - 1 Yazık Bu Millete EMEKLİLER Yine Dolandırıldı, EMEKLİLER Yine Hortumlandı Emekli Maaşlarına KOMİK Zam......... % 3 EMEKLİ lerin aldığı % 5 vergi iadesi 4 'e indirilerek Tüm emekliler HORTUMLANDI Dolandırıldı, Süper Emeklileri Devlet DOLANDIRDI Devlet HORTUMLADI Yıllardır yer altında çalışarak çıkarttığı kömüre KANINI CANINI vererek Yerin Yüzlerce metre derinliğinde ÖLÜM TEHLİKESİ ile çalışarak Milli ekonomiye ve Türkiye sanayisine katılımcı olan Maden İşçisi Emekli olduğunda, Zarara eden SSK yı kurtarmak için TC. BMM. Süper Emekli kanunu çıkartarak verdiği GÜVENCE sonucu yıllardır çalışmasının karşılığı yıpranma bedeli olan KIDEM tazminatlarını Bugünkü değerle 80 MİLYAR paralarını alan TC. Devleti NE YAPTI........ Süper Emekli Kanununu iptal etti..... Kanunlara Güvenmek Suç mu oldu........ Yazık GÜNAH................... Maden İşçisinden aldığınız bu yıpranma KIDEM Tazminatları bu insanların tek Güveneceği Hastalık ve kefen parasını da HORTUMLADINIZ........ Devlet Hortumcu............ Devlet Dolandırıcı............. Siyasi Partiler Düzen partisi olmuş............... Siyasi Partiler Halkı UNUTMUŞ................... Milletvekillerinin Dokunulmazlıkları kalksa Mecliste Milletvekili Kalmaz Meclis azınlığa düşer ve secimler YENİLENİR.
Söyleyecek söz bulmayıp, kendi deyişleriyle kahvehane ağzından medet uman bir muhalefete, halk hiçbir zaman itibar etmeyecektir. Aynı üslubu kullanan iktidar ve onun muhalefeti, kaçınılmaz olarak aynı ortak sonu paylaşacaklardır. Gözlem Eller pamuk cebe Bugünlerde hepimiz tatsız günler geçiriyoruz. Eğer önlemler alınmazsa ekonomi treni yine raydan çıkabilir. Hükümetimiz kendi mecrasından çıkıp yaşamın damarlarına akmadığı müddetçe bu kısır döngü devam edecek demektir yani kovanından çıkmayan arı bal yapamaz misali. Eğer bugün ülkemizde kazanılmış haklar budanıyorsa, sendikalar yok sayılıyorsa, emekli maaşlarından vergi kesilmesi düşünülüyorsa, insanlar çalışmadan, emek sarf etmeden, para kazanmak istiyorlarsa, hortumcular ve soyguncular ortalıkta kol geziyorsa, burada bir eksiklik var demektir. Bununda müsebbibi idarecilerdir. Türk halkı yıllardır çile çekmektedir. Eğer bu çekilen çileler sonunda iyi olacaksa ve halkımız huzura kavuşacaksa katlanmaya tabii ki değer. Fakat aksi olursa felaket olur. Patronlar iyi gidiyoruz, para kazanıyoruz diye seviniyorlardı. Son zamanlarda neşeleri kaçmış olacak ki sızlanmaya başladılar. Çalışan ve emeklilerin durumu ne alemde? Sokakta günlük kazanıp geçinen vatandaşın durumu nedir? Çalışan ve emekliler perişan. Üniversite okuyan gençlerimiz mutsuz ve ümitsiz. Ev kadınları ve kocalar ay sonunu nasıl getireceğiz diye düşünüyorlar. O zaman bu işte bir tersli vardır demektir. İyimserlik pompalayarak hiçbir yere varılmıyor. Vergi toplayamayan devlet sıkıştıkça kemerleri sıkın deyip vatandaşın gırtlağını sıkıyor. Üç kuruşluk maaşımıza göz dikiyor kaşıkla verip kepçeyle geri alıyor. Vergi kaçağımız çok yüksek boyutta diye sızlanıyorlar, alınamayan eski vergilere yenilerini ekleyerek halkı uyutmaya çalışıyorlar. Haydi benim vatandaşım pamuk eller ceplere diyorlar. Türkiye2nin sorunu üretememektir, işsizliktir. Üretim artmayınca yaşantımızı borç ve harçla zorla sürdürmeye çalışıyoruz. İşler iyi gidiyor lafları züğürt tesellisidir. Gerçeği halktan saklamak ileride vatandaşlarımızı sükutu hayale sürükler. Halkımızın kazancı yetmediği için kredi kartlarıyla borçlanarak geçinmeye çalışıyorlar. Ödeyemeyince de çok ağır gecikme faizleri ile karşı karşıya kalıyorlar. Kredi kartları serbest piyasa ekonomisinin doğurduğu ve günümüz hayatını kolaylaştıran, nakit taşıma zorunluluğunu ortadan kaldıran bir unsurdur. Ya yeni iş sahaları açıp işsizliği önleyip üretimi artıracağız ya da hep böyle fakir kalarak dış devletlere el açıp dilenerek yaşayacağız. Tarih tekerrürden ibarettir koskoca Osmanlı İmparatorluğunda borçlandırılarak yıkılmıştı. ÇÜRÜYEN SİSTEM VE LİDERLERİ Tartışmaların üslubu ve seçilen sözcükler, aynı zamanda tartışmacıların kalitesinin de aynasıdır. Bu noktada şaşmaz bir toplumsal yasanın hükmünü yürüttüğüne bir kez daha tanık olmaktayız. Çürüyen ve çöküşe giden sistemlerde birikimli, nitelikli ve her bakımdan olumlu özelliklere sahip kadrolar, sistemin kenarlarına itilir. Veya bu tür kadrolardan bazıları, sistemin ön sıralarında kendileri için nefes alınacak bir ortam bulamadıkları için, biraz da kendi tercihleriyle arka planda kalmayı tercih ederler. Buna karşılık sistemin yozlaşması ve çürümesine paralel olarak, buna uygun birikimsiz ve eyyamcı kadrolar ön plana çıkarlar. Siyaset tarihimizde bilindiği kadarıyla hiçbir devlet adamı, tartışmada böyle bir üslup kullanmadı.SSK hortumlandı, İstanbul MR-EKG'de İngiltere'yi geçti Savcısı Ömer Suha Aldan, iddianamesinde kamu hastanelerinin ‘cihazlar bozuk diyerek hastaları özel sağlık kuruluşlarına gönderdiğini açıkladı. Aldan, bu yüzden sadece İstanbul'da özel sektördeki EKG ve MR cihazının, İngiltere'den fazla olduğunu söyledi. Neşter davası nı açan Ankara DGM Savcısı Ömer Suha Aldan, ana iddianamesinde Türkiye'de çöken sağlık sektörü ile sosyal güvenlik kurumlarına da neşter attı. İddianame sadece İstanbul'daki özel sağlık şirketlerine ait son derece pahalı olan EKG veya MR cihazlarının sayısının İngiltere'deki toplam cihaz sayısından fazla olduğunu da ortaya çıkardı. Yine kamu hastanelerindeki cihazların;bozuk ya da yetersiz; olduğu gerekçesi ile hastaların özel sağlık kuruluşlarına sevk edildiği de belgelendi. İddianamede, Hastane dışındaki EKO, MR ve EKG gibi cihazların bulunduğu şirketlerin gizli ortakları genellikle, sevki yapan hastane doktorlarıdır denildi. Bazı özel hastanelerde insan sağlığı hiçe sayılarak, balon ve katater gibi bir defa kullanılması gereken tıbbi malzemelerin on defa kullanılarak, parası devlete fatura edildi. İddianamede adı geçen bazı özel hastanelerin ise hastalara ucuz fiyatlı tıbbi malzeme kullandıkları halde, pahalı malzeme kullanılmış gibi SSK'ya fatura çıkarıldığı belirtildi. Bazı hastaneler döner sermaye gelirlerinin artması için aynı hastaya, 40 şişe serum, 500 şırınga kullanıldığı veya 600 idrar tahlili yapıldığına dair hasta dosyaları ve faturalar düzenlemektedir. Bu olaylar artık mizah konusu haline gelmiştir. Çoğu doktor özel hastaneye sevk başına haksız kazanç sağlamaktadır. SSK ile özel hastaneler arasındaki paket anlaşmalar, doktorlar tarafından SSK aleyhine kullanıldı. Bir hastaya dördün çok üzerinde stent uygulandı, stent takılmaması gereken hastalara dahi stent takıldı. Doktorun özel muayenehanesine gidilip, ücret ödenmeden kamuya ait hastanelerde sırasız ve ihtimamlı muayene olmak mümkün değildir. Hastane koridorları medikal firma çalışanı ile doludur. Ameliyat olmak için malzemenin, doktorun adını verdiği medikal firmadan alınması gerekmektedir. Çoğu doktor, muayenehanelerini tedavi amaçlı olarak değil, çalıştıkları özel hastanelere müşteri bulmak için açmaktadırlar. YANLIŞ TEDAVİ Gerek iş yoğunluğu, gerek eğitim eksikliği ve gerekse her beş yılda bir gelişen tıbbi uygulamalara uyum eğitiminin alınamaması nedeniyle, yanlış tedavi şikayetleri artmaktadır. Okuyan: Suçluluk telaşıyla beni suçlamaya kalkıyorlar Çalışma eski Bakanı Yaşar Okuyan, sanıklarından Aziz Demirhan'ın kendisiyle ilgili iddialarına, Dosyaları DGM'ye veren benim. Suçluluk telaşıyla, kendini kurtarmaya çalışıyor yanıtı verdi. Okuyan, hakkında bazı firmaları kayırmasını istediğini söyleyen Demirhan hakkında 10 milyar liralık tazminat davası açacağını belirtti. Okuyan, Demirhan'ın SSK'nin yüzde 30 daha pahalıya kardiyoloji ve ortopedi malzemesi almasına neden olan bürokrat olduğunu söyledi. Okuyan, bakanlığı döneminde bu olayla ilgili yaşananları, Hürriyet'e şöyle anlattı: Bunun üzerine Demirhan hakkında soruşturma başlattım. Soruşturmayı yapan müfettişler uygulamada bir olağanüstülük olmadığına dair rapor verdiler. Bu kişilerin Demirhan'ın arkadaşı olduğunu öğrendim. Bu kez de hem genel müdür yardımcısı, hem de müfettişler hakkında soruşturma başlattım. Bürokratlar kurdukları düzenin bozulmasından rahatsız oldu. DGM'nin neşter operasyonunu başlatmasına neden olan tüm bilgi ve belgeleri ben verdim. Şimdi işin sanığı olan birinin benimle ilgili düzmece ifadeler vermesini garipsemiyorum. SSK'da kobay olarak kullanılan 6 hasta öldü Ankara DGM Savcısı Süha Aldan'ın iddianamesindeki dikkat çekici bölümlerden birini de SSK'da bazı hastaların kobay olarak kullanıldığı oluşturdu. Bu bölümde şu iddia yer aldı: ‘‘Henüz satışa arz edilmemiş kimi ürünlerin ülke insanı üzerinde denenmesi için yetenekli ancak hırs ve çıkar anlayışına sahip hekimlere denetimsiz bilimsel çalışmalar yaptırılmıştır. SSK'lılar kobay olarak kullanılmıştır. İsrail ve Almanya vatandaşı olup, Medtronic firmasında teknisyenken emekli olarak Türkiye'ye gelen Chava Johanna Bondy bilimsel çalışma ekibi oluşturdu. Dokümanlarda, üzerlerinde bilimsel çalışma yapıldığı belirtilen çok sayıda kişinin öldüğüne ilişkin listeler ele geçirildi. Bir hekimin henüz yeni üretilmiş bir defibrilatörü uyguladığı altı kişi de öldü, Yurt dışından DOKTOR İthal etmek Türk Halkını Organ Mafyasına teslim etmek ve Savaşsız Türk Halkı KIRDIRILMAK mı İstenmektedir.Yolsuzluk diz boyu Ankara DGM Savcısı Ömer Suha Aldan'ın iddianamesinde sosyal güvenlik sistemi ile ilgili şu değerlendirmeler yapıldı: Sosyal güvenlik kurumları devletin sırtında bir kamburdur. Kurumlar iyi yönetilmemektedir. Yöneticileri sık sık değişmektedir. Bu kurumlarda yolsuzluk diz boyudur. Emekliler geçim sıkıntısı içindedir. Yaşlarının gerektirdiği anlayış ve kolaylıkla sağlık hizmetinden yararlanamaz durumdadırlar. Bu kurumlar toplumca; yaptığı hizmetlerle değil, prim tahsil edememekle, sıkça Hazine'den yardım almakla, banka önünde ve hastanelerindeki kuyrukla, birimlerinde zaman zaman ortaya çıkan yolsuzlukla, emeklilerine az ücret vermekle anılır hale gelmiştir. .
d)- Süper Emekli Kanununu çıkartan TBMM 25 30 yıl çalışarak bu ülkeye artı değer sağlayan üretimde çalışarak, Bacağını kolunu, çiğerlerini kaybederek yıpranan ve karşılığında aldıkları yıpranma ( KIDEM TAZMİNATLARINI >> SSK zarar ediyor diyerek Süper emekli Kanunu ile Güvence veren ve geleceklerinin yegâne ve tek güvencesi bugünkü değerde 80 Milyar TL KEFEN PARALARINI elinden alan TC. DEVLETİ 4 Bin civarında Süper emeklileri DOLANDIRDI ve ; HORTUMLADI Maşallah hiçbir Siyasi Parti de ses ÇIKARTMADI onun için diyorum ki, Tüm Siyasiler ve MİLLETVEKİLLERİ Bu Süper EMEKLİ olan insanlara sahip çıkmalıdır. Aksi takdirde AHİRETTE bunun hesabını veremezsiniz Çıkarttığınız kanunu iptal ederek Süper emeklileri mağdur eden Bir Devlet düşünüyorsanız ve onun için iktidar olmak istiyorsanız OLAMAZSINIZ; bu 4 bin civarındaki Emeklilerin Çocukları, damatları gelinleri eş dost ve akrabalarına SİYASİLER güvence vermesi aksi halde Sandıkta ÇAKILIRSINIZ Almanya’da Merkel böyle olmadı Mııııııııııı. !. ??????????e)- Ya diğer emekliler, GEÇMİŞİNE SAHİP ÇIKMAYAN GELECEĞİNE nasıl sahip çıkacak ülkeyi nasıl yöneteceksiniz. Sizleri bugünlere getirme fedakârlığında bulunan EMEKLİLERİNİZ ‘e sahip çıkıyor musunuz? Hatırlarını soruyor musunuz BOYNU BÜKÜK YETİMLER GİBİ ORTADA KALMANIN ezikliği içindeki bu emeklilere sahip çıkmadığınız için Oy da isteyemezsiniz. f)- Dünün milletvekilleri bugünün PKK lıları KIYAK EMEKLİ maaşlarını alıyorlar. g)- Milli Takım Antrenörü 100 Milyar Maaş alıyor . h)- BDDK Yöneticileri 95 Milyar Maaş alıyorlar, ı)- TMFS Yöneticileri 120 Milyar Maaş alıyorlar j)- Üst Bürokratlar Kamu Kuruluşlarının tüm Para eden mallarını Satarak, Kendilerine Şahsi Menfaat temin ediyorlar. Emekliden mektup Emekliler; eksik yapılan ödemelerden ötürü haklarını alamadıklarını öne sürerek, Başbakan'a mektup yazdı. Dertler anlatıldı İşçi, Memur, Bağ-Kur Emeklileri Derneği, Genel Başkan Hamdi Öz imzasıyla Başbakan Erdoğan'a bir mektup göndererek, kazanılan davaların yerine getirilmesini istedi. Emeklilerin dertlerinin anlatıldığı mektupta; Emekli, dul ve yetimlerin maaşlarının TÜFE farkı dikkate alınmadan 29 ay eksik ödendiği belirtildi. Mektupta ayrıca Conrad Oteli'- ndeki hissedarlıktan hiçbir maddi yarar sağlanamadığı yazıldı. 'Davalar bitsin' Mektupta Başbakan Erdoğan'a hitabeden emekliler, enflasyon farkları ile ilgili kazanılan davaların emsal teşkil etmemesinden yakınarak, "Her bir emeklinin dava açması hem adliyeyi meşgul edecek, hem de devlete ek yük getirecektir. Bunun önüne geçilerek alacaklarımızın 'kıst ödeme' şeklinde tarafımıza verilmesi gerekir" dedi. Mektupta sorunlarını sıralayan emekliler, özetle şunları söyledi: İşte istekler... * Kurum SSK'nın menfaatlerini korumuyor. * SSK'nın özel hastanelerle yaptığı anlaşmalar açıklansın. * SSK'nın taksitle kömür satması ve fiyatını artırması kepazeliktir. * Süper Emeklileri DEVLET ve MECLİS DOLANDIRMIŞ VE HORTUMLAMIŞTIR. Bu durumun derhal Kanunla Hakların İADESİ * Yüzde 15'i bizim olan Conrad Otel'deki payımız verilsin. 88 Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu'- nun emeklilerimize 2002'den beri eksik ödeme yapıldığına dair kararı değerlendirilsin.


Kimden: DSPHABER [mailto:dsphaber@dsp.org.tr]Gönderilmiş: Cum 09.12.2011 09:44Kime: Undisclosed-Recipient:;Konu: DSP GENEL BAŞKANI MASUM TÜRKER, 10 ARALIK İNSAN HAKLARI GÜNÜ NEDENİYLE MESAJ YAYINLADI
9 Aralık 2011
DSP GENEL BAŞKANI MASUM TÜRKER, 10 ARALIK İNSAN HAKLARI GÜNÜ NEDENİYLE MESAJ YAYINLADI:
“İNSANLARI ÖZGÜR OLMAYAN BİR ÜLKEDE DEMOKRASİDEN SÖZ EDİLEMEZ”
10 Aralık İnsan Hakları Günü, temel hak ve özgürlüklerde gelinen noktayı bir kez daha gözden geçirme ve eksiklikleri giderme konusunda atılacak adımları belirlemek bakımından büyük önem taşımaktadır.
Ayrımcılığın önlenmesi, insan hakları konusunda kanun önünde eşitlik, Anayasal bir zorunluluktur. İnsan hakları, demokrasi ve hukukun üstünlüğü ilkeleri, Türkiye’nin uluslararası arenada taraf olduğu ve imza attığı sözleşmelere sahip çıkması, bunların gereğini yerine getirmesi, herkesin dikkatle üzerinde durması gereken bir konudur.
İnsanın en önemli hakkı yaşama hakkıdır. Yaşama hakkının elinden alınması, bir insana yapılacak en büyük haksızlıktır. Bu nedenle insanın yaşama hakkına son veren terörün ve şiddetin önlenmesi, ülkemizin öncelikleri olmalıdır. Bununla birlikte düşünceyi ifade özgürlüğü, iletişim özgürlüğü konularında da ülkemiz demokrasiyle yönetilen diğer ülkelere eşdeğer, hatta onlardan daha önde politika uygulamalıdır.
Bugün düşüncesini açıkladığı, gazetecilik görevini yaparak kamunun haber alma özgürlüğüne hizmette bulunduğu için hapislerde çürüyen aydınlarımızın durumu, ülkemizin en büyük insan hakkı ihlallerine imza atmasına neden olmuştur. Bu nedenle bu ayıbın hemen ortadan kaldırılması ve insan hakları ile temel özgürlükler konusunda Türkiye’nin layık olduğu yere taşınması gerekmektedir. Ülkemizde insan ihlallerinin önlenmesi ve insan hakları konusunda evrensel standartlara uygun davranılması, Türkiye’yi dünyada hak ettiği konuma taşıyacak en önemli etken olacaktır. İnsanları özgür olmayan bir ülkede demokrasiden söz edilemez, o ülke dünyada demokratik bir ülke olarak kabul edilemez.
10 Aralık İnsan Hakları Günü’nün ülkemize ve milletimize aydınlık günler getirmesini temenni ediyor, vatandaşlarımıza insan hakkı ihlalinin yaşanmadığı bir Türkiye’de özgürce bir yaşam diliyorum.

"Sosyal devlette sosyal güvenlik sistemi, yalnızca aktüeryal hesaba dayanan bir düzenek olarak oluşturulamaz. Sosyal güvenliği salt aktüeryal denge olgusu düşüncesiyle oluşturmak, "sosyal devlet" ilkesini savsaklamak anlamına gelir ki, bunu, Anayasa'nın 2. maddesiyle bağdaştırmak olanaksızdır.
“Devletin ‘sosyal’ niteliği, aktüeryal denge ile sosyal devlet ilkesi arasında uyum sağlanmasını; sosyal güvenlik sisteminden kaynaklanan açıkların, başka bir deyişle sosyal güvenlik yükünün gerektiğinde devletçe karşılanmasını zorunlu kılar."
"Ayrıca, hukuk devletinin amaç edindiği kişinin korunması da, toplumda sosyal güvenliğin, sosyal gönencin ve sosyal adaletin sağlanmasıyla gerçekleştirilebilmektedir."
"Cumhuriyet'in nitelikleri arasında yer verilen sosyal hukuk devleti ilkesi uyarınca, toplumda yoksul ve gereksinim duyan insanlara Devlet'çe yardım yapılarak, onlara insan onuruna yaraşır asgari yaşam düzeyinin sağlanması, böylece, sosyal adaletin ve sosyal devlet ilkesinin gerçekleşmesine elverişli ortam yaratılması gerekmektedir."
"Sosyal güvenliğin de içinde bulunduğu sosyal hakların devletçe tanınmış olması yeterli değildir. Bu hakların gerçekleşmesi için devletin olumlu edimde bulunması, sosyal güvenlik alanında oluşturulacak kural ve kurumların da, Anayasa'nın sözüne ve özüne, bu bağlamda sosyal hukuk devleti ilkesine uygun olması zorunludur."
"Bu yaklaşım, emekli olabilmek için öngörülen prim ödeme gün sayısı, prime esas aylık tutarı ve prim oranı, emekliliğe hak kazanabilme ile emekli aylığına hak kazanmada yaş sınırları, yaşlılık aylığı bağlama oranı, yaşlılık aylığı hesaplama yöntemi, aylıklarda sağlanacak yıllık artış tutarı ve sağlık gibi konularda getirilen kuralların adil, makul ve ölçülü olmasını gerektirmektedir."



TÜKETİCİLER DERNEĞİ
GENEL BAŞKANLIĞINA

TC. Devleti 1987 yılında, SSK. Zarar ( İFLAS )etti Denilerek, Bizzat O, zamanın Başbakanı Sn. Merhum Turgut ÖZAL TV. ve Gazetelerde Boy boy ilanlar vererek, TBMM. Çıkarttığı SÜPER EMEKLİ Kanunu ile Devletime ve TBMM. nin çıkarttığı kanuna Güvenerek, Devletimizin zarar eden SSK. sını zarardan kurtarmak ve Devletimize katkıda bulunmak için, Maden İşçiliğinden Emekli oldum ve Kıdem Tazminatım olan Yıpranma bedelimi ( KEFEN PARAMI) Bugünkü değerle 90.000.-TL. Tazminatımı Devletime verdim.
1- Bağkur 24 Basamak emeklisi 3.300.-TL.
2- SSK. Yeni emekli 2,300.-TL.
3- Bir Dönem Milletvekilliği yapanlar, 8.000.-TL.
4- Aşağıdaki Yazı içeriğinde, Bürokrat Emeklileri, 60.000.-TL. Maaş almaktadırlar.
Buradan hareketle, Türkiye genelinde Benim gibi Süper emekliler 800.-TL. Maaş almaktayız.
Yukarıda arz ve izah ettiğim, aşağıda sunduğum gerekçeler de dikkate alınarak,
Devlet eliyle Mağdur edildim.
Başkanlığınızın Bu durumum karşısında TÜDER olarak ben ve benim durumumda olan Süper emeklilerle ilgili mağduriyetlerimizin giderilmesini Saygılarımla arz ve talep eder, Bilgi edinme yasasına göre Tarafıma olumlu ve olumsuz vereceğiniz yanıtın gönderilmesini Arz ederim.
Erol ÇINAR
Süper Emekli Mağduru Maden İşçisi
ZONGULDAK
Tel: 0532–4624335
E-Mail:erolcinar@ttmail.com
Adresim:
Erol ÇINAR
Fatih Sitesi Birkent C.Blok D.16
Kozlu-ZONGULDAK

Devlet hukuku" ile "hukuk devleti"
Böyle Olur Mu?
Süper EMEKLİLERİ
Dolandıran Devlet.
Böyle Devlet Olur Mu...
KIYAK Emekli Milletin VEKİLLERİ..!! ?..

Vekillerin süper emekli maaşına Yargıtay onayı
Yüksek Mahkeme'nin iptal ettiği 'süper emekli maaşına' onay verildi.
Türk siyasi tarihine "kıyakçı kırklar" olarak geçen 21. Dönem'e ait 40 milletvekilinin, basına karşı açtığı "hukuk savaşı" galibiyetle bitti. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, geçen yasama döneminde Anayasa Mahkemesi'nin iptal ettiği bir yasayı yeniden düzenleyerek kendilerine "kıyak emeklilik ve yüksek maaş" sağlayan 40 vekilin, manevi tazminat istemini yerinde buldu.
17 Aralık 1999 günü bir gazetede "Kıyakçı Kırklar" başlığıyla resimleriyle birlikte haber oldukları için gazete aleyhine manevi tazminat davası açan dönemin Plan ve Bütçe Komisyonu üyesi 40 kişinin, kişilik haklarına saldırıldığı görüşüne varıldı.
Yerel mahkemenin sanıklar aleyhine iki kez üst üste verdiği "ret" kararını hukuka uygun bulmayarak bozan genel kurul, "Davacıların topluma hedef gösterilmesi doğru değildir, kişilik haklarına saldırıda bulunulmuştur" hükmüne vardı.
Gazetecilik dersi de verildi
Gerekçeli kararında "gazetecilik dersi" de veren kurul, kararında şu ifadelere yer verdi: "Basının başlıca görevlerinden birisi, zamanında ve gereken ayrıntıları ile ve doğru olarak, kamu yararı bulunan haberleri toplayarak halka, topluma ulaştırmak, böylece toplumun düşünce ve kanaatlere ulaşmasını ve neticede kamuoyunun serbestçe oluşumunu sağlayarak toplumun denetimine aracı olmaktır."

Kıyak EMEKLİLİK
Kanunu İle SÜPER EMEKLİ Kanununun
MUKAYESESİNE
BAKTIĞIMIZDA
Süper EMEKLİLERİ Kimler DOLANDIRDI, ve HORTUMLADI

7- Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Moğultay, bakanlıkta düzenlediği basın toplantısında, süper emeklilerin durumlarını düzeltecek tasarının yasalaşmasıyla, süper emeklilerin 4 yıl önce kaybettikleri haklarının tamamının iade edildiğini söyledi. Moğultay, işlemler yetişirse bayram öncesi süper emeklilere 5 aylık fark ödeneceğini bildirdi.

4- Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Moğultay, Ankara'da yaptığı açıklamada, süper emeklilerin durumunu düzeltecek yasa taslağının, Başbakanlığa sunulduğunu bildirdi.

Mehmet Moğultay, 'Taslakta getirilen uygulamanın, 1 Ocak 1993 tarihinden itibaren yürürlüğe girmesi öngörülmüştür. Böylece süper emeklilere, 4 yıl önce kaybettikleri geri iade edilmiş olacaktır" dedi. www.aksam.com.tr 15 Mayıs 2002 Çarşamba Derdini AKŞAM'a anlatHazırlayan: Ali OKTAY...2Diri diri mezara!RANDEVU MU?: Gariban emekliler hastaneden telefonla nasıl randevu alacak? Birçoğumuz telefon numaralarını bile çeviremiyoruz. Okuma yazma bilmeyen varŞİPŞAK MUAYENE: SSK hastanelerinde doktor, hasta başına sadece 2.5 dakika zaman ayırabiliyor. Bu süre içinde değil muayene olmak, derdimizi bile anlatamıyoruzEmeklilerin dertleri saymakla bitmiyor. Toplumda 'üvey evlat' muamelesi gördüklerini belirtiyor, '6 milyon emekli kitlesi, çok büyük bir gücüz. Ankara'ya yürüdük mü her yer sallanır' diye uyarılarını yineliyorlar.AKŞAM mikrofonunu uzattığımız herbiri, siyasilere küskün, hatta kızgın. Yaşam şartlarının gittikçe daha da ağırlaştığına dikkat çekiyorlar. Sorunlarını kimsenin dinlemediğinden yakınan emekliler, 'hükümeti, sandığa gömeceklerini' ifade ediyorlar.


Gücümüzü göreceklerEmekli-Sen 1.no'lu Şube Başkanı Hayri Yavuz, 27 Haziran-4 Temmuz tarihlerini 'Emekli Haftası' olarak ilan ettiklerini açıkladı. Yavuz, sözlerini şöyle sürdürdü: 'Bu hafta içinde emeklilerin sorunlarının tartışıldığı ve onların sorunlarına çözüm arandığı etkinlikler düzenledik. Sesimizi duyurabilmenin yollarını aradık. 50 bini aşkın üyemiz bulunuyor. Emekliler, bizim aracılığımızla haklarını arayabiliyorlar. Eğer emekliler olarak örgütlenebilirsek, gücümüzü herkes fark edecek. Türkiye'de 6 milyona yakın emekli var. Şimdilik sesimizi bu hafta içerisinde duyuruyoruz. Ama o zaman da duyuramazsak ne yapacağımızı çok yakında göreceksiniz.'Emeklilerin, en büyük şikayetlerinden biri ise, sağlıklarının 'Allah'a emanet' olması. 'Devlet, diri diri mezara girmemizi bekliyor' diyorlar.
Dernek Başkanı Öz: SSK bize 207 trilyon lira borçluTÜFE'den doğan maaş artışlarından dolayı 19-21 günlük farkları almak için ilk kez dava açan bir emekli, SSK'yı yasal faiziyle200 milyon lira ödemeye mahkum etti. Şimdi yüz binlerce emekli, 2000 yılından beri 28 aylık alacakları olan 200 milyon lirayı almak için mahkeme kapısını aşındırmaya hazırlanıyorlar. İşçi, Memur, Bağ-Kur Emeklileri Derneği Başkanı Hamdi Öz'ün SSK aleyhine açıp kazandığı bu dava, emsal teşkil ediyor. Öz, 'Tüm emekliler dava açarsa, SSK 207 trilyon ödeyecek. Sayın Okuyan, tümümüze ödemesi gereken ve katrilyonu aşan bu parayı ödemezse Yüce Divan'da yargılanır' diyor.
Duru: İş yokEskişehir İşçi Emeklileri Cemiyeti Başkanı Arif Duru ise şunları söylüyor: 'Aslında bize yaşamayı nasıl başarıyorsunuz diye sormalısınız. Bizi en çok üzen, bayramda çocuklarımıza harçlık veremememiz. Emekli olduktan sonra bize 'Ölseler de maaş almasalar' diye bakıyorlar. Kuyruklarda ölmek istemiyoruz. Çalışmak istiyoruz ama kimse bize iş vermiyor. Bizler vatanımız için her şeyimizi verdik. Hakkımızı aramak için topluca sokağa çıkıp yürüsek, Türkiye sallanır.' Sosyal yardım SADAKA OLDU1981 yılında sosyal yardım zammı, maaşın yüzde 60'ıydı. Şimdi ise yüzde 2'si... Vergi iadesi de yüzde 12'den 5'e düştü. İşte, emeklinin en ağır sorunları...

· İşsizlerden sonra, en mağdur kesimi emekliler oluşturuyor. Nisan ayı ortalamasına göre emekli aylığı 245 milyonu geçmiyor. Yoksulluk sınırının 700 milyon olduğu düşünülürse emeklilerin yüzde 80'i açlık sınırının altında yaşıyor.

· 1981'de 2422 sayılı yasa ile sosyal yardım zammı çıkarıldı. O tarihte 12 bin 919 lira olan bu yardım parası, maaşın yüzde 60'ına tekabül ediyordu. Bugün bu rakam 4 milyon 690 bin lira ile sabitleştirildi. Oran yüzde 2'ye düştü. Emekliler, yüzde 58 oranında bir kayba uğradılar.'Süper' soygunu

· 1986 yılında süper emeklilik diye bir şey çıkarıldı. Herkes, süper emekli olabilmek için bütün varını yoğunu sattı. 86'da bu para, bir yerli otomobil alınabilecek 4 milyon ikiyüz bin liraydı ve 10 ayda geri alınacaktı. 65 bin kişi bu parayı yatırarak süper emekli oldu. Ancak yüksek mahkeme iptal etti. Devlet de geri ödemeyip paralarımızın üstüne yattı.

· 1984 yılında KDV yasası ile birlikte emeklilere her 3 ayda bir vergi iadesi verilmesi kararlaştırıldı. O tarihte verilen vergi iadesi tutarı, maaşların yüzde 12'sine denk geliyordu. Bu oran şimdi yüzde 5'e düşürüldü. Buraya sağlam giren hasta çıkarHer gün ortalama bin hasta SSK hastanelerine başvuruyor. Bunlardan 400'ü muayene olabiliyor. Muayene ve ilaç kuyruklarına, bir de kendini bilmez bazı personelin yaşlılara akıl almaz kötü davranışı eklenince, SSK hastaneleri, sağlam insanı bile hasta edecek birer kuruma dönüşüyor. Hastalar ayrıca 'Kendi doktorunun yazdığı ilaç, SSK eczanesinde yok. Bir de eskiden ilaç parasının yüzde 10'unu alırlardı, şimdi maaştan keseceklermiş' diye yakınıyor.Çaycı Ali Öğretmen'in aklı okuldaANTALYA/AKŞAT
Devlet vatandaşını yine kazıkladı
Denir ki: -Devlete güvenmeyeceğiz de kime güveneceğiz? Ama çoğu zaman güvenilen dağlardan çığ düşer. Altında kalınır. 1990`lı yıllara yaklaşılıyordu. Süper Emeklilik diye bir uygulama başlatıldı. Emekliliği hak edenler belirli bir miktar ödeyecek, bunun sonucu olarak da kendilerine normalin 2-3 katı kadar emekli maaşı bağlanacaktı. Herkese çok cazip geldi. Süper emekliler bir iki yıl bu parayı aldılar. Sonra maaşlarına zam yapılmaya yapılmaya, Toplumdan yükselen bu konudaki feryat sizin kulağınızı hiç gelmedi mi? Vatandaşı mağdur etmek devlete yakışmaz. Suçlu olan biziz Amerika değil! Avrupa Birliği Komisyonu`nun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Günter Verheugen, `Türkiye`nin AB`ye tam üye olacağına inanmıyorum. Başka bir çözüm bulmalıyız` dedikleri normal emekliklilerin bile gerisinde kaldı. Devlet resmen vatandaşını kandırmıştı.
Oysa bizde sık sık yapılan değişiklikler, siyasal iktidarların seçim dönemlerinde vaat ettikleri erken emeklilik uygulamaları, emekli yaşıyla oynamalar, erken, süper, kıyak emeklilik gibi yasalarla emekli maaşlarının farklılaştırılması, hiç prim ödemeyen, ya da üç beş yıl prim ödeyenlere “emeklilik” yolunun açılması gibi düzenlemeler sitemi felç etti.
Her dönem parlamentosu, milletvekilleri daha seçimden çıkar çıkmaz ilk iş olarak milletvekillerine bir “kıyak emeklilik” yasası çıkarttılar. Anayasa mahkemesi bu yasaları iptal etti ama, iptal kararları geriye yürümediği için bu arada herkes emekli oldu. Hem de yüksek yüksek maaşlarla. Milletvekilleri, iki yıl, üç yıl mebusluk yapıp, 35-40 yaşında emekli oldular.

SSK yasasıyla o kadar sık oynandı ki, ben bile sayısını unuttum. Süper emeklilik adı altında, insanlardan toplu paralar alınıp 35’inde emekli edildiler. Yüksek maaş vaadiyle. Anayasa mahkemesi bunu da iptal etti ama milyonlarca insan mağdur oldu.
EMEKLİLERİN SESİNE KULAK VERİN...
Parlâmentonun çıkarttığı SÜPER EMEKLİ kanunu ile “Devlete ve çıkartılan kanunlara güvenen” 6 Bin EMEKLİ insanların bugünkü değerde 80 milyar parasını HORTUMLAYAN Türkiye’yi yöneten Siyasi ERK, neden suskundur. Halkın gözünün içine bakarak Sayın Haluk KOÇ. en düşük memur maaşının 950 milyon olması gerektiğini dillendirirken, SSK emeklileri Süper Emekliler de dahil aldıkları400- 550 milyon maaş aldığına değinilmemektedir. Yoksa emekliler başka bir Türkiye’de mi yaşıyorlar. HORTUMLANAN Süper emeklilerin uğradığı haksızlığın önlenmesi için, CHP olarak girişim başlatmalısınız. Emeklilerin açlık ve fakirlik altında nasıl inim inim inlediklerinin ve feryatlarının SESİNE kulak vermelisiniz

KARŞIOY GEREKÇESİ
Esas Sayısı : 1989/ 11
Karar Sayısı : 1989/48
Bu karara ilişkin öbür karşıoy gerekçelerine katılıyor, ayrıca yer ve zaman almamak ve yinelemekten kaçınmak için, aşağıda vurgulanmasını yararlı ve zorunlu gördüğüm hususlar dışında ayrıntılı karşı oy belirtmeyi gereksiz buluyorum.
Kişisel haklar ile özlük haklan konularında aylık ya da üç aylık, çalışanlara ya da emeklilere yapılan-yapılacak ödemelerin kazanılmış hak sayılmasının olanaksızlığı öğretide ve uygulamada çoğunluğun paylaştığı bir görüştür. Yasaların geriye yürümezliği ilkesi gibi Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümezliği kuralının da zorunlu nedenlere dayanan ayrık durumları, önceki kapsamının kaçınılmaz gerekleri vardır. Bilimsel ağırlıklı hukuksal tartışmaların gündeme getireceği olumlu ya da olumsuz görüşler genelde ilkeleri doğrularsa da özlük hakları içindeki ödemeleri dışarda bırakır. Özellikle Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararından sonra, yasa yürürlükte iken yöntemince yasal işlem tamamlansa bile, yürürlükten kalkan kurala dayanılarak ödeme yapılması-alınması, kazanılmış hak savunması geçerli değildir. Kaynağı ortadan kaldırılan ve her zaman azaltılıp yükseltilebilecek ödemeler kimse için süreklilik taşımaz. Çoğunluk kararının bu sorunu işleyen bölümleri yerinde olmakla birlikte, Anayasa’nın 2., 11., 138. ve 153. maddesinin gözardı edildiğini, hukuk devleti niteliklerine uygun davranış özenine aykırı işlemlerin yeterince üzerinde durulmamıştır.
Günlük konuşma dilinde “süper emekli” olarak anılan emekli sigortalıların yitirdiği hakların çözümü de devletin görevidir. Süper emeklilik olanaklarından yararlanmak, önceden alamadığı ama alması gereken ödemeye kavuşmak, hizmet yılına göre göstergeyi kazanmak için zamanında ya da önceden emekliliği seçenler, bir anlamda emekliliğe zorlananlarla olağan emekliler ve çalışmakta olanlar arasında ayrılık yaratmayacak düzenlemelerin öngörülmemesi iptal istemini haklı kılan yanlardır. Anayasa Mahkemesi öneri, uyarı türünde karar alamaz, yeni bir uygulamaya yol açacak nitelikte karar veremez ve yasakoyucu yerine geçecek biçimde davranamazsa da karar gerekçeleri sonuçla birlikte tümlük oluşturduğundan yasama organını kesenkes bağlayıcıdır. Bu sonuca uymamak da başlıca bir iptal nedenidir. Anayasa Mahkemesi kararlarını etkisiz ve geçersiz duruma getirecek, sonucunu değiştirip savsaklayacak düzenleme ve uygulamalar, yargı denetimini olanaksız kılacak, hak arama yolunu daraltıp kapayacak hukuk dışı işlem ve eylemlerdir. Anayasa’ya bu yönüyle aykırı metinlerin yürürlüğünü sürdürmesi düşünülemez.
Anayasa Mahkemesi, gereken durumlarda kararın yürürlüğe girişini erteleyerek iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca belirlemiş, başka bir anlatımla yasama organına doğan hukuksal boşluğu dolduracak yasa için süre vermişse bu sürenin başlangıcında gereken yapılarak Anayasa’ya aykırılığı saptanan kuralın uygulanması durdurulmalı, tasarı ya da öneri öncelikle değil ivedilikle de yasalaştırılarak hukuka saygı ve bağlılığın örneği verilmelidir.
Haksızlık, adaletsizlik, eşitsizlik ve aykırılıkları gidermek yasa koyucunun Anayasa Mahkemesi’nin kararı doğrultusunda bir düzenleme yapma zorunluluğuna özenle uymasını sağlamak, yargısal denetimin temel amaçlarındandır. 3395 sayılı Yasa’yla ilgili iptalden sonra 29.12.1988 günlü ve 352 sayılı KHK. çıkarılması, daha sonra bu kez incelenen 3522 sayılı Yasa’nın yürürlüğe konulması, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararına uygun bir yasama çalışması niteliğinde değildir. Nitelikli emeklilik konumunun giderilerek eşitlik sağlanması, sigortalıların ödedikleriyle aldıkları ve gösterge ayrılıklarının gözetilmesiyle çözümlenecekken zarar saptanmadan, karşılama yöntemi belirlenmeden, sonuç gösterme yeni bir Ana-yasa’ya aykırılık olgusudur. Bu gereklere uymayan, üstelik uygulamada olumlu ya da olumsuz bir sonuç doğurmayacak sorunu ortada bırakan karar, sosyal güvenlik kavramı ve hukukun ilkeleriyle de bağdaşmamaktadır. Bir haksızlık giderilmek istenirken başka bir haksızlık yapılmamalıdır.
Başlıca bu nedenlerle, dava konusu yasa hükümlerinin iptali gerektiği düşüncesiyle çoğunluk kararma katılmıyorum.
Üye
Yekta Güngör ÖZDEN

KARŞIOY YAZISI
Esas Sayısı : 1989/11
Karar Sayısı : 1989/48
I- 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun geçici 70 inci maddesi, Anayasa Mahkemesi’nin 26.11.1988 günlü ve 33 sayılı kararı ile iptal edilince, 16.2.1989 günlü, 3522 sayılı Kanunun 2 nti maddesiyle, dava konusu geçici 75 inci madde yürürlüğe konulmuştur. Bu madde de: “Geçici 70 inci madde uyarınca, geçici gösterge aylığına hak kazananların malûllük, yaşlılık ve ölüm aylıklarının .... ödenmesine devam olunur” denmektedir ki, bu hükmün Anayasa’ya aykırılığı, fazla izahata ihtiyaç göstermeyecek kadar açık ve ortadadır.
Anayasa’nın, 138 inci maddesi: “Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez”; 153 üncü maddesi: “iptal edilen kanun yürürlükten kalkar .... Anayasa Mahkemesi kararları yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar” hükümlerini taşımaktadırlar.
Halbuki, dava konusu kanun maddesi, iptal hükmünün yürürlüğe girmesini geciktirmekte; iptal edilen kanun maddesinin, bazı şartlarla da olsa, sonu belirsiz bir süre daha uygulanmasını öngörmektedir: Enflasyon olmasa, mezkûr emekli aylıkları, “Aralık 1988 tarihindeki gösterge tabloları ile memur aylıklarına uygulanan 100 katsayıya ve 53.000 lira olarak tespit edilmiş sosyal yardım zammına göre hesaplanacak tutarları üzerinden .... ödenmesine devam olunacaktır (ilelebet!) ki, Kanunkoyucunun, enflasyonun ilanihaye süreceğini kesin saymaya; bu faraziyeye göre de, “Mahkeme hükmünün yerine getirilmesini, geciktirme” ye; iptal edilen kanun hükmünün uygulanmasına “devam” olunacağım öngörmeye hakkı ve yetkisi yoktur.
II- Dava konusu geçici 75 inci maddenin (A) bendi: “Bu aylıklarda; katsayı, gösterge tablosu ve sosyal yardım zammındaki değişiklikler nedeniyle herhangi bir artış yapılmaz”; (B) bendi: “Bu madde kapsamındaki aylıkların, geçici 70 inci maddeye göre borçlanma hakkından yararlanmamış olsalardı, almaya hak kapanacakları (sosyal yardım zammı dahil) aylık tutarları, kendilerine ödenmekte olan (sosyal yardım zammı dahil) aylık tutarlarını geçeceği tarihten itibaren, bu ödemeler yerine, cari katsayı, gösterge tablosu ve sosyal yardım zammı esas alınmak suretiyle hesaplanacak aylık tutarları üzerinden ödeme yapılır” hükümlerini içermektedirler.
Bu hükümler, iptal edilen “geçici 70 inci maddeye göre borçlanma hakkından yararlanmış” olanları, yararlanmamışların seviyesine indirmektedir. Dolayısıyla, gerek borçlananlar, gerekse evvelce malûllük, yaşlılık, dul ve yetim aylıkları aldıkları halde borçlanamayanlar “geçici ve üst gösterge” aylıklarından hiçbir zaman yararlanamayacaklardır.
Halbuki, yine 20.6.1987 günlü, 3395 sayılı Kanunun, 16 ncı maddesiyle getirilen Ek Madde 2 (3520 sayılı Kanunla Ek Madde 34 olmuştur) ile, 17 nci maddesiyle getirilen geçici 4 üncü madde (3520 sayılı Kanunla geçici 69 uncu madde olmuştur), 9.7.1987 tarihinden sonra emekli olacaklara “üst gösterge” den yararlanma hakkını tanımaktadır. Örneğin Ek 34 üncü maddenin ikinci fıkrası: “Emekliliğine 5 yıldan fazla süre bulunanlardan üst gösterge tablosuna göre malûllük ve yaşlılık aylıkları alanlar ile bunların hak sahiplerine bağlanacak ölüm aylığının hesabına esas alınacak gösterge, bu Kanunun yürürlük tarihinden sonra malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödenmiş hizmet sürelerinin ortalamasına göre tespit edilir” hükmünü öngörmektedir.
Bu hükümler gereğince, 9.7.1987 tarihinden önce emekli olanlar ancak 1500 “gösterge” rakamına göre; 9.7.1987 tarihinden sonra emekli olanlar ise 6400 “üst gösterge” rakamına göre aylık alabileceklerdir .... Bu eşitsizlik ve imtiyaza (ayrıcalığa) ne sözü edilen Anayasa Mahkemesi kararının lâfız ve ruhu (metin ve amacı) ne de Anayasa’nın kendi hükümleri cevaz veremez.
Başlıca bu nedenlerle, dava konusu kanun hükümlerinin iptali gerektiği düşüncesiyle çoğunluk kararına katılmıyorum.
Üye
Muammer TURAN

KARŞIOY YAZISI
Esas Sayısı : 1989/11
Karar Sayısı : 1989/48
Yüksek Mahkeme davayı reddederek, Anayasa’ya ve verdiği ilk hükme aykırılık oluşturan bu durumu devam ettirecek yerde; 3522 sayılı Kanunun 2. maddesini iptal etseydi, 26.11.1988 tarihli iptal kararının sonuçlarının, geciktirilmiş olsa da, verilecek bir süre içinde iptal hükmünün özüne ve sözüne uygun olarak Kurumca düzenlenmesi yoluna gidilecekti. Sonuçta, Anayasa’nın özellikle âmir ve değiştirilemez kabul ettiği 2. maddesi ile eşitlik kuralını içeren 10. maddesine aykırı bulunarak iptal edilen, 3395 sayılı Kanunun 17. maddesi ile 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununa eklenen geçici 5. maddesinin yürürlükten kalkmasına rağmen iptal hükmü yokmuşçasına yapılan yeni düzenlemeyle, miktarı dondurulmuş olsa da, devam ettirilen ödemelerin derhal durdurulması mümkün olacaktı.
Ayrıca, bir taraftan sigortalının yüksek emekli aylığı elde etmek için Devlete güvenerek Kuruma ödediği miktarın iadesi şartlan düzenlenirken, diğer taraftan da, bizzat kanun koyucunun 3522 sayılı Kanunda yaptığı yeni düzenlemeyle miktarım dondurmak (md. 2/A) ve bir süre sonra da sigortalı emekliyi alacağı esas aylığına geçirip tamamen ortadan kaldırmak suretiyle (md. 2/B) ve esasen Anayasa Mahkemesi’nce özellikle Anayasa’nın değiştirilemeyen hükmü olan 2. ve eşitlik ilkesini belirleyen 10. maddelerine aykırı bulunarak iptal edilen -kanımızca bu yüzden yokluk yaptırımına uğratılan- 3395 sayılı Kanuna dayanması dolayısıyla kazanılmış hak oluşturması mümkün olmayan ödenmiş emekli aylığı fazlalarının, Kuruma ödenen meblağın iadesi sırasında ayrıca takas ve mahsup işlemine tâbi olup olmayacağı düşünülmek gerekecekti.
İptal davasının reddi ile sigortalının ve Kurumun karşılıklı menfaat çatışmasının çözümü belirsiz bir tarihe itildiği gibi, Anayasa Mahkemesi ileride bu çatışmanın çözümü için süre vererek yasal bir düzenlemeye kesin olarak ihtiyaç bulunduğuna işaret etmemiş olmakla tarafları genel yargı yerlerinde hak arar duruma sokmuştur. Ayrıca Yüksek Mahkemenin 3395 sayılı Kanunun 506 sayılı Kanuna eklediği geçici 5. maddeyi iptal etmesiyle Kurumun Anayasa’ya aykırı bulunan ödemelerine bu defa 3522 sayılı Kanunun iptalinin reddi kararıyla çelişkili olarak -devam yolu açık tutulmuş ve Kurumun sigortalıdan aldığı meblağın ve iadeye tâbi tutulacaksa-ödediği fazla emekli aylıklarının faiz, rayiç bedel gibi hesaplamalarla giderek büyümesine fırsat verilmiştir.
Bu gerekçelerle red kararını oluşturan çoğunluk görüşüne katılmıyorum.
Üye
Erol CANSEL

Kırklareli Milletvekili Mehmet S.Kesimoğlu'nun, süperemeklilerin mağduriyetine son verecek düzenlemeler yapılıp yapılmayacağına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/1248) (Başkanlığa geliş tarihi:
3.10.2003)

VII. Demirel Hükümeti Programı
Süper emeklilerin durumları gözden geçirilecektir.

DYP GENEL BAŞKANI MEHMET AĞAR’INHABER TÜRK TELVİZYONU VEDAT YENER’LE SAVAŞ DURUMU PROGRAMINDA YAPTIĞI KONUŞMA ( 10.03.2003 )
VERİLEN SÖZLER TUTULMADI.
EMEKLİLERE VERİLECEK İLAVE İMKANLAR ORTADAN KALDIRILMIŞTIR. İLAÇ PARALARI, HASTANE PARALARINDA BÜYÜK KISITLAMALAR ORTAYA KONMUŞTUR.
45 inci Birleşim
13 . 3 . 2003 Perşembe
Bu önemli sosyal ve ekonomik yasaların çıkarılması için karşılıklı güvene ihtiyaç vardır. Ancak, bugüne kadar Türkiye Cumhuriyeti yasalarını çıkaranlar, ülkeyi yönetme iddiasında olanlar hiçbir zaman güven vermemiştir. Bundan belirli bir süre önce, Sosyal Sigortalar Kurumunda birtakım önlemler alacağı iddiasıyla 3395 sayılı Yasa çıkarılmış, bir süper emeklilik olgusu ortaya konulmuş; işçilerin evleri sattırılmış, işçilerin işten ayrılmasına, çeyizine kadar satılmasına neden olunmuş, bugün perişan edilmişlerdir. Bu yetmemiştir, arkasından 3320 sayılı Yasa çıkmış, Konut Edindirme Fonu adı altında, işçiden, işverenden prim kesilmiş; ama, Konut Edindirme Fonunda toplanan paraların hesabı verilmeden bugüne gelinmiştir.
CEVDET SELVİ (Devamla) - Emeklilere sosyal destek zammı yapılacağı söylendi, bütün emekliler bunu umutla, memnuniyetle karşılamasına rağmen,
Kısa süre içerisinde TÜFE' den elde ettikleri hakları ellerinden alındı ve hayal kırıklığına uğratıldı

69 uncu Birleşim
19 . 3 . 1998 Perşembe
Emeklilerimiz sıkıntı içindedirler; büyük fedakârlıklar yapmışlardır ve bugün de hayatlarını devam ettirmek için yapa gelmektedirler. Ancak, İktidar, akıl almaz bir savurganlık içinde, devlet imkânlarını, maalesef, kendi yandaşlarına peşkeş çekmektedir; bunun sonucunda, başta, çalışanlarımız olmak üzere, emeklilerimiz haklarını alamamaktadırlar. Emekli kesimi, devletin ilgi alanının dışına çıkarılmış ve baskı altına alınmıştır; bunun sonucunda, ciddî sosyal patlama tehlikesi, maalesef, mevcut hale gelmiştir.
Sosyal Sigortalar Kurumu, 2 milyon 715 bin emekli, dul ve yetime aylık ödemektedir. Buna göre, emekliler arasında en geniş kesim Sosyal Sigortalar Kurumu yapısı içerisinde yer almaktadır; ancak, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kurumu Yasasında geçmişte yapılan bazı değişiklikler sonucu, Sosyal Sigortalar Kurumundan aylık alan kimseler arasında birbirinden farklı beş ayrı emekli grubu oluşmuş bulunmaktadır. Bu gruplar, 1982 öncesi emeklileri, 1982 sonrası emeklileri, gösterge tablosu emeklileri, üst gösterge tablosu emeklileri ve kamuoyunda süper emekliler olarak adlandırılan kesimlerdir.
Konuya ilişkin hazırlıklar, işçi emeklilerini temsil eden, Türkiye İşçi Emeklileri Cemiyeti, Tüm İşçi Emeklileri Derneği ve Tüm Emekliler Sendikası (Emek-Sen) ile birlikte sürdürülmektedir. Biz, bu üç sivil toplum örgütünü de çalışmalarımıza dahil ettik; hatta, bugün de, içinde bulunduğumuz günde, bu kuruluşlarla, Bakanlığımızda bir toplantı yapılıyor.

Kıyak EMEKLİLİK
Kanunu İle SÜPER EMEKLİ Kanununun
MUKAYESESİNE
BAKTIĞIMIZDA
Süper EMEKLİLERİ Kimler DOLANDIRDI ve HORTUMLADI

7- Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Moğultay, bakanlıkta düzenlediği basın toplantısında, süper emeklilerin durumlarını düzeltecek tasarının yasalaşmasıyla, süper emeklilerin 4 yıl önce kaybettikleri haklarının tamamının iade edildiğini söyledi. Moğultay, işlemler yetişirse bayram öncesi süper emeklilere 5 aylık fark ödeneceğini bildirdi.

4- Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Moğultay, Ankara'da yaptığı açıklamada, süper emeklilerin durumunu düzeltecek yasa taslağının, Başbakanlığa sunulduğunu bildirdi.

Mehmet Moğultay, 'Taslakta getirilen uygulamanın, 1 Ocak 1993 tarihinden itibaren yürürlüğe girmesi öngörülmüştür. Böylece süper emeklilere, 4 yıl önce kaybettikleri geri iade edilmiş olacaktır" dedi. www.aksam.com.tr 15 Mayıs 2002 Çarşamba Derdini AKŞAM'a anlatHazırlayan: Ali OKTAY...2Diri diri mezara!RANDEVU MU?: Gariban emekliler hastaneden telefonla nasıl randevu alacak? Birçoğumuz telefon numaralarını bile çeviremiyoruz. Okuma yazma bilmeyen varŞİPŞAK MUAYENE: SSK hastanelerinde doktor, hasta başına sadece 2.5 dakika zaman ayırabiliyor. Bu süre içinde değil muayene olmak, derdimizi bile anlatamıyoruzEmeklilerin dertleri saymakla bitmiyor. Toplumda 'üvey evlat' muamelesi gördüklerini belirtiyor, '6 milyon emekli kitlesi, çok büyük bir gücüz. Ankara'ya yürüdük mü her yer sallanır' diye uyarılarını yineliyorlar.AKŞAM mikrofonunu uzattığımız herbiri, siyasilere küskün, hatta kızgın. Yaşam şartlarının gittikçe daha da ağırlaştığına dikkat çekiyorlar. Sorunlarını kimsenin dinlemediğinden yakınan emekliler, 'hükümeti, sandığa gömeceklerini' ifade ediyorlar.
Gücümüzü göreceklerEmekli-Sen 1.no'lu Şube Başkanı Hayri Yavuz, 27 Haziran-4 Temmuz tarihlerini 'Emekli Haftası' olarak ilan ettiklerini açıkladı. Yavuz, sözlerini şöyle sürdürdü: 'Bu hafta içinde emeklilerin sorunlarının tartışıldığı ve onların sorunlarına çözüm arandığı etkinlikler düzenledik. Sesimizi duyurabilmenin yollarını aradık. 50 bini aşkın üyemiz bulunuyor. Emekliler, bizim aracılığımızla haklarını arayabiliyorlar. Eğer emekliler olarak örgütlenebilirsek, gücümüzü herkes fark edecek. Türkiye'de 6 milyona yakın emekli var. Şimdilik sesimizi bu hafta içerisinde duyuruyoruz. Ama o zaman da duyuramazsak ne yapacağımızı çok yakında göreceksiniz.'Emeklilerin, en büyük şikayetlerinden biri ise, sağlıklarının 'Allah'a emanet' olması. 'Devlet, diri diri mezara girmemizi bekliyor' diyorlar.
Dernek Başkanı Öz: SSK bize 207 trilyon lira borçluTÜFE'den doğan maaş artışlarından dolayı 19-21 günlük farkları almak için ilk kez dava açan bir emekli, SSK'yı yasal faiziyle200 milyon lira ödemeye mahkum etti. Şimdi yüz binlerce emekli, 2000 yılından beri 28 aylık alacakları olan 200 milyon lirayı almak için mahkeme kapısını aşındırmaya hazırlanıyorlar. İşçi, Memur, Bağ-Kur Emeklileri Derneği Başkanı Hamdi Öz'ün SSK aleyhine açıp kazandığı bu dava, emsal teşkil ediyor. Öz, 'Tüm emekliler dava açarsa, SSK 207 trilyon ödeyecek. Sayın Okuyan, tümümüze ödemesi gereken ve katrilyonu aşan bu parayı ödemezse Yüce Divan'da yargılanır' diyor.
Duru: İş yokEskişehir İşçi Emeklileri Cemiyeti Başkanı Arif Duru ise şunları söylüyor: 'Aslında bize yaşamayı nasıl başarıyorsunuz diye sormalısınız. Bizi en çok üzen, bayramda çocuklarımıza harçlık veremememiz. Emekli olduktan sonra bize 'Ölseler de maaş almasalar' diye bakıyorlar. Kuyruklarda ölmek istemiyoruz. Çalışmak istiyoruz ama kimse bize iş vermiyor. Bizler vatanımız için her şeyimizi verdik. Hakkımızı aramak için topluca sokağa çıkıp yürüsek, Türkiye sallanır.' Sosyal yardım SADAKA OLDU1981 yılında sosyal yardım zammı, maaşın yüzde 60'ıydı. Şimdi ise yüzde 2'si... Vergi iadesi de yüzde 12'den 5'e düştü. İşte, emeklinin en ağır sorunları...

· İşsizlerden sonra, en mağdur kesimi emekliler oluşturuyor. Nisan ayı ortalamasına göre emekli aylığı 245 milyonu geçmiyor. Yoksulluk sınırının 700 milyon olduğu düşünülürse emeklilerin yüzde 80'i açlık sınırının altında yaşıyor.

· 1981'de 2422 sayılı yasa ile sosyal yardım zammı çıkarıldı. O tarihte 12 bin 919 lira olan bu yardım parası, maaşın yüzde 60'ına tekabül ediyordu. Bugün bu rakam 4 milyon 690 bin lira ile sabitleştirildi. Oran yüzde 2'ye düştü. Emekliler, yüzde 58 oranında bir kayba uğradılar.'Süper' soygunu

· 1986 yılında süper emeklilik diye bir şey çıkarıldı. Herkes, süper emekli olabilmek için bütün varını yoğunu sattı. 86'da bu para, bir yerli otomobil alınabilecek 4 milyon ikiyüz bin liraydı ve 10 ayda geri alınacaktı. 65 bin kişi bu parayı yatırarak süper emekli oldu. Ancak yüksek mahkeme iptal etti. Devlet de geri ödemeyip paralarımızın üstüne yattı.

· 1984 yılında KDV yasası ile birlikte emeklilere her 3 ayda bir vergi iadesi verilmesi kararlaştırıldı. O tarihte verilen vergi iadesi tutarı, maaşların yüzde 12'sine denk geliyordu. Bu oran şimdi yüzde 5'e düşürüldü. Buraya sağlam giren hasta çıkarHer gün ortalama bin hasta SSK hastanelerine başvuruyor. Bunlardan 400'ü muayene olabiliyor. Muayene ve ilaç kuyruklarına, bir de kendini bilmez bazı personelin yaşlılara akıl almaz kötü davranışı eklenince, SSK hastaneleri, sağlam insanı bile hasta edecek birer kuruma dönüşüyor. Hastalar ayrıca 'Kendi doktorunun yazdığı ilaç, SSK eczanesinde yok. Bir de eskiden ilaç parasının yüzde 10'unu alırlardı, şimdi maaştan keseceklermiş' diye yakınıyor.Çaycı Ali Öğretmen'in aklı okuldaANTALYA/AKŞAT
Devlet vatandaşını yine kazıkladı
Denir ki: -Devlete güvenmeyeceğiz de kime güveneceğiz? Ama çoğu zaman güvenilen dağlardan çığ düşer. Altında kalınır. 1990`lı yıllara yaklaşılıyordu. Süper Emeklilik diye bir uygulama başlatıldı. Emekliliği hak edenler belirli bir miktar ödeyecek, bunun sonucu olarak da kendilerine normalin 2-3 katı kadar emekli maaşı bağlanacaktı. Herkese çok cazip geldi. Süper emekliler bir iki yıl bu parayı aldılar. Sonra maaşlarına zam yapılmaya yapılmaya, Toplumdan yükselen bu konudaki feryat sizin kulağınızı hiç gelmedi mi? Vatandaşı mağdur etmek devlete yakışmaz. Suçlu olan biziz Amerika değil! Avrupa Birliği Komisyonu`nun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Günter Verheugen, `Türkiye`nin AB`ye tam üye olacağına inanmıyorum. Başka bir çözüm bulmalıyız` dedielirleri normal emeklililerin bile gerisinde kaldı. Devlet resmen vatandaşını kandırmıştı.
Oysa bizde sık sık yapılan değişiklikler, siyasal iktidarların seçim dönemlerinde vaat ettikleri erken emeklilik uygulamaları, emekli yaşıyla oynamalar, erken, süper, kıyak emeklilik gibi yasalarla emekli maaşlarının farklılaştırılması, hiç prim ödemeyen, ya da üç beş yıl prim ödeyenlere “emeklilik” yolunun açılması gibi düzenlemeler sitemi felç etti.
Her dönem parlamentosu, milletvekilleri daha seçimden çıkar çıkmaz ilk iş olarak milletvekillerine bir “kıyak emeklilik” yasası çıkarttılar. Anayasa mahkemesi bu yasaları iptal etti ama, iptal kararları geriye yürümediği için bu arada herkes emekli oldu. Hem de yüksek yüksek maaşlarla. Milletvekilleri, iki yıl, üç yıl mebusluk yapıp, 35-40 yaşında emekli oldular.

SSK yasasıyla o kadar sık oynandı ki, ben bile sayısını unuttum. Süper emeklilik adı altında, insanlardan toplu paralar alınıp 35’inde emekli edildiler. Yüksek maaş vaadiyle. Anayasa mahkemesi bunu da iptal etti ama milyonlarca insan mağdur oldu.
EMEKLİLERİN SESİNE KULAK VERİN...
Parlâmentonun çıkarttığı SÜPER EMEKLİ kanunu ile “Devlete ve çıkartılan kanunlara güvenen” 6 Bin EMEKLİ insanların bugünkü değerde 80 milyar parasını HORTUMLAYAN Türkiye’yi yöneten Siyasi ERK, neden suskundur. Halkın gözünün içine bakarak Sayın Haluk KOÇ. en düşük memur maaşının 950 milyon olması gerektiğini dillendirirken, SSK emeklileri Süper Emekliler de dahil aldıkları400- 550 milyon maaş aldığına değinilmemektedir. Yoksa emekliler başka bir Türkiye’de mi yaşıyorlar. HORTUMLANAN Süper emeklilerin uğradığı haksızlığın önlenmesi için, CHP olarak girişim başlatmalısınız. Emeklilerin açlık ve fakirlik altında nasıl inim inim inlediklerinin ve feryatlarının SESİNE kulak vermelisiniz
Kişisel haklar ile özlük haklan konularında aylık ya da üç aylık, çalışanlara ya da emeklilere yapılan-yapılacak ödemelerin kazanılmış hak sayılmasının olanaksızlığı öğretide ve uygulamada çoğunluğun paylaştığı bir görüştür. Yasaların geriye yürümezliği ilkesi gibi Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümezliği kuralının da zorunlu nedenlere dayanan ayrık durumları, önceki kapsamının kaçınılmaz gerekleri vardır. Bilimsel ağırlıklı hukuksal tartışmaların gündeme getireceği olumlu ya da olumsuz görüşler genelde ilkeleri doğrularsa da özlük hakları içindeki ödemeleri dışarda bırakır. Özellikle Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararından sonra, yasa yürürlükte iken yöntemince yasal işlem tamamlansa bile, yürürlükten kalkan kurala dayanılarak ödeme yapılması-alınması, kazanılmış hak savunması geçerli değildir. Kaynağı ortadan kaldırılan ve her zaman azaltılıp yükseltilebilecek ödemeler kimse için süreklilik taşımaz. Çoğunluk kararının bu sorunu işleyen bölümleri yerinde olmakla birlikte, Anayasa’nın 2., 11., 138. ve 153. maddesinin gözardı edildiğini, hukuk devleti niteliklerine uygun davranış özenine aykırı işlemlerin yeterince üzerinde durulmamıştır.
Günlük konuşma dilinde “süper emekli” olarak anılan emekli sigortalıların yitirdiği hakların çözümü de devletin görevidir. Süper emeklilik olanaklarından yararlanmak, önceden alamadığı ama alması gereken ödemeye kavuşmak, hizmet yılına göre göstergeyi kazanmak için zamanında ya da önceden emekliliği seçenler, bir anlamda emekliliğe zorlananlarla olağan emekliler ve çalışmakta olanlar arasında ayrılık yaratmayacak düzenlemelerin öngörülmemesi iptal istemini haklı kılan yanlardır. Anayasa Mahkemesi öneri, uyarı türünde karar alamaz, yeni bir uygulamaya yol açacak nitelikte karar veremez ve yasakoyucu yerine geçecek biçimde davranamazsa da karar gerekçeleri sonuçla birlikte tümlük oluşturduğundan yasama organını kesenkes bağlayıcıdır. Bu sonuca uymamak da başlıca bir iptal nedenidir. Anayasa Mahkemesi kararlarını etkisiz ve geçersiz duruma getirecek, sonucunu değiştirip savsaklayacak düzenleme ve uygulamalar, yargı denetimini olanaksız kılacak, hak arama yolunu daraltıp kapayacak hukuk dışı işlem ve eylemlerdir. Anayasa’ya bu yönüyle aykırı metinlerin yürürlüğünü sürdürmesi düşünülemez.
Anayasa Mahkemesi, gereken durumlarda kararın yürürlüğe girişini erteleyerek iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca belirlemiş, başka bir anlatımla yasama organına doğan hukuksal boşluğu dolduracak yasa için süre vermişse bu sürenin başlangıcında gereken yapılarak Anayasa’ya aykırılığı saptanan kuralın uygulanması durdurulmalı, tasarı ya da öneri öncelikle değil ivedilikle de yasalaştırılarak hukuka saygı ve bağlılığın örneği verilmelidir.
Haksızlık, adaletsizlik, eşitsizlik ve aykırılıkları gidermek yasakoyucu’-nun Anayasa Mahkemesi’nin kararı doğrultusunda bir düzenleme yapma zorunluluğuna özenle uymasını sağlamak, yargısal denetimin temel amaçlarındandır. 3395 sayılı Yasa’yla ilgili iptalden sonra 29.12.1988 günlü ve 352 sayılı KHK. çıkarılması, daha sonra bu kez incelenen 3522 sayılı Yasa’nın yürürlüğe konulması, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararına uygun bir yasama çalışması niteliğinde değildir. Nitelikli emeklilik konumunun giderilerek eşitlik sağlanması, sigortalıların ödedikleriyle aldıkları ve gösterge ayrılıklarının gözetilmesiyle çözümlenecekken zarar saptanmadan, karşılama yöntemi belirlenmeden, sonuç gösterme yeni bir Ana-yasa’ya aykırılık olgusudur. Bu gereklere uymayan, üstelik uygulamada olumlu ya da olumsuz bir sonuç doğurmayacak sorunu ortada bırakan karar, sosyal güvenlik kavramı ve hukukun ilkeleriyle de bağdaşmamaktadır. Bir haksızlık giderilmek istenirken başka bir haksızlık yapılmamalıdır.
Başlıca bu nedenlerle, dava konusu yasa hükümlerinin iptali gerektiği düşüncesiyle çoğunluk kararma katılmıyorum.
Üye
Yekta Güngör ÖZDEN
KARŞIOY YAZISI
Esas Sayısı : 1989/11
Karar Sayısı : 1989/48
I- 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun geçici 70 inci maddesi, Anayasa Mahkemesi’nin 26.11.1988 günlü ve 33 sayılı kararı ile iptal edilince, 16.2.1989 günlü, 3522 sayılı Kanunun 2 nti maddesiyle, dava konusu geçici 75 inci madde yürürlüğe konulmuştur. Bu madde de: “Geçici 70 inci madde uyarınca, geçici gösterge aylığına hak kazananların malûllük, yaşlılık ve ölüm aylıklarının .... ödenmesine devam olunur” denmektedir ki, bu hükmün Anayasa’ya aykırılığı, fazla izahata ihtiyaç göstermeyecek kadar açık ve ortadadır.
Anayasa’nın, 138 inci maddesi: “Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez”; 153 üncü maddesi: “iptal edilen kanun yürürlükten kalkar .... Anayasa Mahkemesi kararları yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar” hükümlerini taşımaktadırlar.
Halbuki, dava konusu kanun maddesi, iptal hükmünün yürürlüğe girmesini geciktirmekte; iptal edilen kanun maddesinin, bazı şartlarla da olsa, sonu belirsiz bir süre daha uygulanmasını öngörmektedir: Enflasyon olmasa, mezkûr emekli aylıkları, “Aralık 1988 tarihindeki gösterge tabloları ile memur aylıklarına uygulanan 100 katsayıya ve 53.000 lira olarak tespit edilmiş sosyal yardım zammına göre hesaplanacak tutarları üzerinden .... Ödenmesine devam olunacaktır (ilelebet!) ki, Kanun koyucunun, enflasyonun ilânihaye süreceğini kesin saymaya; bu faraziyeye göre de, “Mahkeme hükmünün yerine getirilmesini, geciktirme” ye; iptal edilen kanun hükmünün uygulanmasına “devam” olunacağım öngörmeye hakkı ve yetkisi yoktur.
II- Dava konusu geçici 75 inci maddenin (A) bendi: “Bu aylıklarda; katsayı, gösterge tablosu ve sosyal yardım zammındaki değişiklikler nedeniyle herhangi bir artış yapılmaz”; (B) bendi: “Bu madde kapsamındaki aylıkların, geçici 70 inci maddeye göre borçlanma hakkından yararlanmamış olsalardı, almaya hak kapanacakları (sosyal yardım zammı dâhil) aylık tutarları, kendilerine ödenmekte olan (sosyal yardım zammı dahil) aylık tutarlarını geçeceği tarihten itibaren, bu ödemeler yerine, cari katsayı, gösterge tablosu ve sosyal yardım zammı esas alınmak suretiyle hesaplanacak aylık tutarları üzerinden ödeme yapılır” hükümlerini içermektedirler.
Bu hükümler, iptal edilen “geçici 70 inci maddeye göre borçlanma hakkından yararlanmış” olanları, yararlanmamışların seviyesine indirmektedir. Dolayısıyla, gerek borçlananlar, gerekse evvelce malûllük, yaşlılık, dul ve yetim aylıkları aldıkları halde borçlanamayanlar “geçici ve üst gösterge” aylıklarından hiçbir zaman yararlanamayacaklardır.
Halbuki yine 20.6.1987 günlü, 3395 sayılı Kanunun, 16 ncı maddesiyle getirilen Ek Madde 2 (3520 sayılı Kanunla Ek Madde 34 olmuştur) ile, 17 nci maddesiyle getirilen geçici 4 üncü madde (3520 sayılı Kanunla geçici 69 uncu madde olmuştur), 9.7.1987 tarihinden sonra emekli olacaklara “üst gösterge” den yararlanma hakkını tanımaktadır. Örneğin Ek 34 üncü maddenin ikinci fıkrası: “Emekliliğine 5 yıldan fazla süre bulunanlardan üst gösterge tablosuna göre malûllük ve yaşlılık aylıkları alanlar ile bunların hak sahiplerine bağlanacak ölüm aylığının hesabına esas alınacak gösterge, bu Kanunun yürürlük tarihinden sonra malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödenmiş hizmet sürelerinin ortalamasına göre tespit edilir” hükmünü öngörmektedir.
Bu hükümler gereğince, 9.7.1987 tarihinden önce emekli olanlar ancak 1500 “gösterge” rakamına göre; 9.7.1987 tarihinden sonra emekli olanlar ise 6400 “üst gösterge” rakamına göre aylık alabileceklerdir .... Bu eşitsizlik ve imtiyaza (ayrıcalığa) ne sözü edilen Anayasa Mahkemesi kararının lâfız ve ruhu (metin ve amacı) ne de Anayasa’nın kendi hükümleri cevaz veremez.
Başlıca bu nedenlerle, dava konusu kanun hükümlerinin iptali gerektiği düşüncesiyle çoğunluk kararına katılmıyorum.
Üye
Muammer TURAN
KARŞIOY YAZISI
Esas Sayısı : 1989/11
Karar Sayısı : 1989/48
Yüksek Mahkeme davayı reddederek, Anayasa’ya ve verdiği ilk hükme aykırılık oluşturan bu durumu devam ettirecek yerde; 3522 sayılı Kanunun 2. maddesini iptal etseydi, 26.11.1988 tarihli iptal kararının sonuçlarının, geciktirilmiş olsa da, verilecek bir süre içinde iptal hükmünün özüne ve sözüne uygun olarak Kurumca düzenlenmesi yoluna gidilecekti. Sonuçta, Anayasa’nın özellikle âmir ve değiştirilemez kabul ettiği 2. maddesi ile eşitlik kuralını içeren 10. maddesine aykırı bulunarak iptal edilen, 3395 sayılı Kanunun 17. maddesi ile 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununa eklenen geçici 5. maddesinin yürürlükten kalkmasına rağmen iptal hükmü yokmuşçasına yapılan yeni düzenlemeyle, miktarı dondurulmuş olsa da, devam ettirilen ödemelerin derhal durdurulması mümkün olacaktı.
Ayrıca, bir taraftan sigortalının yüksek emekli aylığı elde etmek için Devlete güvenerek Kuruma ödediği miktarın iadesi şartlan düzenlenirken, diğer taraftan da, bizzat kanun koyucunun 3522 sayılı Kanunda yaptığı yeni düzenlemeyle miktarım dondurmak (md. 2/A) ve bir süre sonra da sigortalı emekliyi alacağı esas aylığına geçirip tamamen ortadan kaldırmak suretiyle (md. 2/B) ve esasen Anayasa Mahkemesi’nce özellikle Anayasa’nın değiştirilemeyen hükmü olan 2. ve eşitlik ilkesini belirleyen 10. maddelerine aykırı bulunarak iptal edilen -kanımızca bu yüzden yokluk yaptırımına uğratılan- 3395 sayılı Kanuna dayanması dolayısıyla kazanılmış hak oluşturması mümkün olmayan ödenmiş emekli aylığı fazlalarının, Kuruma ödenen meblağın iadesi sırasında ayrıca takas ve mahsup işlemine tâbi olup olmayacağı düşünülmek gerekecekti.
İptal davasının reddi ile sigortalının ve Kurumun karşılıklı menfaat çatışmasının çözümü belirsiz bir tarihe itildiği gibi, Anayasa Mahkemesi ileride bu çatışmanın çözümü için süre vererek yasal bir düzenlemeye kesin olarak ihtiyaç bulunduğuna işaret etmemiş olmakla tarafları genel yargı yerlerinde hak arar duruma sokmuştur.
Ayrıca, Yüksek Mahkemenin 3395 sayılı Kanunun 506 sayılı Kanuna eklediği geçici 5. maddeyi iptal etmesiyle Kurumun Anayasa’ya aykırı bulunan ödemelerine bu defa 3522 sayılı Kanunun iptalinin reddi kararıyla çelişkili olarak -devam yolu açık tutulmuş ve Kurumun sigortalıdan aldığı meblağın ve iadeye tâbi tutulacaksa-ödediği fazla emekli aylıklarının faiz, rayiç bedel gibi hesaplamalarla giderek büyümesine fırsat verilmiştir.
Bu gerekçelerle red kararını oluşturan çoğunluk görüşüne katılmıyorum.
Üye
Erol CANSEL

69 uncu Birleşim
19 . 3 . 1998 Perşembe
Emeklilerimiz sıkıntı içindedirler; büyük fedakârlıklar yapmışlardır ve bugün de hayatlarını devam ettirmek için yapa gelmektedirler. Ancak, İktidar, akıl almaz bir savurganlık içinde, devlet imkânlarını, maalesef, kendi yandaşlarına peşkeş çekmektedir; bunun sonucunda, başta, çalışanlarımız olmak üzere, emeklilerimiz haklarını alamamaktadırlar. Emekli kesimi, devletin ilgi alanının dışına çıkarılmış ve baskı altına alınmıştır; bunun sonucunda, ciddî sosyal patlama tehlikesi, maalesef, mevcut hale gelmiştir.
Sosyal Sigortalar Kurumu, 2 milyon 715 bin emekli, dul ve yetime aylık ödemektedir. Buna göre, emekliler arasında en geniş kesim Sosyal Sigortalar Kurumu yapısı içerisinde yer almaktadır; ancak, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kurumu Yasasında geçmişte yapılan bazı değişiklikler sonucu, Sosyal Sigortalar Kurumundan aylık alan kimseler arasında birbirinden farklı beş ayrı emekli grubu oluşmuş bulunmaktadır. Bu gruplar, 1982 öncesi emeklileri, 1982 sonrası emeklileri, gösterge tablosu emeklileri, üst gösterge tablosu emeklileri ve kamuoyunda süper emekliler olarak adlandırılan kesimlerdir.
Konuya ilişkin hazırlıklar, işçi emeklilerini temsil eden, Türkiye İşçi Emeklileri Cemiyeti, Tüm İşçi Emeklileri Derneği ve Tüm Emekliler Sendikası (Emek-Sen) ile birlikte sürdürülmektedir. Biz, bu üç sivil toplum örgütünü de çalışmalarımıza dahil ettik; hatta, bugün de, içinde bulunduğumuz günde, bu kuruluşlarla, Bakanlığımızda bir toplantı yapılıyor.
Ortada Bir Haksızlık Bulunmaktadır. TBMM. Tavanında asılı duran ve tüm milletvekillerini Sorumluluk altına sokan vicdani bir Sorun olarak Süper Emeklilerin Devlet eliyle dolandırılması ve Hortumlanması söz konusudur. İşte O, Nedenledir ki, Bağ Kur 24 Basamak yükselten sigortalılar gibi 1987 yılında << KEFEN Paralarını >> bugünkü para ile, 90.000.-TL. SSK. Zarar ediyor diye 4500 gösterge satan devlet Süper emeklileri Dondurarak bugün aldıkları maaş 700.-YTL. Öneri ve İsteğim; 1- Bağ Kur 24 Basamaktan 2,630,-TL. Maaş alanlarla aynı seviyeye yükseltilmesi 2- Bundan böyle her yıl Başında yeni emekli olanların tavandan aldıkları maaşa yükseltilmesi, 3- SSK. Zarar ediyor diye TBMM. Çıkarttığı kanunla Devlete Güvenerek << KEFEN PARASI >> Kıdem Tazminatlarının Bugünkü değer üzerinden geriye ödenmesi. Sayın Bakanım, Kangrenleşmiş ve perişan olmuş 60 yaş üzerindeki bu emeklilerin durumlarını hiç soran olmadı, çalmadıkları kapı KALMADI. Tüm siyasi partileri Sandığa gömen Bu süper emekliler ve onların çoluk çocuk ve torunlarıdır.
Süper emekli perişan 1987'de devlete güvenip varını yoğunu satarak süper emekli olanlar, kaybettikleri 50 bin dolarlarına yanıyor 80'li yıllarda Turgut Özal'ın Başbakan olduğu dönemleri hatırlayınız. İşte o ' çağ atladığımız' günlerde bir söz çıktı hükümetten: 'Süper emekli...' Büyük gürültülerle tanıtıldı. İnsanlar özendirildi. Çalışma Bakanı ise Mükerrem Taşçı oğlu idi. 62 bin kişi O zamanın parasıyla 5 milyon lira (Şimdinin parasıyla yaklaşık 50 bin dolar veya 70 bin YTL) yatıranlar süper emekli olacaklardı. Hem de normal emeklilerden çok daha fazla para alarak... Bu vaatlere o zamanlar 62 bin vatandaşımız inandı. Özal'ın ballandıra ballandıra anlattığı bu 'süper' olaya katılanlar, evlerini arabalarını satarak, eşlerinin altınlarını bozdurarak süper emekliliğe aday oldular. Hayallerine kavuşmuşlardı. Birkaç ay diğer emeklilerden yüzde 30 daha fazla maaş aldılar. Zaten vaat edilen de en üst kademeden maaştı. Sonra bakan değişti. İmren Aykut Çalışma Bakanı oldu. Ardından da süper emeklilik uygulaması bir anda iptal edildi.. Olan bu insanların paralarına ve umutlarına oldu. Devlete güvendiler, karşılığında paraları gitti. O zamanlar emekli olanların çoğu, şimdi torun torba sahibi. Aldıkları para ise en alt seviyedeki emekli maaşından bile az. Bir kısmı iptal kararından sonra çalışmaya başladı ve kendisini kurtardı ama kurtaramayanların hali perişan. Hemen her gün süper emekli mağduru vatandaşlardan telefon alıyorum. Sosyal güvenlik reformu yapan AK Parti'den istedikleri, kendilerini de hatırlamaları. *** Ne istiyorlar? *1987 yılında yatırdıkları paranın bugünkü değeri ile kendilerine geri ödenmesini. *Eğer bu ödeme yapılmayacaksa, kazanılmış haklarının iadesini. Ve ya, BAĞKUR emeklilerine 24. Basmakta ödenen Maaşın VEYA SSK. Emeklilerine tavandan ödenen maaşın aynısının her yıl için ödenmesi 2009 ve Sonraki yıllar itibariyle en yüksek kademedeki emekli maaşı kadar maaş verilmesini. *** SSK'lının, Emekli Sandığı'na tabi olanla arasındaki hem parasal, hem de olanaklar açısından bu uçurumun nedeni nedir? Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı'na inanarak süper emekli olabilmek uğruna sattığı evinin parasını 1985'li yıllarda SSK'ya kaptıran SÜPER Emekliler ‘in bugünkü perişan haline aldırmayanlara, Aynı Süperler gibi Derece satın alan ve 24 Basamaktan emekli olan BAĞ KUR Maaşı 2639,42.-TL. Aynı bağ kurlular gibi, Basamak yükselten ve Gösterge satın alan Süper emeklilerin aldığı maaş 700.-TL. Arada 2.000.-TL. UÇURUM derecedeki Süper emeklilerin aleyhine bu Çifte standarda aldırmamak bir yana Emekli Sandığı'na tabi emekliye, SSK'lının gözüne baka baka durmadan zam yapan bürokrasiye ne demeli? Ortada Bir Yanlışlık VAR..... Sosyal Güvenlik kuruluşlarından bağ-kur dan emekli olan kişilerin bugünkü rakamlara göre aldıkları emekli maaşları şöyledir 1.basamak 353 ytl 5.basamak 444 ytl 10.basamak 573 ytl 15.basamak 882 ytl 20.basamak 1.297 ytl 24.basamak 3.639,- YTL. Dır. _______________________________________________________ CHP. Halktan Kopuk olduğu için Süper Emeklileri Perişan etmiştir. GEREKÇE 3 maaşlı CHP milletvekili CHP’den milletvekili seçilen Derviş Günday, büyük rant döndüğü iddia edilen TESK ve TŞOF Başkanlığı’ndan istifa etmedi. 6 ay daha görevlerini sürdürme kararı alan Günday, bu süre boyunca 3 yerden maaş alacak CHP Çorum Milletvekili Derviş Günday, bir koltukta üç karpuz taşıyor!.. Vekil seçilmesine rağmen Türkiye Şoförler ve Otomobilciler Federasyonu’nda (TŞOF) 25 yıldır, Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu’nda da 16 yıldır sürdürdüğü başkanlık görevlerinden ayrılmadı. Günday’ın büyük rant döndüğü iddia edilen TŞOF ve TESK’teki görevlerini 6 ay daha sürdürme kararı ‘siyasi etik’ tartışması başlattı ve ‘saltanata devam edecek’ diye yorumlandı. BİR KAÇ YERDEN MAAŞ DERVİŞ Günday, bu görevleri bırakması için yasanın tanıdığı 6 aylık süreyi sonuna kadar kullanırsa, milletvekili maaşının yanı sıra buralardan da maaş ve huzur hakkı alacak. 22 Temmuz seçimlerinde milletvekili seçilen Günday siyasi işleriyle ilgilenirken, TESK’te Başkanvekili olarak Bendevi Palandöken görev yapıyor. Palandöken, Derviş Günday’ın görevinden ayrılmayacağını belirterek, ‘Konfederasyon kongresi yapılıncaya kadar başkan görevde olacak. Bunda hukuka ayrı bir yön yok’ dedi. Konfederasyon’un internet sitesine bir veda yazısı yazan Derviş Günday, ‘Genel başkanlığını yürüttüğüm TESK ve TŞOF’un yeni yöneticileri, yasanın gösterdiği şekilde ve yasal süreç içinde belirlenecektir’ diyerek, genel kurullar yapılana kadar her iki kuruluşun da başkanlığını sürdüreceğini açıkladı. Günday’ın bu kararı iki kuruluşta tartışma yarattı. Daha önce Günday’a rakip olan Madeni Eşya Sanatkarları Federasyonu Başkanı Özcan Saraçoğlu, şunları söyledi: ETİK OLARAK İSTİFA ETMELİ ‘YASALARDA kamu kuruluşlarında göreve başlayan birlik ve sendika yöneticilerinin 6 ay içinde istifa etmeleri öngörülüyor. Günday buna dayanarak istifa etmiyor. Ancak etik açıdan istifa etmesi gerekir. Benim adaylığım devam ediyor’ dedi. Günday’ın bu kuruluşlardan meydanı muhaliflerine bırakmamak için ayrılmadığı belirtiliyor. Günday’ın kendisinden sonra gelecek yönetim için gerekli alt yapıyı oluşturduktan sonra ayrılacağı kaydediliyor. Günday’ın aksine Necati Çelik Hak-İş’ten, Bayram Meral Türk-İş’ten, Mücahit Fındıklı’nın Malatya Ticaret ve Sanayi Odası’ndan ve Zafer Çağlayan da Ankara Sanayi Odası başkanlıklarından istifa etti. Hak-İş Genel Başkanı Salim Uslu star’a yaptığı açıklamada, ‘Seçildiğimiz an, diğer görevi bırakmak zorundayız. Bayram Meral seçildi. Türk-İş Başkanlığını bıraktı. Zafer Çağlayan en yakın örnek. Tabii bir bırakma geleneği var’ dedi. Türk-İş Başkanı Salih Kılıç da ‘Daha önce Türk-İş Başkanı Bayram Meral seçildikten hemen sonra bizim yasamızda olduğu için istifa edip milletvekili oldu. TESK’in yasasında nasıl bir durum var onu bilemiyorum’ dedi. Cumhurbaşkanı adayı Abdullah Gül de istisnasız bütün sivil toplum kuruluşlarını ziyaret ederken Günday’ın başkanlığını yaptığı TESK’le görüşmedi. CHP’NİN ARKA BAHÇESİ ÖZCAN Saraçoğlu, Gül’ün TESK’ten randevu istememesi nedeniyle Derviş Günday’ı eleştirdi. Saraçoğlu, ‘Günday TESK’i boğazına kadar siyasete bulaştırdı. CHP’nin arka bahçesi haline getirdi. Günday üzerine vazife olmadığı halde basın ve TESK’in resmi internet sayfası aracılığıyla Gül’ün adaylığına sürekli karşı çıktı’ dedi. Saraçoğlu, şunları söyledi: ‘Bir cumhurbaşkanı adayını TESK’i ve dolayısıyla esnaf ve sanatkarlarımızı onurlandıracak nezaket ziyaretinden mahrum bırakan, Gül’ün sivil toplum örgütlerini ziyaret ettiği bir anda Hacı Bektaş Veli Anma etkinliklerine katılmayı yeğleyen Günday’ın bu ve benzeri tutum ve davranışlarını esnaf ve sanatkarlarımızın çok iyi bir şekilde değerlendireceğine olan inancım tamdır.’ MAAŞI HEP TARTIŞILDI ÖTE yandan, TESK Başkanı Günday’ın aldığı maaş hep tartışma konusu oldu. Günday maaşıyla ilgili iddialar üzerine tazminat davaları açtı. Ancak, 2005’ten önce ne kadar maaş aldığı bir türlü açıklığa kavuşmadı. 21 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren Esnaf Kanunu ile Günday’ın maaşı 10 brüt asgari ücret düzeyine indi. Günday’ın, TŞOF’tan da ‘huzur hakkı’ adı altında, yine TŞOF’a bağlı Trafik Araç ve Gereçleri İmalatı Şirketi’nin Danışma Kurulu Başkanlığı’ndan ücret aldığı iddia edilmişti. Holding gibi kuruluşlar ÇOK sayıda dinlenme tesisleri, otelleri, holding merkezini andıran binalarıyla TESK ve benzeri konfederasyonlar Türkiye’de sürekli tartışma konusu oldu. Geçen dönem TESK’in gelirlerinin kontrol altına alınması için TBMM’ye yasa teklifi verildi ancak kadük oldu. AK Parti Trabzon Milletvekili Asım Aykan ve 40 arkadaşı tarafından grubun desteği alınarak TBMM Başkanlığı’na sunulan kanun teklifiyle, esnaf ve sanatkarların en üst kuruluşu olan TESK’e bağlı oda ve birliklerin gelirlerinin arttırılması hedeflendi. Böylelikle tüm gelirleri kendisinde topladığı için eleştirilen TESK’in gelirlerinin bir kısmı da bağlı oda ve birliklere aktarılması planlanmıştı. Teklif, tamamı TESK’e giden Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Sicil Gazetesi’ne verilen ilan gelirlerinin dağılımı yeniden düzenliyordu. İlan gelirlerinin yüzde 20’si meslek odalarına, yüzde 60’i ilanın verildiği ildeki birliğe, yüzde 20’si ise TESK’e verilmesi öngörülüyordu. Yeni dönemde teklifin yenilenebileceği belirtiliyor. Şoförlükten zirveye! ESKİ astsubay olan Derviş Günday, 1977 yılına kadar Ankara’da taksi şoförlüğü yaptı. Aynı yıl Ankara Belediye Meclisi üyesi oldu. 1979 yılında Ankara Umum Otomobilciler ve Şoförler Odası Başkanı, aynı yıl Türkiye Şoförler ve Otomobilciler Federasyonu ikinci Başkanı seçildi. 1988 yılında federasyon başkanı oldu. 1990 yılında TESK Genel Başkanvekili, 1991 sonunda da genel başkan oldu. Yasa iptali kurtardı HÜKÜMET Derviş Günday ve benzeri federasyon ile konfederasyon yöneticilerinin sürelerini kısaltmak için, birliklerde en fazla iki dönem üst üste yöneticilik yapılabileceğini düzenleyen bir yasa çıkardı. Ancak CHP’nin yasanın ‘adil’ olmadığı gerekçesiyle yaptığı başvuruyu Anayasa Mahkemesi haklı bularak düzenlemeyi iptal etti. Böylelikle Derviş Günday’ın saltanatını yıkmaya yönelik yasa ortadan kalktı. STAR
Mağdur ve Perişan, AÇ bıraktığınız, SÜPER Emekliler ANAP 'ın Mirasıdır, Onlar etkin ve çevresi olan insanlardır. Çoluk çocuk ve Torun sahibi olan SÜPER Emekliler Oy Potansiyeli Büyük bir çoğunluktadırlar, Bu İnsanları ve yakınlarının nasıl oylarını ALACAKSINIZ. Sosyal Güvenlik Yasa tasarısı GÖRÜŞMELERİNDE Kılınızı kıpırdatmadınız, 2.nci kez MECLİSE gelecek önünüzde bir fırsat bulunmaktadır. ÖNERİM : 1- Bugunkü parayla 90 MİLYAR para iadesi 2- 2006 dahil Her yıl yeni emekli olanlara tavandan bağlanan EMEKLİ maaşı aylık Kaç Lira oluyorsa Süper emeklilerin Maaşlarının aynı seviyeye Çıkartılması, Bu konudaki Mecliste verecek olduğunuz ÖZ eleştirili Gayretinizle ancak Süper emeklilerin Gönlünü alabilirsiniz, Aksi takdirde, İLK Seçimlerde ve daha sonraki seçimlerde HEZİMETE Uğrayacaksınız, Yer altında Ciğerleri parçalanan, sakat kalan bu insanlardan Bir DAİRE parasını, SSK zarar ediyor diye REKLAM yaparak Kefen paralarını ellerinden aldığınız bu insanları ALDATANLAR………..
DİKKATLE
İNCELEYİNİZ.

Merkez Bankası'nın süper emeklileri
Merkez Bankası Vakfı’ndan her ay astronomik emekli maaşı alan eski personelin tam listesini Akşam Gazetesi ele geçirdi. Merkez Bankası eski Başkanı Yaman Törüner ve Yönetim Kurulu eski üyelerinin, daha önce yine AKŞAM tarafından gündeme taşınan ballı emekli maaşlarının, tek örnek olmadığı ortaya çıktı. Merkez Bankası Mensupları Sosyal Güvenlik ve Yardımlaşma Vakfı’nın ballı emekli maaşından faydalanan eski personelin sayısının 4.350 kişi olduğu belirlendi. Bankanın eski personeline vakıftan ödenen aylık maaşlar, 2006 yılında oluşturulan listeye göre 400 ila 31.500 YTL ile arasında değişiyor. Ballı emeklilerden 71’inin emekli maaşı ise 10 bin YTL ile 31 bin YTL arasında.İşte, Vakıf’tan 10 bin YTL’nin üzerinde maaş alan emekli bürokratların tam Listesi:Yaman Törüner: 31 bin 544 YTLNedim Usta: 31 bin 114 YTLBediz Demiray: 22 bin 964 YTL Zeki Şener: 21 bin 570 YTLAli Vahit Özbayer: 20 bin 848 YTLAli Atila: 18 bin 346 YTLHaluk Turhan: 17 bin 680 YTLAhmet Naycı: 16 bin 386 YTLMüthiş Birsen: 16 bin 329 YTLArif Büyükaksar: 15 bin 806 YTLİbrahim G. Duru: 15 bin 542 YTLHüseyin Ersoy: 15 bin 524 YTLAhmet R. Güngör: 15 bin 472 YTLPembe Jale Oktay: 15 bin YTLAli Öğüt: 15 bin YTLTuluhan F. Koruyan: 14 bin 564 YTLSeyfi Kırcı:14 bin 490 YTLMustafa Uğurlubirel: 14 bin 416 YTLAykut Ekzen: 14 bin 408 YTLMelahat Toker: 14 bin 123 YTLTuran Nalbantoğlu: 13 bin 978 YTLİsmet Yılmaz: 13 bin 937 YTLDoğan Sevim: 13 bin 906 YTLEnder Ertürk: 13 bin 798 YTLSevgi Ulu: 13 bin 692 YTLİhsan Oğuzkan: 13 bin 410 YTLCenap Özgel: 13 bin 351 YTLNeşe Kınacı: 13 bin 297 YTLNalan Özcan: 13 bin 147 YTLHaluk Recep Tükel: 13 bin 132 YTLŞener Başar: 13 bin 22 YTLNurcan Yüceer: 13 bin 17 YTLNezahet Koç: 13 bin 4 YTLNecati Demircioğlu: 12 bin 999 YTLErol Karapınar: 12 bin 989 YTLİsmet Şişik: 12 bin 936 YTLLütfü Ş. Özşimşek: 12 bin 800 YTLMuammer Aydoğan: 12 bin 730 YTLSelahattin Altıer: 12 bin 711 YTLMustafa Y. Eğinli: 12 bin 657 YTLMustafa Çakmak: 12 bin 641 YTLErdoğan Sönmez: 12 bin 630 YTLAhmet Binzet: 12 bin 586 YTLGülseren Uluocak: 12 bin 583 YTLZekiye A. Günay: 12 bin 435 YTLNazım Şekercioğlu: 12 bin 426 YTLAli Selvi: 12 bin 355 YTLSerap Ön: 12 bin 345 YTLMeral Özmeral: 12 bin 260 YTLMustafa Çavuşer: 12 bin 230 YTLZeren Armutçuoğlu: 12 bin 135 YTLCengiz Akbay: 12 bin 63 YTLSeyhun Yalçın: 12 bin 38 YTLKazım Yazıcı: 12 bin 11 YTLYüksel Ergene: 11 bin 956 YTLAyşe Yetkin: 11 bin 915 YTLMehmet R. Okuyan: 11 bin 899 YTLAhmet Biçer: 11 bin 849 YTLArif G. Göğer: 11 bin 844 YTLVecahat İnan: 11 bin 830 YTLNamık K. Adışen: 11 bin 813 YTLGüner Yılmaz: 11 bin 772 YTLSahime H. Daldal: 11 bin 745 YTLİlker Çulpan: 11 bin 726 YTLGüneş Alganer: 11 bin 715 YTLZerrin Turan: 11 bin 634 YTLAhmet İ. Sayan: 11 bin 614 YTLÖmer Altay: 11 bin 609 YTLGülşen Yıldırım: 11 bin 595 YTLMehmet Özdemir: 11 bin 592 YTLHasan E. Şahingür: 11 bin 536 YTLAkşam GAZETESİNDEN
VATANDAŞLARLA VATANDAŞ OLMAYAN KİMSELERE
SOSYAL GÜVENLİK KONUSUNDA EŞİT MUAMELE
YAPILMASI HAKKINDA 118 SAYILI SÖZLEŞME
Vatandaşlarla Vatandaş Olmayan Kimselere Sosyal Güvenlik Konusunda Eşit Muamele Yapılması Hakkındaki Sözleşmenin Onaylanmasının Uygun
Bulunduğuna Dair Kanun
Kanun No: 1453
Kabul Ta. : 29 Temmuz 1971
R.G. : 10 Ağustos 1971 S.13922
Dstr.Trp. : 5, C.10-3 s.2985
Madde 1
Milletlerarası Çalışma Teşkilatı 46'ncı genel konferansı tarafından 28 Haziran 1952 tarihinde kabul edilen "Vatandaşlarla vatandaş olmayan kimselere Sosyal Güvenlik Konusunda Eşit Muamele yapılması hakkındaki Sözleşme"nin onaylanması; .... 244 sayılı Kanunun 2 ve 3'ncü göre Bakanlar Kurulunca 5.4.1974 tarihinde kararlaştırılmıştır.

118 Sayılı Sözleşme
Vatandaşlarla Vatandaş Olmayan Kimselere Sosyal Güvenlik
Konusunda Eşit Muamele Yapılması Hakkında
Sözleşme
Milletlerarası Çalışma Teşkilatı Genel Konferansı, Milletlerarası çalışma Bürosu yönetim Kurulunun daveti üzerine 4 Haziran 1962 tarihinde Cenevre'de yaptığı 46'ncı toplantısında,
Toplantı gündeminin beşinci maddesini teşkil eden, vatandaşlarla vatandaş olmayan kimselere sosyal güvenlik konusunda eşit muamele yapılması hakkındaki çeşitli teklifleri kabul ederek,
Bu tekliflerin bir milletlerarası sözleşme şekline gelmesini kararlaştırarak,
Yirmi sekiz Haziran Bin dokuz yüz altmış iki tarihinde "1962 Sosyal Güvenlik Eşit Muamele Sözleşmesi" olarak adlandırılacak olan aşağıdaki sözleşmeyi kabul etmiştir.
Madde 1
a- "Mevzuat" terimi, sosyal güvenlikle ilgili kanun ve tüzüklerle diğer mevzuat hükümlerini ifade eder.
b- "Yardımları" terimi, bütün gelirler, emeklilik dul-yetim aylıkları, ödenekler ve diğer yardımlarla bunlara yapılan bütün zamları ve artırmaları içine alır;
c- "Geçici rejimler gereğince sağlanan yardımlar" ibaresi, uygulanan mevzuatın yürürlüğe girdiği tarihte belli bir yaşı aşmış olan kimselere sağlanan yardımlarla bir üyenin ülkesinin bugünkü sınırlan dışında geçmiş olan süreler veyahut vukua gelmiş olaylar nazara alınmak suretiyle, geçici olarak sağlanan yardımları ifade eder.
d- "Cenaze yardımı" terimi, ölüm halinde bir defaya mahsus olarak ödenen
paralan ifade eder;
e- "İkamet" terimi mutad ikameti ifade eder.
f- "Mevzuatla tespit olunan" terimleri, yukarıdaki (a) bendinde belirtilen milli
mevzuatla veya bu mevzuat gereğince tespit olunan anlamındadır.
g- "Mülteci" terimi, mültecilerin statüsü hakkındaki 28 Haziran 1951
(Metinde 1961 yazılı) tarihli Sözleşmenin birinci maddesinde bu terime verilen
Anlamdadır;
h- "Vatansız" terimi, vatansızların statüsü hakkındaki 28 Eylül 1954 tarihli
Sözleşmenin birinci maddesinde bu terime verilen anlamdadır.
Madde 2
1- Her üye, bu sözleşmede yazılı mükellefiyetleri, ülkesinde kendi vatandaşları hakkında fiilen uygulanmakta olan aşağıda yazılı sosyal güvenlik dallarından biri veya birkaçı bakımından kabul edebilir:
a) Sağlık yardımları,
b) Hastalık ödenekleri,
c) Analık yardımları,
d) Malûllük yardımları,
e) Yaşlılık yardımları,
f) Ölüm yardımları,
g) İş Kazaları ve Meslek Hastalıkları yardımları,h) İşsizlik yardımları
i) Aile yardımları,
2- Bu sözleşmeyi uygulayan her Üye, sözleşmenin hükümlerini, sözleşmemükellefiyetlerini kabul ettiği sosyal güvenlik, dallan bakımından uygular.
3- Her üye, hangi sosyal güvenlik dalı veya dallan için bu sözleşmemükellefiyetlerini kabul ettiğini tasdik belgesinde belirtir.
4- Bu sözleşmeyi tasdik eden her üye, tasdik belgesinde belirtilmemiş olansosyal güvenlik dallarından bir veya birkaçı için sözleşme mükellefiyetlerinikabul ettiğini, sonradan Milletlerarası Çalışma Bürosu Genel Müdürünebildirebilir.
5- Yukarıdaki fıkrada öngörülen şekilde taahhütler tasdikin ayrılmaz parçasısayılır ve bildirildiği tarihten itibaren hüküm ifade eder.
6- Bu sözleşmenin uygulanmasında herhangi bir sosyal güvenlik dalı için sözleşme mükellefiyetlerini kabul eden her üye, kendi mevzuatına göre, aşağıda
yazılı yardımlar mahiyetinde kabul ettiği yardımlar varsa, bunları Milletlerarası
Çalışma Bürosu Genel Müdürüne bildirir.
a- Ya korunan kimselerle bunların işverenlerinin finansmana doğrudan
Doğruya katılmaları veya bir meslekte belli bir süre kadar çalışmış olma
Şartlarına bağlı olarak sağlanan yardımlar dışındaki yardımlar;
b- Geçici rejimler gereğince yapılacak bildirme ya sözleşmenin onanması
Sırasında veya bu maddenin 4'ncü fıkrası gereğince yapılacak bildiri sırasında,
Sonradan yürürlüğe giren bir mevzuat bahis konusu olduğu takdirde de bu
Mevzuatın kabul edildiği tarihten itibaren üç ay içinde yapılır.
Madde 3
1- Bu sözleşmeyi uygulayan her üye, sözleşme mükellefiyetlerini kabul ettiği sosyal güvenlik dallarında, ülkesinde, bu sözleşmeyi uygulayan diğer üye Devletler vatandaşlarına, sosyal güvenliğe tabi olma ve yardımlardan yararlanmağa hak kazanma bakımlarından, kendi vatandaşlarıyla eşit işlem yapar.
12- Ölüm yardımları bahis konusu olduğunda, eşit işlem sözleşmeyi tasdik eden diğer bir üye Devlet vatandaşının hak sahibi kimselerine bu kimselerin vatandaşlık durumuna bakılmaksızın, sağlanır.
3- Şu kadar ki üye, herhangi bir sosyal güvenlik dalında bir mevzuata sahip olmakla beraber bu mevzuatın uygulanmasında o üyenin vatandaşlarına kendi vatandaşlarıyla eşit işlem yapmayan diğer bir üye Devletin vatandaşları hakkında söz konusu sosyal güvenlik dalı bakımından, bu maddenin yukarıdaki fıkraları hükümlerini uygulamayabilir.
Madde 4
1- Yardımlardan yararlanma bakımından eşit muamele, ikamet şartına bağlı olmaksızın sağlanır. Şu kadar ki, diğer bir üye Devletin mevzuatına göre, belli
bir sosyal güvenlik dalında yardımlardan yararlanmak için o Üyenin ülkesinde ikamet şartı bulunduğu takdirde, o üye Devlet vatandaşlarının söz konusu sosyal güvenlik dalı yardımlarından yararlandırılmaları ikamet şartına bağlanabilir.
2- Yukarıdaki fıkra hükmünün istisnası olarak, 2 nci maddenin 6(a) fıkrasındasözü edilen yardımlardan (sağlık yardımları, hastalık ödenekleri, iş kazalarıylameslek hastalıkları yardımları ve aile yardımları hariç) yararlanabilmek için,ilgilinin, ölüm yardımları bahis konusu olduğunda da Ölen kimsenin mevzuatınagöre yardım talep edilen üye Devletin ülkesinde aşağıda yazılı sürelerden dahauzun olmamak üzere tespit edilecek bir süre kadar ikamet etmiş olması şartıkonulabilir;
a- Analık ve İşsizlik yardımları için, yardım talep tarihinden hemen önce 6 ay,
b- Malullük yardımları için, yardım talep tarihinden, ölüm yardımları için de ölüm tarihinden hemen önce aralıksız olarak 5 yıl,
c- Yaşlılık yardımları için, 18 yaşından sonra on yıl- bu on yılın aralıksız olarak beş yılını yardım talep tarihinden hemen önce olması istenebilir.
3- Geçici rejimler gereğince sağlanan yardımlar için özel hükümleröngörülebilir.
4- Yardımlarda tekerrürü önlemek için gerekli hükümler, ihtiyaca göre, ilgiliüyeler arasında yapılacak özel anlaşmalarla düzenlenir.
Madde 5
1- Bu fıkrada yazılı sosyal güvenlik dallarından biri veya birkaçı için busözleşme mükellefiyetlerini kabul eden her üye, 4'ncü madde hükümlerineilaveten gerek kendi vatandaştan, gerekse aynı sosyal güvenlik dalı içinsözleşme mükellefiyetlerini kabul etmiş olan diğer üye Devletlervatandaşlarının yabancı bir memlekette ikamet etmeleri halinde de, malullük,yaşlılık, ölüm ve cenaze yardımları ile iş kazası ve meslek hastalığı sebebiylebağlanan gelirlerin ödenmesini, 8'nci madde uyarınca ihtiyaca göre alınacaktedbirler mahfuz olmak kaydıyla temin eder.
2- Şu kadar ki, yabancı bir memlekette ikamet halinde, 2'ni maddenin 6(a)fıkrasında belirtilen mahiyetteki malullük, yaşlılık ve ölüm yardımlarınınödenmesi, ilgili üyelerin 7'nci maddede öngörülen, hakların mahfuz tutulmasısistemine katılmaları şartına bağlanabilir.
3- Bu madde hükümleri geçici rejimler gereğince sağlanan yardımlarhakkında uygulanmaz.
Madde 6
Aile yardımları için bu sözleşme mükellefiyetlerini kabul eden her üye, 4'ncü madde hükümlerine ilaveten gerek kendi vatandaşları gerekse aynı sosyal
güvenlik dalı için sözleşme mükellefiyetlerini kabul etmiş olan diğer üye Devletler vatandaşlarının bu üye Devletlerden birinin ülkesinde ikamet eden çocukları dolayısıyla çocuk zamlarının ödenmesini, ilgili üyeler arasında anlaşma suretiyle tespit edilecek şartlar ve limitler dahilinde temin eder.
Madde 7
1- Bu sözleşmeyi uygulayan üyeler, sözleşme mükellefiyetlerini kabul ettiklerisosyal güvenlik dallarında, kendi mevzuatları gereğince bu sözleşmeyiuygulayan üye Devletler vatandaşlarının hak kazandıkları yardımlarla ileridehak kazanacaktan yardımların mahfuz tutulmasını sağlayan bir sistemekatılmağa, ilgili üyeler arasında 8'nci madde hükümleri uyarınca tespit olunacak şartlar mahfuz olmak kaydıyla, gayret ederler.
2- Bu sistem, başlıca, yardım hakkının doğurması idamesi ve alınması ileyardım tutarının hesaplanmasında sigortalılık, çalışma veya ikametsüreleriyle muadil sürelerin toplanmasını öngörecektir.
3- Bu suretle bağlanan malullük, yaşlılık ve ölüm yardımlarının mali yükü ilgiliüyeler arasında anlaşma suretiyle tespit edilecek usullere göre, ya Üyelerarasında paylaştırılacak veya yardım gören kimse hangi üyenin ülkesindeikamet ediyorsa o üye tarafından karşılanacaktır.
Madde 8
Bu sözleşmeyi uygulayan üyeler, 5 ve 7'nci maddeler hükümlerinden doğan mükellefiyetlerini, ya muhacirlerin aylık haklarının mahfuz tutulması hakkındaki 1935 tarihli sözleşmeyi tastik ederek, veya karşılıklı bir anlaşma akdetmek suretiyle o sözleşme hükümlerini kendi aralarında uygulayarak veyahut söz konusu mükellefiyetlerin yerine getirilmesini sağlamak üzere hazırlanacak iki veya çok taraflı diğer herhangi bir vesika vasıtasıyla ifa edebilirler.
Madde 9
Üyeler, aralarında yapacakları özel anlaşmalarla, başka üyelerin hak ve mükellefiyetlerine halel gelmemek şartıyla ve kazanılmış haklarla ileride kazanılacak hakların, genel olarak, en az bu sözleşmede öngörülen şartlar kadar müsait şartlarla muhafazası temin edilmek kaydıyla, bu sözleşme hükümlerinden ayrılabilirler.
Madde 10
1- Bu sözleşme hükümleri mültecilerle vatansızlar hakkında, mütekabiliyet şartı aranmaksızın uygulanır.
2- Bu sözleşme Devlet memurlarını kapsayan özel rejimlerle harpten zarargören kimseleri kapsayan özel rejimlere ve sosyal yardım sistemlerineuygulanmaz.
3- Bu sözleşme, hiçbir üyeyi, milletlerarası anlaşmalar gereğince kendi millisosyal güvenlik mevzuatından hariç tutulmuş olan kimseler hakkındasözleşme hükümlerini uygulamaya mecbur tutmaz.
Madde 11
Bu sözleşmeyi uygulayan üyeler, gerek sözleşme hükümlerinin gerekse milli sosyal güvenlik mevzuatlarının uygulanmasını kolaylaştırmak için gerekli idari yardımları karşılıklı ve ücretsiz olarak yaparlar.
Madde 12
1- Bu sözleşme ilgili üye için, herhangi bir sosyal güvenlik dalıbakımından yürürlüğe girdiği tarihten önce o sosyal güvenlik dalındanyapılması gereken yardımlar hakkında, uygulanmaz.
2- Bu sözleşmenin ilgili üye için herhangi bir sosyal güvenlik dalıbakımından yürürlüğe girdiği tarihten önce vuku bulmuş olaylarsebebiyle, yürürlük tarihinden sonraki sürelere ait olmak üzere o sosyalgüvenlik dalından yapılması gereken yardımlar hakkında ne şekildeuygulanacağı çok taraflı veya iki anlaşmalarla, bu anlaşmalarınyapılmaması halinde de ilgili üyenin mevzuatı ile tespit edilir.
Madde 13
Bu sözleşme, mevcut sözleşmelerden herhangi birinin tadili olarak kabul edilemez.
Madde 14
Bu sözleşmenin tastik olunduğu Milletlerarası Çalışma Bürosu Genel Müdürüne bildirilir, o da bunu tescil eder.
Madde 15
1- Bu sözleşme, yalnız, sözleşmeyi tastik ettikleri Genel Müdür tarafındantescil edilmiş olan Milletlerarası Çalışma Teşkilatına üye Devletleri bağlar.
2- Sözleşme, iki üyenin sözleşmeyi tastik etmiş olduklarının Genel Müdürtarafından tescil edildiği tarihten itibaren 12 ay sonra yürürlüğe girer.
3- Bunu takiben sözleşme, her Üye için, sözleşmeyi tastik ettiğinin tesciledildiği tarihten itibaren 12 ay sonra yürürlüğe girer.
Madde 16
1- Bu sözleşmeyi tastik etmiş olan her üye sözleşmenin ilk olarak yürürlüğegirdiği tarihten itibaren on yıllık bir sürenin sonunda, Milletlerarası ÇalışmaBürosu Genel Müdürüne göndereceği ve Genel Müdür tarafından tescil edilecekbir bildiri ile sözleşmeyi feshedebilir. Fesih, tescil edildiği tarihten itibaren biryıl sonra muteber olur.
2- Bu sözleşmeyi tastik etmiş olan ve bu maddede öngörülen fesih hakkınıyukarıdaki fıkrada belirtilen on yıllık sürenin sonundan itibaren bir yıl içindekullanmayan her üye, yeniden on yıllık bir devre için bağlanmış olur ve bundansonra, sözleşmeyi her on yıllık devrenin sonunda bu maddede yazılı şartlarlafeshedebilir.
Madde 17
1- Milletlerarası Çalışma Bürosu Genel Müdürü, Teşkilatın Üyeleri tarafındankendisine gönderilecek tescil edilen bütün tastik ve fesih bildirileriniMilletlerarası çalışma Teşkilatının bütün üyelerine haber verir.
2- Genel Müdür, ikinci tastik bildirisinin tescil edildiğini Teşkilatın üyelerineduyururken, sözleşmenin yürürlüğe gireceği tarih üzerine üyelerin dikkatiniçeker.
Madde 18
Milletlerarası Çalışma Bürosu Genel Müdürü, yukarıdaki maddelere göre tescil edeceği bütün tastik ve fesih bildirileri hakkında, B. Milletler Anayasasının 102'nci maddesi gereğince tescil olunmak üzere, B. Milletler Genel Sekreterine tam bilgi verir.
Madde 19
Milletlerarası Çalışma Bürosu Yönetim Kurulu, lüzum göreceği zamanlarda, Çalışma Genel Konferansına bu sözleşmenin uygulanması hakkında bir rapor verir ve sözleşmenin tamamının veya bir kısmının değiştirilmesinin konferans gündemine alınmasına lüzum olup olmadığını tetkik eder.
Madde 20
1- Konferansça bu sözleşmenin tamamını veya bir kısmını değiştiren yeni bir sözleşme kabul edildiği ve yeni sözleşmede aksine bir hüküm bulunmadığı takdirde:
a- Yeni sözleşme bir üye tarafından tasdik edilince, mezkur sözleşme yürürlüğe girmiş olmak şartıyla, yukarıdaki 16 madde hükümlerine bakılmaksızın, bu sözleşme derhal ve bütün hukukiyle feshedilmiş olur.
b- Bu sözleşme, yeni sözleşmenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra,
üyelerin tastikine açık olmaz.
2- Bu sözleşmeyi tastik eden fakat onu değiştiren yeni sözleşmeyi tastik etmeyen üyeler için bu sözleşme, şekil ve muhteva bakımından, yürürlükte kalır.
Madde 21
Bu sözleşmenin Fransızca ve İngilizce metinleri aynı derecede muteberdir.






SOSYAL GÜVENLİK REJİMLERİ AVRUPA ARA

ANLAŞMALARI VE BUNLARA EK PROTOKOLLER
Sosyal Güvenlik Rejimleri Avrupa Ara anlaşmaları ve Bunlara Ek Protokollerinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun
Kanun No : 552
Kabul Ta. : 9 Mart 1965
R.G. : 19 Mart 1965 S.11957
Dstr.Trp. : 5, C,4 s.916
Madde 1-
Avrupa Konseyince kabul edilmiş olup Hükümetimiz tarafından 21 Aralık 1953 tarihinde Paris'te imzalanmış bulunan "İhtiyarlık, Maluliyet ve Ölüm Halleri Dışında Kalan Sosyal Güvenlik Rejimleri Avrupa Ara Anlaşması ve buna Ek Protokol" ile "İhtiyarlık, Maluliyet ve Ölüm halleri dışında kalan Sosyal Güvenlik Rejimleri Avrupa Ara Anlaşması ve buna Ek Protokol'ün onaylanması uygun bulunmuştur.
Madde 2- Anlaşmaların tatbikatında gerekli görülecek ihtirazi kayıtlar Bakanlar
Kurulu kararı ile tespit edilir.(*)
Madde 3- Bu kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
Madde 4- Bu kanunun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.
"İhtiyarlık, Maluliyet Ve Ölüm Halleri Dışında Kalan Sosyal Güvenlik Rejimleri Avrupa Ara Anlaşması Ve Buna Ek Protokol" İle "İhtiyarlık, Maluliyet Ve Ölüm Halleri Dışında Kalan Sosyal Güvenlik Rejimleri Avrupa Ara Anlaşması ve Buna Ek Protokol"ün 1/5/1967 Tarihinden İtibaren Yürürlüğe Girmek Üzere Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Bakanlar Kurulu Kararı
Kabul Ta. : 9 Mart 1965
R.G. : 19 Mart 1965 S.11957
Dstr.Trp. :5,C,4 s.916
Avrupa Konseyi tarafından kabul edilmiş olup 11 Aralık 1953 tarihinde Hükümetimiz adına Paris'te imzalanmış olup ve 9 Mart 1965 tarihinde 552 sayılı Kanunla T.B.M.M.'nce onaylanması uygun bulunan "İhtiyarlık, Maluliyet Ve Ölüm Halleri Dışında Kalan Sosyal Güvenlik Rejimleri Avrupa Ara Anlaşması Ve Buna Ek Protokol" İle "İhtiyarlık, Maluliyet Ve Ölüm Halleri Dışında Kalan Sosyal Güvenlik Rejimleri Avrupa Ara Anlaşması ve Buna Ek Protokol"ün 1/5/1967 tarihinden itibaren yürürlüğe girmek üzere
onaylanması;...... 244 sayılı Kanunun 3'ncü maddesinin l'nci fıkrasına göre,
Bakanlar Kurulu'nca 4/12/1967 tarihinde kararlaştırılmıştır.
İhtiyarlık, Maluliyet ve Ölüm Halleri Dışında Kalan Sosyal Güvenlik Rejimleri Avrupa Ara Anlaşması
Bu anlaşmayı imza eden Avrupa Konseyi Üyesi Hükümetler:
Avrupa Konseyinin gayesinin, bilhassa sosyal gelişmelerini kolaylaştırmak maksadıyla üyeleri arasında daha sıkı bir birliğin gerçekleştirilmesi olduğunu göz önün de bulundurarak;
Bu Anlaşmanın Akit taraflardan herhangi birinin vatandaşlarının diğer herhangi bir Akit tarafından ihtiyarlık, sosyal güvenlik mevzuatına göre, o taraf vatandaşlarıyla eşit muameleye tabi tutulmaları gerektiği prensibini -ki bu prensip Milletlerarası Çalışma Teşkilatı Sözleşmeleriyle tasvip edilmiştir- teyit ederek;
Herhangi bir Akit Taraf vatandaşlarının, diğer herhangi iki veya daha fazla Akit Taraf arasında sosyal güvenlik mevzuunda yapılan anlaşmalarla sağlanan yardımlardan faydalanmaları gerektiği prensibini de teyit ederek;
İki taraflı anlaşmalar şebekesi esasına dayanan bir genelge sözleşme yapılıncaya kadar bu prensiplerin bir ara yapılması suretiyle tatbik mevkiine konulmasını arzu ederek;
Aşağıda belirtilen hususlarda mutabakata varmışlardır:
Madde 1
1- Bu Anlaşma, Akit Tarafların ülkelerinin herhangi bir kısmında imza tarihinde yürürlükte bulunan veya bilahare yürürlüğe girebilecek olan aşağıda yazılı yardımlarla ilgili bütün sosyal güvenlik mevzuatı hakkında uygulanır: a- Zaruret halinin mevcut olup olmadığı araştırılmaksızın yapılan
( ) Sözleşme metninde tarafımızdan İhtirazı Kayıt konulduğuna dair bir husus görülmemiştir.
sağlık yardımları dahil, hastalık ve analık yardımlarıyla ölüm yardımları (ölüm sebebiyle bağlanan aylık ve yapılan toptan ödeme dışında kalan bir defaya mahsus yardımlar);
b- İş kazaları ve meslek hastalıkları;
c- İşsizlik;
d- Aile yardımları
2- Bu anlaşma, iş kazaları ve meslek hastalıkları sebebiyle yapılanyardımların işveren tarafından karşılanması mükellefiyeti dahil,primli ve primsiz sigorta kolları hakkında uygulanır. Sosyal yardım,Devlet memurları için ihdas olunan hususi rejimler ve harpten veyayabancı işgalinden zarar görenlere sağlanan yardımlar hakkındatatbik edilmez.
3- Bu Anlaşmanın tatbikatında "yardım" tabirine yardımlardaki artışve yardımla birlikte tediye edilen munzam ödemeler de dahildir.
4- Bir Akit Tarafın "vatandaşlar"ı ve "Ülke" si tabirleri, bütün diğerAkit Taraflara tebliğ edilmek üzere, bu Akit Tarafın AvrupaKonseyi Genel Sekreterine göndereceği bildiride tayin edilecekmanayı ifade eder.
Madde 2
1- 9'ncu madde hükümleri mahfuz kalmak şartıyla, Akit Taraflardanherhangi birinin vatandaşı diğer Akit Taraflardan herhangi birininmevzuatına göre yapılan aşağıda yazılı yardımlardan, o tarafınvatandaşı imiş gibi, aynı şartlarla faydalanma hakkını haizdir:
a- Akit Taraflardan birinin ülkesinde ikamet etmekte olması şartıyla, iş kazaları ve meslek hastalıkları sigortasıyla sağlanan yardımlar,
b- Diğer Akit Tarafın ülkesinde kanuni ikametgahı bulunması şartıyla, iş kazaları ve meslek hastalıkları sigortasıyla sağlanan yardımlar dışındaki yardımlar;
c- Bahis konusu anlaşmaların taraflarından herhangi birinin ülkemizden veya tahmini gebelik tarihinden veya işsizliğin başladığı tarihten evvel diğer Akit Taraf ülkesinde kanuni ikametgahı bulunmuş olmak şartıyla, hastalık, analık ve işsizlik yardımlarından;
d- Diğer Akit Taraf ülkesinde 6 ay ikamet etmiş olmak şartıyla, iş kazası ve meslek hastalığı sigortasından gayrı primsiz bir sigorta rejimi ile sağlanan yardımlar.
2- Akit Taraflardan herhangi birine ait mevzuatın, bu Akit Tarafınkendi ülkesi dışında doğmuş olan vatandaşlarının haklarını takyit
etmiş olması halinde, diğer herhangi bir Akit Tarafın ülkesinde doğmuş olup, o Akit Tarafın vatandaşı olan bir kimse, ilk sözü edilen Akit Tarafın kendi ülkesinde doğmuş vatandaşları gibi muamele görür.
3- Akit Taraflardan herhangi birinin mevzuatına göre, çocukların yardıma müstahak olup olmadıklarını tespit ederken milliyetleri bakımından bir fark gözetilmiş olması halinde, diğer Akit Taraflardan herhangi birinin vatandaşı olan bir çocuk, bu Akit Tarafın vatandaşı imiş gibi muamele görür.
Madde 3
1- Birinci maddede bahsi geçen mevzuatla ilgili olarak iki veya daha fazla Akit Taraf arasında yapılmış veya yapılabilecek olan her anlaşma, 9 ncu madde hükümleri mahfuz kalmak şartıyla, diğer Akit Taraflardan herhangi birinin vatandaşına, Anlaşmayı yapan taraflardan birinin vatandaşı imiş gibi ve bahis konusu mevzuatla ilgili olarak aşağıdaki hususları derpiş ettiği nispette tatbik olunur:
a- Bir kimsenin hangi mevzuata göre sigorta edilmesi gerektiğinin tespiti;
b- Müktesep haklarla iktisap edilmekte olan hakların mahfuz tutulması ve hususiyle, yardıma müstahak olup olmadığını tayin ve yapılacak yardımın miktarım tespit etmek maksadıyla sigortalılık müddetleriyle muadil müddetlerin birleştirilmesi,
c- Bahis konusu anlaşmaların taraflarından herhangi birinin ülkesinde ikamet eden kimselere yardım yapılması;
d- Mezkûr Anlaşmanın bu paragrafta sözü edilen hükümlerine müteferri hususların ve bu hükümlerin tatbikatına mütedair tedbirlerin derpiş edilmesi.
Bu maddenin l'nci paragrafi hükümleri, ilgili vatandaş, mevzuatına göre yardım talebinde bulunduğu Akit Tarafın ülkesinde 6 ay ikamet etmiş olmadıkça, sözü edilen anlaşmanın primsiz bir rejime göre sağlanan yardımlarla ilgili herhangi bir hükmü, hakkında uygulanmaz.
Madde 4
İlgili iki veya çok taraflı anlaşmalar hükümleri mahfuz kalmak şartıyla, işbu Anlaşmanın aktinden evvel yapılmamış veya talik edilmiş olan yardımlar, bu kabil yardımların yapılması için vaki olan taleple ilgili bulunan bütün Akit Taraflar için işbu Anlaşmanın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren yeniden sağlanır. Şu kadar ki, bu yardımlara ait talebin sözü edilen tarihten itibaren bir yıl içinde veya mevzuatına göre yardım talebinde bulunan Akit Tarafın tespit edeceği daha uzun bir süre zarfında yapılmış olması gerekir. Talep, müddeti içinde yapılmadığı takdirde, yardım, talep edildiği tarihten veya ilgili Akit Tarafın tespit edebileceği daha erken bir tarihten itibaren yapılır.
Madde 5
Bu anlaşmanın hükümleri, hak sahibi için daha müsait olan milli mevzuat, milletlerarası sözleşmeler veya iki taraflı veyahut çok taraflı anlaşmalar hükümlerini tahdit etmez.
Madde 6
Bu Anlaşma, milli mevzuatın, sigortalı kimseler ile diğer ilgili şahıs kategorilerinin sosyal güvenliğin idaresine iştiraklerine müteallik bulunan hükümlerine müessir olmaz.
Madde 7
1- Bu Anlaşmanın imzalandığı tarihte her Akit Taraf ülkesinin herhangi bir kısmında yürürlükte bulunan ve I’nci maddenin tatbik sahasına giren sosyal güvenlik rejimleri bu Anlaşmanın 1 numaralı ekinde gösterilmiştir.
2- Her Akit Taraf, kendisine ait olup 1 numaralı eke henüz ithal edilmemiş bulunan her yeni mevzuatı Avrupa Konseyi Genel Sekreterine bildirir. Bu bildirime, her akit tarafından, yeni mevzuatın yayınlandığı tarihten itibaren üç ay içinde, yeni mevzuat bu Anlaşmanın Akit Tarafça tasdik edildiği tarihten evvel yayınlanmışsa tasdik tarihinde yapılır.
Madde 8
1- Akit Taraflarca yapılmış olup bu Anlaşmanın imzalandığı tarihte yürürlükte bulunan ve 3'ncü maddenin uygulama sahasına giren, iki veya çok taraflı anlaşmalar bu anlaşmanın II numaralı Ek'inde gösterilmiştir.
2- Her Akit Taraf, 3'ncü maddenin uygulama sahasına giren her yeni anlaşmayı Avrupa Konseyi Genel Sekreterine bildirir. Bu bildirme, yeni anlaşmanın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç ay içinde veya yeni anlaşma bu Anlaşmanın tasdikinden evvel yürürlüğe girmişse, tasdik tarihinde yapılır.
Madde 9
1- İmza tarihinde dermeyan edilen ihtirazi kayıtlar bu anlaşmanın III numaralı ekinde gösterilmiştir.
2- Herhangi bir Akit Taraf, 7'nci ve 8'nci maddelere göre gereklibildirmeyi yaparken, bu Anlaşmanın, bildiride bahis konusu edilenmevzuata veya anlaşmaya tatbiki bakımından, bir ihtirazi kayıtdermeyan edebilir. Bu ihtirazi kayıtlar, yeni mevzuat veyaanlaşmanın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren hüküm ifade eder.
3- Her bir Akit Taraf, dermeyan ettiği herhangi bir ihtirazi kaydı, buhususta Avrupa Konseyi Genel Sekreterine göndereceği bir bildiriile kısmen veya tamamen kaldırabilir. Bu bildiri, alındığı tarihitakibeden ayın birinci gününde muteber olur ve bu Anlaşma onagöre uygulanır.
Madde 10
1- Yukarıdaki maddelerde sözü edilen ekler, işbu anlaşmanın ayrılmaz bir parçasını teşkil eder.
Madde 11
1- Bu Anlaşmanın tatbik usulleri gereken hallerde, Akit Tarafların yetkili mercileri arasında yapılacak uzlaşmalarla tespit edilir.
2- İlgili Akit Tarafların yetkili mercileri, bu anlaşmanın tefsir veyatatbiki ile ilgili ihtilafları müzakere yoluyla halletmeye çalışırlar.
3- Bu türlü bir ihtilaf üç aylık bir devre içinde müzakere yoluylahalledilemediği takdirde, ihtilaf kuruluşunda ve çalışma usullerindeilgili Akit Tarafların mutabık kalacakları bir hakem heyetine tevdiolunur, İkinci üç aylık devre içinde de mutabakata varılamadığıtakdirde, ihtilaf, ilgili Akit Taraflardan birinin talebi üzerine,Lahey Adalet Divanı Başkanı tarafından seçilecek bir hakeme tevdiedilir. Başkan ihtilafı çıkaran taraflardan birinin vatandaşı ise, buvazife, ihtilaf halindeki taraflardan birinin vatandaşı olmayan ikincibaşkana veya kıdem sırasına göre ondan sonra gelen hakime tevdiolunur.
4- İhtilafın halli kendisine tevdi edilen hakem heyetinin veya hakeminalacağı karar bu Anlaşmanın esaslarına ve ruhuna uygun olarakverilir. Bu karar nihai olup tarafları bağlar.
Madde 12
a- Akit Taraflardan herhangi birinin bu Anlaşmayı feshetmesi halinde: Anlaşma hükümlerine uygun olarak bir kimse tarafından iktisap edilmiş olan bütün haklar mahfuz tutulur. Hususiyle, anlaşma hükümlerine göre bir Akit Tarafın ülkesinde ikamet etmekte iken diğer taraf mevzuatına göre bir yardım alma hakkım iktisap etmiş ise bu yardımdan faydalanmağa devam eder.
b- Fesih tarihinden henüz tamamı iktisap edilmemiş olan hakların ne suretle kullanılacağına dair ilgili taraflar arasında yapılan mütemmim anlaşmalarda derpiş edilebilecek şartlar mahfuz kalmak kaydıyla, fesih kararının yürürlüğe girdiği tarihten evvel ikmal edilmiş bulunan sigortalılık müddetleri ile muadil müddetler hakkında bu Anlaşma hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.
Madde 13
1- Bu Anlaşma Avrupa Konseyi Üyelerinin imzasına açık
bulundurulur. Anlaşma tasdik edilir ve tasdik belgeleri Avrupa
Konseyi Genel Sekreterine tevdi olunur.
2- Bu Anlaşma ikinci tasdik belgesinin tevdi edildiği tarihi takibeden
ayın ilk günü yürürlüğe girer.
3- Bu Anlaşma, sonradan tasdik eden mümzi Devletler için tasdik
belgesinin tevdi edildiği tarihi takibeden ayın ilk günü yürürlüğe
girer.
Madde 14
1-Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, Avrupa Konseyine Üye olmayan herhangi bir Devleti bu Anlaşmaya itihak etmeye davet edebilir.
2- İltihak muamelesi, tevdi tarihinin takibeden ayın ilk günüyürürlüğe giren iltihak belgesinin Avrupa Konseyi GenelSekreterine tevdii ile tekemmül eder.
3- Bu madde hükümlerine uygun olarak tevdi edilen iltihak belgesineilgili Devlet Hükümetinin iltihak tarihinde bu Anlaşmanın mümzisibulunması halinde bu Anlaşmanın I ve II numaralı eklerinde yeralmış olması icabedecek olan malumatı ihtiva eden bir bildirieklenir.
4- Bu maddenin 3'ncü paragrafı gereğince verilecek bilgi, buanlaşmanın tatbikatı bakımından, ilgili Devlet Hükümetinin iltihaktarihinde bu Anlaşmanın mümzisi bulunması halinde bu malumatınkaydedilmiş olması gerekecek olan Ek'in bir parçası kabul edilir.
Madde 15
Avrupa Konseyi Genel Sekreteri,
a- Konsey Üyeleri ile Milletlerarası Çalışma Bürosu Genel
Müdürüne:
i- Bu anlaşmanın yürürlüğe girdiği tarih ile Anlaşmayı tasdik eden bütün üyelerin isimleri,
ii- 14'ncü madde gereğince tevdi edilen iltihak belgeleri ile bu belgelere ekli olarak alman bildiriler,
iii- 16'ncı madde gereğince alınmış olan bildiri ile bu bildirinin yürürlük tarihi,
b- Akit Taraflar Milletlerarası Çalışma Bürosu Genel Müdürüne:
i- 7'nci ve 8 nci maddeler gereğince alınmış olan bildiriler,
ii- 9'ncu maddenin 2 nci paragrafı gereğince dermeyan edilen
ihtirazi kayıtlar,
iii-9'ncu maddenin 3'ncü paragrafı gereğince kaldırılan ihtirazi
kayıtlar,
hakkında bilgi verir.
Madde 16
İşbu Anlaşma, 13'ncü maddenin 2'nci paragrafı gereğince yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki sene için muteberdir. Bu iki senelik müddetin hitamından ve ondan sonra da her yılın nihayete ermesinden en az altı ay evvel Avrupa Konseyi Genel Sekreterine bir bildiri göndermek suretiyle anlaşmayı feshetmemiş olan Akit Taraflar için müteakip yıllarda da yürürlükte kalır. Bu kabil bir bildiri taallûk ettiği devrenin sonunda muteber olur.
Hükümetleri tarafından usulü" dairesinde yetkili kılınmış aşağıda imzaları bulunan kimseler, yukarıdaki hususları tasdik zımnında, bu Anlaşmayı imzalamışlardır.
Bu Anlaşma Paris'te 11 Aralık 1953 tarihinde İngilizce Fransızca olarak ve her iki metin aynı derecede muteber bulunmak üzere, tek nüsha halinde tanzim edilmiştir. Bu nüsha Avrupa Konseyi arşivlerinde muhafaza edilecek ve Genel Sekreter tarafından tasdikli birer örneği bütün mümzi Devletlere ve Milletlerarası Çalışma Bürosu Genel Müdürüne gönderilecektir.
İhtiyarlık, Maluliyet ve Ölüm Hallerine Müteallik Sosyal Güvenlik Rejimleri Avrupa Ara Anlaşması
Bu anlaşmayı imza eden Avrupa Konseyi Üyesi Hükümetler:
Avrupa Konseyinin gayesinin, bilhassa sosyal gelişmelerini
Kolaylaştırmak maksadıyla üyeleri arasında daha sıkı bir birliğin
Gerçekleştirilmesi olduğunu göz önün de bulundurarak;
Bu Anlaşmanın Akit taraflardan herhangi birinin vatandaşlarının diğer
Herhangi bir Akit tarafından ihtiyarlık, maluliyet ve ölüm yardımları ile ilgili
mevzuat bakımından, o taraf vatandaşlarıyla eşit muameleye tabi tutulmaları gerektiği prensibini-ki bu prensip Milletlerarası Çalışma Teşkilatı Sözleşmeleriyle tasvip edilmiştir-teyit ederek;
Herhangi bir Akit Taraf vatandaşlarının, diğer herhangi iki veya daha fazla Akit Taraf arasında sosyal güvenlik mevzuunda yapılan anlaşmalarla sağlanan yardımlardan faydalanmaları gerektiği prensibini de teyit ederek;
İki taraflı anlaşmalar şebekesi esasına dayanan bir genelge sözleşme yapılıncaya kadar bu prensiplerin bir ara yapılması suretiyle tatbik mevkiine konulmasını arzu ederek;
Aşağıda belirtilen hususlarda mutabakata varmışlardır:
Madde 1
5- Bu Anlaşma, Akit Tarafların ülkelerinin herhangi bir kısmındaimza tarihinde yürürlükte bulunan veya bilahare yürürlüğegirebilecek olan aşağıda yazılı yardımlarla ilgili bütün sosyalgüvenlik mevzuatı hakkında uygulanır:
a- İhtiyarlık yardımları;
b- İş kazası ve meslek hastalığı ile ilgili mevzuat gereğince
Sağlanan yardımlar dışındaki maluliyet yardımları;
c- İşkazası ve meslek hastalığı ile ilgili mevzuat gereğince
verilen cenaze paraları ve sağlanan yardımlar dışındaki ölüm
Yardımları.
6- Bu Anlaşma gerek primli ve gerek primsiz yardımlar sağlayansigorta kolları hakkında uygulanır. Sosyal yardım, Devletmemurları için ihdas olunan hususi rejimden ve harpten veyayabancı işgalinden zarar görenlere sağlanan yardımlar hakkındatatbik edilmez.
7- Bu anlaşmanın tatbikatında "Yardım" tabirine yardımlardaki artışve yardımla birlikte teyide edilen munzam ödemeler de dahildir.
8- Bir Akit Tarafından "Vatandaşlar"ı ve "Ülke"si tabirleri, bütündiğer Akit Taraflara tebliğ edilmek üzere, bu Akit Tarafın AvrupaKonseyi Genel Sekreterince göndereceği bildiride tayin edilebilecekmanayı ifade eder.
Madde 2
1- 9'ncu madde hükümleri mahfuz kalmak şartıyla, Akit Taraflardan herhangi birinin vatandaşı diğer Akit Taraflardan herhangi birinin mevzuatına göre yapılan yardımlardan, o tarafın vatandaşı imiş gibi, aynı şartlarda faydalanma hakkını haizdir.
Şu kadar ki:
a- Primli veya primsiz bir rejime göre sağlanan maluliyet yardımdan faydalanabilmesi için maluliyetine sebep olan hastalığa aitlik hekim raporu tanzim edilmeden evvel kanuni ikametgahının diğer Akit Tarafın ülkesinde bulunmuş olması,
b- Primsiz bir rejime göre sağlanan yardımlardan faydalanabilmesi için, 20 yaşını doldurduktan sonra o ülkede ikamet ettiği süreler toplamının 10 seneden az olmaması yardım talebinde bulunduğu tarihe hemen tekaddüm eden zaman zarfında fasılasız olarak en az beş sene müddetle o ülkede ikamet etmiş bulunması ve ikamet etmeğe devam etmiş olması,
c- Primli ve rejime göre sağlanan yardımlardan faydalanabilmesi için de akit Taraflardan herhangi birinin ülkesinde ikamet etmekte olması,
2- Akit Taraflardan herhangi birine ait mevzuatın, bir akit Tarafın kendi ülkesi dışında doğmuş olan vatandaşlarının haklarını teyit etmiş olması halinde, diğer herhangi bir akit Tarafın ülkesinde doğmuş olup Akit Tarafın vatandaşı olan bir kimse, ilk sözü edilen Akit Tarafın kendi ülkesinde doğmuş vatandaşları gibi muamele görür.
Madde 3
1- l'nci maddede bahsi geçen mevzuatla ilgili olarak iki veya daha fazla Akit Taraf arasında yapılmış veya yapılabilecek olan her anlaşma, 9 uncu madde hükümleri mahfuz kalmak şartıyla, diğer Akit Taraflardan herhangi birinin vatandaşına, anlaşmayı yapan taraflardan birinin vatandaşı imiş gibi ve bahis konusu mevzuatla ilgili olarak aşağıdaki hususları derpiş ettiği nispette tatbik olunur,
a- Bir kimsenin hangi mevzuata göre sigorta edilmesi gerektiğinin tespiti,
b- Müktesep haklarla iktisap edilmekte olan hakların mahfuz tutulması ve hususiyle, yardıma müstahak olup olmadığını tayin ve yapılacak yardımın miktarım tespit etmek maksadıyla sigortalılık müddetleriyle muadil müddetlerin birleştirilmesi;
c- Bahis konusu anlaşmaların taraflardan herhangi birinin ülkesinde ikamet eden kimselere yardım yapılması;
d- Mezkur anlaşmaların bu paragrafta sözü edilen hükümlerine müteferri hususların ve bu hükümlerin tatbikatına mütedair tedbirlerin derpiş edilmesi.
2- Bu maddenin l'nci paragrafı hükümleri, sözü edilen anlaşmaların, primsiz bir rejime göre sağlanan yardımlarla ilgili herhangi bir hükmü hakkında tatbik olunmaz. Şu kadar ki, mevzuatına göre yardım talebinde bulunduğu Akit tarafın ülkesinde, 20 yaşını doldurduktan sonra, ceman en az 15 sene ikamet etmiş olan ve o ülkede, yardım talebinde bulunduğu tarihe hemen tekaddüm eden zaman zarfında fasılasız olarak en az 5 sene müddetle ikamet etmiş bulunan ilgili vatandaş hakkında tatbik olunur.
Madde 4
İlgili iki veya çok taraflı anlaşmalar hükümleri mahfuz kalmak şartıyla, işbu anlaşmanın akdinden evvel yapılmamış veya talik edilmiş olan yardımlar, bu kabil yardımların yapılması için vaki olan taleple ilgili bütün Akit taraflar için işbu anlaşmanın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren yeniden sağlanır. Şu. kadar ki, bu kaldırılabilir. Bu bildiri, aldığı tarihi takip eden ayın birinci gününde muteber olur ve bu anlaşma ona göre uygulanır.
Madde 10
Yukarıda maddelerde sözü edilen ekler, işbu anlaşmanın ayrılmaz bir parçasını teşkil eder.
Madde 11
1- Bu Anlaşmanın tatbik usulleri, gereken hallerde, akit Taraflarınyetkili mercileri arasında yapılacak uzlaşmalarla tespit edilir.
2- İlgili Akit Tarafların yetkili mercileri, bu anlaşmanın tefsir veyatatbiki ile ilgili ihtilafları müzakere yoluyla halletmeye çalışırlar.
3- Bu türlü bir ihtilaf üç aylık bir devre içinde müzakere yoluylahalledilmediği takdirde, ihtilaf, kuruluşunda ve çalışma usullerindeilgili Akit tarafların mutabık kalacakları bir hakem heyetine tevdiolunur, ikinci üç aylık devre içinde de mutabakata yarılamadığıtakdirde, ihtilaf, ilgili Akit taraflardan birinin talebi üzerine,Lahey Adalet Divanı Başkanı tarafından seçilecek bir hakeme tevdiedilir. Başkan ihtilafı çıkaran taraflardan birinin vatandaşı ise, buvazife, ihtilaf halindeki taraflardan birinin vatandaşı olmayanikinci başkana veya kıdem sırasına göre ondan sonra gelenhakime tevdi olunur.
4- İhtilafın hali kendisine tevdi edilen hakem heyetinin veya hakeminalacağı karar bu anlaşmanın esaslarına ve ruhuna uygun olarakverilir. Bu karar nihai olup tarafları bağlar.
Madde 12
Akit taraflardan herhangi birinin bu anlaşmayı feshetmesi halinde:
a- Anlaşma hükümlerine uygun olarak bir kimse tarafından iktisap edilmiş olan bütün haklar mahfuz tutulur. Hususiyle, anlaşma hükümlerine göre, bir Akit tarafın ülkesinde ikamet etmekte iken diğer taraf mevzuatına göre bir yardım alma hakkını iktisap etmiş ise bu yardımdan faydalanmağa devam eder.
b- Fesih tarihinden henüz tamamı iktisap edilmemiş olan hakların ne suretle kullanılacağına dair ilgili taraflar arasında yapılan mütemmim anlaşmalarda derpiş edilebilecek şartlar mahfuz kalmak kaydiyle, fesih kararının yürürlüğe girdiği tarihten evvel ikmal edilmiş bulunan sigortalılık müddetleri ile muadil müddetler hakkında bu anlaşma hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.
Madde 13
1- Bu Anlaşma Avrupa Konseyi Üyelerinin imzasına açıkbulundurulur. Anlaşma tasdik edilir ve tasdik belgeleri AvrupaKonseyi genel Sekreterine tevdi olunur.
2- Bu anlaşma ikinci tasdik belgesinin tevdi edildiği tarihi takip edenayın ilk günü yürürlüğe girer.
3- Bu anlaşma, sonradan tasdik eden mümzi Devletler için, tasdikbelgesinin tevdi edildiği tarihi takip eden ayın ilk günü yürürlüğegirer.
Madde 14
1- Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, Avrupa Konseyine Üyeolmayan herhangi bir Devleti bu Anlaşmaya iltihak etmeye davetedebilir.
2- İltihak muamelesi, tevdi tarihini takip eden ayın ilk günü yürürlüğegiren iltihak belgesinin Avrupa Konseyi Genel Sekreterine tevdiiile tekemmül eder.
3- Bu madde hükümlerine uygun olarak tevdi edilen iltihak belgesineilgili Devlet Hükümlerinin iltihak tarihinde bu anlaşmanınmümzisi bulunması halinde bu anlaşmanın I ve II numaralıeklerinde yer almış olması icap edecek olan malûmatı ihtiva edenbir bildiri eklenir.
4- Bu maddenin 3 üncü paragrafı gereğince verilecek bilgi, buAnlaşmanın tatbikatı bakımından , ilgili Devlet Hükümlerininiltihak tarihinde bu anlaşmanın mümzisi bulunması halinde bu
malûmatın kaybedilmiş olması gerekecek olan Ekin bir parçası kabul edilir.
Madde 15
Avrupa Konseyi Genel Sekreteri,
a- Konsey Üyeleri ile Milletlerarası Çalışma Bürosu Genel Müdürüne:
i- Bu anlaşmanın yürürlüğe girdiği tarih ile Anlaşmayı tasdik elden bütün üyelerin isimleri,
ii- 14'ncü madde gereğince tevdi edilen iltihak belgeleri ile bu belgelere ekli olarak alınan bildiriler,
iii- 16'ncı madde gereğince alınmış olan bildiri ile bu bildirinin yürürlük tarihi,
b- Akit taraflar Milletlerarası Çalışma Bürosu Genel Müdürüne:
i- 7'nci ve 8'nci maddeler gereğince alınmış olan bildiriler,
ii- 9'ncu maddenin 2'nci paragrafı gereğince dermeyan edilen ihtirazi kayıtlar,
iiî- 9'ncu maddenin 3'ncü paragrafı gereğince kaldırılan ihtirazi kayıtlar, hakkında bilgi verir.
Madde 16
İşbu anlaşma, 13 üncü maddenin 2 nci paragrafı gereğince yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki sene için muteberdir. Bu iki senelik müddetin hitamından ve ondan sonra da her yılın nihayete ermesinden en az altı ay evvel Avrupa Konseyi Genel Sekreterine bir bildiri göndermek suretiyle anlaşmayı feshetmemiş olan Akit Taraflar için müteakip yıllarda da yürürlükte kalır. Bu kabil bir bildiri taalluk ettiği devrenin sonunda muteber olur.
Hükümetleri tarafından usulü dairesinde yetkili kılınmış aşağıda imzaları bulunan kimseler, yukarıdaki hususları tasdik zımnında, bu anlaşmayı imzalamışlardır.
Bu anlaşma Paris'te 11 Aralık 1953 tarihinden İngilizce ve Fransızca olarak ve her iki metin aynı derecede muteber bulunmak üzere, tek nüsha halinde tanzim edilmiştir. Bu nüsha Avrupa Konseyi arşivlerinde muhafaza edilecek ve Genel Sekreter tarafından tasdikli birer örneği bütün mümzi Devletlere ve Milletlerarası Çalışma Bürosu Genel Müdürüne gönderilecektir.

İhtiyarlık, Maluliyet ve Ölüm Hallerine Müteallik Sosyal Güvenlik Rejimleri Avrupa Ara Anlaşması
Eki
Anlaşmanın tatbik sahasına giren sosyal güvenlik rejimleri
TÜRKİYE:
İlgili mevzuat:
a- İhtiyarlık sigortası
b- Muayyen çalışan zümreler mahsus özel rejimler.
Bütün bu rejimler primlidir.
İhtiyarlık, Maluliyet ve Ölüm Halleri Dışında Kalan Sosyal Güvenlik
Rejimleri Avrupa Ara Anlaşması
EK II
Anlaşmanın tatbik sahasına giren iki veya çok taraflı anlaşmalar
BELÇİKA:........
DANİMARKA:........
FRANSA:
FEDERAL ALMANYA CUMHURİYETİ:...............
İZLANDA:...........
İRLANDA:...........
İTALYA:..............
LÜKSEMBURG:.......
HOLLANDA:
NORVEÇ:........
SAAR:.....
İSVEÇ:....
BİRLEŞİK KRALLIK:..........
Maluliyet, İhtiyarlık ve Ölüm Hallerine Müteallik Sosyal Güvenlik Rejimleri Avrupa Ara Anlaşması
EK III
AKİT TARAFLARCA DERMEYAN OLUNAN İHTİRAZI KAYITLAR
1- Danimarka Hükümeti...............
2- Lüksemburg Hükümeti.............
3- Birleşik Krallık Hükümeti.............
İhtiyarlık, Maluliyet ve Ölüm Hallerine Müteallik Sosyal Güvenlik
Rejimleri Avrupa Ara Anlaşmasına
Ek Protokol
İşbu Protokolü imza eden Avrupa Konseyi Üyesi Hükümetler:
11 Aralık 1953 tarihinde Paris'te imzalanmış bulunan İhtiyarlık Maluliyet ve Ölüm Halleri Dışında Kalan Sosyal Güvenlik Rejimleri Avrupa Ara Anlaşması Hükümetlerini gözönünde bulundurarak (Aşağıdaki "Esas Anlaşma" diye ifade edilecektir;)
28 Temmuz 1951 tarihinde Cenevre'de imzalanmış bulunan mültecilerin statüsüne müteallik Sözleşme (*) hükümlerini (*)
Esas anlaşma hükümlerinin Sözleşmede tarif edilen mültecilere de tatbikini sağlayacak şekilde şümullendirilmesini arzu ederek;
Aşağıdaki hususlarda mutabakata varmışlardır:
Madde 1
Bu protokolün tatbikatında "Mülteci tabiri, Sözleşmenin birinci maddesinde buna verilen manayı ifade eder. Şu kadar ki, her Akit Taraf, işbu protokol gereğince üzerine aldığı mükellefiyetler bakımından, Sözleşmenin birinci maddesinin (B) paragrafından yazılı manalardan hangisini kabul ettiğini, Sözleşmeyi imza veya tasdik sırasında belirtmemiş ise, bu hususu, protokol imza, tasdik veya protokole iltihak sırasında yapacağı bir beyanla belirtilir.
Madde 2
Esas anlaşma hükümleri Akit Tarafların vatandaşları hakkında hangi şartlarla tatbik ediliyorsa mülteciler hakkında da aynı şartlarla uygulanır. Şu kadar ki, Esas anlaşmanın 3'ncü maddesi hükümleri mülteciler hakkında, ancak adı geçen madde de zikredilen anlaşmaların Akit Tarafların bu protokolü tasdik veya protokole iltihak etmeleri hallerinde tatbik olunur.
Madde 3
1- Bu protokol, Esas anlaşmayı imza etmiş olan Avrupa Konseyi Üyelerinin imzasına açık bulundurulur. Protokolde tasdik edilir.
2- Esas Anlaşmaya iltihak etmiş olan her Devlet bu protokole iltihakedebilir.
3- Bu Protokol, ikinci tasdik belgesinin tevdii tarihini takip eden ayınilk günü yürürlüğe girer.
4- Bu protokol, onu sonradan tasdik eden her mümzi Devlet veya onailtihak eden bir Devlet için, tasdik veya iltihak belgesinin tevdiitakip eden ayın ilk günü yürürlüğe girer.
5- Bu protokolün tasdik ve iltihak belgeleri Avrupa Konseyi GenelSekreterine tevdi edilir ve Genel Sekreter de tasdik veya iltihakedenlerin isimlerini Avrupa Konseyinin bütün üyelerine, iltihakeden Devletlere ve Milletlerarası Çalışma Bürosu Genel Müdürünebildirir.
Usulü dairesinde yetkili kılınmış aşağıda imzaları bulunan kimseler, yukarıdaki hususları tasdik zımnında, bu protokolü imzalamışlardır.
Bu Protokol Paris'te 11 Aralık 1953 tarihinde İngilizce ve Fransızca olarak ve her iki metin aynı derecede muteber bulunmak üzere, tek nüsha halinde tanzim edilmiştir. Bu nüsha Avrupa Konseyi arşivlerinde muhafaza edilecek ve Genel Sekreter tarafından tasdikli bir örneği bütün mümzi Devletlere ve Milletlerarası Çalışma Bürosu Genel Müdürüne gönderilecektir.


EŞİT DEĞERDE İŞ İÇİN ERKEK VE KADIN İŞÇİLER
ARASINDA ÜCRET EŞİTLİĞİ HAKKINDA 100 SAYILI
MİLLETLERARASI ÇALIŞMA SÖZLEŞMESİ
"Eşit Değerde İş İçin Erkek Ve Kadın İşçiler Arasında Ücret Eşitliği
Hakkında 100 Saylı Milletlerarası Çalışma Sözleşmesinin 19 Temmuz
1968 Tarihinden İtibaren Yürürlüğe Girmesinin Uygun Bulunduğuna Dair
Bakanlar Kurulu Kararı
Karar Ta. : 2 Eylül 1967 No: 6/8729R.G : 22 Eylül 1967 S.12706
Dstr.Trp. : 5, C.6-2 s.2507
14/4/1967 tarihli ve 6/8036 sayılı kararnameye ektir.
1951 yılında Cenevre'de toplanan 34'ncü Milletlerarası Çalışma Konferansınca kabul edilmiş olup 13/12/1966 tarih ve 810 sayılı kanunla onaylanması uygun bulunan "Eşit değerde iş için erkek ve kadın işçiler arasında ücret eşitliği hakkında 100 sayılı Milletlerarası Çalışma
Sözleşmesi"nin 19 Temmuzl968 tarihinden itibaren yürürlüğe girmesi;................
244 sayılı Kanunun 3'ncü maddesinin l'nci fıkrasına göre, Bakanlar Kurulunca 2/9/1967 tarihinde kararlaştırılmıştır
Eşit Değerde İş İçin Erkek Ve Kadın İşçiler Arasında Ücret Eşitliği Hakkında 100 Sayılı Milletlerarası Çalışma Sözleşmesi
Milletlerarası Çalışma Bürosu Yönetim Kurulu tarafından Cenevre'de toplantıya davet edilerek orada 6 Haziran 1951 tarihinde otuz dördüncü toplantısını yapan Milletlerarası Çalışma Teşkilatı Genel Konferansı,
Toplantı gündeminin yedinci maddesini teşkil eden, eşit değerde iş için erkek ve kadın işçiler arasında ücret eşitliği prensibi ile ilgili çeşitli tekliflerin kabulüne
Bu tekliflerin bir milletlerarası sözleşme şeklini almasına, karar verdikten sonra,
bin dokuz yüz elli bir Haziran ayının yirmi dokuzuncu günü, eşit ücrete dair 1951 adını taşıyacak olan aşağıdaki sözleşmeyi kabul eder:
Madde 1
1- Bu Sözleşme bakımından:
a- "Ücret" deyimi, işçinin çalıştırılması nedeniyle işveren tarafından
kendisine nakdi veya ayni olarak doğrudan doğruya veya bir vasıta ödenen
normal, kök veya asgari ücret veya aylıkla, sağlanan bütün diğer menfaatleri
içine alır;
b- "Eşit, değerde iş için erkek ve kadın işçiler arasında ücret eşitliği" deyimi,
esasına dayanan bir ayırım gözetmeksizin tespit edilmiş bulunan ücret hadlerini
ifade eder.
Madde 2
1- Her üye, ücret hadlerinin tespitiyle ilgili olarak yürürlükte bulunan usullereuygun yollardan, eşit değerde iş için erkek ve kadın işçiler arasında ücreteşitliği prensibini teşvik ve bu prensibin bütün işçilere uygulanmasını, sözüedilen usullerle telifi kabil olduğu nispette temin edecektir.
2- Bu prensip:a- Milli mevzuat
b- Mevzuatla kurulmuş veya tanınmış herhangi bir ücret tespit düzeni,
c- İşverenlerle işçiler arasında yapılan toplu sözleşmeler; veya
d- Bu çeşitli usullerin birleştirilmesi yoluyla uygulanabilir.
Madde 3
1- Bu sözleşme hükümlerinin uygulanmasını kolaylaştıracak mahiyetteolduğu hallerde, ihtiva ettikleri ameliyeler esas alınmak suretiyle, işlerinobjektif bir şekilde değerlendirilmesini teşvik için tedbirler alınacaktır.
2- Bu değerlendirmede takip edilecek usuller, ücret hadlerinin tespitineyetkili makamlar tarafından veya ücret hadlerinin toplu sözleşmelere göre
tespit edilmesi halinde, bu sözleşmelere taraf olanlarca kararlaştırılabilir.
-3- Bu şekilde objektif bir değerlendirme neticesinde, yapılacak işlerde tespit edilen farklara, cinsiyet gözetilmeksizin tekabül eden, ücret hadleri arasındaki farklar eşit değerde iş için erkek ve kadın işçiler arasında ücret eşitliği prensibine aykırı sayılama
Madde 4
Her üye, işbu Sözleşme hükümlerinin tatbik mevkiine konulması amacıyla ilgili işçi ve işveren teşekkülleriyle uygun yollardan işbirliği yapacaktır.
Madde 5
Bu Sözleşmenin resmi onay belgeleri Milletlerarası Çalışma Bürosu Genel Müdürüne gönderilecek ve onun tarafından tescil edilecektir.
Madde 6
1- Bu sözleşmede ancak onay belgeleri Genel Müdür tarafından tescil edilmişolan Milletlerarası Çalışma Teşkilatı üyelerini bağlayacaktır.
2- Bu sözleşme, iki üyenin onay belgesi Genel Müdür tarafından tesciledildiği tarihten itibaren on iki ay sonra yürürlüğe girecektir.
3- Daha sonra bu sözleşme, onu onaylayan her üye için onay belgesi tesciledildiği tarihten on iki ay sonra yürürlüğe girecektir.
Madde 7
1- Milletlerarası Çalışma Teşkilatı Statüsünün 35 inci maddesinin 2 ncifıkrası gereğince Milletlerarası Çalışma Bürosu Genel Müdürüne gönderilecekolan beyanlar şu hususları bildirecektir.
a- İlgili üyenin, sözleşme hükümlerinin hiçbir değişiklik yapılmadan
uygulanacağını taahhüt ettiği ülkeler;
b- Sözleşme hükümlerinin değişiklikler yapılarak uygulanacağını taahhüt
ettiği ülkeler ve bu değişikliğin nelerden ibaret olduğu;
c- Sözleşmenin uygulanamayacağı ülkeler ve bu gibi hallerde sözleşmenin
uygulanamamasının sebepleri;
d- Haklarındaki kararını, vaziyetin daha etraflıca tetkikine kadar mahfuz
tuttuğu ülkeler;
2- Bu maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentlerinde sözü edilentaahhütler, onaylamanın ayrılmaz kısımları sayılacak ve onaylama kuvvetinihaiz olacaktır.
3- Her üye, bu maddenin 1 inci fıkrasının (b), (c) ve (d) bentleri gereğincedaha evvel yapmış olduğu beyanda mevcut ihtirazi kayıtların hepsinden veyabir kısmından, yeni bir beyanla vazgeçilebilecektir.
4- Her üye, 9 uncu madde hükümlerine uygun olarak, bu sözleşmeninfeshedilebileceği devreler zarfında Genel Müdüre, daha evvelki herhangi birbeyanın hükümlerini başka herhangi bakımdan değiştiren ve belirliülkelerdeki halihazır vaziyeti bildiren yeni bir beyan gönderebilecektir.
Madde 8
1- Milletlerarası Çalışma Teşkilatı Anayasasının 35'nci maddesinin 4 ve 5'nci fıkraları gereğince, Milletlerarası Çalışma Genel Müdürüne gönderilen beyanlarda, sözleşme hükümlerinin ilgili ülkede değişikliklerle mi, yoksa değişiklik yapılmadan mı uygulanacağını belirtecektir; sözleşme hükümlerinin değişiklikler kaydıyla uygulanacağını bildirdiği zaman, bu değişikliklerin nelerden ibaret olduğunu açık olarak gösterecektir.
2- İlgili üye, üyeler veya milletlerarası makam, daha evvelki bir beyanla bildirilen, değişikliğe başvurma hakkından daha sonraki bir beyanla tamamenveya kısmen vazgeçebilir,
3- İlgili üye, üyeler veya milletlerarası makam, 9'ncu madde hükümlerineuygun olarak, bu sözleşmenin feshedilebileceği devreler zarfında GenelMüdüre, daha evvelki herhangi bir beyanın hükümlerini başka herhangi birbakımdan değiştiren ve sözleşmenin uygulanması bakımından halihazırvaziyeti bildiren yeni bir beyan gönderebilir.
Madde 9
1- Bu Sözleşmeyi onaylayan her üye, onu ilk yürürlüğe girdiği tarihtenitibaren on yıl bir devre sonunda Milletlerarası Çalışma Bürosu GenelMüdürüne göndereceği ve bu Müdürün tescil edeceği bir belge ilefeshedebilir. Fesih, tescil tarihinden ancak bir yıl sonra mutebere olacaktır.
2- Bu Sözleşmeyi onaylamış olup da, onu bundan evvelki fıkrada sözü edilenon yıllık devrenin bitiminden itibaren bir yıl zarfında bu madde de öngörülenşekilde feshetmek ihtiyacını kullanmayan her üye yeniden on yıllık bir müddetiçin bağlanmış olacak ve bundan sonra bu sözleşmeyi her on yıllık devrebitince bu maddede öngörülen şartlar içinde feshedilebilecektir.
Madde 10
1- Milletlerarası Çalışma Bürosu Genel Müdürü Milletlerarası ÇalışmaTeşkilatı üyeler tarafından kendisine bildirilen bütün onaylama ve fesihlerintescil olduğunu Teşkilatın bütün üyelerine bildirecektir.
2- Genel Müdür kendisine gönderilen sözleşmenin ikinci onay belgesinin tescil olduğunu teşkilat üyelerine bildirirken, bu sözleşmenin yürürlüğe gireceği tarih hakkında teşkilatı üyelerinin dikkatini çekecektir.
Madde 11
Milletlerarası Çalışma Bürosu Genel Müdürü, yukarıdaki maddelere uygun olarak tescil etmiş bütün onaylama, beyan ve fesihlere dair tam bilgileri, B. Milletler Anlaşmasının 102 nci maddesine uygun olarak tescil edilmek üzere, B. Milletler Genel Sekreterine ulaştıracaktır.
Madde 12
Milletlerarası Çalışma Bürosu Yönetim Kurulu lüzum göreceği zamanlarda Genel Konferansa bu sözleşmenin uygulanması hakkında bir rapor sunar ve sözleşmenin tamamen veya kısmen değiştirilmesi konusunun konferans gündemine konulup konulmaması lüzumunu inceler.
Madde 13
1- Konferansın bu sözleşmeyi tamamen veya kısmen değiştiren yeni birsözleşme kabul etmesi halinde ve yeni sözleşme aksini öngörmediği takdirde:
a- Tadil edici yeni sözleşmenin bir üye tarafından onanması keyfiyeti, yukarıdaki 9 uncu madde nazara alınmaksızın, ve tadil yeni sözleşme yürürlüğe girmiş olmak kayıt ve şartıyla, bu sözleşmenin derhal ve kendiliğinden feshini tazammum edecektir.
b- Tadil edici yeni sözleşmenin yürürlüğe girmesi tarihinden itibaren, busözleşme üyelerin onaylamasına artık açık bulundurulmayacaktır.
2- Bu sözleşme, onu onaylayıp da tadil edici sözleşmeyi onaylamamışbulunan üyeler için şimdiki şekil ve muhtevasıyla muteber olmakta devamedecektir.
Madde 14
Bu sözleşmenin Fransızca ve İngilizce metinleri aynı derecede muteberdir.

AVRUPA SOSYAL GÜVENLİK KODU
ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA HAKKINDA
KANUN
Kanun No: 2170
Kabul Ta. : 21/9/1978
R.G. : 29 Eylül 1978 S.16419
Dstr.Trp. : 5, C.17s.83
Madde 1-
Avrupa Konseyince kabul edilmiş olup 13 Mayıs 1964 tarihinde Strasbourg'ta imzalanmış bulunan Avrupa Sosyal Güvenlik Kodunun IV. Ve VII Bölümleri dışında kalan bütün bölümlerinin onaylanması uygun bulunmuştur.
Madde 2- Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer. Madde 3- Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.
Avrupa Sosyal Güvenlik Kod'unun IV'ncü ve VII'nci Bölümleri Dışında Kalan Kısımlarının Onaylanmasına Dair Bakanlar Kurulu Kararı
Karar Ta.: 28 Şubat 1979 N0:7/17346 R.G. : 23 Temmuz 1979 S. 16705 DstTrp. : 5, C.18 s.828
21.9.1978 tarihli ve 2170 sayılı Yasa ile onaylanması uygun bulunan ilişik Avrupa Sosyal Güvenlik Kod'unun IV'ncü ve VII’nci Bölümleri dışında Kalan Kısımlarının onaylanması;... 244 sayılı Kanunun 3'ncü ve 5'nci maddelerine göre, Bakanlar Kurulunca 28.12.1979 tarihinde kararlaştırılmıştır.
AVRUPA SOSYAL GÜVENLİK KODU PROTOKOLÜ
DİBACE
Bundan böyle "Kod" olarak adlandırılacak olan 16 Nisan 1964 yılı Strasburg'ta aktedilen Avrupa Sosyal Güvenlik Kod'u hükümlerinin öngördüğü sosyal güvenliği daha yüksek bir seviyeye ulaştırmak kararında olan ve her
ülkenin kendi ekonomik durumu dikkat nazara alınarak, Konseye üye tüm Devletleri söz konusu sosyal güvenliği yüksek seviyeye ulaştırmaları için teşvik etmek arzusunda olan, İşbu Protokolü imza eden Avrupa Konseyi üye Devletleri, Milletlerarası Çalışma Örgütünün işbirliği ile hazırlanan aşağıdaki hükümler üzerinde anlaşmışlardır.
BÖLÜM 1
Kod'u ve işbu Protokolü onaylamış bulunan Avrupa Konseyi üye Devletlerden her biri ve bu iki belgeye katılan her Devlet için aşağıdaki hükümler Kod'un mütekabil madde, paragraf ve bendin yerini alacaktır:
Madde 1 Paragraf 1, bent (h) aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir: "Çocuk" tabiri:
i- ya 16 yaşından küçük bir çocuğu,
ii- mevzuatla tayin edilen şekle göre mecburi tahsil süresinin son bulduğu yaştan daha küçük bir yaşta çocuğu veya 15 yaşından daha küçük bir çocuğu, kapsamaktadır.
Bununla beraber bu tabir, 18 yaşından daha küçük tahsiline devam eden, çıraklık yapan veya malul olan çocukları da kapsamaktadır.
Madde 2 Paragraf 1, bent (b) aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir,
(b) Bölüm II iki ve Bölüm V üç bölüm sayıldığı dikkat nazara alınarak, Kod'un 3 üncü maddesi uyarınca II ila X bölümlerden en az sekizini kabul eden ilgili üye Devlet.
Madde 2 Paragraf 2, aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir: 2. Bir önceki paragrafın (b) bendi hükmü,
a- IV,V,VI,IX ve X bölümlerden biri dahil olmak üzere II ile X bölümlerden en az altısı, Kod"n 3 üncü maddesi uyarınca ilgili üye Devlet tarafından kabul edildiği ve
b- Buna ilaveten
i- Bu paragrafın (a) bendi kapsamına giren bazı kolların, Kod'da gösterilen normların, gerek tatbik alanını ve gerek yapılan yardımlar bakımından yardım seviyesini veya birini veya ötekinin üstüne çıktığı,
ii- Bu paragrafın (a) bendi kapsamına giren bazı kollara, Kod'un 2 numaralı ekinde belirtilen munzam yararlar, Protokol tarafından tadil edilen şekilde Kod'da belirtilen normların üstüne çıktığı
iii- Kod'daki normlara ulaşmadığı kollar nazara alınarak, ilgili üye Devlet yürürlükte bulunan Sosyal Güvenliğin söz konusu bentte gösterilen düzenlemelerden birine uyduğu, Takdirde yerine getirilmiş sayılacaktır.
Madde 9 Aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir:
Korunan kimseler:
a- Bütün işçilerin yüzde 80'ninden az olmamak üzere, mevzuatla tayin edilen işçi sınıfları ile bunların karıları ve çocukları,
b- Veya ülkede oturanların yüzde 30'dan az olmamak üzere, mevzuatla tayin edilen bütün çalışan nüfus ile bunların karıları ve çocukları,
c- Veyahut ülkede oturanların yüzde 65'inden az olmamak üzere, mevzuatla tayin edilen bütün nüfus, teşkil eder.
Madde 10- Paragraf 1 ve 2 aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
1 - Yapılacak yardımlar en az şunları kapsar:
a- Hastalık halinde,
i- evde yapılan muayeneler dahil ve mevzuatla tespit edilen şartlar dahilinde uzman hekimlerin muayene ve tedavileri,
ii- Hastanede yatarak ve ayakta muayene ve tedavileri; ihtiyaca göre hekim ve uzman hekim tarafından muayene ve tedaviler; hastabakıcı tarafından bakım ve lüzumlu tedaviler;
iii- Lüzumlu hazır ve yapılması gereken ilaçların temini;
iv- Korunan çocukların diş muayene ve tedavisi ve
b- Gebelik, doğum ve bunlardan doğan sonuçlar halinde:
i- Doğumdan önce, doğum sırasında ve doğumdan sonra bir, hekim veya diplomalı bir ebe tarafından yapılan muayene ve tedaviler;
ii- Gereken hallerde hastaneye yatırılarak yapılan tedaviler ve
iii- İlaçlar.
2- Yardımdan yararlananların veya bunların aile reislerinin, hastalık halinde yapılacak sağlık yardımları masraflarına katılmaları istenebilir. Şu kadar ki:
a- Hastalık halinde; sağlık yardımlarına katılma kuralları, ağır bir yük olmayacak şekilde tespit edilir; ilgili veya ailenin yardım masraflarına katılma oranı:
i- Hastane dışında hekim veya uzman hekim tarafından yapılan muayene ve tedavi masrafının %25'nin,
ii- Hastanede yapılan muayene ve masrafın yüzde 25'inin,
iii- İlaç masraflarının ortalama yüzde 25 'nin
b- Gebelik, doğum ve bunlardan doğan sonuçlar ve yalnız ilaçlar için yardımdan yararlanan veya aile reisinin yardım masrafına iştiraki ortalama yüzde 25'i geçmemelidir. Bu yardıma katılma kuralları ilgili için ağır bir yük olmayacak biçimde tespit edilmelidir.
c- Her şekil muayene ve tedavi veya ilaç için yardıma katılma nispeti muayyen bir meblağ olarak tespit edilmiş ise, (a) ve (b) bentlerinde belirtilen her yardım kategorileri için yardımdan yararlananlara yapılacak tüm ödemeler, belirli bir müddet için söz konusu kategoriye tespit edilen tüm yardım oranını geçmemelidir.
Madde 12 Aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir:
10'ncu maddede belirtilen yardımlar, yardım yapılmasını gerektiren halin devamı süresince sağlanır. Ancak her olay için hastane tedavisi 52 haftadan veya 3 yıl sürekli bir müddet için 78 haftadan fazla süremez.
Madde 15 (a) ve (b) bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. Korunan kimseleri:
a- Bütün işlerin yüzde 80'ninden az olmamak üzere, mevzuatla tayin olunan işçi sınıfları
b- Veya ülkede oturanların % 30'undan az olmamak üzere, mevzuatla tayin olunan çalışanlar sınıfı: Teşkil eder.
Madde 18 Aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir:
16 ncı madde belirtilen yardım, yardım gerektiren halin devamı süresince sağlanır. Şu kadar ki, bu yardım her hastalık olayı için 52 haftadan veya 3 yıl sürekli bir müddet içinde 78 haftadan fazla olarak sınırandırılabilir
ve kazancın kesildiği sürenin ilk üç günü için de ödenek verilmeyebilir.
Madde 21 (a) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir:
Korunan kimseler:
(a) Bütün işçilerin yüzde 55'inden az olmamak üzere, milli mevzuatla tayin edilen işçi sınıflarını Teşkil eder.

Madde 24 Aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir:
1- 22'nci maddede belirtilen yardım süresi, işçi sınıfına dahil kimselerinkorunmuş olmaları halinde 12 aylık bir devre içinde 21 hafta veya kazancın herdefa kesilişinde 21 hafta
2- Ülkede oturan ve olay sırasındaki geçim kaynakları mevzuatla tayin edilensınırları aşmayan bütün nüfusun korunmuş halinde, 22'nci madde belirtilenyardım, yardım gerektiren halin devamı süresinde sağlanır. Şu kadar ki,mevzuatla tayin edilen ve kişinin muhtaçlık durumu araştırılmaksınız sağlananyardım süresi, bu maddenin 1 No'lu paragrafı hükmüne göre sınırlandırılabilir.
3- Milli mevzuat gereğince yardım süresi, pirim ödeme süresine göre veyadaha önce mevzuatla tayin edilen süreye göre vadelere ayrılmış ise, 12 aylıkdevre içinde yapılan ortalama yardım süresi 21 haftayı bulduğu takdirde, bumaddenin 1 No'lu paragrafı yerine getirilmiş sayılır.
4- Yapılan yardım aşağıdaki hallerde ödenmez.
a- Her işsizlik olayında ilk üç gün için yardım yapılmayabilir. Şu kadar ki, mevzuatla tayin edilen bir süreyi aşmayan ve geçici olarak çalışan süreden önce ve sonra işsiz geçen günler aynı olayın devamı sayılır.
b- 12 aylık bir süre içinde ilk 6 gün için yardım yapılmayabilir.
5- Mevsimlik işlerde çalışan işçilere yapılacak yardımın süresi ile olayınbaşlangıcından yardım yapılmayacak günler sayısı çalışma şartlarınauydurulabilir.
6- Ülkede istihdamı yüksek bir seviyede ve istikrarlı bir şekilde muhafaza içingerekli tedbirler alınmalıdır. işsizlere yeni münasip bir iş temini için iş bulmaservisleri, mesleki bilgileri oluşturmak için staj yerleri, münasip bir iş bulmalarıiçin başka bölgelere gidebilmeleri için yardım yapılması ve diğer benzeriservislerin ihdası gibi kolaylıklar temin edilmelidir.
Madde 26 Paragrafı 2 ve 3 aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir:
2. Mevzuatla tayin olunan yaş sının 65'ten yukarı olmamalıdır. Bununlaberaber mevzuatla daha yüksek bir yaş haddi tespit edilebilir. Şu şartla ki yaşhaddi, ülkede oturanlardan bu yaşa gelenlerin sayısı bu yaşın altında kalan ve 15yaşın üstünde bulunanlar sayısının yüzde 10'undan az olmamalıdır. Yalnızmevzuatla tayin edilen belirli kategori işçileri yardımdan faydalanıyor ise,mevzuatla tayin olunan yaş sınırı 65'ten yukarı olmamalıdır.
3. Milli Mevzuat hükmü ile yardıma hak kazanan bir işçi mevzuatlatayin edilen bir işte çalışıyor ise bu yardım kesilebilir; veya işçinin kazancı,mevzuatla tayin edilen bir miktarı aşmış ise yardımda indirim yapılabilir.
Madde 27 Bent (a) ve (b) aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir: Korunan kimseler:
a- Bütün işçilerin%50'sinden az olmamak üzere mevzuatla tayin edilen işçi sınıfları;
b- Veya işçilerin %20'sinden az olmamak üzere mevzuatla tayin edilen faal nüfusu
Teşkil eder.
Madde 28 Bent (b) aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir:
c- 67'nci madde hükümlerine uygun olarak ülkede oturan ve geçim kaynaklan mevzuatla tayin edilen sınırlan aşmayan bütün nüfus korunmuş olması halinde bununla beraber, 27' nci maddenin (a) ve (b) bentlerinde belirtilen kategorilere giren kimselere, kaynaklar söz konusu edilmeden, mevzuatla tayin edilen bir yardım garanti edilmelidir, şu kadar ki 29 uncu maddenin 1 inci paragrafında tespit edilen staj şartlarından daha ağır olmamalıdır.
Madde 32 Aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir:
d- Aile reisinin ölümü sonucunda dul kadının veya çocuklarının geçim olanağının kaybolması.
Madde 33 Aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir:
Korunan kimseleri, bütün işçilerin yüzde 80'inden az olmamak üzere, mevzuatla tayin olunan işçilerle, aile reisinin ölümü halinde yapılacak yardımlar bakımından da, bunların karılarıyla çocukları teşkil eder.
Madde 41- Aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir:
Korunan kimseleri, yardım periyodik ödemeler şeklinde yapıldığı takdirde:
a- Bütün işçilerin yüzde 80'inden. az olmamak üzere, mevzuatla tayin edilen işçi sınıfları;
b- Veya ülkede ikamet edenlerin %30'undan az olmamak üzere, mevzuatla tayin edilen faal nüfusu, Teşkil eder.
Madde 44 Aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir:
Korunan kimselere 42'nci madde gereğince yapılacak yardımların tutarı, 66'ncı maddedeki esaslara uygun olarak tespit edilen alelade kahil bir erkek işçinin ücretinin %2'si ile bu kimselerin çocukları sayısının çarpımına eşittir.
Madde 48 Aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir: Korunan kimseleri:
a- Bütün işçilerin yüzde 80'inden az olmamak üzere, mevzuatla tayin edilen işçi sınıfına dahil bütün kadınlarla, analık sağlık yardımı bakımından, bu sınıfa dahil erkek işçilerin karıları,
b- Veya ülkede oturanların %30'ndan az olmamak üzere mevzuatla tayin
edilen çalışan nüfus içindeki bütün kadınlarla, analık sağlık yardımı bakımından, bu sınıfa dahil erkeklerin karıları; teşkil eder.
Madde 49 2'nci paragraf aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir:
2- Sağlık yardımları en az şunlardır,
a- Doğumdan önce, doğum sırasında ve doğumdan sonra hekimler veya diplomalı ebeler tarafından yapılan yardımlar,
b- Gereken hallerde hastaneye yatırılması ve
c- İlaçlar; şu şartlardaki yardımdan yararlanan işçi kadın veya aile reisinin ilaç masraflarına iştirak etmeleri temin edilmelidir. Bu katılma kuralları, yardımdan yararlanan kadın ve aile reisi için ağır bir yük olmayacak şekilde ve ortalama yüzde 25 oranını geçmemesi öngörülmelidir. Her hal için, işçi kadının veya aile reisinin katılma payı muayyen bir meblağ olarak tayin edilmiş ise, korunan kimselerin yapacağı tüm ödemeler, belirli bir müddet için tespit edilen tüm meblağın yüzde 25'ini geçmemelidir.
Madde 54 Aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir:
Yardım yapılmasını gerektiren hal, kazanç sağlayan bir faaliyettebulunma gücünün mevzuatla tayin edilen bir derecede ve muhtemelen sürekliolarak kaybedilmesi veya hastalık ödeneğinin kesildiği tarihte iş göremezlikhalinin devam etmesi halleridir. Bununla beraber, faaliyette bulunma gücününmevzuatla tayin edilen derecenin üçte ikisini aşmamalıdır.
Madde 55 (a) ve (b) bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir: Korunan kimseleri:
a- Bütün işçilerin yüzde 80'ninden az olmamak üzere mevzuatla tayin olunan işçi sınıfları;
b- Veya ülkede oturanların %30'undan az olmamak üzere mevzuatla tayin edilen faal nüfus, teşkil eder.

Madde 56 Aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir:
1- Yapılan yardım, aşağıda belirtildiği üzere hesaplanan bir periyodik ödemebiçimindedir.
a- İşçi sınıfı kategorileri veya çalışan nüfus kategorileri korunmuş olması halinde 65'nci veya 66'ncı maddeye göre;
b- Geçim kaynaklan, gerektiren halin devamı süresinde, mevzuatla tayin edilen sınırlan aşmayan bütün nüfusun korunmuş olması halinde, 67'nci maddede yazılı esaslara göre; Hesaplanan bir periyodik ödeme. Bununla beraber, kaynaklar nazarı dikkate alınmaksızın, 55'nci maddenin (a) veya (b) bendinde belirtilmiş kategorilere dahil tüm işçilere mevzuatla tayin edilen bir yardım garanti edilmelidir. Şu şartdaki 57'nci maddenin l'nci paragrafında belirtilen staj süresi şartlarından daha ağır olmamalıdır.
2- Fiziki ve mesleki redaptasyon servislerin faaliyete geçmesi ve iş gücüazalmış işçilere münasip bir iş bulmaları için iş bulma servisleri, lüzumundaelverişli iş bulmaları için başka bölgelere gidebilmeleri için yardım yapılması vediğer benzeri servislerin ihdası için tedbirler alınmalıdır.
Madde 61 (a) ve (b) bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir:
a- Bütün işçilerin yüzde 80'inden az olmamak üzere, tayin edilen işçi sınıfına dahil aile reislerinin karılarıyla çocukları;
b- Veya ülkede ikamet edenlerin yüzde 30'undan az olmamak üzere, tayin edilen faal nüfus içindeki aile reislerinin karılarıyla çocukları; Teşkil eder.
Madde 62 (b) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir:
b- Ülkede oturan ve yardım yapılmasını gerektiren devrede geçim kaynakları mevzuatla tayin edilen sınırları aşmayan bütün dul kadınlarla çocukların korunması halinde, 67 nci madde hükümlerine göre hesaplanacak bir periyodik ödeme biçiminde olur. Bununla beraber, kaynaklar dikkat nazara alınmaksızın, 61 inci maddenin (a) ve (b) bendlerinde belirtilmiş kategorilere dahil aile reislerinin karılarıyla çocuklarına mevzuatla tayin edilen bir yardım garanti edilmelidir. Şu şartla ki 63 üncü maddenin 1 inci paragrafında belirtilen staj şartlarından daha ağır olmamalıdır.
Madde 74 1 ve 2'nci paragrafları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir:
1- Kodu ve işbu Protokolü onaylayan her üye Devlet, bu belgelerin uygulaması ile ilgili olarak Genel Sekretere her yıl bir rapor gönderir. Bu raporda aşağıdaki hususlar yer alır:
a- Onaylama söz konusu belgeler hükümlerinin uygulanmasını sağlayan mevzuat hakkında tam bilgi;
b- Aşağıda belirtilen maddelerde öngörülen istatistik koşulların söz konusu üye Devlet tarafından yerine getirilmiş olduğunu gösteren deliller;
i- Korunan kimselerin sayısı ile ilgili olarak madde 9(a), (b) veya (c); madde 15 (a) veya (b); madde 21 (a); madde 27(a) veya (b); madde 33; madde 41(a) veya (b); madde 48(a) veya (b); madde 55 (a) veya (b); madde 61 (a) veya (b);
ii- Yardım miktarıyla ilgili madde 44, 65,66 veya 67;
iii- İşsizlik yardımlarının süresi ile ilgili olarak 24 üncü maddenin 2‘nci paragrafı; ve
iv- Korunan işçiler tarafından ödenen sigorta primlerinin kaynaklar toplamına olan oranı bakımından 70'nci maddenin 2'nci paragrafı. Bu deliller, Komite tarafından öngörülen düzen ve biçimde bildirilir.
2- Kodu ve işbu Protokolü onaylayan her üye Devlet, talebi üzerine Genel Sekretere sözkonusu belgelerine onaylanan hükümlerin uygulama biçimi hakkında munzam bilgi verir.
Xl'nci bölüme ekli cetvel örnek hak sahibi kimselere yapılan periyodik ödemeler
Yardım yapılmasını gerektiren
Bölüm Hal Örnek hak sahibi_____ % Oranı
III Hastalık Evli ve iki çocuklu erkek 50
IV İşsizlik Evli ve iki çocuklu erkek 50
V Yaşlılık Emeklilik yaşında eşi bulunan erkek 45
VI İş kazalarıyla meslekHastalıkları
İşgörememezlik Evli ve iki çocuklu erkek 50
Tam işgörememezlik " " 50
(a) Genel (a) 50(b)Malulün devamlı
yardım görmesi halinde (b) 66 2/3
Hak sahipleri İki çocuklu dul kadın 45
VIII Analık Kadın 50
XI Malullük Evli ve iki çocuk erkek 50
X Hak sahipleri Erkek çocuklu dul kadın (veya iki
çocuklu dul kadının şahsi ihtiyaçlarını karşılayamayacak durumda olduğu takdirde ödenen emeklilik ödeneği 45
Madde 75 Aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir:
1- Gereğinde istişari Asamblenin görüşünü de alan Bakanlar Komitesi, AvrupaKonseyi Statüsü'nün 20 nci maddesinin (d) bendi uyarınca, Kod'u ve işbuProtokol'ü onaylayan her üye Devletin, bu belgelerin kabul ettiğiyükümlülükleri yerine getirmiş olup olmadığını üçte iki çoğunlukla karar verir.
2- Bakanlar Komitesi, bu Kod'u ve işbu Protokol'ü onaylayan üyeDevletlerden birinin sözkonusu belgelerin getirdiği yükümlülükleri yerinegetirmediği sonucuna varır ise, Akit Tarafa bu yükümlülüklerin yerinegetirilmesini sağlamak üzere kendisine gerekli görülecek tedbirleri almayadavet eder.
Madde 76 Aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir:
Kod'u ve işbu Protokol'ü onaylayan her üye Devlet, Kod'un ve Protokol'ün II ila X'ncu bölümlerinden, 3'ncü madde gereğince tevdi edilen onaylama belgesinde veya 4' ncü madde hükmüne göre sonradan yapılan bir bildiride belirtilmeyen herhangi bir bölümü ile ilgili kanun ve uygulama hakkında Genel Sekretere her iki yılda bir rapor gönderir.
Madde 79 Aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir:
1- Bakanlar Komitesi, bu Protokol yürürlüğe girdikten sonra, AvrupaKonseyine üye olmayan herhangi bir Devlet Protokol'e katılmaya davetedebilir. Böyle bir katılma Protokol'de belirtilen onaylama ile ilgili aynı usul veşartlara tabidir.
2- Bir Devlet, Genel Sekretere bir katılma belgesi tevdi etmek suretiyle, buProtokol'e katılır. Protokol, katılan herhangi bir Devlet için Protokol'e katılmabelgesinin tevdi edildiği tarihten bir yıl sonra yürürlüğe girer.
3- Katılan Devletin hak ve yükümlülükleri ile Protokol'ü onaylayan üyeDevletin Protokol'de belirtilen hak ve yükümlülükleri arasında fark yoktur.
Madde 80 Aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir:
1- Kod veya işbu Protokol üye Devletin ve katılan her Devletin her birinin öz yurdunda uygulanır. Üye devletlerden ve katılan her devletin her biri imza veya onaylama veyahut katılma belgesinin tevdii sırasında, Genel Sekretere hitaben
yazılmış bir deklarasyonla bu amaçla öz yurt olarak kabul edilen ülkenin neresi olduğunu belirtir.
2- Kod'u veya işbu Protokol'ü onaylayan her üye Devlet veya sonradankatılan devletlerden her biri, onaylama veya katılma belgesinin tevdii sırasındaveyahut ondan sonra herhangi bir zamanda, bildiride belirtilen değişikliklerhakkındaki hüküm saklı kalmak şartıyla, bu Kod'un veya işbu Protokol'üntamamının veya bir kısmının bu maddenin 1 inci paragrafında yer almayan özyurdun herhangi bir kısmına veya Milletlerarası ilişkilerde sorumlu bulunduğudiğer herhangi bir kısmına veya Milletlerarası ilişkilerde sorumlu bulunduğudiğer topraklarla teşmil edildiğini bildirebilir. Böyle bir bildiride belirtilendeğişiklikler sonradan yapılan bir bildiri ile iptal edilebilir veya değiştirilebilir.
3- Kod'u ve işbu Protokol'ü onaylayan her üye Devlet ve sonradan katılan herDevlet, 81 inci madde hükmüne uygun olarak Kod'un ve Protokol'ün veyayalnız Protokol'ün feshini ihbar edebileceği bir zamanda, Kod'un veya işbuProtokol'ün ülkenin herhangi bir yerinde veya bu maddenin 2 nci paragrafıgereğince, Kod'un veya işbu Protokol'ün teşmil edildiği diğer herhangitopraklarda uygulanmasına son verileceğini Genel Sekretere bildirebilir.
Madde 81 Aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir:
Kod'u ve işbu Protokol'ü onaylayan her üye Devlet veya katılan her Devlet, bu belgelerin II ila X'uncu bölümlerinden herhangi birinin feshini, ancak Kod'un veya Protokol'ün kendisi için yürürlüğe girdiği tarihten geçerli olmak üzere, beş yıllık bir devrenin veya bundan sonra gelecek her beş yıllık devrenin sonunda ve her defasında Genel Sekretere bir yıl önceden ihbarda bulunmak suretiyle isteyebilir. Kod'u veya Protokol'ü uygulayanların sayısı üçten az olmamak şartıyla, böyle bir fesih isteği Kod'un veya Protokol'ün diğer Akit Taraflar için yürürlükte kalmasını etkilemez.
Madde 82 Aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir: Genel Sekreter:
i- Bu Protokol'ün yürürlüğe girdiği tarih ve Protokol'ü onaylayan üye Devletlerin isimleriyle birlikte;
ii- 79'ncu madde gereğince kendisine tevdi edilen herhangi bir katılma belgesi ve bununla birlikte aldığı bildiriler;
iii-4 'ncü ve 80'nci maddelere göre alınan herhangi bir bildiri;
iv- Veya 81'nci madde hükmüne uygun olarak alman herhangi bir ihbar; Hakkında Avrupa Konseyi üyesi devletlerle sonradan katılan herhangi bir Devletin hükümetine ve Milletlerarası Çalışma Bürosu Genel Müdürüne bilgi verir.

BÖLÜM II
1- Avrupa Sosyal Güvenlik Kod'unu önceden veya Protokol ile birlikte imzaetmemiş veya onaylamamış hiç bir Avrupa Konseyi üye devleti, işbu protokolüimza edemez veya onaylayamaz.
2- Avrupa Sosyal Güvenlik Kod'unu önceden veya Protokol ile birlikte imzaetmemiş veya onaylamamış hiç bir Devlet, işbu Protokol'e dahil olamaz.
BÖLÜM III
1- İşbu Protokol Avrupa Konseyi Üyesi Devletlerin imzasına açıkbulundurulur. Bu protokol onaya tabidir. Onaylama belgeleri Genel Sekreteretevdi edilir. Şu kadar ki gerekirse, Bakanlar Komitesi tarafından bu husustadaha önce Bölüm IV'ün 4'ncü paragrafı gereğince olumlu bir karar alınabilir.
2- İşbu Protokol, üçüncü onaylama belgesinin tevdi edildiği tarihten bir yılsonra yürürlüğe girer.
3- İşbu Protokol, sonradan onaylayanlar hakkında, onaylama belgelerininGenel Sekretere tevdi edildiği tarihten bir yıl sonra yürürlüğe girer.
BÖLÜM IV
1- İşbu Protokol ile değiştirilmiş olan Kod'un 2'nci maddesinin 2'nci paragrafı hükmünden yararlanmak isteyen herhangi Akit Devlet, onaylama işleminden önce Genel Sekretere, kendi sosyal güvenlik sisteminin işbu Protokol hükümlerine ne dereceye kadar uygun olduğunu gösterir bir rapor gönderir. Bu raporda aşağıda yazılı hususlar yer alır:
a- İlgili mevzuat;
b- İşbu Protokol tarafından değiştirilen Kod'un aşağıda belirtilen maddelerde öngörülen istatistik koşulların yerine getirilmiş olduğunu gösteren deliller:
i- Korunan kimselerin sayısı ile ilgili olarak madde 9(a), (b) veya (c); madde 15(a) veya (b); madde 21(a); madde 27(a) veya(b); madde 33, madde 41(a) veya (b); madde 48(a) veya (b); madde 55(a) veya (b); madde 61 (a) veya (b);
ii- Yardım miktarlarıyla ilgili 44,65,66 veya 67;
iii-İşsizlik yardımlarının süresi ile ilgili olarak 24'ncü maddenin 2'nci paragrafı; ve
iv-Korunan işçiler tarafından ödenen sigorta primlerinin kaynaklar toplamına olan oram bakımından 70 inci maddenin 2'nci paragrafı, c- Akit Devletin, işbu Protokol tarafından değiştirilen Kod'un 2 nci maddesinin 2 ve 3 üncü paragrafları gereğince dikkat nazara alınmasını arzu ettiği hususlar. Bu deliller, Komite tarafından öngörülen düzen ve biçimde bildirilir.
2- İlgili Akit Devlet, talebi üzerine Genel Sekretere söz konusu Protokolhükümlerinin kendi sosyal güvenlik sistemine uygunluğu hakkında munzambilgi verir.
3- Kod'un 2'nci maddesinin 3 üncü paragrafı hükümleri dikkat nazara alınaraksöz konusu rapor ve söz konusu munzam bilgiler komite tarafındanincelenecektir. Komite vardığı sonuçları, rapor halinde bakanlar Komitesinesunacaktır.
4- Bakanlar Komitesi, Avrupa Konseyi Statüsünün 20'nci maddesinin (d) paragrafı uyarınca, Akit Devletin sosyal güvenlik sisteminin işbu Protokolün kabul ettiği yükümlülüklere uygun olup olmadığını üçte iki çoğunlukla karar verir.
5- Bakanlar Komitesi, sosyal güvenlik sisteminin işbu Protokol'ünyükümlülüklerine uygun olmadığı kararına varır ise, ilgili Akit Devleti bu hususta haberdar eder ve kendisine bu uygunluğun gerçekleşmesi için gerekli görülecek tedbirleri bildirir.

AVRUPA SOSYAL GÜVENLİK KODU
BÖLÜM-1 GENEL HÜKÜMLER
Madde 1
1- BuKod'ta:
a-"Bakanlar Komitesi", Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi; b-"Komite" tabiri, Avrupa Konseyi Eksperler Komitesi veya 2'nci maddenin 3 üncü paragrafında, 74 üncü maddenin 4 üncü paragrafında ve 78 inci maddenin 3 üncü paragrafında belirtilen görevlerin yürütülmesi için Bakanlar Komitesi tarafından görevlendirilecek başka bir komite; c- "Genel Sekreter" tabiri, Avrupa Konseyi Genel Sekreteri; d- "Mevzuatla tayin olunan" tabiri, milli kanunlar veya tüzüklerle tespit olunan; e- "İkametgah" tabiri, ilgili Akit Taraf ülkesindeki ikametgah ve "oturan" tabiri de ilgili Akit Taraf ülkesinde ikametgah bulunan kimse;
f- "Karı" tabiri, geçimi kocası tarafından sağlanan karısı; (Dstr. Metinde aynen böyledir.)
g- "Dul kadın" tabiri, kocasının ölümü tarihinde geçimi kocası tarafından
Sağlanan kadın; h- "Çocuk" tabiri, mevzuatla tayin olunduğu şekle göre, tahsil yaşının altında veya 15 yaşını doldurmamış bir çocuk;
1- "Staj süresi" tabiri, mevzuatla tayin olunduğu şekle göre, prim ödeme süresi,veya çalışma süresi, yahut ikamet süresi, veyahut bunların birleştirilmesisuretiyle meydana gelen bir süre;
Anlamına gelir.
2- 10, 34 ve 49 uncu maddelerdeki "yardım" tabiri doğrudan doğruya sağlananbir yardım veyahut ilgili kimse tarafından yapılan masrafların ödenmesindenibaret bir yardım anlamına gelir.
Madde 2
1 - Akit Taraflardan her biri:
a- I'nci Bölümü
b-II ila X'ncu Bölümlerden en az altısını; şu kadar ki Bölüm II iki, Bölüm V'te üç bölüm sayılır.
c- XI ve XII'nci Bölümlerin ilgili hükümlerini; ve
d- XIII'ncu Bölümü;
Uygulamak zorundadır.
2- a- En az IV,V,VI,IX ve X uncu bölümlerden biri dahil olmak üzere II ila X uncu bölümlerden en az üçü uygulandığı ve buna ilaveten:
i- Bu paragrafın (a) bendi kapsamına giren bazı sigorta kollarının normları, gerek kapsam ve gerek yapılan yardımlar bakımından Kod'taki normların üstünde olduğu;
ii- Bu paragrafın (a) bendi kapsamına giren bazı sigorta kollarından yapılan yardımlar, 2 numaralı ekte sayılan munzam yardımlar eklenmek suretiyle, Kod'taki normların üstüne çıktığı;
iii- Bazı sigorta kollarından yapılan yardımların Kod'taki normlara ulaşmadığı Nazara alınarak, yürürlükte bulunan mevzuat hükümlerine göre yapılan yardımlar 1'nci paragrafın (b) bendiyle sağlanan yardımlar karışımından birine eşit olduğu ispat edildiği takdirde; 1 'nci paragrafın (b) bendi hükmü yerine getirilmiş sayılır.
3- Bu maddenin 2'nci paragrafının (b) bendi hükmünden yararlanmak isteyen bir üye Devlet, 78'nci madde hükümlerine göre Genel Sekretere göndermiş olduğu raporda bu hususta istekte bulunur. Masraf eşitliği prensibinden hareket eden Komite, bu maddenin 2'nci paragrafının (b) bendi hükümlerinin nazara alınacağı şartları tanımlayan ve düzenleyen kuralları tespit eder. Bu hükümler her olayda ancak Komitenin üçte iki çoğunlukla vereceği olumlu kararla nazara alınabilir.
Madde 3
Akit taraflardan her biri, bu Kod'un II ila X'ncu bölümlerinden yükümlülüklerini kabul etmiş olduklarını onaylama belgesinde belirtir ve aynı zamanda 2'nci maddenin 2'nci paragrafı hükümlerinden yararlanıp yararlanmayacağı, yararlanacaksa ne derece yararlanacağını bildirir.
Madde 4
1- Akit taraflardan her biri , II ila X'ncu bölümlerden onaylama belgesindedaha önce belirtilmiş olan bir veya birkaçının yükümlülüğünü kabul ettiğiniGenel Sekretere sonradan bildirebilir.
2- Bu maddenin l'nci paragrafında belirtilen yükümlülükler onaylamabelgesinin ayrılmaz bir parçası olarak kabul edilir ve bildirme tarihindenitibaren geçerli sayılır.
Madde 5
Akit taraflardan birinin Kod'un II ila X uncu bölümlerinden onaylanan herhangi birinin uygulanmasında, işçilerin veya ülkesinde oturanların belirli bir oranından az olmamak üzere mevzuatla tayin edilen kimseleri korumakla yükümlü olması halinde bu Akit Taraf anılan bölümün uygulamasını üzerine almadan önce, istenilen orana ulaşılmış olduğundan emin bulunması gerekir.
Madde 6
Akit taraflardan biri, bu Kod'un II, IV,V,VIII (Sağlık yardımı ile ilgili hususlarda), IX ve X'ncu bölümlerin uygulanmasında, milli mevzuata göre korunması gereken kimseler için zorunlu olmayan sigortalarla sağlanan korumayı da nazara alabilir. Ancak o takdirde bu sigortaların:
a- Kamu mercileri tarafından para yardımı görmesi veya, bu türlü sigortaların yalnız ek sigorta olarak uygulanması halinde, Kamu mercileri tarafından murakabe edilmesi veyahut mevzuatla tayin edilen esaslara uygun olarak, işverenler ile işçiler tarafından birlikte idare edilmesi;
b- 65'nci madde gereğince tespit edilen kazançları kalifiye bir erkek işçinin
kazancını aşmayan kimselerin önemli bir kısmını kapsamına alması; ve
c- Gerektiğinde, diğer koruma şekilleri ile birlikte Kod'un ilgili hükümlerine
uygun bulunması; Gerekir.
BÖLÜM II
Sağlık Yardımları
Madde 7
Kod'un bu bölümünü uygulayan Akit Taraflardan her biri, korunan kimselere, sağlık durumları gerektirdiği zaman, bu bölümün aşağıda belirtilen maddelerine uygun olarak, koruyucu veya tedavi edici nitelikte sağlık yardımı yapılmasını sağlar.
Madde 8
Yardımı gerektiren hal, nedeni ne olursa olsun, hastalık hali ile gebelik, doğum ve bunların doğurduğu sonuçları kapsar.
Madde 9
Korunan kimseleri:
a- Bütün işçilerin yüzde 50'sinden az olmamak üzere, mevzuatla
tayin edilen işçi sınıfları ile bunların karıları ve çocukları;
b- Veya ülkede oturanların yüzde 20'sinden az olmamak üzere,
mevzuatla tayin edilen bütün nüfus ile bunların karıları ve çocukları
c- Veyahut ülkede oturanların yüzde 50'sinden az olmamak üzere,
mevzuatla tayin olunan bütün nüfus; teşkil eder.
Madde 10
Yapılacak yardımlar en az şunları kapsar: a- Hastalık halinde:
i- evde yapılan muayeneler dahil, hekimler tarafından sağlanan
muayene ve tedavileri,
j- uzman hekimler tarafından hastanelerde yatarak ve ayakta yapılan muayene ve tedavilerle hastaneler dışında sağlanabilen tedaviler;
k- hekimler tarafından gerekli görülüp yazılan ilaçlar;
1- gereken hallerde hastaneye yatırılarak yapılan tedaviler;
b- Gebelik, doğum ve nulradna doğan sonuçlar halinde ise;
i- doğumdan önce, doğum sırasında ve doğumdan sonra bir hekim veya diplomalı ebe tarafından yapılan muayene ve tedaviler, j- Gereken hallerde hastaneye yatırılarak yapılan tedaviler.
1- Yardımdan yararlananların veya bunların aile reislerinin, hastalık halindeyapılacak sağlık yardımları masraflarına katılmaları istenebilir. Sağlıkyardımlarına katılma kuralları ilgili için ağır bir yük olmayacak biçimde tespitedilir.
2- Bu madde gereğince yapılacak yardımlar, korunan kimsenin sağlığınıkoruma, çalışma gücünü iade ve kişisel ihtiyaçlarını karşılayabilme niteliğiniartırma amacını güder.
3- Sağlık yardımlarını sağlamakla görevli Devlet Daireleri veya Kurumları, kamu mercileri veya bu mercilerce yetkili kabul edilen diğer kuruluşlartarafından korunan kimselerin emrine hazır bulundurulan genel sağlıkhizmetlerinden yararlanmalarını, uygun görülebilecek her türlü araçla, eşvikederler.
Madde 11
10'ncu maddede belirtilen yardımlar, yardım yapılmasını gerektiren hallerde, korunan kimseye, kötü kullanmayı önlemek amacıyla, kendisinin veya aile reisinin gerekli görülebilecek bir staj süresini tamamlamış olması hâlinde sağlanır.
Madde 12
10'ncu maddede belirtilen yardımlar, yardım yapılmasını gerektiren halin devamı süresince sağlanır. Ancak hastalık halinde her olay için yardım süresi 26 hafta olarak sınırlandırılabilir. Şu kadar ki, hastalık iş göremezlik ödeneği verilmesine devam olunduğu sürece sağlık yardımları durdurulamaz ve uzun tedaviyi gerektirdiği milli mevzuatla kabul edilen hastalıklarda bu sürenin uzatılması için hüküm konulabilir.
BÖLÜM-III
Hastalık Ödenekleri
Madde 13
Kod'un bu bölümünü uygulayan Akit Taraflardan her biri, korunan kimselere, bu bölümün aşağıda belirtilen maddeleri gereğince, hastalık ödeneği verilmesini sağlar.
Madde 14
Yardım yapılmasını gerektiren, hastalıktan ileri gelen ve milli mevzuatta belirtildiği şekilde, kazancı geçici olarak kesilmesine yol açan iş göremezlik halidir.
Madde 15
Korunan kimseleri:
a-Bütün işçilerin yüzde 50'sinden az olmamak üzere, mevzuatla tayin olunan işçi sınıfları;
b-Veya ülkede oturanların yüzde 20'sinden az olmamak üzere, mevzuatla tayin olunan çalışanlar sınıfı;
c-Veyahut ülkede oturan ve olay sırasındaki geçim kaynakları 67'nci madde hükümlerine uygun bir şekilde mevzuatla tayin olunan sınırları aşmayan bütün nüfus teşkil eder.
Madde 16
1- Korunan kimselerin işçi veya bütün çalışanlar sınıfından olmaları halinde, yapılacak yardım, 65 inci veya 66'ncı madde hükümlerine uygun olarak hesaplanan periyodik bir ödeme biçiminde olur.
2- Ülkede oturan ve olay sırasındaki geçim kaynakları mevzuatla tayin edilen sınırları aşmayan bütün nüfusun korunmuş olması halinde, yapılacak yardım, 67'nci madde hükümlerine göre hesaplanan periyodik bir ödeme şeklinde olur. Şu kadar ki, 15'nci maddenin (a) veya (b) bentleri gereğince tespit edilen işçilere, muhtaçlık durumları araştırılmaksızın, yine mevzuatla tayin edilen bir yardım yapılması sağlanır.
Madde 17
Yardım yapılmasını gerektiren bir olayda 16'ncı maddede belirtilen
yardım, en az, kötü kullanmayı önlemek için gerekli sayılabilecek bir staj süresini tamamlamış olan kimselere sağlanır.
Madde 18
16'ncı maddede belirtilen yardım, yardım yapılmasını gerektiren halin devamı süresince sağlanır. Şu kadar ki, bu yardım her hastalık olayı için 26 hafta olarak sınırlandırılabilir ve kazancı kesildiği sürenin ilk üç günü için de ödenek verilmeyebilir.
BÖLÜM IV
İşsizlik Yardımları
Madde 19
Kod'un bu bölümü uygulayan Akit Taraflardan her biri, korunan kimselere bu bölümün aşağıdaki maddeleri gereğince, işsizlik yardımı yapılmasını sağlar.
Madde 20
Yardım yapılmasını gerektiren hal, çalışabilecek durumda olan ve iş almaya hazır bulunan bir kimsenin, uygun bir işe girme olanağını bulamaması nedeniyle, milli mevzuatta tanımlandığı biçimde, kazancının geçici olarak kesilmesi halidir.
Madde 21
Korunan kimseleri:
a- Bütün işçilerin yüzde 50'sinden az olmamak üzere, milli mevzuatla tayin edilen işçi sınıfları;
b- Veya ülkede oturan ve olay sırasındaki geçim kaynakları 67'nci madde hükümlerine uygun olarak mevzuatla tayin edilen sınırları aşmayan bütün nüfus; Teşkil eder.
Madde 22
a- Korunan kimselerin işçi sınıfından ibaret olması halinde yapılacak yardım, 65'nci veya 66'ncı madde hükümlerine uygun olarak hesaplanan bir periyodik ödeme biçiminde olur.
b- Ülkede oturan ve olay sırasındaki geçim kaynakları belirli sınırları aşmayan bütün nüfusun korunmuş olması halinde yardım, 67'nci madde hükümlerine uygun olarak hesaplanan bir periyodik ödeme biçiminde olur. Şu kadar ki, 21'nci maddenin (a) bendi gereğince tespit edilen işçilere, muhtaçlık durundan araştırılmaksızın, mevzuatla tayin edilen bir yardım yapılması sağlanır.
Madde 23
22'nci maddede belirtilen yardım, kötü kullanmayı önlemek için gerekli görülebilecek asgari bir staj süresini tamamlamış olan korunan kimselere sağlanır.
Madde 24
22'nci maddede belirtilen yardım, yardım yapılmasını gerektiren halin devamı süresince sağlanır. Ancak yardım süresi:
a- İşçi sınıfına dahil kimselerin korunmuş olmaları halinde 12 aylık
bir devre içinde 13 hafta veya kazancın her defa kesilişinde 13
hafta;
b- Ülkede oturan ve olay sırasındaki geçim kaynakları mevzuatla tayin edilen sınırları aşmayan bütün nüfusun korunmuş olması halinde de, 12 aylık devre içinde 26 hafta; Olarak sınırlandırılabilir. Şu kadar ki, mevzuatla tayin edilen ve kişinin muhtaçlık durumu araştırılmaksızın sağlanan yardımın süresi, bu paragrafın (a) bendi hükmüne göre sınırlandırılabilir.
1- Milli mevzuat gereğince, yardım süresi prim ödeme süresine göre, veyadaha önce mevzuatla tayin edilen bir süre içinde yardımdan yararlanılmasıhalinde, değişik olduğu ve 12 aylık devre içinde yapılan ortalama yardım süresien az 13 haftayı bulduğu takdirde, bu maddenin l'nci paragrafın hükmü yerinegetirilmiş sayılır.
2- Her işsizlik olayında ilk 7 gün için yardım yapılmayabilir. Şu kadar ki,mevzuatla tayin edilen bir süreyi aşmayan ve geçici olarak çalışan sürede önceve sonra işsiz geçen günler aynı olayın devamı sayılır.
3- Mevsimlik işlerde çalışan işçilere yapılacak yardımın süresi ile olayınbaşlangıcında yardım yapılmayacak günler sayısı çalışma şartlarınauydurulabilir.
BÖLÜM V
Yaşlılık Yardımları
Madde 25
Kod'un bu bölümünü uygulayan Akit Taraflardan her biri, korunan kimselere, bu bölümün aşağıdaki maddelerine uygun olarak yaşlılık yardımı yapılmasını sağlar.
1- Yardım yapılmasını gerektiren hal, mevzuatla tayin olunan bir yaşınüstündeki yaşama halidir.
2- Mevzuatla tayin olunan yaş sınırı 65'ten yukarı olmamalıdır veya tespitedilen yaş öyle bir yaş olmalıdır ki ülkede oturanlardan bu yaşa gelenlerin sayısıbu yaşın altında kalan ve 15 yaşın üstünde bulunanlar sayısının yüzde 10'undanaz olmasın.
3- Bir kimsenin mevzuatla tayin edilen ücretli bir işte çalışmış olması halinde,bu kimsenin hak kazandığı yardım kesileceğine veya, primli sosyal güvenlik
sistemlerinde, aylık sahibinin kazancının mevzuatla tayin edilen bir miktarı aşmış bulunması, primsiz sosyal güvenlik sistemlerinde ise, bu kazancı veya diğer geçim kaynaklarının veyahut bunların toplamının mevzuatla tayin edilen miktarlardan fazla olması halinde ise yardımda indirim yapılabileceğine dair milli mevzuata hüküm konabilir.
Madde 27
Korunan kimseleri:
a- Bütün işçilerin yüzde 50'sinden az olmamak üzere, mevzuatla tayin edilen işçi sınıfları;
b- Veya ülkede oturanların yüzde 20'sinden az olmamak üzere, mevzuatla tayin olunan faal nüfus;
c- Veyahut ülkede oturan ve yaşlılık devresindeki geçim kaynakları 67'nci madde hükümlerine uygun düşecek bir biçimde mevzuatla tayin edilen sınırı aşmayan bütün nüfus;
Teşkil eder.
Madde 28
Yapılacak Yardım:
a- Korunan kimselerin işçi sınıfından veya çalışanlar kategorisinden ibaret olması halinde 65'nci veya 66'ncı maddeler hükümlerine göre,
b- Ülkede oturan ve yaşlılık devresindeki geçim kaynakları mevzuatla tayin edilen sınırları aşmayan bütün nüfusun korunmuş olması halinde de, 67'nci madde hükümlerine göre;
Hesaplanan bir periyodik ödeme biçiminde olur.
Madde 29
Yardım yapılmasını gerektiren bir halde 28'nci maddede belirtilen yardım, en az aşağıda yazılı korunan kimseler için sağlanır.
a- Yardımı gerektiren olayın meydana gelmesinden önce, 30 yıllık prim ödeme veya çalışmadan veyahut 20 yıllık ikametten ibaret olabilecek mevzuatla tayin olunan bir staj süresini tamamlamış bulunan kimseler.
b- Prensip olarak bütün çalışan nüfusun korunması halinde de, mevzuatla tayin olunan bir prim ödeme süresini tamamlayan ve çalışma devresi içinde, kendi adına, yıllık ortalama olarak mevzuatla tayin edilen gün sayısı kadar prim ödemiş bulunan kimseler.
2- 1 'nci paragrafta sözü geçen yardımın yapılması asgari bir prim ödeme veyaçalışma süresinin tamamlanmış olması şartına bağlı bulunduğu takdirde, en az,aşağıda yazılı korunan kimselere indirimli yardım yapılması sağlanır.
a- Yardım yapılmasını gerektiren olayın meydana gelmesinden önce 30 yıllık prim ödeme veya çalışmadan veyahut 20 yıllık ikametten ibaret olabilecek mevzuatla tayin olunan asgari bir staj süresini tamamlamış bulunan kimseler,
b- Prensip olarak bütün çalışan nüfusun korunması halinde, mevzuatla tayin olunan bir prim ödeme süresini tamamlayan ve çalışma devresi içinde kendi adına, bu maddenin l'nci paragrafının (b) bendi gereğince mevzuatta tayin edilen yıllık ortalama prim ödeme gün sayısının yarısı kadar prim ödemiş bulunan kimseler.
3- Mevzuat hükümlerine göre, 10 yıllık prim ödeme veya çalışma veyahut 5yıllık ikamet süresini tamamlamış olan korunan bir kimseye Xl'nci bölümhükümlerine uygun olarak hesaplanan, ancak anılan bölüme ekli cetvelde yazılıoranda on puan eksik bulunan bir yüzde üzerinden yardım yapılması sağlanmışise, bu maddenin l'nci paragrafı hükmü yerine getirilmiş sayılır.
4- İndirimli yardım yapılması için gerekli staj süresi 10 yıllık prim ödemeveya çalışma süresinden fazla, ancak 30 yıllık prim ödeme veya çalışmasüresinden az ise Xl'nci bölüme ekli cetvelde gösterilen oranda bir indirmeyapılabilir. Bu staj süresi 15 yıldan fazla olduğu takdirde, bu maddenin 2'nciparagrafı hükmüne uygun bir indirimli yardım yapılır.
5- Bu maddenin 1,3 veya 4'ncü paragraflarında söz edilen yardımlarınyapılması asgari bir prim ödeme veya çalışma süresinin tamamlanmış olmasışartına bağlı bulunan hallerde, bu bölüm hükümleri yürürlüğe girdiği tarihte,sırf ileri yaşta bulunması nedeniyle bu maddenin 2'nci paragrafı gereğincemevzuatla tayin olunan şartları yerine getirmemiş bulunan korunan bir kimseye,normal yaşın üstündeki bir yaşta, bu maddenin 1,3 veya 4'ncü paragraftangereğince yardım sağlanmamış olması şartıyla, indirimli yardım yapılır.
Madde 30
28'nci ve 29'ncu maddelerde belirtilen yardımlar, yardım yapılmasını gerektiren halin devamı süresince sağlanır.
BÖLÜM VI
İş Kazalarıyla Meslek Hastalıkları Halinde Yapılacak Yardımlar
Madde 31
Kod'un bu bölümünü uygulayan Akit Taraflardan her biri, korunan kimselere, iş kazalarıyla meslek hastalıkları halinde, bu Bölümün aşağıdaki maddelerine uygun olarak yardım yapılmasını sağlar.
Madde 32
Yardım yapılmasını gerektiren haller, iş kazalarının veya mevzuatla tayin edilen ve çalışma şartlarından ileri gelen meslek hastalıklarının sebep olduğu aşağıda yazılı hallerdir.
a- Hastalık hali
b- Hastalık sonucu meydana gelen ve milli mevzuatta tanımlandığı biçimde, kazancı geçici olarak kesilmesine yol açan iş göremezlik hali. c- Kazanma gücünün tamamının veya, mevzuatla tayin olunan bir derecenin üstünde olmak üzere, bir kısmının muhtemelen sürekli olarak kaybı veya bu kayıp derecesinde meydana gelen beden noksanlığı,
d- Aile reisinin ölümü sonucunda dul kadının veya çocuğunun geçim olanağının kaybolması. Dul kadının yardıma hak kazanması, milli mevzuat hükümlerine göre, kendi geçimini sağlamaya muktedir olmadığının kabul edilmesi şartına bağlanabilir.
Madde 33
Korunan kimseleri, bütün işçilerin yüzde 50'sinden az olmamak üzere, mevzuatla tayin olunan işçilerle, aile reisinin ölümü halinde yapılacak yardımlar bakımından da, bunların karılarıyla çocukları teşkil eder.
Madde 34
1- Hastalık halinde yapılacak yardımlar, bu maddenin 2 ve 3'ncüparagraflarında belirtilen sağlık yardımlarıdır.
2- Sağlık yardımları şunlardır:
a- Evde yapılan muayeneler dahil, pratisyen hekimler tarafından yapılan
muayene ve tedavilerle uzman hekimler tarafından hastanede ayakta veya
yatarak yapılan muayene ve tedaviler.
b- Diş tedavileri
c- Evde, hastanede veya diğer sağlık tesislerinde hemşireler tarafından
sağlanan bakım.
d- Hastanelerde, nekahat evlerinde, sanatoryumlarda veya diğer sağlık
tesislerinde sağlanan bakım.
e- Diş tedavi malzemesi ile ilaç ve diğer tıbbi ve cerrahi malzemenin
sağlanması, protez araç ve gereçlerinin verilmesi ve tamiri, gözlük
verilmesi.
f- Bir hekim veya diş hekiminin nezaretinde olmak üzere, kanunla
hekimlik mesleğine bağlı kabul edilen diğer meslekler mensupları
tarafından sağlanan bakım ve tedaviler.
3- Yukarıdaki paragraflar gereğince yapılacak sağlık yardımları, korunan kimsenin sağlığını koruma, çalışma gücünü iade ve kişisel ihtiyaçlarını karşılayabilme yeteneğini artırma amacını güder.
Madde 35
1- Sağlık yardımlarını sağlamakla görevli Devlet Daireleri veya Kurumlaruygun görülen hallerde, çalışma gücü azalmış kimselerin yeniden uygun bir işealıştırılmaları amacıyla, mesleki rehabilitasyon müesseseleriyle işbirliğiyaparlar.
2- Anılan Daire veya Kurumlar, çalışma gücü azalmış kimselerin meslekirehabilitasyona tabi tutulmaları hususunda tedbir almaya, bu konuda çıkarılacakmevzuatla yetkili kılınabilirler.
Madde 36
1- Geçici işgöremez duruma düşülmesi, kazanma gücünün sürekli olarakkaybedilmesi veya buna eşit bir beden noksanlığı meydana gelmesi veyahut ailereisinin ölümü halinde yapılacak yardımlar, 65'nci veya 66'ncı maddehükümlerine göre hesaplanacak periyodik ödemeler biçiminde olur.
2- Kazanma gücünün bir kısmının sürekli olarak kaybedilmiş olması veyabuna eşit bir beden noksanlığı meydana gelmesi halinde yardım yapılmasıgerekiyorsa, bu yardım çalışma gücünün tamamının kaybı veya buna eşit birbeden noksanlığı halinde yapılması öngörülen yardım tutarının uygun bir oranıüzerinden tespit edilecek bir periyodik ödeme biçiminde olur.
3- Peryodik ödemeler:
a- İşgöremezlik derecesinin az olması,
b- Veya yetkili mercilerin sermayenin iyi kullanılacağına kanaat
getirmeleri halinde sermayeye çevrilerek toptan ödenebilir.
Madde 37
Yardım yapılmasını gerektiren hallerde sağlanacak olan 34'ncü ve 36'ncı maddelerde yazılı yardımlar, arıza bir iş kazasından ileri gelmişse, iş kazasının
olduğu, arıza bir hastalıktan ileri gelmişse hastalığın anlaşıldığı tarihte ilgili Akit Taraf ülkesinde işçi olarak çalışan korunan kimselere, aile reisinin ölümü halinde de bu gibi kimselerin dul karılarıyla çocuklarına yapılır. Madde 38
34'ncü ve 36'ncı maddelerde belirtilen yardımlar, yardım yapılmasını gerektiren halin devamı süresince sağlanır. Şu kadar ki geçici iş göremezliğin söz konusu olduğu hallerde, kazancın kesildiği her olayda ilk üç gün ödenek verilmeyebilir.
BÖLÜM VII
Aile Yardımları
Madde 39
Kod'un bu bölümünü uygulayan Âkit Taraflardan her biri, bu bölümün aşağıdaki maddelerine uygun olarak, korunan kimselere aile yardımı yapılmasını sağlar.
Madde 40
Yardım yapılmasını gerektiren hal, mevzuatla tayin edildiği biçiminde, çocukların geçimini sağlama yükümlülüğüdür.
Madde 41
42'nci maddede belirtilen periyodik ödemeler bakımından korunan kimseleri:
a- Bütün işçilerin yüzde 50'nden az olmamak üzere, mevzuatla tayin
edilen işçi sınıfları;
b- Veya ülkede ikamet edenlerin yüzde 20'nden az olmamak üzere, mevzuatla tayin edilen faal nüfus; Teşkil eder.
Madde 42
Yapılacak yardımlar şunlardır:
a- Mevzuatla tayin edilen staj süresini tamamlamış bulunan her korunan
kimseye yapılan periyodik ödemeler.
b- Veya çocuklar için yapılacak yiyecek ve giyecek yardımları ile mesken,
tatil geçirme yerleri ve ev idaresi bakımından gerekli yardımlar.
c- Veyahut bu maddenin (a) ve (b) bentlerinde belirtilen yardımların
birleşiminden meydana gelen yardımlar.
Madde 43
42'nci maddede belirtilen yardımlar, en az, mevzuatla tayin edildiği üzere, belirli bir süre içinde bir aylık prim ödeme veya çalışma veyahut altı aylık ikamet şartlarından birini yerine getiren korunan kimselere sağlanır.
Madde 44
Korunan kimselere 42'nci madde gereğince yapılacak yardımların tutarı, 66'ncı maddedeki esaslara uygun olarak tespit edilen alelade kahil bir erkek işçinin ücretinin yüzde 1.5'u ile bu kimselerin çocuklarının sayısının çarpımına eşittir.
Madde 45
Periyodik ödeme şeklinde yapılacak yardımlar, yardım yapılmasını gerektiren halin devamı süresince sağlanır.
BÖLÜM-VIII
Analık Yardımları
Madde 46
Kod'un bu bölümünü uygulayan Akit Taraflardan her biri, korunan kimselere, bu bölümün aşağıdaki maddelerine uygun olarak analık yardımı yapılmasını sağlar.
Madde 47
Yardım yapılmasını gerektiren hal, gebelik ve doğum ile bunların doğurduğu sonuçlar ve milli mevzuatla tayin edildiği biçimde, kazancın kesilmesi halleridir.
Madde 48
Korunan kimseleri:
a- Bütün işçilerin yüzde 50'sinden az olmamak üzere, mevzuatla tayin edilen işçi sınıfına dahil bütün kadınlarla, analık sağlık yardımı bakımından, bu sınıfa dahil erkek işçilerin karıları;
b- Veya ülkede oturanların yüzde 20'sinden az olmamak üzere, mevzuatla tayin edilen çalışan nüfus içindeki bütün kadınlarla, analık sağlık yardımı bakından, bu sınıfa dahil erkeklerin karıları; Teşkil eder.
Madde 49
1- Gebelik, doğum ve bunlardan ileri gelen arızalarda yapılacak analık sağlıkyardımları, bu maddenin 2 ve 3'ncü paragraflarında belirtilen sağlıkyardımlarıdır.
2- Sağlık yardımları en az şunlardır:
a- Doğumdan önce, doğum sırasında ve doğumdan sonra hekimler veya
diplomalı ebeler tarafından yapılan yardımlar.
b- Gereken hallerde hastaneye yatırılacaklara yapılan yardımlar.
3- Bu maddenin 2'nci paragrafında belirtilen sağlık yardımları, korunan kadınınsağlığını koruma, çalışma gücünü iade ve kişisel ihtiyaçlarını karşılayabilmeyeteneğini artırma amacını güder.
4- Analık sağlık yardımlarını sağlamakla görevli Devlet daireleri veyakurumlar, korunan kadınları, kamu idareleri veya bu idarelerce tanınmış diğerkuruluşlar tarafından emirlerine hazır bulundurulan genel sağlık hizmetlerindenyararlanmaları için uygun görülebilecek her türlü araçlarla teşvik ederler.
Madde 50
Gebelik, doğum ve bunlardan ileri gelen arızalar sonucu kazancın kesilmiş olması halinde yapılacak yardım, 65'nci veya 66'ncı maddedeki esaslara uygun olarak hesaplanacak bir periyodik ödemenin miktarı yardım yapılmasını gerektiren halin devam ettiği süre içinde değişebilir. Ancak ortalama yardım miktarının yukarıda belirtilen esaslara göre hesap edilen miktara uygun olması şarttır.
Madde 51
Yardım yapılmasını gerektiren bir halde 49'ncu ve 50'nci maddelerde belirtilen yardımlar, en az, kötü kullanmayı önlemek için gerekli görülebilecek bir staj süresini tamamlamış olan korunan sınıflara dahil bir kadına ve 49'ncu maddede belirtilen yardım da böyle bir staj süresini tamamlamış olan korunan sınıflara dahil bir erkeğin karısına sağlanır.
Madde 52
49'ncu ve 50'nci maddelerde belirtilen yardımlar, yardım yapılmasını gerektiren halin devamı süresince sağlanır. Ancak periyodik ödemeler 12 hafta olarak sınırlandırılabilir. Şu kadar ki, milli mevzuatta işten kalma halinin daha uzun bir süre devam etmesi gerektiğine veya devam edebileceğine dair bir hüküm bulunduğu takdirde periyodik ödemeler süresi bu süreden daha kısa olamaz.
BÖLÜM IX
Malullük Yardımları Madde 53
Kod'un bu bölümünü uygulayan Akit Taraflardan her bîri bu bölümün aşağıdaki maddelerine uygun olarak malullük yardımı yapılmasını sağlar.
Madde 54
Yardım yapılmasını gerektiren hal, kazanç sağlayan bir faaliyette bulunma gücünün mevzuatla tayin edilen bir derecede ve muhtemelen sürekli olarak kaybedilmesi veya hastalık ödeneğinin kesildiği tarihte iş göremezlik halinin devam etmesi halleridir.
Madde 55
Korunan kimseleri:
a- Bütün işçilerin yüzde 50'sinden az olmamak üzere mevzuatla tayin
olunan işçi sınıfları;
b- Veya ülkede oturanların yüzde 20'sinden az olmamak üzere, mevzuatla tayin edilen faal nüfus;
c- Veyahut ülkede oturan ve yardım yapılmasını gerektiren halin devamı süresince geçim kaynaklan 67'nci madde gereklerine uygun olarak mevzuatla tayin edilen sınırlan aşamayan bütün nüfus; Teşkil eder.
Madde 56
Yapılan yardım aşağıda belirtildiği üzere hesaplanan bir periyodik ödeme biçimindedir.
a- işçi sınıfının veya çalışan nüfusun korunmuş olması halinde, 65'nci veya 66'ncı maddeye göre;
b- Ülkede oturan ve yardım yapılmasını gerektiren halin devam ettiği süre içinde geçim kaynakları belirli sınırları aşmayan bütün nüfusun korunmuş olması halinde ise, 67'nci maddede yazılı esaslara göre;
Hesaplanan bir periyodik ödeme.
Madde 57
1- 56'ncı maddede belirtilen yardım, en az;
a- Yardım yapılmasını gerektiren olayın meydana gelmesinden önce, mevzuat hükümlerine göre, 15 yıllık prim ödeme veya
çalışma veyahut 10 yıllık ikamet süresinden ibaret bir staj süresini tamamlamış olan;
b- Veya, prensip olarak, bütün çalışanların korunması halinde, üç yıllık bir prim ödeme süresini tamamlayan veyahut çalışabilecek yaşta iken, kendi adına, yıllık ortalama olarak, mevzuatla tayin edilen gün sayısı kadar prim ödenmiş bulunan;
Kimselere sağlanır.
2- l'nci paragrafta söz konusu edilen yardımın yapılması asgari birprim ödeme veya çalışma süresinin tamamlanmış olması şartınabağlı olan hallerde, en az, aşağıda yazılı korunan kimselereindirimli yardım yapılması sağlanır.
a- Yardım yapılmasını gerektiren olayın meydana gelmesinden önce, mevzuatla tayin olunan esaslara uygun bir biçimde beş yıllık bir prim ödeme veya çalışma süresini tamamlamış olan kimseler.
b- Prensip olarak, bütün çalışanların korunmuş olması halinde, üç yıllık bir prim ödeme süresini tamamlayan ve çalışma devresi içinde kendi adına, her yıl için bu maddenin 1 'nci paragrafının (b) bendinde öngörülen ortalamanın yarısı kadar gün prim ödenmiş bulunan kimseler.
3- Mevzuatla tayin edilen kurallara uygun olarak, onbeş yıllık primödeme veya çalışma veyahut ikamet süresini tamamlamış olankorunan kimselere, Xl'nci bölüm hükümlerine göre hesaplanan,ancak örnek sigortalı veya hak sahibi kimseler için ekli cetveldegösterilen orandan on puan eksik bir yüzde üzerinden tespit edilenbir yardım sağlanmış olması halinde, bu maddenin 1 'nci paragrafıhükmü yerine getirilmiş sayılır.
4- İndirimli yardım yapılması için gerekli staj süresinin 5 yıllık primödeme veya çalışma süresinden fazla, ancak 15 yıllık prim ödemeveya çalışma süresinden az olması halinde Xl'nci bölüme eklicetvelde gösterilen miktarlardan orantılı olarak bir indirmeyapılabilir. İndirimli yardım bu maddenin 2'nci paragrafı hükmüneuygun olarak yapılır.
Madde 58
56'ncı ve 57'nci maddelerde belirtilen yardımlar, yardım yapılmasını gerektiren halin devamı süresince veya yaşlılık aylığı ödenmesi gereken tarihe kadar sağlanır.
BÖLÜM X
Ölüm Yardımları
Madde 59
Kod'un bu bölümünü uygulayan Akit Taraflardan her biri, korunan kimselere bu bölümün aşağıdaki maddelerine uygun olarak, yardım yapılmasını sağlar.

Madde 60
1- Yardım yapılmasını gerektiren hal, aile reisinin ölümü ile dulkadının veya çocuklarının geçim olanaklarının kaybolması halidir.Dul kadının yardıma hak kazanması, milli mevzuat hükümlerinegöre, kendi geçimini sağlama olanağına sahip olamayacağının kabuledilmesi şartına bağlanabilir.
2- Yardıma hak kazanan kimsenin mevzuatla tayin edilen ücretliişlerde çalışması halinde bu kimsenin hak kazandığı yardımınkesilebileceğine, primli sosyal güvenlik sisteminde, aylık sahibininkazancının mevzuatla tayin olunan bir sınırın üstünde olması,primsiz sosyal güvenlik sisteminde ise, bu kazancın veya diğergeçim kaynaklarının veyahut bunların toplamının mevzuatla tayinedilen bir sınırı aşması halinde de, yardımlardan indirimyapılabileceğine dair milli mevzuata hüküm konabilir.
Madde 61
Korunan kimseleri:
a- Bütün işçilerin yüzde 50'sinden az olmamak üzere, mevzuatla tayin
edilen işçi sınıfına dahil aile reislerinin karılarıyla çocukları;
b- Veya ülkede ikamet edenlerin yüzde 20'sinden az olmamak üzere, mevzuatla tayin edilen faal nüfus içindeki aile reislerinin karılarıyla çocukları;
c- Veyahut ülkede ikamet edenlerden aile reislerini kaybetmiş bulunan ve yardım yapılması gerekli devre içinde geçim kaynaklan 67'nci madde gereğince tespit edilen sınırlan aşmayan bütün dul kadınlarla çocuklar; Teşkil eder.
Madde 62
Yapılacak yardım:
a- İşçi sınıfına veya çalışanlar kategorisine dahil aile reislerinin karılarıyla çocuklarının korunması halinde, 65'nci veya 66'ncı madde hükümlerine göre;
b- Ülkede oturan ve yardım yapılmasını gerektiren devrede geçim kaynakları mevzuatla tayin edilen sınırları aşmayan bütün dul kadınlarla çocukların korunması halinde de, 67'nci madde hükümlerine göre; hesaplanacak bir periyodik ödeme biçiminde olur.
Madde 63
1- Yardım yapılmasını gerektiren bir halde, 62'nci maddede belirtilen yardım,en az aşağıda yazılı kimselere sağlanır.
a- Aile reisi tarafından, mevzuatla tayin edilen kurallara göre, 15 yıllık prim ödeme veya çalışma süresi veyahut 10 yıllık ikamet süresi tamamlanmış olan korunan bir kimse
b- Veya, prensip olarak bütün çalışan nüfusun karılarıyla çocuklarının korunması halinde, aile reisi tarafından üç yıllık prim ödeme süresi tamamlanan ve çalışma yaşında bulunduğu devre içinde, aile reisi, adına mevzuatla tayin edilen yıllık ortalama gün sayısı kadar prim ödenmiş olan korunan kimseler.
2- 1. paragrafta belirtilen yardımların yapılması asgari bir prim ödeme veyaçalışma süresinin tamamlanması şartının yerine getirilmesine bağlı olanhallerde, en az aşağıda yazılı kimselere indirimli bir yardım yapılması sağlanır.
a- Aile reisi tarafından mevzuatla tayin edilen esaslara göre, 5 yıllık bir pirim ödeme veya çalışma süresi tamamlanmış olan korunan kimseler.
b- Prensip olarak, bütün çalışanların karılarıyla çocuklarının korunmuş olması halinde, aile reisi tarafından üç yıllık bir prim ödeme süresi tamamlanmış olan ve çalışma yaşında bulunduğu devre içinde aile reisi adına, bu maddenin 1 nci paragrafının (b) bendinde öngörülen yıllık ortalama prim ödeme süresinin yarısı kadar prim ödenmiş olan korunan kimseler.
3- Mevzuatla tayin edilen esaslara uygun olarak, en az, aile reisi tarafından 5yıllık prim ödeme veya çalışma veyahut ikamet süresi tamamlanmış olan birkorunan kimseye XI Bölüm hükümlerine göre hesaplanan, ancak örnek haksahibi bir kimse için bu bölümü ekli cetvelde gösterilen oranda on puan eksikbulunan bir yüzde üzerinden yardım sağlanmış olması halinde, bu maddenin 1paragrafı hükmü yerine getirilmiş sayılır.
4- İndirimli yardım yapılması için gerekli staj süresinin 5 yıllık prim ödemeveya çalışma süresinden fazla, ancak 15 yıllık prim ödeme veya çalışmasüresinden az olması halinde XI Bölümüne ekli cetvelde gösterilen miktarlardan
orantılı olarak bir indirim yapılabilir. İndirimli yardım bu maddenin 2'nci paragrafı hükmüne uygun olarak yapılır.
5- Kendi geçimini sağlayacak durumda olmadığı kabul edilen çocuksuz bir dul kadının ölüm yardımına hak kazanabilmesi için asgari bir evlilik süresinin geçmiş olması gerekli görülebilir.
Madde 64
62'nci ve 63'ncü maddelerde belirtilen yardımlar, yardım yapılmasını gerektiren halin devamı süresince sağlanır.
BÖLÜM XI
Periyodik Ödemelerde Uygulanacak Normlar
Madde 65
1- Bu madde gereğince yapılacak bir periyodik ödemede, yardım miktarı ileyardım yapılmasını gerektiren halin devamı süresince verilecek aileyardımlarının toplamı, sigortalının veya aile reisinin eski kazancı ile örnek-sigortalı veya hak sahibi kimseler gibi aynı aile sorumluluğunu taşıyan korunanbir kimseye ödenen aile yardımları toplamının, bu Bölüme ekli cetvelde örnek-sigortalı veya hak sahibi kimseler için gösterilen yüzdesinden az olamaz.
2- Sigortalının veya aile reisinin eski kazancı mevzuatla tayin edilen kurallaragöre hesaplanır. Korunan kimse ile aile reisinin kazançlarına göre sınıflaraayrılmış olmaları halinde, bu kimselerin eski kazançları mensup olduklarısınıfların esas kazançlarına göre hesaplanır.
3- Yardım veya yardımın hesabında esas alınan kazanç miktarı için mevzuatlaazami bir sınır tespit edilebilir. Ancak azami sınır öyle tespit olunmalıdır kisigortalının veya aile reisinin eski kazancının kalifiye bir erkek işçininkazancına eşit veya bundan az olması halinde, bu maddenin l'nci paragrafıhükmü yerine getirilmiş olsun.
4- Sigortalının veya aile reisinin eski kazançları ile kalifiye bir erkek işçininücreti, yardım tutarı ve aile yardımları miktarı aynı zaman esasına göre hesaplanır.
5- Diğer sigortalı veya hak sahibi kimselere yapılacak yardım tutarı ile örnek-sigortalı veya hak sahibi kimselere yapılacak yardım tutarı arasında makul birbağıntı bulunmalıdır.
6- Bu maddenin uygulanmasında, kalifiye bir erkek işçi:
a- Elektrik makinelerinden başka makineler yapımında çalışan bir tesviyeci veya bir tornacı;
b- Veya bu maddenin 7'nci paragrafı hükümlerine göre tayin olunan
tipik bir kalifiye işçi;
c- Veyahut kazancı, bütün korunan kimselerin ortalama kazancının yüzde 125'ine eşit olan bir kimsedir.
7- Bu maddenin 6'ncı paragrafının (b) bendinin uygulanmasında tipik kalifiyeişçi olarak kabul edilen kimse, yerine göre, söz konusu riske karşı korunan veen çok sayıda erkek işçinin veya aile reisinin çalıştırıldığı büyük ekonomikfaaliyet bölümü içinde, yine en çok sayıda korunan kimsenin veya aile reisininçalıştırıldığı iş kolları grubundan seçilir. Bu hususta BM Ekonomik ve SosyalKonseyi'nin 27 Ağustos 1948 tarihindeki yedinci toplantısında kabul edilen vebu Kod'a ekli bulunan bütün ekonomik faaliyetlerin Milletlerarası standarttasnifinde veya bu tasnifte herhangi bir zamanda yapılacak değişikliklerdenyararlanırlar.
8- Yardım miktarının bölgeden bölgeye değişmesi halinde, kalifiye erkek işçi,bu maddenin 6'ncı ve 7'nci paragraflarına uygun olarak, her bölge için ayrı ayrıtespit edilebilir.
9- Bu maddenin 6'ncı paragrafının (a) ve (b) bentleri gereğince seçilmiş olankalifiye bir erkek işçinin ücreti toplu sözleşmelerle veya, uygulanması mümkünolan yerlerde, milli mevzuatla veyahut örf ve adetlere göre, ve varsa, hayatpahalılığı zamları da nazara alınmak suretiyle, normal çalışma saatleri karşılığıolarak ödenen ücret esası üzerinden tespit olunur. Bu şekilde tespit olunanücretlerin bölgeden bölgeye değişmiş olmasına rağmen bunlar hakkında bumaddenin 8 paragrafı hükmünün uygulanmaması halinde, meydan ücret esasalınır.
10- Yaşlılık, iş kazalarıyla meslek hastalıkları, (geçici iş göremezlik hali hariç)malûllük veya aile reisinin ölümü halinde yapılan periyodik ödemeler, geçimşartlarındaki esaslı değişiklikler nedeniyle ücretlerin genel seviyesinde meydanagelen önemli değişikliklere göre ayarlanır.
Madde 66
1- Bu madde gereğince yapılacak periyodik ödemede, yardım miktarı ileyardım yapılmasını gerektiren halin devamı süresince verilecek aileyardımlarının toplamı, alelade kahil bir erkek işçinin kazancı ile örnek sigortalıveya hak sahibi kimseler gibi aynı aile sorumluluğunu taşıyan korunan birkimseye ödenen aile yardımları toplamının, bu bölüme bağlı cetvelde örnek-sigortalı veya hak sahibi kimse için gösterilen yüzdesinden az olamaz.
2- Normal kahil bir erkek işçinin ücreti ile yapılacak yardım ve aileyardımları aynı zaman esasına göre hesaplanır.
3- Diğer sigortalı veya hak sahibi kimselere yapılacak yardım tutarı ile örnek-sigortalı veya hak sahibi kimselere yapılacak yardım tutarı arasında makul birbağıntı bulunmalıdır.
4- Bu maddenin uygulanmasında normal kahil bir erkek işçi:
a- Elektrik makinelerinden başka makineler yapımında çalışan ve
kalifiye olmadığı kabul edilen tipik bir işçi;
b- Veya aşağıdaki paragraf hükümlerine göre tayin edilecek
kalifiye olmadığı kabul edilen tipik bir işçidir.
5- 4'ncü paragrafın (b) bendinin uygulanmasında kalifiye olmadığı kabul edilen tipik işçi, yerine göre, söz konusu riske karşı korunan en çok sayıda erkek işçinin veya aile reisinin çalıştırıldığı büyük ekonomik faaliyet bölümü içinde, yine en çok sayıda korunan kimsenin veya aile reisinin çalıştırıldığı iş kolları grubundan seçilir. Bu hususta BM Ekonomik ve Sosyal Konseyi'nin 27 Ağustos 1948 tarihindeki 7. toplantısında kabul edilen ve bu Kod'a ekli bulunan bütün ekonomik faaliyetlerin Milletlerarası standart tasnifinden veya bu tasnife herhangi bir zamanda yapılacak değişikliklerden yararlanılır.
6- Yardım tutarının bölgeden bölgeye değişmesi halinde, normal bir kahilerkek işçi, bu maddenin 4'ncü ve 5'nci paragrafları hükümlerine uygun olarak,her bölge için ayrı ayrı tespit edilebilir.
7- Normal bir kahil erkek işçinin ücreti, toplu sözleşmelerle veya,uygulanması mümkün olan yerlerde, milli mevzuatla veya örf adetlere göre vevarsa, hayat pahalılığı zamları da nazara alınmak suretiyle, normal çalışmasaatleri karşılığı olarak ödenen ücret esası üzerinden tespit olunur. Bu şekildetespit olunan ücretlerin bölgeden bölgeye değişmiş olmasına rağmen bunlarhakkında bu maddenin 6'ncı paragrafı hükmünün uygulanmaması halindemeydan ücret esas alınır.
8- Yaşlılık, iş kazalarıyla meslek hastalıkları (geçici iş göremezlik hali hariç),malûllük ve aile reisinin ölümü halinde yapılan periyodik ödemeler, geçimşartlarındaki esaslı değişiklikler nedeniyle, ücretlerin genel seviyesindemeydana gelen önemli değişikliklere göre ayarlanır.
Madde 67
Bu madde gereğince yapılacak periyodik ödemelerde:
a- Yardım tutarı, mevzuatla tayin edilen veya mevzuatla tayin olunan esaslar dahilinde yetkili kamu mercileri tarafından hazırlanan bir bareme göre tespit olunur.
b- Bu yardım tutarından, ancak sigortalının veya hak sahibi kimsenin ailesi diğer geçim kaynakları mevzuatla tayin edilen veya mevzuatla tayin edilmiş esaslar dahilinde yetkili kabul mercileri tarafından tespit olunan önemli miktarları aştığı ölçüde indirim yapılabilir.
c- Yardım tutarı ile diğer geçim kaynaklarının toplamından bu maddenin (b) bendinde öngörülen önemli miktarlar üzerinden indirim yapıldıktan sonra kalan miktar, sigortalının veya hak sahibi kimsenin ailesinin sağlıklı ve onurlu bir yaşantı sürdürmesine yetecek kadar olmalı ve 66'ncı madde hükmüne uygun olarak hesaplanacak miktardan az olmamalıdır.
d- İlgili bölüm gereğince yapılacak yardımlar toplamı,
66'ncı madde hükümleri ile,
III.Bölüm için 15'nci maddenin (b) bendinin (i) fıkrası; V.Bölüm için 27'nci maddenin (b) bendinin (ii) fıkrası; DCBölüm için 55'nci maddenin (b) bendinin (iii) fıkrası; X.Bölüm için 61'nci maddenin (b) bendinin (iv) fıkrası; Hükümleri uygulanmak suretiyle elde edilecek yardımlar toplamını en az yüzde 30 oranında aştığı takdirde, bu maddenin (c) bendi hükümleri yerine getirilmiş sayılır.
XI BÖLÜME EKLİ CETVEL
Örnek- Sigortalı veya Hak Sahibi Kimselere Yapılan Periyodik Ödemeler Yardım Yapılmasını
Sigortası Veya Örnek - Oran
Bölüm Gerektiren Hak Sahibi %
III Hastalık Evli ve iki çocuklu erkek 45
IV İşsizlik Evli ve iki çocuklu erkek 45
V Yaşlılık İhtiyarlık yaşındaki evli erkek 40
VI İş kazalarıyla meslek hastalıkları:
Geçici İş göremezlik ödeneği Evli ve iki çocuklu erkek 50
Sürekli tam iş göremezlik Ödeneği Evli ve iki çocuklu erkek 50
Hak sahipler İki çocuklu dul kadın 40
VIII Analık Kadın 45
IX Malullük Evli ve iki çocuk erkek 40
X Ölüm İki çocuklu dul kadın 40
BÖLÜM: XII
Ortak Hükümler
Madde 68
Bu kodun II ila X'ncu bölümlerinden herhangi birine göre korunan bir kimsenin hak kazandığı bir yardımın ödenmesi aşağıda yazılı hallerde mevzuatla tayin olunabilecek bir ölçüde durdurulabilir,
a- İlgili kimse, ilgili Akit Tarafın ülkesinde bulunmadığı sürece
b- İlgili kimsenin geçim masrafları kamu kurumları veya bir sosyal güvenlik kurumu veya servisi tarafından karşılandığı sürece, şu kadar ki, yapılan yardımın bir kısmı yardım gören kimsenin geçindirmekle yükümlü bulunduğu kimselere verilir.
c- İlgili kimse, aile yardımı alır dışında, diğer bir sosyal güvenlik kolundan
para yardımı aldığı sürece ve yardım yapılmasını gerektiren bir olay nedeniyle, üçüncü bir kişinin kendisine ödenek vermeye devam ettiği devre içinde. Şu kadar ki, yardım kesilen kısım üçüncü kişinin yaptığı yardım veya verdiği ödenek miktarından fazla olamaz.
d- İlgili kimsenin hile yoluyla yardım isteğinde bulunması halinde,
e- Yardımın yapılmasını gerektiren olayın ilgili kimse tarafından işlenen bir suç sonucunda meydana gelmesi halinde.
f- Yardım yapılmasını gerektiren olayın ilgili kimsenin kasti bir hareketi
sonucu meydana gelmesi halinde,
g- Gerektiğinde ilgili kimsenin emrine hazır bulundurulan sağlık veya
rehabilitasyon hizmetlerinden yararlanmayı ihmal etmesi veya yardım yapılmasını gerektiren halin var olup olmadığının veya devam edip etmediğinin belgelenmemesi, veyahut yardım gören kişilerin durumlarının tespiti için mevzuatla tayin edilen kurallara riayet etmemesi halinde,
h- İşsizlik yardımı yapılması söz konusu olduğunda, ilgili kimsenin emrine hazır bulundurulan iş bulma hizmetlerinden yararlanmakta kusur etmesi halinde.
i- İşsizlik yardımı yapılması söz konusu olduğunda, ilgili kimsenin doğrudan
doğruya iş anlaşmazlığı sonucu olarak işini kaybetmesi veya meşru mazereti olmaksızın işini kendi isteğiyle terk etmesi halinde,
j- Ölüm yardımı yapılması söz konusu olduğunda, dul kadının bir erkekle karı -koca gibi yaşadığı sürece.
Madde 69
1- Yardım yapılması isteğinde bulunan herkes bu isteğin reddedilmesi veya yapılan yardımın niteliğini ve miktarı üzerinde anlaşmazlığa düşülmesi halinde, itiraz hakkına sahiptir.
2- Bu Kod'un uygulanmasında, sağlık yardımlarını sağlama görevininParlamentoya karşı sorumlu bir Devlet dairesine verilmiş olması halinde, 1'nciparagrafta öngörülen itiraz hakkı yerine, yardımın yapılmadığı veya yapılan yardımın uygun nitelikte olmadığı hakkında araştırma yapacak olan yetkili mercie şikayette bulunma hakkı kullanılabilir.
3- Hak iddiaları, Sosyal Güvenlik sorunları ile meşgul olmak üzere kurulmuş olup korunan kimselerin de temsil edildiği özel mahkemelerde karara bağlandığı takdirde itiraz hakkı tanınmayabilir.
Madde 70
1- Bu Kod gereğince sağlanan yardımlarla bu yardımların yapılması içingerekli idare giderleri, dar gelirli kimseleri ağır yük altında bırakmayacakşekilde ve ilgili Akit Tarafın ve korunan kimselerin ekonomik durumları danazara alınmak suretiyle; tespit edilen sigorta primleri veya vergi ile veya heriki kaynaktan birlikte karşılanır.
2- Korunan işçilerden alınacak sigorta primleri toplamı işçilere ve bunlarınkarılarıyla çocuklarına yapılacak yardımlar için tahsis edilecek mali kaynaklarınyüzde 50'sinden fazla olamaz. Bu şartın yerine getirilmiş olup olmadığınıntayininde bu Kod hükümlerine göre, ilgili Akit Tarafça, sağlanan ve aileyardımlarıyla, ayrı bir kol olarak uygulanmakta ise, iş kazalarıyla meslekhastalıkları sigortasından yapılan yardımlar dışında kalan bütün yardımlarbirlikte nazara alınabilir.
3- Bu Kod hükümlerine uygun olarak sağlanacak yardımların yapılmasından,genel olarak, ilgili Akit Taraf sorumludur. Bu amaçla gerekli bütün tedbîrlerialır ve uygun görülen hallerde, mali denge ile ilgili aktueryal inceleme vehesapların belirli aralıklarla yapılmasını ve yardım miktarlarıyla primoranlarında veya bu yardımları karşılamak için ayrılan vergilerde herhangi birdeğişiklik yapılmadan önce, hesap ve incelemelerin mutlaka yapılmış olmasınısağlar.
Madde 71
1- İşin idaresi Parlamentoya karşı sorumlu bir Devlet dairesine verilmemişolan hallerde, korunan kimselerin temsilcileri doğrudan doğruya, idareyekatılabilecekleri gibi, mevzuatla tayin olunan şartlar dahilinde, istişari bir yetkiile de idareye katılabilirler. Aynı şekilde, işverenlerle kamu yetkilileritemsilciliklerinin idareye katılmaları da mevzuatla öngörülebilir.
2- Bu Kod'un uygulanmasında, ilgili Akit Taraf, genel olarak kurumların vehizmetlerin iyi idaresinden sorumludur.
BÖLÜM XIII
Çeşitli Hükümler
Madde 72 Bu Kod:
a- İlgili Akit Tarafın onaylandığı Bölümün yürürlüğe girmesinden önce, o Bölümle ilgili olarak meydana gelen ve yardım yapılmasını gerektiren olaylar;
b- İlgili Akit Tarafın onayladığı Bölüm yürürlüğe girdikten sonra o
Bölümle ilgili olarak meydana gelen ve yardım yapılmasını gerektiren
olaylarda ise, yürürlük tarihinden önceki süreler nedeniyle hak kazanılan
yardımlar; Hakkında uygulanmaz.
Madde 73
Akit Taraflar, yabancıların ve göçmen işçilerin sosyal güvenliği ile ilgili sorunlarda, özellikle bunların kendi vatandaşları ile eşit muamele görmelerinde ve kazanılmış haklarla kazanılmak yolunda olan hakların korunması konusunda özel anlaşmalar yapılması için çaba harcarlar.
Madde 74
Akit Taraflardan her biri Genel Sekretere bu Kod'un uygulanması ile ilgili olarak her yıl bir rapor gönderir. Bu raporda aşağıdaki hususlar yer alır:
a- Onaylanan bu Kod hükümlerinin uygulanmasını sağlayan mevzuat
hakkında tam bilgi,
b- Aşağıda belirtilen maddelerde öngörülen istatistik koşullarının
yerine getirilmiş olduğunu gösteren deliller:
i- Korunan kimselerin sayısı ile ilgili olarak madde 9(a),(b) veya (c);
15(a) veya (b); 21(a); 27(a) veya (b); 33;41(a) veya (b); 48(a) veya (b);
55(a) veya (b); 61 (a) veya (b).
iii- Yardım miktarlarıyla ilgili olarak 44'ncü 65'nci veya 67'nci
maddeler.
iv- İşsizlik yardımlarının süresi ile ilgili olarak 24'ncü maddenin 2'nci
paragrafı, olan oranı bakımından 70'nci maddenin 2'nci paragrafı
Bu deliller, Komite tarafından teklif edilebilecek mümkün olan genel düzen ve biçimde bildirilir.
1- Akit Taraflardan her biri istendiği takdirde, Genel Sekretere bu Kod'unonaylanan hükümlerinin uygulama biçimi hakkında munzam bilgi verir.
2- Bakanlar Komitesi, bu maddenin l'nci ve 2'nci paragrafları gereğinceverilmiş olan raporların ve munzam bilgilerin örneklerini istişari Asambleyetevdi etmesi hususunda Genel Sekretere yetki verebilir.
3- Genel Sekreter, bu maddenin l'nci ve 2'nci paragrafları gereğince verilmişolan raporlarla munzam bilgileri Milletlerarası Çalışma Bürosu GenelMüdürüne gönderir ve anılan raporlarla munzam bilgiler hakkında MilletlerarasıÇalışma Örgütünün yetkili organının istişari mütalaasının alınmasını vevarılacak sonucun kendisine bildirilmesini talep eder.
4- Bu maddenin 4'ncü paragrafında söz konusu edilen raporlar ve munzam bilgilerle Milletlerarası Çalışma Örgütü'ndeki yetkili organın görüşü Komite tarafından incelenir ve bu konuda varılan sonuçları kapsayan bir rapor Bakanlar Komitesine sunulur.
Madde 75
1- Bakanlar Komitesi, İstişari Asamblenin görüşünü aldıktan sonra, uygungörürse, Avrupa Konseyi Statüsünün 20'nci maddesinin (b) bendi gereğince,Akit Taraflardan her birinin bu Kod'un kabul ettikleri yükümlülüklerini yerinegetirmiş olup olmadıkları hakkında üçte iki çoğunlukla karar verir.
2- Bakanlar Komitesi, Akit Taraflardan birinin bu Kod'un kabul ettiğiyükümlülüklerini yerine getirmediği sonucuna varırsa, o Akit Tarafı, bu yükümlülüklerin yerine getirilmesini sağlamak üzere, kendisince gerekligörülecek tedbirleri almaya davet eder.
Madde 76
Akit Taraflardan her biri, Kod'un II ila X'ncu bölümlerinden, 3'ncü madde gereğince tevdi edilen onaylama belgesinde veya 4'ncü madde hükmüne göre sonradan yapılan bir bildiride belirtilmeyen herhangi bir bölümü ile ilgili kanun ve uygulama hakkında Genel Sekretere her iki yılda bir rapor gönderir.
BÖLÜM XIV
Son Hükümler
Madde 77
1- Bu Kod Avrupa Konseyi üyesi devletlerin imzasına açık bulundurulur. BuKod onaya tabidir. Onaylama belgeleri Genel Sekretere tevdi edilir. Şu kadar ki,gerekirse, Bakanlar komitesi tarafından bu hususta daha önce 78'nci maddenin4'ncü paragrafı gereğince olumlu bir karar alınabilir.
2- Bu Kod, üçüncü onaylama belgesinin tevdi edildiği tarihten bir yıl sonrayürürlüğe girer.
3- Bu Kod sonradan onaylayanlar hakkında, onaylama belgelerinin GenelSekretere tevdi edildiği tarihten bir yıl sonra yürürlüğe girer.
Madde 78
1- Bu Kod'u imza eden üye devletlerden 2'nci maddenin 2'nci paragrafı hükmünden yararlanmak isteyen her hangi biri, onaylama işleminden önce, Genel Sekretere, kendi sosyal güvenlik sisteminin bu Kod hükümlerine ne dereceye kadar uygun olduğunu gösterir bir rapor gönderir.
Bu raporda aşağıda yazılı hususlar yer alır:
a- İlgili mevzuat,
b- Aşağıda belirtilen maddelerde öngörülen istatistik koşulların yerine getirilmiş olduğunu gösteren deliller.
Korunan kimselerin sayısı ile ilgili olarak:
Madde 9(a),(b) veya (c), 15(a) veya (b); 21(a)veya (b);33; 4(a) veya (b);
48(a) veya (b); 55(a) veya (b); 61 (a) veya (b),
ii- Yardım miktarıyla ilgili olarak 44'ncü, 65'nci veya 67'nci maddeler, iii- İşsizlik yardımlarının süresi ile ilgili olarak 24'ncü maddenin 2'nei
paragrafı,
iv- Korunan işçiler tarafından ödenen sigorta primlerinin mali kaynaklar
toplamına olan oranı bakımından 70'nci maddenin 2'nci paragrafı
c- Kod'u imza eden üye devletin, 2'nci maddenin 2 ve 3'ncü
paragrafları gereğince, nazara alınmasını istediği bütün faktörler.
Bu deliller, komite tarafından teklif edilebilecek mümkün olan genel
düzen ve biçimde bildirilir.
2- Kod'u imza eden üye devletlerden her biri, istendiği takdirde, GenelSekretere, kendi sosyal güvenlik sisteminin bu Kod hükümlerine uygunluğuhakkında munzam bilgi verir.
3- Bu rapor ve munzam bilgi, komite tarafından, 2'nci maddenin 3'ncüparagrafı hükmü gözönünde bulundurulmak suretiyle, incelenir. Komite,Bakanlar Komitesine, vardığı sonuçlan kapsayan bir rapor sunar.
4- Bakanlar Komitesi, Avrupa Konseyi Statüsünün 2'nci maddesinin (b)bendi gereğince, kodu imza eden bu üye devletin sosyal güvenlik sistemininkod hükümlerine uygun olup olmadığı hakkında üçte iki çoğunlukla karar verir.
5- Bakanlar Komitesi, anılan sosyal güvenlik sisteminin Kod hükümlerineuygun olmadığına karar verdiği takdirde, keyfiyeti ilgili üye devlete bildirir veuygunluğun nasıl sağlanabileceğine dair tavsiyede bulunabilir.
Madde 79
1- Bakanlar Komitesi, bu Kod yürürlüğe girdikten sonra, Avrupa Konseyineüye olmayan herhangi bir devleti Kod'a katılmaya davet edebilir. Böyle birkatılma Kod'da belirtilen onaylama ile ilgili aynı usul ve şartlara tabidir.
2- Bir Devlet, Genel Sekretere bir katılma belgesi tevdi etmek suretiyle, buKod'a katılır. Kod, katılan her hangi bir Devlet için Kod'a katılma belgesinintevdi edildiği tarihten bir yıl sonra yürürlüğe girer.
3- Katılan devletin hak ve yükümlülükleri ile Kod'u onaylayan üye DevletinKod'da belirtilen hak ve yükümlülükleri arasında fark yoktur.

Madde 80
1- Bu Kod Akit Tarafların her birinin öz yurdunda uygulanır. AkitTaraflardan her biri, imza ve onaylama veyahut katılma belgesinin tevdiisırasında, Genel Sekretere hitaben yazılmış bir deklarasyonla bu amaçla öz yurtolarak kabul edilen ülkenin neresi olduğunu belirtir.
2- Kod'u onaylayan her Akit Taraf veya sonradan katılan devletlerden her biri, onaylama veya katılma belgesinin tevdi sırasında veyahut ondan sonra herhangi bir zamanda, bildiride belirtilen değişiklikler hakkındaki hüküm saklı kalmak şartıyla, bu Kod'un tamamının veya bir kısmına bu maddenin l'nci paragrafında yer alamayan öz yurdun her hangi bir kısmına veya Milletlerarası ilişkilerde sorumlu bulunduğu diğer herhangi bir ülkeye teşmil edildiğini bildirebilir. Böyle bir bildiride belirtilen değişiklikler sonradan yapılan bir bildiri ile iptal edilebilir veya değiştirilebilir.
3- Akit Taraflardan herhangi biri, 8l'nci madde hükmüne uygun olarak Kod'un feshini ihbar edebileceği bir zamanda, Kod'un ülkenin her hangi bir yerinde veya bu maddenin 2'nci paragrafı gereğince, Kod'un teşmil edildiği diğer herhangi bir ülkede uygulanmasına son verileceğini Genel Sekretere bildirebilir.
Madde 81
Akit Taraflardan her biri, Kod'un II ila X'ncu bölümlerinden her hangi birinin feshini, ancak Kod'un kendisi için yürürlüğe girdiği tarihten geçerli olmak üzere, beş yıllık bir devrenin veya ondan sonra gelecek her beş yıllık devrenin sonunda ve her defasında Genel Sekretere bir yıl önceden ihbarda bulunmak suretiyle isteyebilir. Kod'un uygulayanların sayısı üçten az olmamak şartıyla, böyle bir fesih isteği Kod'un diğer Akit taraflar için yürürlükte kalmasını etkilemez.
Madde 82
Genel Sekreter:
i-Bu Kod'un yürürlüğe girdiği tarih ve Kod'u onaylayan üye devletlerin isimleriyle birlikte;
ii-79'ncu madde gereğince kendisine tevdi edilen herhangi bir katılma belgesi ve bununla birlikte aldığı bildiriler.
iii-4'ncü ve 80'nci madde hükmüne uygun olarak alınan herhangi bir ihbar;
iv- Veya 8l'nci madde hükmüne uygun olarak alınan herhangi bir ihbar;
Hakkında Avrupa Konseyi üyesi devletlerle sonradan katılan herhangi bir devletin hükümetine ve Milletlerarası Çalışma Bürosu Genel Müdürüne bilgi verir.
Madde 83
Bu Kod'un eki Kod'un ayrılmaz bir parçasıdır.
Usule dairesinde yetkili kılınmış olan aşağıda imzaları bulunan kimseler, yukarıdaki hususları tasdik zammında, işbu protokolü (Dstr'daki metinde böyle yazılmaktadır. İmzalanan Protokol değil Kod olması gerekir) imzalamışlardır.
Bu Kod, Strasbourg'da 12 Nisan 1964 tarihinde, Fransızca ve İngilizce olarak ve, her iki metin aynı derecede geçerli olmak üzere, tek nüsha olarak düzenlenmiş olup bu nüsha Avrupa Konseyi arşivine saklanır. Ve Genel Sekreter bunun tasdikli birer suretini Kod'u imza eden devletlerle sonradan katılan devletlere ve Milletlerarası Çalışma Bürosu Genel Müdürüne gönderir.
EK
Madde 68 (i)
68'nci maddenin (i) bendi, Akit Tarafların her birinin kendi milli mevzuatına göre tefsir edileceği şekilde anlaşılmalıdır.




AVRUPA SOSYAL ŞARTI
Avrupa Sosyal Şartı'nın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun
Kanun No : 3581
Kabul Ta. : 16.6.1989
R.G. : 4 Temmuz 1989 S.20215
Dstr.Trp. :5,C.28s.ll4
Madde 1-
Avrupa Konseyi çerçevesinde hazırlanan ve 18.10.1961 tarihinde Torino'da imzalanan "Avrupa Sosyal Şartı"nın Dibace, Bölüm I,III,IV,V ve ekinin tümü ile H'nci bölümünün aşağıdaki beyan metni çerçevesinde onaylanması uygun bulunmuştur.
a- 20'nci maddesinin 1 numaralı fıkrasının (b) bendine göre; 1,12,13,16 ve 19'ncu maddelerin tüm fıkralarıyla aynen,
b- 20'nci maddesinin 1 numaralı fıkrasının (c) bendine göre; 9, 10, 11,14, 17 ve 18'nci maddelerin tüm fıkralarıyla aynen,
c- 4'ncü maddesinin 3'ncü ve 5'nci fıkraları,
d- 7'nci maddesinin 3,4,5,6,8 ve 9'ncu fıkraları" kabul edilerek
Madde 2-
Avrupa Sosyal Şartı'nın 20'nci maddesinin 3'ncü fıkrası gereğince diğer maddelerin veya fıkraların bilahare kabulünü beyana, Bakanlar Kurulu yetkilidir.
Madde 3-
Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
Madde 4-
Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.
Avrupa Sosyal Şartı'nın Onaylanmasına Dair Bakanlar Kurulu Kararı
Karar Ta.: 7 Ağustos 1989 No:89/14434 R.G. : 14 Ekim 1989 S.20312 Dstr.Trp.: 5, C.29, s.1131
18.10.1961 tarihinde Torino'da imzalanan, 16.6.1989 tarihli ve 3581 sayılı Kanunla onaylanması uygun bulunan ekli "Avrupa Sosyal şartı"nın onaylanması;.244 sayılı Kanunun 3 ve 5'nci maddelerine göre, Bakanlar Kurulu'nca 7.8.1989 tarihinde kararlaştırılmıştır.



AVRUPA SOSYAL ŞARTI
Bu Şart'ı imzalayan Avrupa Konseyi üyesi Hükümetler; Avrupa Konseyinin hedefinin kendilerinin ortak mirası olan ideal ve prensiplerin gerçekleştirilmesi ve korunması gayesiyle üyeleri arasında daha güçlü bir birliğin sağlanması ve özellikle insan hakları ve temel özgürlüklerin gerçekleştirilmesi ve idame ettirilmesi suretiyle sosyal ve ekonomik gelişmenin sağlanması olduğunu gözönüne alarak;
Avrupa Konseyi üyesi devletlerin, 4 Kasım 1950 tarihinde Roma'da imzalanmış olan İnsan Haklan ve Temel Özgürlüklerin Korunması Avrupa Sözleşmesiyle 20 Mart 1952 tarihinde Paris'te imzalanan ek protokolde halklarına bu belgelerde belirtilen kişisel ve siyasal hak ve özgürlükleri sağlamayı kabul ettiklerini gözönünde bulundurarak;
Hiçbir ırk, renk, cinsiyet, din, siyasi görüş,ulusal soy veya sosyal köken ayırımı gözetmeksizin sosyal haklardan yararlanma hakkının sağlanması gerektiğini gözönüne alarak;
Uygun kuruluş ve faaliyetlerle kent ve kırsal nüfusun yaşam düzeyini geliştirmek ve sosyal refahını yükseltmek için her türlü ortak çabada bulunmaya kararlı olarak;
Aşağıdaki hükümlerde mutabık kalmışlardır.
BÖLÜM I
Akit Taraflar, ulusal ve uluslararası tüm uygun yolları izleyerek aşağıdaki hak ve ilkelerin etkin biçimde gerçekleşebileceği koşullara ulaşmayı politikalarının amacı sayar;
1- Herkesin, özgürce edinebildiği bir işle yaşamını sağlama fırsatı olacaktır.
2- Tüm çalışanların adil çalışma koşullarına sahip olma hakkı vardır.

3- Tüm çalışanların, güvenli ve sağlıklı çalışma koşullarına sahip olma hakkı vardır.
4- Tüm çalışanlann, kendileri ve ailelerine yeterli bir yaşam düzeyi sağlamak için adil bir ücret alma hakkı vardır.
5- Tüm çalışanlar ve çalıştıranlar ekonomik ve sosyal çıkarlarını korumak amacıyla ulusal ve uluslararası kuruluşlar düzeyinde örgütlenme özgürlüğüne sahiptir.
6- Tüm çalışanlar ve çalıştıranlar toplu pazarlık hakkına sahiptir.
7- Çocuklar ve gençler uğrayacakları bedensel ve manevi tehlikelere karşı özel korunma hakkına sahiptir.
8- Çalışan kadınlar analık durumunda ve öteki çalışan kadınlar gerektiğinde, çalışırken özel korunma hakkına sahiptir.
9- Herkes, kişisel ilgi ve yetenekleri uyarınca bir mesleği seçmesine yardımcı olacak uygun mesleki yönlendirme imkanları hakkına sahiptir.
10- Herkes mesleki eğitim için uygun olanaklar hakkına sahiptir.
11- Herkes ulaşılabilecek en yüksek sağlık düzeyinden yararlanmasını mümkün kılan her türlü önlemlerden faydalanma hakkına sahiptir.
12- Tüm çalışanlar ve geçimini temin ettikleri kişiler sosyal güvenlik hakkına sahiptir.
13- Yeterli kaynaklardan yoksun herkes, sosyal ve sağlık yardımı hakkına sahiptir.
14- Herkes sosyal refah hizmetlerinden yararlanma hakkına sahiptir.
15- Özürlü kimseler, özürlerinin nedeni ve niteliği ne olursa olsun, mesleki eğitim rehabilitasyon ve topluma yeniden intibak hakkına sahiptir.
16- Toplumun temel birimi olan aile ilişkilerine bakılmaksızın, analar ve çocuklar uygun sosyal ve ekonomik korunma hakkına sahiptir.
17- Medeni hallerine ve aile ilişkilerine bakılmaksızın, analar ve çocuklar uygun sosyal ve ekonomik korunma hakkına sahiptir.
18- Herhangi bir Akit Tarafın vatandaşları, inandırıcı, ekonomik ve sosyal nedenlere dayalı kısıtlamalar saklı kalmak kaydıyla, diğer bir Akit Taraf ülkesinde, o ülke vatandaşları ile eşit koşullar altında kazanç getirici herhangi bir merkezi işte çalışma hakkına sahiptir.
19- Bir Akit Taraf göçmen işçiler ve aileleri herhangi bir başka Akit Tarafın ülkesinde korunma ve yardım hakkına sahiptir.
BÖLÜM II
Akit Taraflar, III Bölümde belirtildiği gibi, müteakip madde ve fıkralarda konmuş olan yükümlülüklerle bağlı kalmayı taahhüt ederler.
Çalışma Hakkı
Madde 1
Akit Taraflar çalışma hakkının etkin bir biçimde kullanılmasını sağlamak üzere:
1- Tam istihdamı gerçekleştirmek üzere olabildiğince yüksek ve istikrarlı bir istihdam düzeyine ulaşmayı ve bu düzeyi korumayı başta gelen amaç ve sorumluluklardan biri saymayı;
2- Çalışanların özgürce edindikleri bir işle yaşamlarını sağlama haklarını etkin biçimde korumayı;
3- Tüm çalışanlar için ücretsiz iş bulma hizmetlerini sağlamayı veya korumayı;
4- Uygun mesleğe yöneltme, eğitim ve rehabilitasyon hizmetlerini sağlamayı veya geliştirmeyi;
Taahhüt ederler.
Adil Çalışma Koşulları
Madde 2
Akit Taraflar adil çalışma koşulları hakkının etkin biçimde kullanılmasını sağlamak üzere;
1- Verimlilik artışı ve ilgili diğer etkenler izin verdiği ölçüde haftalık çalışma süresinin tedricen azaltılmasını öngören makul, günlük ve haftalık çalışma saatlerini sağlamayı;
2- Ücretli resmi tatil olanağı sağlamayı;
3- En az iki haftalık ücretli yıllık izin sağlamayı;
4- Belirlenen tehlikeli ve sağlığa zararlı işlerde çalışanlara ücretli ek izin verilmesini veya bunların çalışma saatlerinin azaltılmasını sağlamayı;
5- Elden geldiğince ilgili ülke veya yörenin geleneklerine göre dinlenme günü olarak kabul edilen günle bağdaşmak üzere haftalık bir dinlenme süresi sağlamayı;
6- Taahhüt ederler.
Güvenlik ve Sağlıklı Çalışma Koşulları Hakkı
Madde 3
Akit Taraflar, güvenli ve sağlıklı çalışma koşulları hakkının etkin biçimde kullanılmasını sağlamak üzere;
1 - Güvenlik ve sağlık alanında yasal düzenlemeler yapmayı;
2- Gözetim önlemleriyle bu düzenlemelerin uygulanmasını sağlamayı;
3- Gerektiğinde, iş güvenliği ve sağlığını geliştirmeyi amaçlayan önlemler konusunda çalıştıranların ve çalışanların örgütlerine danışmayı; Taahhüt ederler.
Adil bir Ücret hakkı
Madde 4
Akit Taraflar, adil bir ücret hakkına etkin bir geçerlilik kazandırmak üzere;
1- Çalışanların kendilerine ve ailelerine saygın bir yaşam düzeyi sağlayacak ücret hakkına sahip olduklarını tanımayı;
2- Özel durumlardaki istisnalar haricinde, çalışanların fazla çalışma karşılığında zamlı ücret almaya hak sahibi olduklarını tanımayı;
3- Çalışan erkeklerle kadınlara eşit işe eşit ücret hakkını tanımayı;
4- Tüm çalışanların işlerine son verilmeden önce uygun bir bildirim süresi hakkını kabul etmeyi;
5- Ücretlerden ancak, ulusal yasalar veya düzenlemelerle belirlenmiş veya toplu sözleşmeler veya hakem kararıyla saptanmış koşullar ve ölçüler içinde kesinti yapılmasına izin vermeyi; Taahhüt ederler.
Bu hakların kullanılması, özgürce yapılmış toplu sözleşmeler, yasal ücret saptama usulleri veya ulusal koşullara uygun başka yollarla sağlanır.
Örgütlenme Hakkı
Madde 5
Akit Taraflar, çalışanların ve çalıştıranların ekonomik ve sosyal çıkarlarını korumak için yerel, ulusal ve uluslararası örgütler kurma veya bu örgütlere üye olma özgürlüğü sağlamak veya geliştirmek amacıyla ulusal mevzuatın bu özgürlüğü zedelemesini veya zedeleyici biçimde uygulanmasını önlemeyi taahhüt ederler. Bu maddede öngörülen güvencelerin, güvenlik güçleri için hangi ölçüde uygulanacağı ulusal yasalarla veya düzenlemelerle belirlenir. Bu güvencelerin silahlı kuvvetler mensuplarına uygulanmasına ilişkin ilke ile bu kesime hangi düzeyde uygulanacağı yine ulusal yasalar veya düzenlemelerle saptanır.
Toplu Pazarlık Hakkı
Madde 6
Akit Taraflar, toplu pazarlık hakkının etkin biçimde kullanılmasını sağlamak üzere:
1 - Çalışanlar ve çalıştıranlar arasında ortak görüşmeleri geliştirmeyi;
2- Gerekli ve uygun olduğu durumlarda, toplu sözleşme yoluyla iş koşullarının düzenlenmesi amacıyla çalıştıranların veya çalıştıran örgütlerinin çalışanların örgütleriyle özgürce görüşmeleri yöntemini geliştirmeyi;
3- İş uyuşmazlıklarının çözümü için uygun uzlaştırma ve isteğe bağlı hakem sisteminin kurulmasını ve işletilmesini geliştirmeyi;
4- Menfaat uyuşmazlığı durumunda çalışanların ve çalıştıranların, bir önceki toplu sözleşmelerden doğabilecek yükümlülükler saklı kalmak üzere grev hakkı dahil, ortak hareket hakkını tanır.
Çocukların ve Gençlerin Korunma Hakkı
Madde 7
Akit Taraflar, çocukların ve gençlerin korunma hakkının etkin biçimde kullanılmasını sağlamak üzere;
1- Çocukların sağlık, ahlak ve eğitimleri için zararlı olmayacağı belirlenen hafif işlerde çalıştırılmaları durumu haricinde asgari çalışma yaşının en az 15 olmasını sağlamayı;
2- Tehlikeli ve sağlığa aykırı sayılan belirlenmiş işlerde asgari çalışma yaşını daha da yükseltmeyi;
3- Henüz zorunlu öğrenim çağında olanları, eğitimlerinden tam anlamıyla yararlanmalarını engelleyecek işlerde çalışmamalarını sağlamayı;
4- 16 yaşından küçüklerin çalışma sürelerinin gelişmeleri ve öncelikle de mesleki eğitim gereksinmeleri uyarınca sınırlandırılmasını sağlamayı,
5- Genç çalışanların ve çırakların adil bir ücret ve diğer uygun ödeneklerden yararlanma hakkını tanımayı;
6- Gençlerin çalıştıranların izniyle normal çalışma saatlerinde mesleki eğitimde geçirdikleri sürenin, günlük çalışma süresinden sayılmasını sağlamayı;
7- 18 yaşın altındaki çalışan kişilere yılda en az üç haftalık ücretli izin hakkını tanımayı;
8- 18 yaşın altındaki kişilerin, ulusal yasalar veya düzenlemelerle belirlenen işler dışında gece işinde çalıştırılmamasını sağlamayı;
9- Ulusal yasalar veya düzenlemelerle belirlenen işlerde çalışan 18 yaşın altındaki kişilere düzenli sağlık kontrolünü sağlamayı;
10- Çocukların ve gençlerin özellikle doğrudan veya dolaylı olarak işlerinden doğan tehlikeler başta gelmek üzere, uğradıkları bedensel ve manevi tehlikelere karşı özel olarak korunmalarını sağlamayı;
Taahhüt ederler.
Çalışan Kadınların Korunma Hakkı
Madde 8
Akit Taraflar, çalışan kadınların korunma hakkının etkin biçimde kullanılmasını sağlamak üzere;
1- Kadınlara doğumdan önce ve sonra ücretli izin veya yeterli sosyal güvenlik yardımı veya kamu kaynaklarından yararlandırma yoluyla toplam en az 12 haftalık izin sağlamayı;
2- Çalıştıranın, bir kadına doğum izni sırasında işten çıkarma bildiriminde bulunmasını veya doğum nedeniyle izinli olduğu sırada süresi sona erecek bir bildirimde bulunmasını yasa dışı saymayı,
3- Emzirme döneminde analara, bu amaçla yeterli bir süre işe ara verme hakkı sağlamayı;
a- Endüstride çalışan kadınların gece işlerinde çalışmalarını düzenlemeyi ve
b- Çalışan kadınların yeraltı madenlerinde ve gereğinde tehlikeli, sağlığa aykırı veya ağır niteliği nedeniyle uygun düşmeyen tüm öteki işlerde çalışmalarını yasaklamayı;
Mesleğe Yöneltme Hakkı
Madde 9
Akit Taraflar mesleğe yöneltme hakkının etkin biçimde kullanılmasını sağlamak üzere, gerektiğinde özürlüler dahil herkese niteliklerine ve bu niteliklerin iş bulma olanaklarıyla ilişkisine göre işini seçme ve mesleğini geliştirmesine ilişkin sorunlarını çözmek üzere yardımcı olacak bir hizmet vermeyi veya geliştirmeyi veya bu yardımın okul çocukları dahil gençler ve yetişkinler iç'in ücretsiz yapılmasını sağlamayı; Taahhüt ederler.
Mesleki Eğitim Hakkı Madde 10
Akit Taraflar mesleki eğitim hakkının etkin biçimde kullanılmasını sağlamak üzere;
1- Gerektiğinde, özürlüler dahil herkese, çalıştıran ve çalışanların örgütlerine danışarak teknik ve mesleki eğitim olanağı sağlamayı veya geliştirmeyi ve salt kişisel yeteneğe dayalı olmak üzere yüksek teknik eğitim ve üniversite öğrenimi görme kolaylıkları bahşetmeyi;
2- Kız ve erkek tüm gençlerin çeşitli işlerde çalışırken eğitilmeleri için bir çıraklık sistemiyle diğer sistemli düzenlemeleri sağlamayı veya geliştirmeyi;
3- Gerektiğinde:
a- Çalışan yetişkinler için yeterli ve kolayca ulaşılabilir eğitim olanaklarıyla;
b- Teknolojik gelişmelerin veya yeni çalıştırma eğilimlerinin sonucu olarak çalışan yetişkinlerin duyduğu yeniden eğitim gereksinmelerini karşılamak için özel kolaylıklar sağlamayı veya geliştirmeyi.
4- a-Tüm harç ve masrafların azaltılması veya kaldırılması,
b- Uygun durumlarda mali yardım yapılması,
c- İşçinin, işi sırasında işverenin talebi üzerine gördüğü ek eğitimde harcanan zamanın normal çalışma süresinden sayılması,
d- Yeterli denetim yoluyla, işçi ve işveren kuruluşlarına danışarak, çıraklık ve gençlerin eğitimi ile yapılan diğer düzenlemelerin etkinliğini ve genel olarak genç işçilerin yeterli bir şekilde korunmalarının sağlanması gibi, uygun önlemlerle sağlanan imkanların tam kullanılmasını teşvik etmeyi; Taahhüt ederler.
Sağlığın Korunması Hakkı
Madde 11
Akit Taraflar, sağlığın korunması hakkının etkin biçimde kullanılmasını sağlamak üzere, ya doğrudan veya kamusal veya özel örgütlerle işbirliği içinde, diğer önlemlerin yanı sıra,
1- Sağlığın bozulmasına yol açan nedenleri olabildiğince ortadan kaldırmak;
2- Sağlığı geliştirmek ve sağlık konularında kişisel sorumluluğu artırmak üzere eğitim ve danışma kolaylıkları sağlamak;
3- Salgın hastalıklarla yerleşik mevzii ve başka hastalıkları olabildiğince önlemek üzere tasarlanmış uygun önlemler almayı taahhüt ederler.
Sosyal Güvenlik Hakkı
Madde 12
Akit Taraflar sosyal güvenlik hakkının etkin biçimde kullanılmasını sağlamak üzere;
1- Bir sosyal güvenlik sistemi kurmayı veya korumayı;
2- Sosyal güvenlik sistemini "En az Sosyal Güvenlik Standartlarına ilişkin Uluslararası Çalışma Sözleşmesi" (No. 102)'nin onaylanması için gereken düzeyden daha düşük olmamak üzere yeterli bir düzeyde tutmayı;
3- Sosyal güvenlik sistemini giderek daha yüksek bir düzeye çıkarmaya çalışmayı;
4- Uygun ikili ve çok taraflı sözleşmeler yaparak veya başka yollarla bu sözleşmelerde yer alan koşullara bağlı olarak;
a- Korunan Kişilerin Akit Ülkeler arasında ne suretle olursa olsun yer değiştirmeleri sırasında diğer Akit Taraf vatandaşları ile sosyal güvenlik mevzuatından doğan yardımların muhafazası dahil sosyal güvenlik hakları itibarıyla kendi vatandaşları ile eşit muamele görmelerini;
b- Akit Taraflardan her birinin yasalarına göre tamamlanan sigorta ve çalışma sürelerinin birleştirilmesi yoluyla sosyal güvenlik haklarının verilmesi, korunması ve yeniden tanınmasını; sağlamak için girişimlerde bulunmayı taahhüt ederler.
Sağlık ve Sosyal Yardım Hakkı
Madde 13
Akit Taraflar, sağlık ve sosyal yardım hakkının etkin biçimde kullanılmasını sağlamak için;
1- Yeterli olanağı bulunmayan ve kendi çabasıyla veya başka kaynaklardan, özellikle bir sosyal güvenlik sisteminden yararlanarak böyle bir olanak sağlayamayan herkese yeterli yardımı sağlamayı ve hastalık halinde bunun gerektirdiği bakımı sunmayı;
2- Böyle bir yardım görenlerin, bu nedenle siyasal ve sosyal haklarının kısıtlanmasını önlemeyi;
3- Herkesin, kişisel veya ailevi mahrumiyet halini önlemek, gidermek veya hafifletmek için gerekebilecek tavsiyelerle kişisel yardımları uygun kamusal veya özel hizmetler eliyle alabilmesini sağlamayı;
4- Bu maddenin 1, 2 ve 3. fıkralarında değinilen hükümleri, ülkelerinde yasal olarak bulunan başka Akit Tarafların uyruklarını kendi uyruklarıyla eşit tutarak 11 Aralık 1953'de Paris'te imzalanmış olan Sosyal ve Tıbbi Yardım Avrupa Sözleşmesiyle üstlendiği yükümlülükler uyarınca uygulamayı; Taahhüt ederler.
Sosyal Refah Hizmetlerinden Yararlanma Hakkı
Madde 14
Akit Taraflar, sosyal refah hizmetlerinden yararlanma hakkının etkin biçimde kullanılması için:
1- Sosyal hizmet yöntemlerinden yararlanarak toplumda gerek bireylerin, gerek grupların refah ve gelişmelerine ve sosyal çevreye uymalarına katkıda bulunacak hizmetleri geliştirmeyi ve sağlamayı;
2- Bireylerin ve gönüllü veya benzeri örgütlerin bu tür hizmetlerin kurulması ve sürdürülmesine katılmalarım özendirmeyi; Taahhüt ederler.
Bedensel ya da Zihinsel Özürlülerin Mesleki Eğitim, Mesleğe ve Topluma Yeniden İntibak Hakkı
Madde 15
Akit Taraflar, bedensel veya zihinsel bakımdan özürlü kimselerin mesleki eğitim, mesleğe ve topluma yeniden intibak hakkının etkin biçimde kullanılmasını sağlamak üzere;
1- Gerektiğinde kamusal veya özel uzmanlık kuruluşları dahil, eğitim imkanlarının sağlanması için yeterli önlemleri almayı;
2- Özürlüleri işe yerleştirmek için uzmanlaşmış iş bulma hizmetleri ve korunmalı çalışma olanakları gibi yeterli önlemleri ve çalıştıranların özürlüleri işe kabul etmelerini teşvik edici tedbirleri almayı; Taahhüt ederler.
Ailenin Sosyal, Yasal ve Ekonomik Korunma Hakkı
Madde 16
Akit Taraflar, toplumun temel birimi olan ailenin tam gelişmesi için gerekli koşulları sağlamak üzere; sosyal yardımlar ve aile yardımları, mali düzenlemeler, konut sağlama, yeni evlilere yardım ve diğer yöntemlerle aile yaşamının ekonomik, yasal ve sosyal bakımdan korunmayı geliştirmeyi;
Taahhüt ederler.
Anaların ve Çocukların Sosyal ve Ekonomik Korunma Hakkı
Madde 17
Akit Taraflar, anaların ve çocukların sosyal ve ekonomik korunma hakkının etkin biçimde kullanılması için; uygun kuruluş veya hizmetlerin kurulması veya korunması dahil, bu amaca uygun ve gerekli tüm önlemleri alacaktır.
Diğer Akit Tarafların Ülkelerinde Gelir Getirici Bir İş Edinme Hakkı
Madde 18
Akit Taraflar, öteki Akit Taraflardan herhangi birinin ülkesinde gelir getirici bir iş edinme hakkının etkin biçimde kullanılmasını sağlamak üzere;
1- Mevcut düzenlemeleri serbestiyetçi bir anlayışla uygulamayı;
2- Yürürlükteki formaliteleri basitleştirmeyi ve çalışan yabancılar veya onları çalıştıranlar tarafından ödenen resim ve diğer harçları azaltmayı veya kaldırmayı;
3- Çalışan yabancıların istihdamını düzenleyen mevzuata tek tek veya topluca esneklik getirmeyi taahhüt ederler ve
3- Kendi uyruklarının diğer Akit Tarafların ülkelerinde gelir getirici bir iş edinmek üzere ülkeden çıkış hakkını tanırlar.
Çalışan Göçmenlerin ve Ailelerinin Korunma ve Yardım Hakkı
Madde 19
Akit Taraflar çalışan göçmenlerin ve ailelerinin bir başka Akit Tarafın ülkesindeki koruma ve yardım hakkının etkin biçimde kullanılmasını sağlamak üzere;
1- Bu tür çalışanlara yardımcı olacak, özellikle doğru bilgi almalarını sağlayacak yeterli ve ücretsiz hizmetleri vermeyi veya verilmesini sağlamayı ve ulusal yasalarının ve düzenlemelerinin olanak verdiği ölçüde ülkeden ve ülkeye göçe ilişkin yanıltıcı propagandaya karşı tüm uygun önlemleri almayı;
2- Kendi yetki alanları içinde bu çalışanlar ile ailelerinin ülkeden çıkışlarını, yolculuklarını ve karşılanmalarını kolaylaştıracak uygun önlemler almayı ve yine kendi yetki alanları içinde yolculukları sırasında sağlık ve tıbbi bakım ve yeterli hijyen koşulları sunmak için uygun hizmetler sağlamayı;
3- Uygun olduğu ölçüde göçmen gönderen ve göçmen alan ülkelerdeki özelveya kamusal sosyal servisler arasındaki işbirliğini geliştirmeyi;
4- Kendi ülkesinde yasal olarak bulunan bu tür çalışanlar için, yasalar veya mevzuatla düzenlenmek veya idari makamların denetimine bağlı olmak üzere;a- Ücret, diğer çalıştırma ve iş koşulları;
b- Sendika üyeliği ve toplu pazarlık yararlarından faydalanma;
c- Barınma;
Konularında kendi uyruklarına olduğundan daha elverişsiz davranılmamasını sağlamayı;
5- Kendi ülkelerinde, yasal olarak bu tür çalışanlara akde bağlı olarak çalıştırılan kimseler ile ilgili olarak ödenmesi gereken istihdam vergileri, harç ve primler bakımından kendi vatandaşlarına tanınandan daha elverişsiz davranılmamasını sağlamayı;
6- Ülkede yerleşmesine izin verilmiş yabancı bir çalışanın ailesi ile yeniden birleşmesini, imkanlar ölçüsünde kolaylaştırmayı;
7- Kendi ülkelerinde yasal olarak ikamet eden bu tür çalışanlara bu maddede belirtilen konulara ilişkin yargısal işlemler bakımından kendi uyruklarına olduğundan daha elverişsiz davranılmamasını sağlamayı;
8- Kendi ülkelerinde yasal olarak ikamet eden bu tür çalışanların, ulusal güvenliği tehlikeye sokmadıkça, kamu menfaati veya genel ahlaka aykırı bir fiilde bulunmadıkça sınır dışı edilmemesini sağlamayı;
9- Bu tür çalışanların kazanç veya tasarruflarının dilediği kadarını transfer etmelerine yasal sınırlar içinde izin vermeyi;
10- İşbu madde ile getirilen koruma ve yardımları, uygulanabilirliği ölçüsünde, bağımsız kendi nam ve hesabına çalışan göçmenlere de genişletmeyi; Taahhüt ederler.
BÖLÜM III
Taahhütler
Madde 20
1- Akit Taraflardan her biri,
a- Bu şartın I Bölümü sözkonusu bölümün giriş paragrafında beyan edildiği üzere, tüm uygun yollarla izleyeceği amaçların beyannamesi saymayı
b- Bu Şart'ın II Bölümünün 1,5,6,12,13,16 ve 19 maddelerinin en az beşiyle kendisini bağlı saymayı;
c- Bir önceki bend uyarınca seçtiği maddelere ek olarak, kendisini bağlı saydığı toplam madde sayısı 10'dan veya numaralanmış fırka sayısı 45'den az olmamak koşuluyla, işbu Şart'ın II Bölümünde yer alan maddelerden veya numaralanmış fıkralardan seçeceği kadarıyla kendisini bağlı saymayı;
Taahhüt eder.
2- Bu maddenin 1 fıkrasının b ve c bentleri uyarınca seçilen madde veya fıkralar, ilgili Akit Tarafça onay veya kabul belgesi tevdi edilirken Avrupa Konseyi Genel Sekreterine bildirilir.
3- Akit Taraflardan herhangi biri, daha sonraki bir tarihte Genel Sekretere bildirimde bulunarak, bu Şart'ın II Bölümünde belirtilen ve bu maddenin 1fıkrası hükümlerine göre daha önce kabul ettiklerinin dışında kalan maddeler veya numaralanmış fıkralarla kendisini bağlı saydığını bildirebilir. Daha sonraki bu tür taahhütler, onay veya kabulün ayrılmaz bir parçası sayılır ve bildirimtarihinden itibaren otuzuncu günden başlayarak aynı hükmü kazanır.
4- Genel Sekreter, tüm imzacı Hükümetlere ve Uluslararası Çalışma Bürosunun Genel Direktörüne, bu Şart'ın bu Bölümü gereğince almış olduğu herhangi bir bildirimi duyurur.
5- Her Akit Taraf, ulusal koşullara uygun bir teftiş sistemi geliştirir.


BÖLÜM IV
Kabul Edilmiş Hükümlere İlişkin Raporlar
Madde 21
Akit Taraflar, Avrupa Konseyi Genel Sekreterine iki yıllık aralıklarla Bakanlar Komitesi'nce belirlenecek biçime göre bu Şart'ın II Bölümünün kabul etmiş oldukları hükümlerinin uygulanmasına ilişkin bir rapor gönderir.
Kabul Edilmemiş Hükümlere İlişkin Raporlar
Madde 22
Akit Taraflar, Bakanlar Komitesince istenilen ve uygun aralıklarla Genel Sekretere, onaylamaları veya kabulleri sırasında veya sonraki bir bildirimde bu Sart'ın II. Bölümünün kabul etmemiş oldukları hükümlerine ilişkin raporlar gönderir. Bakanlar Komitesi zaman zaman bu raporların hangi hükümler hakkında ve hangi biçimde verileceğini belirler.
Örneklerin Gönderilmesi
Madde 23
1- Akit Taraflardan her biri 2 ve 22 maddelerde atıfta bulunulan raporların örneklerini Hükümetler Sosyal Komitesinin Alt Komitesi toplantılarında temsil edilmek üzere 27 maddenin 2 fıkrasına göre davet edilecek uluslararası işveren örgütleri ve sendika örgütlerinin üyeleri olan kendi ulusal örgütlerine gönderir.
2- Akit Taraflar, adı geçen raporlar üzerinde bu ulusal örgütlerden alınan görüşleri, bu örgütler tarafından istendiği takdirde, Genel Sekretere iletir.
Raporların İncelenmesi
Madde 24
21 ve 22 maddeler uyarınca Genel Sekretere gönderilen raporlar, 23 maddenin 2 fıkrası uyarınca Genel Sekretere iletilen görüşlerin de iletilmiş olduğu bir Uzmanlar Komitesi tarafından incelenir.
Uzmanlar Komitesi
Madde 25
1- Uzmanlar komitesi, Akit Taraflarca aday gösterilen ve üstün karakterli ve uluslararası sosyal sorunlardaki ehliyeti tanınmış bağımsız uzmanlardan oluşan bir listeden Bakanlar Komitesi tarafından atanan en çok yedi üyeden oluşur.
2- Komite üyeleri, altı yıllık bir süre için atanır. Yeniden atanmaları mümkündür. Bununla birlikte ilk atanmış üyelerden ikisinin görev süresi dört yılın bitiminde sona erer.
3- İlk dört yıllık sürenin bitiminde görevleri sona erecek olan üyeler, ilk atanma yapıldıktan hemen sonra Bakanlar Komitesi tarafından kura ile belirlenir.
3- Uzmanlar Komitesinin görev süresi sona ermemiş bir üyesinin yerini almak üzere atanmış bir üye kendisinden öncekinin süresini tamamlar.
Uluslararası Çalışma Örgütünün Katılımı
Madde 26
Uluslararası Çalışma Örgütü, Uzmanlar Komitesinin çalışmalarına danışman sıfatıyla katılmak üzere bir temsilci göstermeye davet edilir.
Hükümetler Sosyal Komitesinin Alt Komitesi
Madde 27
1- Akit Tarafların raporları ve Uzmanlar Komitesinin vardığı sonuçlar, incelenmek üzere Avrupa Konseyi Hükümetler Sosyal Komitesinin Alt Komitesine sunulur.
2- Alt Komite, her Akit Tarafın bir temsilcisinden oluşur. Toplantılarında danışman sıfatıyla gözlemci olarak temsil edilmek üzere saptayacağı en çok iki uluslararası işveren örgütüyle en çok iki uluslararası sendika örgütünü davet eder. Ayrıca sosyal refah ve ailenin ekonomik ve sosyal açıdan korunması gibi özellikle yetkili oldukları konular üzerinde Avrupa Konseyinin danışmanıstatüsü taşıyan uluslararası Hükümetler dışı örgütlerin en çok iki temsilcisine danışabilir.
3- Alt Komite, Bakanlar Komitesine, vardığı sonuçları içeren bir rapor sunar ve bu rapora Uzmanlar Komitesinin raporunu da ekler.
Danışma Meclisi
Madde 28
Avrupa Konseyi Genel Sekreteri, Uzmanlar Komitesinin vardığı sonuçları Danışma Meclisine iletir. Danışma Meclisi, bu sonuçlar üzerindeki görüşlerini Bakanlar Komitesine ulaştırır.
Bakanlar Komitesi
Madde 29
Bakanlar komitesi, Alt Komitenin raporunu temel alarak ve Danışma Meclisine danıştıktan sonra Komiteye katılmaya yetkili üyelerin üçte ikilik çoğunluğuyla her Akit Tarafa gerekli tavsiyelerde bulunabilir.

BÖLÜM V
Savaş ve Olağanüstü Durumlarda Uygulamadan Kaçınmalar
Madde 30
1- Ulusun yaşamını tehdit eden savaş veya diğer olağanüstü hallerde Akit Taraflardan biri bu Şart'a göre üstlendiği yükümlülüklerinden kaçınan önlemleri uluslararası hukuka göre üstlendiği öteki yükümlülüklerine aykırı olmamak koşuyla ve durumun kesinlikle gerektirdiği ölçüde alabilir.
2- Bu kaçınma hakkını kullanan bir Akit Taraf, Avrupa Konseyi Genel Sekreterini makul bir süre içinde alınan önlemler ve gerekçeleri konusunda tam olarak haberdar eder. Aynı şekilde bu önlemler yürürlükten kalktığında ve kabul ettiği Şart hükümleri yeniden tam anlamıyla işlerlik kazandığında Genel Sekreteri haberdar eder.
3- Genel Sekreter buna karşılık bu maddenin 2 fıkrası uyarınca alınmış tüm mahuberatı değer Akit Taraflara ve Uluslararası Çalışma Bürosunun Genel Direktörüne bildirir.
Kısıtlamalar
Madde 31
1- I. Bölümde konmuş olan hak ve ilkeler, etkin biçimde gerçekleştirildiğinde ve II Bölümde öngörüldüğü gibi etkin uygulamaları sağlandığında, demokratik bir toplumda başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması veya kamu yararı, ulusal güvenlik, kamu sağlığı veya genel ahlakın korunması için gerekli olan ve yasayla belirlenenler dışında, adı geçen bölümlerde belirtilmeyen bir kısıtlama veya sınırlamaya tabi tutulamazlar.
2- Bu Şart'da izin verilen kısıtlamalar, tanınmış hak ve yükümlülüklere belirlenmiş oldukları amaçlar dışında uygulanamaz.
Şart ile İç Hukuk ve Uluslararası anlaşmalar Arasındaki İlişkiler
Madde 32
Bu Şart'ın hükümleri, yürürlükte bulunan veya yürürlüğe konabilecek olan ve korunan kişilere daha uygun koşullar sağlayan iç hukukun veya ikili veya çok taraflı antlaşma, sözleşme ve anlaşma hükümlerine halel getirmez.
Toplu Sözleşmeler Yoluyla Uygulama
Madde 33
1- Bu Şart'ın II Bölümünün 2 maddesinin 1,2,3,4 ve 5 fıkraları, 7 maddesinin 4,6,7 fıkralarıyla 10 maddesinin 1,2,3 ve 4 fıkraları hükümlerinin normal olarak çalıştıranlar veya çalıştıran örgütleriyle çalışanların örgütleri arasındaki sözleşmelere bırakılan konular olduğu veya normal olarak yasadan başka yollarla uygulandığı üye devletlerde şayet bu hükümler bu tür Sözleşmeler ve diğer yollar ile ilgili çalışanların büyük çoğunluğuna uygulanmakta ise bu fıkraların yükümlülükleri taahhüt edilebilir ve bunlara uyum geçerli addedilir.
2- Bu hükümlerin normal olarak yasama konusu olduğu üye devletlerde şayet söz konusu hükümler ilgili çalışanların büyük çoğunluğuna kanunla uygulanmakta ise, söz konusu yükümlülükler taahhüt edilebilir ve bunlara uyum geçerli addedilir.
Ülkelerde Uygulama
Madde 34
1- Bu Şart, her Akit Tarafın ana ülkesinde uygulanır. Her imzacı hükümet, imza sırasında veya onay veya kabul belgesini verirken, Avrupa Konseyi Genel Sekreterine yapacağı bir bildirimle, bu amaçla ana ülkesi sayılacak olan toprakları belirtir.
2- Herhangi bir Akit Taraf, bu Şart'ı onaylaması veya kabulü sırasında veya daha sonra Avrupa Konseyi Genel Sekreterine yapacağı bir bildirimle, uluslararası ilişkilerinden sorumlu olduğu veya uluslararası sorumluluğu üstlendiği ve adı geçen bildirimde belirtilen ana ülkesi dışındaki toprak veya topraklara bu Şart'ı' tümüyle veya bir bölümüyle uygulanacağını bildirebilir. Bubeyanda, Bu Şart'ın II Bölümünün madde ve fıkralarından adı geçen topraklar bakımından bağlayıcı saydıklarını belirtir.
3- Şart, yukarıda anılan beyanlarda belirtilen ülke veya ülkelerde Genel Sekreterin bu beyan bildirimini aldığı tarihten sonraki otuzuncu günden başlayarak uygulanır.
4- Herhangi bir Akit Taraf, daha sonraki bir tarihte Avrupa Konseyi Genel Sekreterine yapacağı bir bildirimle bu maddenin 2 fıkrası uyarınca Şart'ı uyguladığı bir veya birden çok ülke bakımından, bu ülkeler için daha önce kabul etmemiş olduğu maddeler veya numaralanmış fıkralarla kendisini bağlı saydığını beyan edebilir. Bu türlü sonraki taahhütler, ilgili ülke bakımından ilk bildirimin ayrılmaz parçası sayılır ve bildirim tarihinden sonraki otuzuncu gün aynı geçerliliği kazanır.
5- Genel Sekreter, öteki imzacı Hükümetlere ve Uluslararası Çalışma Bürosu Genel Direktörüne bu madde uyarınca kendisine verilen bildirimleri duyurur.
İmzalama, Onaylama ve Yürürlüğe Girme
Madde 35
1- İşbu Şart Avrupa Konseyi üyelerinin imzasına açıktır. Onaylanır veya kabul edilir. Onay veya Kabul belgeleri, Avrupa Konseyi Genel Sekreterine verilir.
2- Bu Şart, beşinci Onay veya Kabul belgesinin veriliş tarihinden sonraki otuzuncu günden itibaren yürürlüğe girer.
2- Daha sonra onaylayan bir imzacı Hükümet bakımından işbu Şart, onay veya kabul belgesinin veriliş tarihinden sonraki otuzuncu günden itibaren yürürlüğe girer.
3- Genel Sekreter, Avrupa Konseyinin tüm üyelerine ve Uluslararası Çalışma Bürosunun Genel Direktörüne, bu Şart'ın yürürlüğe girişini, onaylayan veya kabul eden Akit Tarafların adlarını ve daha sonraki onay veya kabul belgelerinin verilişini bildirir.
Tadiller
Madde 36
Avrupa Konseyinin herhangi bir üyesi, Avrupa Konseyi Genel Sekreterine yapacağı bir duyuruyla işbu Şart'da bir değişiklik önerebilir.
Genel Sekreter önerilen değişiklik teklif yerini diğer Avrupa Konseyi üyelerine bildirir ve bunlar daha sonra Bakanlar Komitesi'nce incelenerek görüş bildirmesi için Danışma Meclisine sunulur. Bakanlar Komitesince onaylanan herhangi bîr değişiklik, tüm Akit Tarafların bu değişikliği kabul ettiklerini Genel Sekretere bildirmesinden sonraki otuzuncu gün yürürlüğe girer. Genel Sekreter Avrupa Konseyinin tüm üyelerine ve Uluslararası Çalışma Bürosunun Genel Direktörüne bu tür değişikliklerin yürürlüğe girişini bildirir.
Fesih
Madde 37
1- Akit Taraflardan herhangi biri, ancak, kendisi için yürürlüğe giriş tarihinden başlayarak beş yıllık sürenin sonunda veya onu izleyen iki yıllık dönemler sonunda ve her halükârda Avrupa Konseyi Genel Sekreterine altı ay önceden bildirmek koşuluyla bu Şart'ı feshedebilir. Genel Sekreter durumu diğer Taraflara ve Uluslararası Çalışma Bürosunun Genel Direktörüne bildirir. AkitTaraf sayısının beşten aşağı düşmemesi koşuluyla, bu tür fesihler Şart'ın diğer Akit Taraflar bakamından geçerliliğini etkilemez.
2- Akit Taraflardan herhangi biri, önceki fıkranın hükümleri uyarınca Şart'ın II Bölümünün kabul etmiş olduğu maddelerinden veya fıkralarından herhangi birini fesh edebilir. Ancak, bu Akit Tarafın kendisini bağlı saydığı madde sayısı 10'dan, fıkra sayısı ise 45'den az olamaz ve bu madde ve fıkralar 20 maddenin 1 fıkrasının b bendinde özel olarak değinilenler arasında Akit Tarafın seçtiğimaddeleri kapsamaya devam edecektir.
3- Akit Taraflardan herhangi biri, bu maddenin 1 fıkrasında belirlenen koşullar uyarınca işbu Şart'ı veya II Bölümünün maddelerinden veya fıkralarından herhangi birini 34 maddenin 2 fıkrası uyarınca yapılmış bir bildirimle Şart'ın uygulandığı herhangi bir ülke bakımından fesh edebilir.
Madde 38
Bu Şart'm eki, onun ayrılmaz bir parçasıdır.
Gereğince yetkili kılınmış olan aşağıdaki imzası bulunanlar yukarıdaki hükümleri kabul ederek bu Şart'ı imzalamıştır.
Bu Şart, her iki metin de eşit şekilde geçerli olmak ve tek kopya olarak Avrupa Konseyi arşivine konmak üzere Fransızca ve İngilizce dillerinde 1961 Ekiminin 18'nci günü Torina'da akdedilmiştir. Genel Sekreter, İmzacıların her birine onaylı örnekleri gönderir.
Sosyal Şart'a Ek
Sosyal Şart 'in Korunan Kimseler Bakımından Kapsamı
1- 12. maddenin 4. fıkrası ve 13. maddenin 4. fıkrası hükümleri saklı kalmak üzere 1 ila 17. maddelerin içerdiği kimseler; bu maddelerin 18 ve 19. maddelerin hükümleri ışığında yorumlanarak anlaşılması koşuluyla ancak bir Akit Tarafın ülkesinde yasal olarak oturan veya sürekli olarak çalışan öteki Akit Tarafların uyrukları olmaları durumunda yabancıları da kapsar.
İşbu yorum, Akit Taraflardan herhangi biri tarafından aynı kolaylıkların başka kimselere de uygulanmasını engellemez
2- Her Akit Taraf, Mültecilerin Statüsüne dair 28 Temmuz 1951 tarihli Cenevre Sözleşmesinde tanımı verilen ve ülkesinde yasal olarak bulunan mültecilere, herhangi bir durumda en azından adı geçen sözleşmeye ve bu kimselere uygulanan başka belgelere göre kabul ettiği yükümlülükler düzeyinde olmak üzere olabildiğince uygun davranmayı taahhüt eder.
3- BÖLÜM I BÖLÜM II
Fıkra 18 ve Madde 18 Fıkra 1
İşbu hükümler, Akit Tarafları ülkelerine giriş konusuyla ilgili değildir ve 13 Aralık 1955 tarihinde Paris'te imzalanan Avrupa İskan Sözleşmesinin hükümlerine halel getirmez.
BÖLÜM II
Madde 1, Fıkra 2
İşbu hüküm, sendika güvenliği koşulunu veya uygulamasını yasakladığı veya izin verdiği biçimde yorumlanmaz.
Madde 4, Fıkra 4
3- Bu maddede yer alan konulara ilişkin koruyucu yasalar bilimsel ve teknik bilgi ışığı altında devrevi olarak yeniden gözden geçirilecek ve gerekirse tadil, ilga veya temdid edilecektir.
Madde 12
1- Taraf Devletler, aile planlaması dahil sağlık bakım hizmetlerinden kadın ve erkeğin eşit olarak yararlanması için sağlık bakımında kadınlara karşı ayırımı ortadan kaldıran bütün önlemleri alacaklardır.
2- Bu maddenin 1. paragrafında öngörülen hükümler saklı kalmak kaydıyla taraf devletler kadına hamilelik, loğusalık ve doğum sonrası dönemde gerekli hizmetleri sağlayacak, hamilelik ve emzirme sırasında yeterli beslenme ile birlikte gerektiğinde bedava hizmet vereceklerdir.
Madde 13
Taraf Devletler kadınlara karşı ekonomik ve sosyal hayatın diğer dallarında erkeklerle kadınların eşit olarak haklardan yararlanabilmelerini sağlayarak kadınlara karşı ayrımcılığın önlenmesi için gerekli tedbirleri ve özellikle aşağıdaki tedbirleri İşbu hüküm, ağır bir suç işlemesi durumunda bir kimsenin işine hemen son verilmesini engellediği biçimde anlaşılmaz.
Madde 4, Fıkra 5
Bir Akit Tarafın bu fıkrada öngörülen yükümlülüğü, kapsam dışı kalan kimseler hariç olmak üzere, yasayla veya toplu sözleşme veya hakem kararı yoluyla çalışanların büyük çoğunluğunun ücretlerinden kesinti yolu ile mağdur edilmelerine izin verilmediğinde, taahhütte bulunabileceği biçiminde anlaşılmıştır.
Madde 6, Fıkra 4
Her Akit Tarafın, grev hakkına uygulayacağı başka bir kısıtlamanın ancak 31. madde hükümlerine göre haklı gerekçelere dayanması koşuluyla, kendisi bakımından grev hakkının kullanılmasını yasayla düzenleyebileceği biçiminde anlaşılmıştır.
Madde 7, Fıkra 8
Bir Akit Tarafın bu fıkrada öngörülen yükümlülüğü, 18 yaşından küçüklerin büyük çoğunluğunun gece işinde çalıştırılamayacağını yasayla öngörerek bu yükümlülüğün anlamına uygun davrandığında yerine getirmiş olacağı biçimde anlaşılmıştır.
Madde 12, Fıkra 4
Bu fıkranın girişindeki "ve bu tür Sözleşmelerde konulan koşullara bağlı olarak" ibaresi, bir Akit Tarafın, öteki Akit Tarafların uyruklarına başka yardımların yanı sıra, herhangi bir sigorta katkısından bağımsız olarak yapılan yardımları sağlamadan önce, belli bir ikamet süresinin tamamlanmasını isteyebilmesini içerdiği biçimde anlaşılmıştır.
Madde 13, Fıkra 4
Sosyal ve Tıbbi yardıma Avrupa Sözleşmesine taraf olmayan Hükümetler, diğer Akit Tarafların uyruklarına adı geçen Sözleşmenin hükümlerine uygun olan bir davranış sağlamaları koşuluyla Sosyal Şart'ı bu fıkra bakımından onaylayabilir.
Madde 19 Fıkra 6
Bu hükmün amacı bakımından "bir çalışan yabancı ailesi" teriminin en azından karısıyla bakmakla yükümlü olduğu 21 yaşının altındaki çocuklarını kapsadığı anlaşılmıştır.
BÖLÜM III
İşbu Şart, uluslararası nitelikte hukuksal yükümlülükleri içerir ve uygulanması ancak IV bölümde öngörülen gözetime bağlıdır.
Madde 20, Fıkra 1
"Numaralanmış fıkralar" salt bir fıkradan oluşan maddeleri de kapsayabilir.
BÖLÜM IV
Madde 30
"Savaş veya öteki olağanüstü durumlarda" deyimi, savaş tehdidini de kapsayacak biçimde anlaşılmıştır.

ULUSLARARASI ÇALIŞMA TEŞKİLÂTI ANASÖZLEŞMESİNDE
YAPILAN DEĞİŞİKLİK HAKKINDAKİ BELGENİN
ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA
DAİR KANUN
Kanun No. 4405

Kabul Tarihi : 8.7.1999
MADDE 1. – Uluslararası Çalışma Teşkilâtı’nın 2-19 Haziran 1997 tarihlerinde Cenevre’de yapılan 85 inci Genel Konferansı’nda kabul edilen “Uluslararası Çalışma Teşkilâtı Ana sözleşmesinde Yapılan Değişiklik Hakkındaki Belge”nin onaylanması uygun bulunmuştur.
MADDE 2. – Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
MADDE 3. – Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.



ULUSLARARASI ÇALIŞMA TEŞKİLÂTI ANAYASASINDA YAPILAN DEĞİŞİKLİK
HAKKINDAKİ BELGE
Uluslararası Çalışma Teşkilâtı Genel Konferansı,
Uluslararası Çalışma Bürosu Yönetim Kurulu’nca Cenevre’de toplanmaya çağrılmış ve toplandığı 3 Haziran 1997 tarihli Seksenbeşinci oturumunda,
Oturum gündeminin yedinci maddesini teşkil eden Uluslararası Çalışma Teşkilâtı Anayasası değişikliğinin kabulüne karar vererek,
Uluslararası Çalışma Teşkilâtı Anayasası Değişiklik Belgesi, 1997 olarak adlandırabilecek olan, Uluslararası Çalışma Teşkilâtı Anayasası’nda değişiklik yapan aşağıdaki belgeyi Bindokuzyüzdoksanyedi yılı Haziran ayının bu 19 uncu gününde kabul eder;
Madde 1
Bu Değişiklik Belgesi’nin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren, Uluslararası Çalışma Teşkilâtı Anayasası’nın 19 uncu maddesi, aşağıdaki yeni paragrafın 8 inci paragraftan sonra eklenmesi suretiyle değiştirilmiştir;
“9 uncu Yönetim Kurulu’nun teklifi üzerine, konferans, mevcut bulunan delegelerin oylarının üçte iki çoğunluğuyla, bu madde hükümleri uyarınca kabul edilmiş bulunan bir Sözleşmeyi, bu Sözleşmenin amacını kaybettiğinin veya Teşkilâtın hedeflerine ulaşılmasında yararlı katkılarının artık mevcut bulunmadığının görülmesi halinde ilga edebilir.”
Madde 2
Bu Değişiklik Belgesi’nin iki sureti, Konferans Başkanı ve Uluslararası Çalışma Bürosu Genel Müdürü’nün imzalarıyla tasdik edilir. Bu suretlerden biri Uluslararası Çalışma Bürosu arşivinde muhafaza edilir, diğeri ise, Birleşmiş Milletler Şartı’nın 102 nci maddesi uyarınca tescil edilmek üzere Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’ne iletilir. Genel Müdür, Uluslararası Çalışma Teşkilâtı’nın bütün üyelerine bu Belge’nin tasdikli bir suretini gönderir.
Madde 3
1. Bu Değişiklik Belgesi’nin resmî onama veya kabul belgeleri Uluslararası Çalışma Bürosu Genel Müdürü’ne gönderilir. Genel Müdür, bu belgelerin alındığını Teşkilâtın üyelerine bildirir.
2. Bu Değişiklik Belgesi, Uluslararası Çalışma Teşkilâtı’nın 36 ncı maddesi hükümleri uyarınca yürürlüğe girer.
3. Uluslararası Çalışma Bürosu Genel Müdürü, bu Belge’nin yürürlüğe girdiğini Uluslararası Çalışma Teşkilâtı’nın bütün üyelerine ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreterine bildirir.
EKONOMİK, SOSYAL VE KÜLTÜREL HAKLARA İLİŞKİN
ULUSLARARASI SÖZLEŞMENİN ONAYLANMASININ
UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN
Kanun No. 4867

Kabul Tarihi : 4.6.2003

MADDE 1. - Birleşmiş Milletler tarafından 16 Aralık 1966 tarihinde imzaya açılan ve Türkiye Cumhuriyeti adına 15 Ağustos 2000 tarihinde New York’ta imzalanan “Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme”nin, beyanlar ve çekince ile onaylanması uygun bulunmuştur.
MADDE 2. - Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
MADDE 3. - Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.
NOT: SÖZLEŞME METNİ FİLME ALINDIĞI İÇİN EKTE YER ALMAMAKTADIR.

MEDENÎ VE SİYASÎ HAKLARA İLİŞKİN ULUSLARARASI
SÖZLEŞMENİN ONAYLANMASININ UYGUN
BULUNDUĞUNA DAİR KANUN

Kanun No. 4868

Kabul Tarihi : 4.6.2003


MADDE 1. - Birleşmiş Milletler tarafından 16 Aralık 1966 tarihinde imzaya açılan ve Türkiye Cumhuriyeti adına 15 Ağustos 2000 tarihinde New York’ta imzalanan “Medenî ve Siyasî Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme”nin, beyanlar ve çekince ile onaylanması uygun bulunmuştur.
MADDE 2. - Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
MADDE 3. - Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

SİYASİ VE MEDENİ HAKLAR ULUSLARARASI SÖZLEŞMESİ
BM Genel Kurulu'nun 16 Aralık 1966 tarihli ve 2200 A (XXI) sayılı Kararıyla kabul edilmiş ve imzaya, onaya ve katılmaya açılmıştır. Yürürlüğü giriş: 23 Mart 1976
BAŞLANGIÇ
Bu Sözleşmeye Taraf Devletler,
Birleşmiş Milletler Şartı’nda ilan edilen prensiplere göre insanlık ailesinin bütün üyelerinin doğuştan sahip oldukları insanlık onurunu ve eşit ve vazgeçilmez haklarını tanımanın, yeryüzündeki özgürlük, adalet ve barışın temeli olduğunu dikkate alarak,
Bu hakların insanın doğuştan sahip olduğu insanlık onurundan türediğini kabul ederek,
İnsan Hakları Evrensel Bildirisi’ne uygun bir biçimde, korkudan ve yoksulluktan kurtulma özgürlüğünü kullanabilen özgür insan idealinin ekonomik ve sosyal ve kültürel hakları ile birlikte kişisel ve siyasal haklarını da kullanabildiği şartların yaratılması halinde gerçekleştirilebileceğini kabul ederek,
Birleşmiş Milletler Şartı’na göre Devletlerin insan haklarına ve özgürlüklerine her yerde saygı gösterilmesini sağlama ve bu haklara ve özgürlüklere uygun davranma yükümlülüğünü dikkate alarak,
İçinde yaşadıkları topluma ve diğer bireylere karşı ödevleri bulunan bireylerin, bu Sözleşmede tanınmış olan hakları ilerletme ve bu haklara uyulmasını sağlamak için çaba gösterme sorumluluğu bulunduğunun farkında olarak,
Aşağıdaki hükümlerde anlaşmışlardır:
1. BÖLÜM
KENDİ KADERİNİ TAYİN HAKKI
1. Madde
Halkların kendi kaderini tayin hakkı
1. Bütün halklar kendi kaderlerini tayin hakkına sahiptir. Bu hak vasıtasıyla halklar kendi siyasal statülerini serbestçe tayin edebilir ve, ekonomik, sosyal ve siyasal gelişmelerini serbestçe sürdürebilirler.
2. Bütün halklar uluslararası hukuka ve karşılıklı menfaat ilkesine dayanan uluslararası ekonomik işbirliği yükümlülüklerine zarar vermemek koşuluyla, doğal kaynakları ve zenginlikleri üzerinde kendi yararına serbestçe tasarrufta bulunabilir. Bir halk sahip olduğu maddi kaynaklardan hiç bir koşulda yoksun bırakılamaz.
3. Kendini Yönetemeyen ve Vesayet altındaki Ülkelerden sorumlu olan Devletler de dahil bu Sözleşmeye Taraf bütün Devletler, kendi kaderini tayin hakkının gerçekleştirilmesi için çaba gösterir ve Birleşmiş Milletler şartının hükümlerine uygun olarak bu hakka saygı gösterir.
II. BÖLÜM
GENEL HÜKÜMLER
2. Madde
Sözleşmenin iç hukukta uygulanması ve ayrımcılık yasağı
1. Bu Sözleşmeye Taraf her Devlet, bu Sözleşmede tanınan hakları ırk, renk, cinsiyet, dil, din, siyasal veya diğer bir fikir, ulusal veya sosyal köken, mülkiyet, doğum veya diğer bir statü gibi herhangi bir nedenle ayrımcılık yapılmaksızın, kendi toprakları üzerinde bulunan ve egemenlik yetkisine tabi olan bütün bireyler için güvence altına almayı bu ve haklara saygı göstermeyi taahhüt eder.
2. Sözleşmede tanınan hakları kendi mevzuatında veya uygulamasında henüz tanımamış olup da bu Sözleşmeye Taraf Devletler, kendi anayasal usullerine ve bu Sözleşmenin hükümlerine uygun olarak, Sözleşmede tanınan hakları uygulamaya geçirmek için gerekli olan tedbirleri veya diğer önlemleri almayı taahhüt ederler.
3. Bu Sözleşmeye Taraf her Devlet şu taahhütlerde bulunur:
a) Bu Sözleşmede tanınan hakları veya özgürlükleri ihlal edilenlere, ihlal fiili resmi sıfatlarıyla hareket eden kişilerden başka kimseler tarafından işlense dahi, etkili bir hukuki yola başvurma hakkı sağlamak;
b) Bu tür bir hukuki yola başvurmak isteyen kişinin hakkının yetkili yargısal, idari ve yasama organları veya Devletin hukuk sisteminin öngördüğü başka bir yetkili makamı tarafından karara başlanmasını sağlamak ve yargısal hukuki yollara başvurma imkanını geliştirmek;
c) Bu gibi hukuki yolların tanınması halinde, yetkili makamlar tarafından bu hukuki yolların işletilmesini sağlamak.
3. Madde
Cinsiyet eşitliği
Bu Sözleşmeye Taraf Devletler, bu Sözleşmede yer alan bütün kişisel ve siyasal hakların kullanılmasında eşit haklar sağlamayı taahhüt eder.
4. Madde
Olağanüstü durumda yükümlülük azaltma
1. Sözleşmeci Taraf Devletler, ulusun yaşamını tehdit eden olağanüstü bir durumun meydana gelmesi ve bun resmen ilan etmeleri halinde, durumun zorunluluklarının kesinlikle gerektirdiği ölçüde, uluslararası hukuktan doğan diğer yükümlülüklerine aykırı düşmeyecek ve ırk, renk, cinsiyet, dil, din, toplumsal köken gibi sebeplerle ayrımcılık içermeyecek şekilde, bu Sözleşmedeki yükümlülüklerinde azaltma yapan tedbirler alabilir.
2. Sözleşmenin 6, 7, 8 (1 ve 2 fıkralar), 11, 15, 16 ve 18. maddelerindeki yükümlülüklerde hiç bir azaltma yapılamaz.
3. Sözleşmedeki yükümlülüklerini azaltma yetkisi kullanan Sözleşmeye Taraf bir Devlet, yükümlülük azaltılan Sözleşme maddeleri ile yükümlülük azaltmayı gerektiren sebepler hakkında Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri aracılığıyla Sözleşmeye Taraf diğer Devletleri derhal bilgilendirir. Yükümlülük azaltmanın sona erme tarihi de aynı yolla başka bir bildirimle iletilir.
5. Madde
Hakları kötüye kullanma yasağı
1. Bu Sözleşmenin hiç bir hükmü, bir Devlete, gruba veya kişiye, Sözleşmede tanınan hak ve özgürlüklerin tahribini amaçlayan bir faaliyete katılma veya tasarrufta bulunma hakkı tanıdığı, veya hak ve özgürlüklerin bu Sözleşmede belirtildiğinden daha geniş ölçüde sınırlandırılmasına imkan verdiği şekilde yorumlanamaz.
2. Bu Sözleşmenin bir hakkı tanımadığı veya daha az ölçüde tanıdığı bahane edilerek, Sözleşmeye Taraf Devletlerden birinin iç hukukunda yasalarla, antlaşmalarla tanınmış bulunan veya geleneklerinde var olan temel insan haklarına sınırlama getirilemez veya bu haklara karşı yükümlülük azaltılamaz
III. BÖLÜM
MADDİ HAKLAR
6. Madde
Yaşama hakkı
1. Her insan doğuştan yaşama hakkına sahiptir. Bu hak hukuk tarafından korunur. Hiç kimse yaşama hakkından keyfi olarak yoksun bırakılamaz.
2. Ölüm cezası kaldırmamış olan ülkelerde, suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan hukuka uygun olarak ve bu Sözleşme ile Soykırım Suçunun önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi’nin hükümlerine aykırı olmayacak biçimde, sadece çok aşırı suçlar için ölüm cezası verilebilir. Bu ceza sadece yetkili mahkeme tarafından verilen nihai karardan sonra infaz edilebilir.
3. Yaşamdan yoksun bırakmanın bir soykırım suçunu oluşturması halinde, bu maddedeki hiç bir hüküm, bu Sözleşmeye Taraf bir Devlete Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi'nin hükümlerine göre üstlendiği yükümlülüklerini azaltma yetkisi verdiği şeklinde anlaşılamaz.
4. Ölüm cezasına mahkum olan bir kimse bağışlanması veya cezasının hafifletilmesini isteme hakkına sahiptir. Her olayda ölüm cezasının affı, bağışlama veya hafifletme verilebilir.
5. Yaşı on sekizden küçük olan kimselere işledikleri suçlar nedeniyle ölüm cezası verilemez; hamile kadınların ölüm cezaları infaz edilemez.
6. Bu maddedeki hiç bir hüküm, ölüm cezasının bu Sözleşmeye Taraf bir Devlet tarafından kaldırılmasını engellemek veya ertelemek için ileri sürülemez.
7. Madde
İşkence yasağı
Hiç kimse işkenceye veya zalimane, insanlık dışı veya onur kırıcı muamele veya cezaya maruz bırakılamaz. Ayrıca hiç kimse, serbest iradesi olmadan tıbbi veya bilimsel bir deneye tabi tutulamaz.
8. Madde
Kölelik yasağı
1. Hiç kimse köle olarak tutulamaz; her türlü kölelik ve köle ticareti yasaktır.
2. Hiç kimse kul olarak tutulamaz.
3.
a) Hiç kimse zorla çalıştırılamaz veya zorunlu çalışmaya tabi tutulamaz;
b) Bu fıkranın a) bendi, bir suça karşılık hapisle birlikte ağır işte çalıştırma cezasının verilebildiği ülkelerde, yetkili bir mahkeme tarafından böyle bir cezanın verilmesi sonucunda ağır işte çalıştırmayı engelleyici sayılamaz;
c) Aşağıdaki haller, bu fıkra bakımından “zorla çalıştırma veya zorunlu çalışma’ sayılmaz:
(i) Bir mahkemenin hukuka uygun bir kararının sonucu olarak hapsedilen bir kimseden veya böyle bir hapislikten şartla salıverilmiş bir kimseden şartla tahliye süre için normal olarak istenen ve b) bendi kapsamına girmeyen bir iş veya hizmet; (ii) Askeri nitelikteki bir hizmet ve inanç nedeniyle askerlik hizmetine katılmama hakkının tanındığı ülkelerde vicdani redcilerden hukuken yerine getirmeleri istenen bir kamu hizmeti; (iii) Toplumun yaşamını veya iyiliğini tehdit eden olağanüstü bir durum veya felaket halinde yapılması emredilen bir hizmet; (iv) Normal vatandaşlık yükümlülüklerinin bir parçasını oluşturan bir iş veya hizmet.
9. Madde
Özgürlük ve güvenlik hakkı
1. Herkes kişi özgürlüğü ve kişi güvenliği hakkına sahiptir. Hiç kimse keyfi olarak gözaltına alınamaz veya tutulamaz. Hiç kimse hukukun öngördüğü sebepler ve usuller dışında özgürlüğünden yoksun bırakılamaz.
2. Gözaltına alınan bir kimse, gözaltına alınma sebepleri hakkında gözaltına alındığı sırada ve kendisine isnat edilen suçlar konusunda derhal bilgilendirilir.
3. Cezai bir fiilden ötürü gözaltına alınan veya tutulan bir kimse derhal bir yargıç veya hukuken yargılama yetkisine sahip diğer bir görevli önüne çıkarılır ve bu kimse makul bir sürede yargılanma veya salıverilme hakkına sahiptir. Yargılanan bir kimsenin tutuklanması genel bir kural olamaz; yargılamanın her aşamasında tutuklunun salıverilmesine karar verilebilir; salıverilme bu kimsenin duruşmaya gelmesini sağlamak ve mahkum edilmesi halinde hükmün infazını temin etmek için teminata başlanabilir.
4. Gözaltına alınarak veya tutularak özgürlüğünden yoksun bırakılan bir kimse, tutulmasının hukukiliği hakkında hemen karar verebilecek ve eğer tutulması hukuki değilse salıverilmesine hükmedebilecek bir mahkemeye başvurma hakkına sahiptir.
5. Hukuka aykırı olarak gözaltına alınmaktan veya tutulmaktan mağdur olan bir kimse icrası mümkün bir tazminat hakkına sahiptir.

10. Madde
Tutulanların Hakları
1. Özgürlüğünden yoksun bırakılan herkes, insani muamele ve insanın doğuştan sahip olduğu insanlık onuruna saygı görme hakkına sahiptir.
2.
a) Tutuklu sanıklar, istisnai haller dışında mahkûmlardan ayrı tutulur ve kendilerine mahkûm edilmemiş kimselerin statüsüne uygun tarzda ayrı bir muamele uygulanır.
b) Tutuklu küçük sanıklar yetişkinlerden ayrı tutulur ve en kısa sürede yargısal makamların önüne çıkarılırlar.
3. Ceza infaz sistemi, mahpusları iyileştirme ve toplumsal rehabilitasyonlarını sağlama gibi temel amaçlara sahip olur. Küçük failler ‘yetişkinlerden ayrılır ve yaşları ile hukuki statülerine uygun bir muamele görürler.
11. Madde
Borç nedeniyle hapis yasağı
Hiç kimse sırf sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getiremediği gerekçesiyle hapsedilemez.
12. Madde
Seyahat özgürlüğü
1. Bir Devletin ülkesinde hukuka uygun olarak bulunan bir kimse, o ülke sınırları içinde seyahat etme özgürlüğüne ve yerleşeceği yeri seçme hakkına sahiptir.
2. Herkes kendi ülkesi de dahil, bir ülkeden ayrılmakta serbesttir.
3. Yukarıda belirtilen haklar, bu Sözleşmede tanınan diğer haklara uygun olarak ulusal güvenlik, kamu düzeni (ordre public), genel sağlık veya genel ahlak veya başkalarının hak ve özgürlüklerini korumak için gerekli sebepler ile hukuken öngörülmüş sınırlamalar dışında hiç bir sınırlamaya tabi tutulamaz.
4. Hiç kimse, kendi ülkesine girme hakkından keyfi olarak yoksun bırakılamaz.
13. Madde
Yabancıların sınırdışı edilmelerine karşı usulü güvenceler
Bir Devletin ülkesinde hukuka uygun olarak bulunan bir yabancı ancak, hukuka uygun olarak verilmiş bir sınırdışı etme kararı gereğince ve ulusal güvenliğin zorlayıcı şartları hariç, sınırdışı etme kararına karşı itiraz etmesine ve bu itirazının önünde temsil edilebileceği yetkili bir makam veya yetkili makamın görevlendirdiği bir kişi ve kişiler tarafından denetlenmesi imkanı verilmesi halinde sınırdışı edilebilir.
14. Madde
Adil yargılanma hakkı
1. Herkes mahkemeler ve yargı yerleri önünde eşittir. Herkes, hakkındaki bir suç isnadının veya hak ve yükümlülükleri ilgili bir hukuki uyuşmazlığın karara bağlanmasında, hukuken kurulmuş yetkili, bağımsız ve tarafsız bir yargı yeri tarafından adil ve aleni olarak yargılanma hakkına sahiptir. Davayı izleyenler ve basın mensupları, demokratik bir toplumdaki genel ahlak, kamu düzeni (ordre public) veya ulusal güvenlik nedeniyle veya tarafların özel yaşamlarının menfaatinin gerektirmesi halinde veya mahkemenin görüşüne göre aleniliğin adaletin gerçekleşmesine zarar vereceği özel şartların kesinlikle gerektirdiği ölçüde, duruşmalardan tamamen veya kısmen çıkarılabilir; ancak bir ceza davasında veya hukuk davasında verilen hüküm, gençlerin menfaati veya aile uyuşmazlıkları veya çocuğun velayeti ile ilgili davalar aksini gerektirmedikçe aleni olarak tefhim edilir.
2. Hakkında bir suç isnadı bulunan bir kimse, hukuka göre suçluluğu kanıtlanıncaya kadar masum sayılma hakkına sahiptir.
3. Hakkında bir suç isnadı bulunan bir kimsenin bu isnadın karara bağlanmasında, tam bir eşitlik içinde asgari şu haklara sahiptir:
a) Hakkındaki suç isnadının niteliği ve nedenleri konusunda ayrıntılı bir şekilde ve anlayabileceği bir dilde derhal bilgilendirilme;
b) Savunmasını hazırlamak ve kendi seçtiği avukatla görüşmek için yeterli zamana ve kolaylıklara sahip olma
c) Sebepsiz yere gecikmeden yargılanma,
d) Duruşmalarda hazır bulundurulma ve kendisini bizzat veya kendi seçeceği bir avukat aracılığıyla savunma eğer avukatı bulunmuyorsa sahip olduğu haklar konusunda bilgilendirilme; adaletin yararı gerektirdiği her durumda kendisine bir avukat tayin edilme ve eğer avukata ödeme yapabilecek yeterli imkanı yoksa, ücretsiz olarak avukat tayin edilme;
e) Aleyhindeki tanıkları sorguya çekme veya çektirme ve lehindeki tanıkların mahkemeye çıkmalarını ve aleyhindeki tanıklarla aynı koşullarda sorguya çekilmelerini sağlama,
f) Mahkemede konuşulan dili anlamıyor veya konuşamıyorsa, bir çevirmenin yardımından ücretsiz olarak yararlanma
g) Kendisini suçlandırıcı tanıklık yapmaya veya bir suçu itirafa zorlanmama.
4. Küçüklerin yargılanmasında küçüklerin yaşlarını ve rehabilitasyonlarını ilerletmeyi göz önünde tutacak bir yargılama usulü izlenir.
5. Bir suçtan ötürü mahkum olan bir kimse, mahkumiyetinin ve aldığı cezanın daha yüksek bir yargı yeri tarafından hukuka göre incelenmesini isteme hakkına sahiptir.
6. Bir kimse bir suçtan ötürü nihai bir kararla mahkum olduğunda ve bu mahkumiyeti adli hata bulunduğu gerekçesiyle bozulduğunda veya kendisi bağışlandığında, eğer mahkumiyet kararının verildiği tarihte bilinmeyen olayların ortaya çıkarılamamış olmasının nedenleri kısmen veya tamamen kendisine yüklenebileceği kanıtlanmadıkça, bu tür bir mahkumiyetin sonucu olarak ceza çeken bir kimseye hukuka uygun olarak tazminat ödenir.
7. Bir ülkenin hukukuna ve ceza yargılama usulüne uygun olarak daha önce kesin biçimde mahkum olan veya beraat eden bir kimse aynı suçtan ötürü ikinci kez yargılanamaz ve cezalandırılamaz.

15. Madde
Kanunsuz ceza olmaz ilkesi
1. Hiç kimse, işlendiği zaman ulusal veya uluslararası hukuka göre suç oluşturmayan bir fil veya ihmalden ötürü suçlu bulunamaz. Hiç kimseye işlendiği zaman verilebilecek cezadan daha aşır bir ceza verilemez. Suçun işlenmesinden sonra, bir suça daha hafif bir ceza öngören bir yasa değişikliği yapıldığı takdirde, fail yapılan bu değişildikten yararlanır.
2. Bu maddedeki hiç bir hüküm, işlendiği zaman uluslar topluluğu tarafından tanınan hukukun genel ilkelerine göre suç sayılan bir fil veya ihmalden ötürü bir kimsenin yargılanıp cezalandırılmasına engel oluşturamaz.
16. Madde
Kişi olarak tanınma hakkı
Herkes her yerde, hukuk önünde kişi olarak tanınma hakkına sahiptir.
17. Madde
Mahremiyet hakkı
1. Hiç kimsenin özel ve aile yaşamına, konutuna veya haberleşmesine keyfi veya hukuka aykırı olarak müdahale edilemez; onuru veya itibarı hukuka aykırı saldırılara maruz bırakılamaz.
2. Herkes bu tür saldırılara veya müdahalelere karşı hukuk tarafından korunma hakkına sahiptir.
18. Madde
Düşünce, vicdan ve din özgürlüğü
1. Herkes düşünce, vicdan ve din özgürlüğü hakkına sahiptir. Bu hak, kendi tercihiyle bir dini kabul etme veya bir inanca sahip olma özgürlüğü ile, tek başına veya başkalarıyla birlikte toplu bir biçimde, aleni veya özel olarak, dinini veya inancını ibadet, uygulama, öğretim şeklinde açığa vurma özgürlüğünü de içerir.
2. Hiç kimse, kendi tercihi olan bir dini kabul etme veya inanca sahip olma özgürlüğünü zayıflatacak bir zorlamaya tabi tutulamaz.
3. Bir kimsenin dinini veya inancını açığa vurma özgürlüğü ancak kamu güvenliği, kamu düzeni, sağlık veya ahlak veya başkalarının hak ve özgürlüklerini korumak amacıyla, hukuken öngörülen ve demokratik bir toplumda gerekli olan sınırlamalara tabi tutulabilir.
4. Bu Sözleşmeye Taraf Devletler, anne-babalar ile, mümkünse vasilerin kendi inançlarına uygun biçimde çocuklarına din ve ahlak eğitimi verilmesini isteme özgürlüğüne saygı göstermeyi taahhüt ederler.
19. Madde
İfade özgürlüğü
1. Herkesin, bir müdahale ile karşılaşmaksızın fikirlere sahip olma hakkı vardır.
2. Herkes ifade özgürlüğü hakkına sahiptir; bu hak bir kimsenin ülke hudutlarıyla sınırlanmaksızın sözlü, yazılı veya basılı veya sanatsal urun şeklinde veya kendi tercih ettiği başka bir iletişim vasıtasıyla her türlü bilgi ve düşünceyi arama, edinme ve ulaştırma özgürlüğünü de içerir.
3. Bu maddenin ikinci fıkrasındaki haklar özel bir ödev ve sorumlulukla kullanılır. Bu nedenle bu hak, sadece hukuken öngörülen ve aşağıdaki sebeplerle gerekli olan sınırlamalara tabi tutulabilir:
a) Başkalarının haklarına ve itibarına saygı;
b) Ulusal güvenliği veya kamu düzenini (ordre public), veya sağlık ve ahlakı koruma.
20. Madde
Savaş propagandası ve düşmanlığı savunma yasağı
1. Her türlü savaş propagandası hukuk tarafından yasaklanır.
2. Ayrımcılığa, kin ve nefrete veya şiddete tahrik eden herhangi bir ulusal, ırksal veya dinsel düşmanlığın savunulması hukuk tarafından yasaklanır.
21. Madde
Toplanma özgürlüğü
Barışçıl bir biçimde toplanma hakkı hukuk tarafından tanınır. Bu hakkın kullanılmasına ulusal güvenliği veya kamu güvenliğini, kamu düzenini (ordre public), sağlık veya ahlakı veya başkalarının hak ve özgürlüklerini koruma amacı taşıyan, demokratik bir toplumda gerekli bulunan ve hukuka uygun olarak getirilen sınırlamaların dışında başka hiç bir sınırlama konamaz.
22. Madde
Örgütlenme özgürlüğü
1. Herkes başkalarıyla bir araya gelerek örgütlenme özgürlüğü hakkına sahiptir; bu hak, kendi menfaatlerini korumak için sendika kurma ve sendikaya katılma hakkını da içerir.
2. Bu hakkın kullanılmasına ulusal güvenliğin, kamu güvenliğinin, kamu düzeninin (ordre public), genel sağlık veya ahlakın, başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla, hukuken öngörülmüş ve demokratik bir toplumda gerekli olan sınırlamaların dışında başka hiç bir sınırlama konamaz. Bu madde, silahlı kuvvetler ve polis teşkilatı mensuplarının bu hakkı kullanmaları üzerine hukuki kısıtlamalar konulmasını engellemez.
3. Bu madde, Uluslararası Çalışma Teşkilatının "Örgütlenme Özgürlüğü ve Teşkilatlanma Hakkının Korunması" ile ilgili 1948 tarihli Sözleşmesine Taraf Devletlere, bu Sözleşmede sağlanan güvencelere aykırı yasama tasarrufları yapmasına veya yasaları bu güvencelere aykırı tarzda uygulamasına yetki vermez.

23. Madde
Ailenin korunması
1. Aile toplumun doğal ve esaslı bir birimidir ve aile toplum ve Devlet tarafından korunma hakkına sahiptir.
2. Evlilik çağındaki her erkek ve kadının evlenme ve aile kurma hakkı hukuk tarafından tanınır.
3. Evlenecek eşlerin tam ve serbest iradeleri ile kurulmayan bir evlilik geçerli sayılmaz.
4. Bu Sözleşmeye Taraf Devletler, eşlerin evlilik konusunda, evliliğin devam ettiği sürece ve boşanmada eşit hak ve yükümlülüklere sahip olmaları için gerekli önlemleri alır. Boşanma halinde çocukların korunması için gerekli hükümler konur.
24. Madde
Çocukların hakları
1. Her çocuğun ırk, renk, cinsiyet, dil, din, ulusal veya toplumsal köken, mülkiyet, doğum gibi bir ayrımcılığa tabi tutulmaksızın ailesi, içinde yasadışı toplum ve Devlet tarafından, bir küçük olarak statüsünün gerektirdiği koruma tedbirlerine hakkı vardır.
2. Her çocuk doğumundan hemen sonra nüfusa kaydedilir ve kendisine bir isim verilir.
3. Her çocuk bir vatandaşlık kazanma hakkına sahiptir.
25. Madde
Siyasi haklar
Her vatandaş, bu Sözleşmenin ikinci maddesindeki ayrımlara ve makul olmayan sınırlamalara tabi tutulmaksızın şu haklara ve imkânlara sahiptir:
a) Doğrudan veya seçilmiş temsilciler aracılığıyla kamu hizmetlerine katılma
b) Seçmenlerin iradelerini serbestçe ifade etmeleri güvence altına alan, gizli olarak oy verildiği, genel ve eşit oya dayanan ve belirli aralıklarla yapılan dürüst seçimlerde oy kullanma ve seçilme;
c) Genel eşitlik ilkesine uygun olarak ülkesinde kamu hizmetlerine girme.
26. Madde
Hukuk önünde eşitlik
Herkes, hukuk önünde eşittir ve hiç bir ayrımcılığa tabi tutulmaksızın hukuk tarafından eşit olarak korunma hakkına sahiptir. Hukuk bu alanda her türlü ayrımcılığı yasaklar ve herkese ırk, renk, cinsiyet, dil, din, siyasal veya başka bir fikir, ulusal veya toplumsal köken, milliyet, doğum veya başka bir statü ile yapılan ayrımcılığa karşı etkili ve eşit koruma sağlar.
27. Madde
Azınlıkların korunması
Etnik, dinsel veya dilsel azınlıkların bulunduğu bir Devlette, böyle bir azınlığa mensup bulunan kişiler grubun diğer üyeleri ile birlikte toplu olarak kendi kültürel haklarını kullanma, kendi dinlerinin gereği ibadeti etme ve uygulama veya kendi dillerini kullanma hakları engellenmez.
IV. BÖLÜM
ULUSLARARASI UYGULAMA HÜKÜMLERİ
28. Madde
İnsan Hakları Komitesi
1. Bir İnsan Hakları Komitesi kurulur (Bu Sözleşmede bundan sonra Komite adıyla geçecektir). Komite on sekiz üyeden meydana gelir ve aşağıda belirtilen görevleri yerine getirir.
2. Komite, bu Sözleşmeye Taraf olan Devletlerin yüksek bir ahlaki düzeye sahip olan ve insan hakları alanında uzmanlığı ile tanınmış bulunan vatandaşlar arasından ve bir kısmı tercihen hukuk uygulamasında deneyim sahibi olan üyelerden kurulur.
3. Komite üyeleri seçimle göreve gelirler ve şahsi sıfatlarıyla görev yaparlar.
29. Madde
Adaylık ve Seçim
1. Komite üyeleri, bu Sözleşmeye Taraf Devletler tarafından yirmi sekizinci maddedeki niteliklere sahip kişilerin aday olarak gösterildiği bir listede yer alan adaylar arasından gizli oyla seçilir.
2. Bu Sözleşmeye Taraf her bir Devlet iki kişiden fazla aday gösteremez. Bu kişiler, aday gösteren Devletin vatandaşlığını taşır.
3. Bir kişi yeniden aday gösterilebilir.
30. Madde
Seçim zamanı
1. İlk seçimler, bu Sözleşmenin yürürlüğe girmesinden en geç altı ay sonra tamamlanır.
2. Sözleşmenin Otuz dördüncü maddesine göre meydana gelen boşluğu doldurmak için yapılan seçimler hariç, Komite üyeliğine yapılacak bir seçimden en az dört ay önce, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri bu Sözleşmeye Taraf Devletlere üç ay içinde Komite üyeliğine kendi adaylarını göstermeleri için yazılı bir davetiye gönderir.
3. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri, bu şekilde aday gösterilen kişilerin isimlerinin alfabetik olarak yer aldığı ve kendilerini aday gösteren Devletleri de belirten bir listeyi düzenler ve her bir seçimin yapılacağı tarihten en az bir ay önce bu Sözleşmeye Taraf Devletlere gönderir.
4. Komiteye üye seçimleri, bu Sözleşmeye Taraf Devletlerin, Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliği tarafından Birleşmiş Milletler Genel Merkezine çağırıldığı bir toplantıda yapılır. Bu Sözleşmeye Taraf Devletlerin en az üçte ikisinin katılımı ile yapılan bu toplantıda, en fazla oyu alan ve toplantıya katılıp oy kullanan Taraf Devletlerin mutlak çoğunluğunun oy verdiği kişi, Komite üyesi seçilir.
31. Madde
Komitenin kompozisyonundaki denge
1. Bir Devletin birden fazla vatandaşı Komitede üye olarak bulunamaz.
2. Komiteye üye seçiminde, üyeliğin coğrafi esasa göre eşit olarak dağılmasına ve değişik uygarlık türlerinin ve farklı hukuk sistemlerinin temsil edilmesine dikkat edilir.
32. Madde
Görev süresi
1. Komite üyeleri dört yıllık bir dönem için seçilir. Yeniden aday gösterilmeleri halinde tekrar seçilmeleri mümkündür. Ancak, birinci seçimde seçilen üyelerden dokuz tanesinin üyeliği iki yıl sonra sona erer; bu üyelerin isimleri birinci seçimden hemen sonra, Otuzuncu maddenin dördüncü fıkrasına göre yapılan toplantının Başkanı tarafından kura ile seçilir.
2. Görev süresinin sona ermesi nedeniyle yapılacak seçimler, bu Sözleşmenin bu kısmının yukarıdaki maddelerine göre yapılır.
33. Madde
Üyeliğin boşalması
1. Bir Komite üyesi, Komitenin diğer bütün üyelerinin oybirliği ile vereceği karara göre geçici nitelikte bir sebep dışında her hangi bir nedenle görevini yapamayacak duruma girerse, Komite Başkanı durumu Birleşmiş Milletler Genel Sekreterine bildirir ve Genel Sekreter bu üyenin yerinin boşalmış olduğunu açıklar.
2. Bir Komite üyesinin ölümü veya istifa etmesi halinde, Komite Başkanı Birleşmiş Milletler Genel Sekreterine durumu derhal bildirir, ve Genel Sekreter ölüm tarihinden veya istifanın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üyeliğin boşalmış olduğunu açıklar.
34 Madde
Boşalan üyeliklerin doldurulması
1. Sözleşmenin Otuz üçüncü maddesine göre bir üyeliğin başlamış olduğu açıklanmış ise ve yeri doldurulacak olan üyenin görev süresinin sona ermesine üyeliğin başlamış olduğunun açıklanmasından itibaren altı aydan fazla süre varsa, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri, Sözleşmeye Taraf bütün Devletlere sürenin doldurulması seçilecek kişi için iki ay içinde yirmi dokuzuncu maddeye göre adaylarını bildirmelerini ister.
2. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri, bu şekilde aday gösterilen kişilerin isimlerinden oluşan bir listeyi hazırlar ve bu Sözleşmeye Taraf Devletlere iletir. Boşalan yerin doldurulacağı seçim, Sözleşmenin bu kısmında yer alan ilgili hükümlere uygun olarak yapılır.
3. Sözleşmenin otuz üçüncü maddesine göre boşaldığı bildirilen yeri doldurmak için seçilen Komite üyesi, o maddenin hükümlerine göre Komitedeki yerini boşaltan üyenin kalan süresini tamamlamak için seçilir.
35. Madde
Komite üyelerine ödeme yapılması
Komite üyeleri, Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun onayıyla, Birleşmiş Milletlerin sahip olduğu kaynaklardan, Komitenin sorumluluklarının önemi dikkate alınarak, süresi ve şartları konusunda Genel Kurulunun karar vereceği bir tazminat almaya hak kazanırlar.
36. Madde
Sekreterlik hizmetleri
Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliği, Komitenin bu Sözleşmeye göre görevlerini etkili bir biçimde yerine getirebilmesi için gerekli Yardımcı kişileri ve imkanları sağlar.
37. Madde
Komitenin toplantıları
1. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri, Komitenin ilk toplantısını Birleşmiş Milletler Merkezinde yapması için çağrıda bulunur.
2. Komite ilk toplantısını yaptıktan sonra, içtüzük hükümlerinde gösterilen zamanlarda toplanır.
3. Komite normal olarak Birleşmiş Milletler Merkezinde veya Birleşmiş Milletlerin Cenevre’deki biriminde toplanır.
38. Madde
Komite üyelerinin yemin beyanı
Komitenin her bir üyesi görevine başlamadan önce, görevini tarafsız olarak ve vicdani kanaatine göre yapacağı konusunda Komite önünde beyanda bulunur.
39. Madde
Görevliler ve İçtüzük
1. Komite kendine Yardımcı görevlileri iki yıllık bir süre için seçer. Görevliler yeniden seçilebilir.
2. Komite içtüzüğünü kendi yapar; ancak bu içtüzük diğer hükümlerin yanında:
a) Toplantı yeter sayısının on iki olduğu;
b) Komitenin, toplantıya katılan üyelerin çoğunluğunun oylarıyla karar verebileceğine dair hükümleri de içerir.
40. Madde
Devlet raporları
1. Bu Sözleşmeye Taraf Devletler, Sözleşmede tanınan hakları uygulamaya geçirmek ve bu hakların kullanılmasında ilerleme sağlanmak için aldıkları tedbirler hakkında raporlar vermeyi taahhüt ederler. Bu raporlar:
a) Sözleşmenin ilgili Taraf Devletler bakımından yürürlüğe girmesinden itibaren bir yıl içinde;
b) daha sonra da Komitenin istediği zamanlarda verilir.
2. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri kendisine sunulan bütün raporlan incelemesi için Komiteye havale eder. Sözleşmenin uygulanmasını etkileyen faktörler ve güçlükler varsa, raporlarda bu faktörler ve güçlükler de belirtilir.
3. Bu raporların bazı bölümlerinin uzman kuruluşların yetki alanına girmesi halinde, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri raporların ilgili bölümlerini Komiteye danıştıktan sonra bu uzman kuruluşlara gönderebilir.
4. Komite, bu Sözleşmeye Taraf Devletlerin sundukları raporları inceler. Komite kendi hazırladığı raporları ve eğer gerekli görürse yaptığı genel yorumları Taraf Devletlere iletir. Komite, bu Sözleşmeye Taraf Devletlerden aldığı raporlarla birlikte hazırladığı genel yorumları Ekonomik ve Sosyal Konseye de iletebilir.
5. Bu Sözleşmeye Taraf Devletler, bu maddenin dördüncü fıkrasına göre yapılabilecek herhangi bir yorum üzerinde kendi gözlemlerini Komiteye sunabilirler.
41. Madde
Komiteye yapılan Devlet başvuruları
1. Bu Sözleşmeye Taraf bir Devlet bu maddeye göre her zaman, Taraf Devletlerden birinin bir diğer Taraf Devlet aleyhine bu Sözleşme ile üstlendiği yükümlülüklerini yerine getirmediği biçimindeki iddiaları kapsayan şikayetleri Komitenin ele alma ve inceleme yetkisini tanıdığını beyan edebilir. Bu maddeye göre yapılan şikayetler ancak, Komitenin yetkisini tanımış olan bir Taraf Devlet tarafından yapılması halinde ele alınıp incelenebilir. Komite, kendisinin bu yetkisini tanımamış olan bir Taraf Devleti ilgilendiren bir şikayeti ele almaz. Alınan şikayetler hakkında aşağıdaki usule uygun olarak işlem yapılır:
a) Bu Sözleşmeye Taraf Devletlerden biri, bir diğer Taraf Devletin bu Sözleşme hükümlerini uygulamadığını düşünmesi halinde, yazılı bir bildirimle, durum hakkında Taraf Devletin dikkatini çeker. şikayeti alan Devlet, şikayetin eline geçmesinden itibaren üç ay içinde, kendisine şikayeti gönderen Devlete durumu izah eden bir açıklama veya başka bir yazılı cevap gönderir. Bu cevap mümkün olduğu kadar konuyla ilgili alınan, alınmakta olan veya kullanılabilir nitelikte olan iç hukuk usullerine ve hukuk yollarına ilişkin tedbirleri içerir;
b) Eğer durum, şikayeti alan Devletin ilk şikayeti aldığı tarihten itibaren altı ay içinde her iki Taraf Devleti tatmin edici şekilde düzeltilmezse, her iki Devlet konuyu diğer Devlete ve Komiteye yaptıkları bir ihbar ile Komitenin önüne götürme hakkına sahiptir;
c) Komite önüne getirilen bir konuyu ancak, uluslararası hukukun genel olarak tanınmış prensiplerine göre kullanılabilecek her türlü iç hukuk yolunun izlenmiş ve tüketilmiş olduğunu tespit ettikten sonra ele alabilir. İç hukuk yollarının tüketilmesi makul olmayan bir süreyi alacak ise, bu kural uygulanmaz;
d) Komite bu maddeye göre şikayetleri incelerken kapalı toplantılar yapar;
e) Komite, yukarıdaki c) bendi hükümlerinin yerine getirilmiş olması halinde, bu Sözleşmede tanınan insan haklarına ve temel özgürlüklere saygı esasına göre dostane çözüm sağlanması amacıyla Taraf Devletlere gerekli hizmeti sunar;
f) Komite bir konunun kendisine gönderilmesi halinde, yukarıda b) bendinde belirtilen Taraf Devletleri gerekli bilgileri vermeye davet edebilir;
g) Yukarıda b) bendinde belirtilen ilgili Taraf Devletler, Komitenin konuyu incelemesi sırasında Komite önünde temsil edilme ve yazılı ve/veya sözlü olarak sunuşlar yapma hakkına sahiptirler;
h) Komite, yukarıdaki b) bendine göre bir ihbarı aldığı tarihten itibaren on iki ay içinde bir rapor hazırlar:
(i) Komitenin raporu, yukarıdaki e) bendine göre bir çözüme ulaşılması halinde olayların kısa bir özetini ve ulaşılan sonucu belirtir; (ii) Yukarıdaki e) bendindeki süre içinde bir çözüme ulaşılamaması halinde, Komitenin raporu olayların bir özetini kapsar; Taraf Devletlerin yaptığı yazılı sunuşlar ve sözlü sunuşların tutanakları bu rapora eklenir;
Her halükarda Komite raporu ilgili Taraf Devletlere gönderilir.
2. Bu maddenin hükümleri, bu Sözleşmeye Taraf olan on Devletin bu maddenin birinci fıkrasına göre beyanda bulunmalarından sonra yürürlüğe girer. Taraf Devletler bu beyanları Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliğine tevdi ederler. Genel Sekreter bu beyanların birer kopyasını diğer Taraf Devletlere iletir. Yapılan bir beyan Genel Sekreterliğe yapılacak bir bildirimle her zaman geri alınabilir. Böyle bir geri alma, bu maddeye göre daha önce gönderilmiş bir şikayet konusunun incelenmesini engellemez; geri alma bildirimi Genel Sekreter tarafından alındıktan sonra ilgili Taraf Devlet yeni bir beyanda bulunmadıkça, Taraf Devletlerden yapılacak başka bir şikayet işleme alınmaz.
42. Madde
Devlet başvurularının Ad hoc Uzlaştırma Komisyonuna gelmesi
1.
a) Eğer kırk birinci maddeye göre Komiteye gönderilen bir konu ilgili Taraf Devletleri tatmin edecek bir biçimde çözülemezse, Komite, ilgili Taraf Devletlerin önceden rızasını alarak, bundan sonra Komisyon diye geçecek olan bir ad hoc Uzlaştırma Komisyonu tayin eder. Komisyon, bu Sözleşmeye saygı esasına dayanarak, sorunun dostane çözümü amacıyla Taraf Devletlere arabuluculuk hizmetinde bulunur.
b) Söz konusu Komisyon, Taraf Devletlerin kabul edebileceği beş kişiden oluşur. Eğer ilgili Taraf Devletler Komisyonun kuruluşu üzerinde üç ay içinde anlaşamazlarsa, üzerinde anlaşmaya varılamayan Komisyon üyelikleri Komitenin yapacağı gizil oylamayla ve üçte iki çoğunluk oyuyla, kendi üyeleri arasından seçilir.
2. Komisyon üyeleri şahsi sıfatlarıyla görev yaparlar. İlgili Devletlerin vatandaşları, bu Sözleşmeye taraf olmayan Devletlerin vatandaşları ve kırk birinci maddeye göre beyanda bulunmamış bir Taraf Devletin vatandaşı Komisyona üye seçilemez.
3. Komisyon başkanını kendisi seçer ve kendi içtüzüğünü kendisi yapar.
4. Komisyon toplantılarını normal olarak Birleşmiş Milletler Merkezinde ve Birleşmiş Milletlerin Cenevre’deki biriminde yapar. Ancak bu toplantılar, Genel Sekreterliğe ve ilgili Taraf Devletlere danışıldıktan sonra, Komisyonun uygun göreceği başka bir yerde yapılabilir.
5. yukarıda Otuz altıncı maddeye göre görevlendirilen sekreterya, bu maddeye göre atanan Komisyonlara da hizmet verir.
6. Komite tarafından elde edilen ve toplanan bilgiler bu Komisyona verilir; Komisyon ilgili Taraf Devletleri başka bilgileri vermeleri için davet edebilir.
7. Komisyon, kendisine konunun ulaşmasından itibaren en fazla on iki ay içinde konuyu bütünüyle inceledikten sonra, ilgili Taraf Devletlere iletilmek üzere Komite Başkanına bir rapor sunar:
a) Eğer Komisyon konuyu incelemesini on iki ay içinde bitirememiş ise, Komisyonun bu raporunda sadece konunun incelenmesinin hangi durumu konusunda kısa bir bilgi yer alır.
b) Eğer konu hakkında bu Sözleşmede tanınan insan haklarına saygı esasına dayanan bir dostane çözüme ulaşılırsa, Komisyon raporu, olayların kısa bir özetini ve varılan sonucu kapsar;
c) Yukarıda b) fıkrasında öngörülen bir sonuca ulaşılamazsa, Komisyon raporu, ilgili Taraf Devletler arasındaki konu ile alakalı bütün maddi sorunlar üzerindeki tespitlerini ve varılabilecek bir dostane çözüm için varolan imkanlar hakkında görüşlerini içerir. Bu rapor ayrıca, ilgili Taraf Devletler tarafından yapılan yazılı sunuşlar ve sözlü sunuşların tutanaklarını da kapsar.
d) Eğer Komisyon c) bendine göre hazırladığı bir raporu sunarsa, ilgili Taraf Devletler raporu aldıktan itibaren üç ay içinde Komite Başkanına, Komisyonun hazırladığı raporun içeriğini kabul edip etmediklerini bildirirler.
8. Bu madde hükümleri, Komitenin Kırk birinci maddedeki sorumluluklarını yerine getirmesine engel oluşturmaz.
9. Komisyon üyelerinin bütün giderleri, Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliği tarafından yapılan hesaplara uygun olarak, ilgili Taraf Devletlerce paylaşılır.
10. Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliği, Komisyon üyelerinin yaptıkları harcamaları dokuzuncu fıkraya göre ilgili Taraf Devletlerden geri almadan önce, eğer gerekli ise ödemeye yetkilidir.
43. Madde
Ayrıcalıklar ve Muafiyetler
Komitenin ve Kırk ikinci maddeye göre atanan ad hoc uzlaştırma Komisyonunun üyeleri, Ayrıcalıklar ve Muafiyetler hakkında Birleşmiş Milletler Sözleşmesinin ilgili bölümlerinde yer alan ve Birleşmiş Milletler için görev yapan uzmanların sahip oldukları kolaylıklara, ayrıcalıklara ve muafiyetlere sahiptir.
44. Madde
Diğer Uluslararası Usullerle İlişki
Bu Sözleşmenin uygulamaya ilişkin hükümleri, Birleşmiş Milletlerin ve uzman kuruluşlarının kurucu belgeleri ve sözleşmeleri tarafından insan hakları alanında öngörülen usullere aykırı düşmeyecek bir biçimde uygulanır; bu hükümler, bu Sözleşmeye Taraf Devletlerin kendi aralarında yapmış oldukları ve yürürlükte bulunan uluslararası özel veya genel antlaşmalara uygun olarak bir sorunu çözmek için konan diğer usullere başvurmasını engellemez.
45. Madde
Yıllık Rapor
Komite, Ekonomik ve Sosyal Konsey aracılığıyla, Birleşmiş Milletler Genel Kuruluna kendi faaliyetleri hakkında yıllık bir rapor sunar.
V. BÖLÜM
YORUMLAMA PRENSİPLERİ
46. Madde
Birleşmiş Milletler ve uzman kuruluşlar ile ilişki
Bu Sözleşmedeki her hangi bir hüküm, Birleşmiş Milletler şartındaki hükümler ile bu Sözleşmeyle ilgili olan konularda Birleşmiş Milletlerin uzman kuruluşlarının ve bu kuruluşların çeşitli organlarının görev ve yetkilerini gösteren belgelerlerdeki hükümler ile uzman kuruluşların kurucu belgelerindeki hükümleri zayıflatacak bir biçimde yorumlanamaz.
47. Madde
Doğal zenginlikleri ve kaynaklan kullanma önceliği
Bu Sözleşmedeki her hangi bir hüküm, halkların kendi doğal zenginliklerini ve kaynaklarını tam olarak ve serbestçe kullanma ve yararlanma haklarını zayıflatacak bir biçimde yorumlanamaz.
VI BÖLÜM
SON HÜKÜMLER
48. Madde
İmza, Onay ve katılma
1. Bu Sözleşme, Birleşmiş Milletlere üye olan veya Birleşmiş Milletlerin uzman kuruluşlarının üyesi olan Devletlerin, Uluslararası Adalet Divanının Statüsüne Taraf olan Devletlerin ve Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından bu Sözleşmeye Taraf olması için davet edilen Devletlerin imzasına açıktır.
2. Bu Sözleşme onaya tabidir. Onay belgeleri Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliğine tevdi edilir.
3. Bu Sözleşme, bu maddenin birinci fıkrasında belirtilen Devletlerin katılmasına açıktır.
4. Katılma, katılma belgelerinin Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliğine tevdi edilmesinden sonra yürürlüğe girer.
5. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri, bu Sözleşmeyi imzalayan veya uygun bulan Devletlerin hepsini, diğer bütün onaylama ve katılma belgelerinin tevdi edilmesi konusunda haberdar eder.
49. Madde
Yürürlüğe girme
1. Bu Sözleşme, Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliğine otuz beş tane onay veya katılma belgesinin tevdi edilmesinden itibaren üç ay sonra yürürlüğe girer.
2. Otuz beş onay veya katılma belgesinin tevdi edilmesinden sonra bu Sözleşmeyi onaylayan Devletler bakımından bu Sözleşme, kendi onay veya katılma belgesini tevdi etmesinden itibaren üç ay sonra yürürlüğe girer.
50. Madde
Federal Devletlerde Geçerlilik
Bu Sözleşme hükümleri hiç bir sınırlama veya istisnaya tabi olmaksızın federal Devletlerin her tarafında uygulanır.
51. Madde
Sözleşmede Değişlik Yapılması
1. Bu Sözleşmeye Taraf Devletlerden her biri, bu Sözleşmenin değiştirilmesi hakkında değişiklik hazırlayabilir ve bunu Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliğine iletebilir. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri değişiklik önerilerini Sözleşmeye Taraf Devletlere iletir. Genel Sekreter Taraf Devletlerden, Taraf Devletlerin katılmasıyla bu önerilerin incelenmesi ve oylanması amacıyla bir konferans düzenlenmesini destekleyip desteklemediklerini bildirmelerini isteyebilir. Taraf Devletlerin üçte birinin böyle bir Konferansın düzenlenmesini desteklemeleri halinde, Genel Sekreter Birleşmiş Milletler gözetiminde bir konferans düzenler. Konferansa katılan ve oylamada bulunan Taraf Devletlerin oyçokluğuyla kabul edilen bir değişiklik, Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun onayına sunulur.
2. Sözleşmede yapılan değişiklikler, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından onaylandıktan ve bu Sözleşmeye Taraf Devletlerin üçte ikisi tarafından kendi anayasal usullerine uygun olarak kabul edildikten sonra yürürlüğe girer.
3. Sözleşmede yapılan değişikler yürürlüğe girdiğinde, değişiklikleri kabul eden Devletleri bağlar; diğer Taraf Devletler ise Sözleşmenin değişildikten önceki hükümleriyle ve daha önce kabul ettikleri değişiklik hükümleriyle bağlı olmaya devam ederler.
52. Madde
Genel Sekreter tarafından yapılan bildirimler
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri 48. maddenin beşinci fıkrasına göre yapılan bildirimleri dikkate almaksızın, aynı maddenin birinci fıkrasında gösterilen bütün Devletleri şu konular hakkında da bilgilendirir:
a) Kırk sekizinci maddeye göre verilen imza onay ve katılmalar;
b) Bu Sözleşmenin Kırk dokuzuncu maddesine göre Sözleşmenin yürürlüğe girme tarihi ile Elli birinci maddeye göre yapılan değişikliklerin yürürlüğe girme tarihi.
53. Madde
Orijinal metin
1. Bu Sözleşmenin eşit ölçüde orijinal olan Çince, İngilizce, Fransızca, Rusça ve İspanyolca metinleri, Birleşmiş Milletler arşivinde saklanır.
2. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri bu Sözleşmenin onaylı örneğini kırk sekizinci maddede gösterilen Devletlere iletir.






Kimden: DSPHABER [mailto:dsphaber@dsp.org.tr]Gönderilmiş: Cum 09.12.2011 09:44Kime: Undisclosed-Recipient:;Konu: DSP GENEL BAŞKANI MASUM TÜRKER, 10 ARALIK İNSAN HAKLARI GÜNÜ NEDENİYLE MESAJ YAYINLADI
9 Aralık 2011
DSP GENEL BAŞKANI MASUM TÜRKER, 10 ARALIK İNSAN HAKLARI GÜNÜ NEDENİYLE MESAJ YAYINLADI:
“İNSANLARI ÖZGÜR OLMAYAN BİR ÜLKEDE DEMOKRASİDEN SÖZ EDİLEMEZ”
10 Aralık İnsan Hakları Günü, temel hak ve özgürlüklerde gelinen noktayı bir kez daha gözden geçirme ve eksiklikleri giderme konusunda atılacak adımları belirlemek bakımından büyük önem taşımaktadır.
Ayrımcılığın önlenmesi, insan hakları konusunda kanun önünde eşitlik, Anayasal bir zorunluluktur. İnsan hakları, demokrasi ve hukukun üstünlüğü ilkeleri, Türkiye’nin uluslararası arenada taraf olduğu ve imza attığı sözleşmelere sahip çıkması, bunların gereğini yerine getirmesi, herkesin dikkatle üzerinde durması gereken bir konudur.
İnsanın en önemli hakkı yaşama hakkıdır. Yaşama hakkının elinden alınması, bir insana yapılacak en büyük haksızlıktır. Bu nedenle insanın yaşama hakkına son veren terörün ve şiddetin önlenmesi, ülkemizin öncelikleri olmalıdır. Bununla birlikte düşünceyi ifade özgürlüğü, iletişim özgürlüğü konularında da ülkemiz demokrasiyle yönetilen diğer ülkelere eşdeğer, hatta onlardan daha önde politika uygulamalıdır.
Bugün düşüncesini açıkladığı, gazetecilik görevini yaparak kamunun haber alma özgürlüğüne hizmette bulunduğu için hapislerde çürüyen aydınlarımızın durumu, ülkemizin en büyük insan hakkı ihlallerine imza atmasına neden olmuştur. Bu nedenle bu ayıbın hemen ortadan kaldırılması ve insan hakları ile temel özgürlükler konusunda Türkiye’nin layık olduğu yere taşınması gerekmektedir. Ülkemizde insan ihlallerinin önlenmesi ve insan hakları konusunda evrensel standartlara uygun davranılması, Türkiye’yi dünyada hak ettiği konuma taşıyacak en önemli etken olacaktır. İnsanları özgür olmayan bir ülkede demokrasiden söz edilemez, o ülke dünyada demokratik bir ülke olarak kabul edilemez.
10 Aralık İnsan Hakları Günü’nün ülkemize ve milletimize aydınlık günler getirmesini temenni ediyor, vatandaşlarımıza insan hakkı ihlalinin yaşanmadığı bir Türkiye’de özgürce bir yaşam diliyorum.

"Sosyal devlette sosyal güvenlik sistemi, yalnızca aktüeryal hesaba dayanan bir düzenek olarak oluşturulamaz. Sosyal güvenliği salt aktüeryal denge olgusu düşüncesiyle oluşturmak, "sosyal devlet" ilkesini savsaklamak anlamına gelir ki, bunu, Anayasa'nın 2. maddesiyle bağdaştırmak olanaksızdır.
“Devletin ‘sosyal’ niteliği, aktüeryal denge ile sosyal devlet ilkesi arasında uyum sağlanmasını; sosyal güvenlik sisteminden kaynaklanan açıkların, başka bir deyişle sosyal güvenlik yükünün gerektiğinde devletçe karşılanmasını zorunlu kılar."
"Ayrıca, hukuk devletinin amaç edindiği kişinin korunması da, toplumda sosyal güvenliğin, sosyal gönencin ve sosyal adaletin sağlanmasıyla gerçekleştirilebilmektedir."
"Cumhuriyet'in nitelikleri arasında yer verilen sosyal hukuk devleti ilkesi uyarınca, toplumda yoksul ve gereksinim duyan insanlara Devlet'çe yardım yapılarak, onlara insan onuruna yaraşır asgari yaşam düzeyinin sağlanması, böylece, sosyal adaletin ve sosyal devlet ilkesinin gerçekleşmesine elverişli ortam yaratılması gerekmektedir."
"Sosyal güvenliğin de içinde bulunduğu sosyal hakların devletçe tanınmış olması yeterli değildir. Bu hakların gerçekleşmesi için devletin olumlu edimde bulunması, sosyal güvenlik alanında oluşturulacak kural ve kurumların da, Anayasa'nın sözüne ve özüne, bu bağlamda sosyal hukuk devleti ilkesine uygun olması zorunludur."
"Bu yaklaşım, emekli olabilmek için öngörülen prim ödeme gün sayısı, prime esas aylık tutarı ve prim oranı, emekliliğe hak kazanabilme ile emekli aylığına hak kazanmada yaş sınırları, yaşlılık aylığı bağlama oranı, yaşlılık aylığı hesaplama yöntemi, aylıklarda sağlanacak yıllık artış tutarı ve sağlık gibi konularda getirilen kuralların adil, makul ve ölçülü olmasını gerektirmektedir."



TÜKETİCİLER DERNEĞİ
GENEL BAŞKANLIĞINA

TC. Devleti 1987 yılında, SSK. Zarar ( İFLAS )etti Denilerek, Bizzat O, zamanın Başbakanı Sn. Merhum Turgut ÖZAL TV. ve Gazetelerde Boy boy ilanlar vererek, TBMM. Çıkarttığı SÜPER EMEKLİ Kanunu ile Devletime ve TBMM. nin çıkarttığı kanuna Güvenerek, Devletimizin zarar eden SSK. sını zarardan kurtarmak ve Devletimize katkıda bulunmak için, Maden İşçiliğinden Emekli oldum ve Kıdem Tazminatım olan Yıpranma bedelimi ( KEFEN PARAMI) Bugünkü değerle 90.000.-TL. Tazminatımı Devletime verdim.
1- Bağkur 24 Basamak emeklisi 3.300.-TL.
2- SSK. Yeni emekli 2,300.-TL.
3- Bir Dönem Milletvekilliği yapanlar, 8.000.-TL.
4- Aşağıdaki Yazı içeriğinde, Bürokrat Emeklileri, 60.000.-TL. Maaş almaktadırlar.
Buradan hareketle, Türkiye genelinde Benim gibi Süper emekliler 800.-TL. Maaş almaktayız.
Yukarıda arz ve izah ettiğim, aşağıda sunduğum gerekçeler de dikkate alınarak,
Devlet eliyle Mağdur edildim.
Başkanlığınızın Bu durumum karşısında TÜDER olarak ben ve benim durumumda olan Süper emeklilerle ilgili mağduriyetlerimizin giderilmesini Saygılarımla arz ve talep eder, Bilgi edinme yasasına göre Tarafıma olumlu ve olumsuz vereceğiniz yanıtın gönderilmesini Arz ederim.
Erol ÇINAR
Süper Emekli Mağduru Maden İşçisi
ZONGULDAK
Tel: 0532–4624335
E-Mail:erolcinar@ttmail.com
Adresim:
Erol ÇINAR
Fatih Sitesi Birkent C.Blok D.16
Kozlu-ZONGULDAK

Devlet hukuku" ile "hukuk devleti"
Böyle Olur Mu?
Süper EMEKLİLERİ
Dolandıran Devlet.
Böyle Devlet Olur Mu...
KIYAK Emekli Milletin VEKİLLERİ..!! ?..

Vekillerin süper emekli maaşına Yargıtay onayı
Yüksek Mahkeme'nin iptal ettiği 'süper emekli maaşına' onay verildi.
Türk siyasi tarihine "kıyakçı kırklar" olarak geçen 21. Dönem'e ait 40 milletvekilinin, basına karşı açtığı "hukuk savaşı" galibiyetle bitti. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, geçen yasama döneminde Anayasa Mahkemesi'nin iptal ettiği bir yasayı yeniden düzenleyerek kendilerine "kıyak emeklilik ve yüksek maaş" sağlayan 40 vekilin, manevi tazminat istemini yerinde buldu.
17 Aralık 1999 günü bir gazetede "Kıyakçı Kırklar" başlığıyla resimleriyle birlikte haber oldukları için gazete aleyhine manevi tazminat davası açan dönemin Plan ve Bütçe Komisyonu üyesi 40 kişinin, kişilik haklarına saldırıldığı görüşüne varıldı.
Yerel mahkemenin sanıklar aleyhine iki kez üst üste verdiği "ret" kararını hukuka uygun bulmayarak bozan genel kurul, "Davacıların topluma hedef gösterilmesi doğru değildir, kişilik haklarına saldırıda bulunulmuştur" hükmüne vardı.
Gazetecilik dersi de verildi
Gerekçeli kararında "gazetecilik dersi" de veren kurul, kararında şu ifadelere yer verdi: "Basının başlıca görevlerinden birisi, zamanında ve gereken ayrıntıları ile ve doğru olarak, kamu yararı bulunan haberleri toplayarak halka, topluma ulaştırmak, böylece toplumun düşünce ve kanaatlere ulaşmasını ve neticede kamuoyunun serbestçe oluşumunu sağlayarak toplumun denetimine aracı olmaktır."

Kıyak EMEKLİLİK
Kanunu İle SÜPER EMEKLİ Kanununun
MUKAYESESİNE
BAKTIĞIMIZDA
Süper EMEKLİLERİ Kimler DOLANDIRDI, ve HORTUMLADI

7- Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Moğultay, bakanlıkta düzenlediği basın toplantısında, süper emeklilerin durumlarını düzeltecek tasarının yasalaşmasıyla, süper emeklilerin 4 yıl önce kaybettikleri haklarının tamamının iade edildiğini söyledi. Moğultay, işlemler yetişirse bayram öncesi süper emeklilere 5 aylık fark ödeneceğini bildirdi.

4- Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Moğultay, Ankara'da yaptığı açıklamada, süper emeklilerin durumunu düzeltecek yasa taslağının, Başbakanlığa sunulduğunu bildirdi.

Mehmet Moğultay, 'Taslakta getirilen uygulamanın, 1 Ocak 1993 tarihinden itibaren yürürlüğe girmesi öngörülmüştür. Böylece süper emeklilere, 4 yıl önce kaybettikleri geri iade edilmiş olacaktır" dedi. www.aksam.com.tr 15 Mayıs 2002 Çarşamba Derdini AKŞAM'a anlatHazırlayan: Ali OKTAY...2Diri diri mezara!RANDEVU MU?: Gariban emekliler hastaneden telefonla nasıl randevu alacak? Birçoğumuz telefon numaralarını bile çeviremiyoruz. Okuma yazma bilmeyen varŞİPŞAK MUAYENE: SSK hastanelerinde doktor, hasta başına sadece 2.5 dakika zaman ayırabiliyor. Bu süre içinde değil muayene olmak, derdimizi bile anlatamıyoruzEmeklilerin dertleri saymakla bitmiyor. Toplumda 'üvey evlat' muamelesi gördüklerini belirtiyor, '6 milyon emekli kitlesi, çok büyük bir gücüz. Ankara'ya yürüdük mü her yer sallanır' diye uyarılarını yineliyorlar.AKŞAM mikrofonunu uzattığımız herbiri, siyasilere küskün, hatta kızgın. Yaşam şartlarının gittikçe daha da ağırlaştığına dikkat çekiyorlar. Sorunlarını kimsenin dinlemediğinden yakınan emekliler, 'hükümeti, sandığa gömeceklerini' ifade ediyorlar.


Gücümüzü göreceklerEmekli-Sen 1.no'lu Şube Başkanı Hayri Yavuz, 27 Haziran-4 Temmuz tarihlerini 'Emekli Haftası' olarak ilan ettiklerini açıkladı. Yavuz, sözlerini şöyle sürdürdü: 'Bu hafta içinde emeklilerin sorunlarının tartışıldığı ve onların sorunlarına çözüm arandığı etkinlikler düzenledik. Sesimizi duyurabilmenin yollarını aradık. 50 bini aşkın üyemiz bulunuyor. Emekliler, bizim aracılığımızla haklarını arayabiliyorlar. Eğer emekliler olarak örgütlenebilirsek, gücümüzü herkes fark edecek. Türkiye'de 6 milyona yakın emekli var. Şimdilik sesimizi bu hafta içerisinde duyuruyoruz. Ama o zaman da duyuramazsak ne yapacağımızı çok yakında göreceksiniz.'Emeklilerin, en büyük şikayetlerinden biri ise, sağlıklarının 'Allah'a emanet' olması. 'Devlet, diri diri mezara girmemizi bekliyor' diyorlar.
Dernek Başkanı Öz: SSK bize 207 trilyon lira borçluTÜFE'den doğan maaş artışlarından dolayı 19-21 günlük farkları almak için ilk kez dava açan bir emekli, SSK'yı yasal faiziyle200 milyon lira ödemeye mahkum etti. Şimdi yüz binlerce emekli, 2000 yılından beri 28 aylık alacakları olan 200 milyon lirayı almak için mahkeme kapısını aşındırmaya hazırlanıyorlar. İşçi, Memur, Bağ-Kur Emeklileri Derneği Başkanı Hamdi Öz'ün SSK aleyhine açıp kazandığı bu dava, emsal teşkil ediyor. Öz, 'Tüm emekliler dava açarsa, SSK 207 trilyon ödeyecek. Sayın Okuyan, tümümüze ödemesi gereken ve katrilyonu aşan bu parayı ödemezse Yüce Divan'da yargılanır' diyor.
Duru: İş yokEskişehir İşçi Emeklileri Cemiyeti Başkanı Arif Duru ise şunları söylüyor: 'Aslında bize yaşamayı nasıl başarıyorsunuz diye sormalısınız. Bizi en çok üzen, bayramda çocuklarımıza harçlık veremememiz. Emekli olduktan sonra bize 'Ölseler de maaş almasalar' diye bakıyorlar. Kuyruklarda ölmek istemiyoruz. Çalışmak istiyoruz ama kimse bize iş vermiyor. Bizler vatanımız için her şeyimizi verdik. Hakkımızı aramak için topluca sokağa çıkıp yürüsek, Türkiye sallanır.' Sosyal yardım SADAKA OLDU1981 yılında sosyal yardım zammı, maaşın yüzde 60'ıydı. Şimdi ise yüzde 2'si... Vergi iadesi de yüzde 12'den 5'e düştü. İşte, emeklinin en ağır sorunları...

· İşsizlerden sonra, en mağdur kesimi emekliler oluşturuyor. Nisan ayı ortalamasına göre emekli aylığı 245 milyonu geçmiyor. Yoksulluk sınırının 700 milyon olduğu düşünülürse emeklilerin yüzde 80'i açlık sınırının altında yaşıyor.

· 1981'de 2422 sayılı yasa ile sosyal yardım zammı çıkarıldı. O tarihte 12 bin 919 lira olan bu yardım parası, maaşın yüzde 60'ına tekabül ediyordu. Bugün bu rakam 4 milyon 690 bin lira ile sabitleştirildi. Oran yüzde 2'ye düştü. Emekliler, yüzde 58 oranında bir kayba uğradılar.'Süper' soygunu

· 1986 yılında süper emeklilik diye bir şey çıkarıldı. Herkes, süper emekli olabilmek için bütün varını yoğunu sattı. 86'da bu para, bir yerli otomobil alınabilecek 4 milyon ikiyüz bin liraydı ve 10 ayda geri alınacaktı. 65 bin kişi bu parayı yatırarak süper emekli oldu. Ancak yüksek mahkeme iptal etti. Devlet de geri ödemeyip paralarımızın üstüne yattı.

· 1984 yılında KDV yasası ile birlikte emeklilere her 3 ayda bir vergi iadesi verilmesi kararlaştırıldı. O tarihte verilen vergi iadesi tutarı, maaşların yüzde 12'sine denk geliyordu. Bu oran şimdi yüzde 5'e düşürüldü. Buraya sağlam giren hasta çıkarHer gün ortalama bin hasta SSK hastanelerine başvuruyor. Bunlardan 400'ü muayene olabiliyor. Muayene ve ilaç kuyruklarına, bir de kendini bilmez bazı personelin yaşlılara akıl almaz kötü davranışı eklenince, SSK hastaneleri, sağlam insanı bile hasta edecek birer kuruma dönüşüyor. Hastalar ayrıca 'Kendi doktorunun yazdığı ilaç, SSK eczanesinde yok. Bir de eskiden ilaç parasının yüzde 10'unu alırlardı, şimdi maaştan keseceklermiş' diye yakınıyor.Çaycı Ali Öğretmen'in aklı okuldaANTALYA/AKŞAT
Devlet vatandaşını yine kazıkladı
Denir ki: -Devlete güvenmeyeceğiz de kime güveneceğiz? Ama çoğu zaman güvenilen dağlardan çığ düşer. Altında kalınır. 1990`lı yıllara yaklaşılıyordu. Süper Emeklilik diye bir uygulama başlatıldı. Emekliliği hak edenler belirli bir miktar ödeyecek, bunun sonucu olarak da kendilerine normalin 2-3 katı kadar emekli maaşı bağlanacaktı. Herkese çok cazip geldi. Süper emekliler bir iki yıl bu parayı aldılar. Sonra maaşlarına zam yapılmaya yapılmaya, Toplumdan yükselen bu konudaki feryat sizin kulağınızı hiç gelmedi mi? Vatandaşı mağdur etmek devlete yakışmaz. Suçlu olan biziz Amerika değil! Avrupa Birliği Komisyonu`nun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Günter Verheugen, `Türkiye`nin AB`ye tam üye olacağına inanmıyorum. Başka bir çözüm bulmalıyız` dedikleri normal emekliklilerin bile gerisinde kaldı. Devlet resmen vatandaşını kandırmıştı.
Oysa bizde sık sık yapılan değişiklikler, siyasal iktidarların seçim dönemlerinde vaat ettikleri erken emeklilik uygulamaları, emekli yaşıyla oynamalar, erken, süper, kıyak emeklilik gibi yasalarla emekli maaşlarının farklılaştırılması, hiç prim ödemeyen, ya da üç beş yıl prim ödeyenlere “emeklilik” yolunun açılması gibi düzenlemeler sitemi felç etti.
Her dönem parlamentosu, milletvekilleri daha seçimden çıkar çıkmaz ilk iş olarak milletvekillerine bir “kıyak emeklilik” yasası çıkarttılar. Anayasa mahkemesi bu yasaları iptal etti ama, iptal kararları geriye yürümediği için bu arada herkes emekli oldu. Hem de yüksek yüksek maaşlarla. Milletvekilleri, iki yıl, üç yıl mebusluk yapıp, 35-40 yaşında emekli oldular.

SSK yasasıyla o kadar sık oynandı ki, ben bile sayısını unuttum. Süper emeklilik adı altında, insanlardan toplu paralar alınıp 35’inde emekli edildiler. Yüksek maaş vaadiyle. Anayasa mahkemesi bunu da iptal etti ama milyonlarca insan mağdur oldu.
EMEKLİLERİN SESİNE KULAK VERİN...
Parlâmentonun çıkarttığı SÜPER EMEKLİ kanunu ile “Devlete ve çıkartılan kanunlara güvenen” 6 Bin EMEKLİ insanların bugünkü değerde 80 milyar parasını HORTUMLAYAN Türkiye’yi yöneten Siyasi ERK, neden suskundur. Halkın gözünün içine bakarak Sayın Haluk KOÇ. en düşük memur maaşının 950 milyon olması gerektiğini dillendirirken, SSK emeklileri Süper Emekliler de dahil aldıkları400- 550 milyon maaş aldığına değinilmemektedir. Yoksa emekliler başka bir Türkiye’de mi yaşıyorlar. HORTUMLANAN Süper emeklilerin uğradığı haksızlığın önlenmesi için, CHP olarak girişim başlatmalısınız. Emeklilerin açlık ve fakirlik altında nasıl inim inim inlediklerinin ve feryatlarının SESİNE kulak vermelisiniz

KARŞIOY GEREKÇESİ
Esas Sayısı : 1989/ 11
Karar Sayısı : 1989/48
Bu karara ilişkin öbür karşıoy gerekçelerine katılıyor, ayrıca yer ve zaman almamak ve yinelemekten kaçınmak için, aşağıda vurgulanmasını yararlı ve zorunlu gördüğüm hususlar dışında ayrıntılı karşı oy belirtmeyi gereksiz buluyorum.
Kişisel haklar ile özlük haklan konularında aylık ya da üç aylık, çalışanlara ya da emeklilere yapılan-yapılacak ödemelerin kazanılmış hak sayılmasının olanaksızlığı öğretide ve uygulamada çoğunluğun paylaştığı bir görüştür. Yasaların geriye yürümezliği ilkesi gibi Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümezliği kuralının da zorunlu nedenlere dayanan ayrık durumları, önceki kapsamının kaçınılmaz gerekleri vardır. Bilimsel ağırlıklı hukuksal tartışmaların gündeme getireceği olumlu ya da olumsuz görüşler genelde ilkeleri doğrularsa da özlük hakları içindeki ödemeleri dışarda bırakır. Özellikle Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararından sonra, yasa yürürlükte iken yöntemince yasal işlem tamamlansa bile, yürürlükten kalkan kurala dayanılarak ödeme yapılması-alınması, kazanılmış hak savunması geçerli değildir. Kaynağı ortadan kaldırılan ve her zaman azaltılıp yükseltilebilecek ödemeler kimse için süreklilik taşımaz. Çoğunluk kararının bu sorunu işleyen bölümleri yerinde olmakla birlikte, Anayasa’nın 2., 11., 138. ve 153. maddesinin gözardı edildiğini, hukuk devleti niteliklerine uygun davranış özenine aykırı işlemlerin yeterince üzerinde durulmamıştır.
Günlük konuşma dilinde “süper emekli” olarak anılan emekli sigortalıların yitirdiği hakların çözümü de devletin görevidir. Süper emeklilik olanaklarından yararlanmak, önceden alamadığı ama alması gereken ödemeye kavuşmak, hizmet yılına göre göstergeyi kazanmak için zamanında ya da önceden emekliliği seçenler, bir anlamda emekliliğe zorlananlarla olağan emekliler ve çalışmakta olanlar arasında ayrılık yaratmayacak düzenlemelerin öngörülmemesi iptal istemini haklı kılan yanlardır. Anayasa Mahkemesi öneri, uyarı türünde karar alamaz, yeni bir uygulamaya yol açacak nitelikte karar veremez ve yasakoyucu yerine geçecek biçimde davranamazsa da karar gerekçeleri sonuçla birlikte tümlük oluşturduğundan yasama organını kesenkes bağlayıcıdır. Bu sonuca uymamak da başlıca bir iptal nedenidir. Anayasa Mahkemesi kararlarını etkisiz ve geçersiz duruma getirecek, sonucunu değiştirip savsaklayacak düzenleme ve uygulamalar, yargı denetimini olanaksız kılacak, hak arama yolunu daraltıp kapayacak hukuk dışı işlem ve eylemlerdir. Anayasa’ya bu yönüyle aykırı metinlerin yürürlüğünü sürdürmesi düşünülemez.
Anayasa Mahkemesi, gereken durumlarda kararın yürürlüğe girişini erteleyerek iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca belirlemiş, başka bir anlatımla yasama organına doğan hukuksal boşluğu dolduracak yasa için süre vermişse bu sürenin başlangıcında gereken yapılarak Anayasa’ya aykırılığı saptanan kuralın uygulanması durdurulmalı, tasarı ya da öneri öncelikle değil ivedilikle de yasalaştırılarak hukuka saygı ve bağlılığın örneği verilmelidir.
Haksızlık, adaletsizlik, eşitsizlik ve aykırılıkları gidermek yasa koyucunun Anayasa Mahkemesi’nin kararı doğrultusunda bir düzenleme yapma zorunluluğuna özenle uymasını sağlamak, yargısal denetimin temel amaçlarındandır. 3395 sayılı Yasa’yla ilgili iptalden sonra 29.12.1988 günlü ve 352 sayılı KHK. çıkarılması, daha sonra bu kez incelenen 3522 sayılı Yasa’nın yürürlüğe konulması, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararına uygun bir yasama çalışması niteliğinde değildir. Nitelikli emeklilik konumunun giderilerek eşitlik sağlanması, sigortalıların ödedikleriyle aldıkları ve gösterge ayrılıklarının gözetilmesiyle çözümlenecekken zarar saptanmadan, karşılama yöntemi belirlenmeden, sonuç gösterme yeni bir Ana-yasa’ya aykırılık olgusudur. Bu gereklere uymayan, üstelik uygulamada olumlu ya da olumsuz bir sonuç doğurmayacak sorunu ortada bırakan karar, sosyal güvenlik kavramı ve hukukun ilkeleriyle de bağdaşmamaktadır. Bir haksızlık giderilmek istenirken başka bir haksızlık yapılmamalıdır.
Başlıca bu nedenlerle, dava konusu yasa hükümlerinin iptali gerektiği düşüncesiyle çoğunluk kararma katılmıyorum.
Üye
Yekta Güngör ÖZDEN

KARŞIOY YAZISI
Esas Sayısı : 1989/11
Karar Sayısı : 1989/48
I- 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun geçici 70 inci maddesi, Anayasa Mahkemesi’nin 26.11.1988 günlü ve 33 sayılı kararı ile iptal edilince, 16.2.1989 günlü, 3522 sayılı Kanunun 2 nti maddesiyle, dava konusu geçici 75 inci madde yürürlüğe konulmuştur. Bu madde de: “Geçici 70 inci madde uyarınca, geçici gösterge aylığına hak kazananların malûllük, yaşlılık ve ölüm aylıklarının .... ödenmesine devam olunur” denmektedir ki, bu hükmün Anayasa’ya aykırılığı, fazla izahata ihtiyaç göstermeyecek kadar açık ve ortadadır.
Anayasa’nın, 138 inci maddesi: “Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez”; 153 üncü maddesi: “iptal edilen kanun yürürlükten kalkar .... Anayasa Mahkemesi kararları yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar” hükümlerini taşımaktadırlar.
Halbuki, dava konusu kanun maddesi, iptal hükmünün yürürlüğe girmesini geciktirmekte; iptal edilen kanun maddesinin, bazı şartlarla da olsa, sonu belirsiz bir süre daha uygulanmasını öngörmektedir: Enflasyon olmasa, mezkûr emekli aylıkları, “Aralık 1988 tarihindeki gösterge tabloları ile memur aylıklarına uygulanan 100 katsayıya ve 53.000 lira olarak tespit edilmiş sosyal yardım zammına göre hesaplanacak tutarları üzerinden .... ödenmesine devam olunacaktır (ilelebet!) ki, Kanunkoyucunun, enflasyonun ilanihaye süreceğini kesin saymaya; bu faraziyeye göre de, “Mahkeme hükmünün yerine getirilmesini, geciktirme” ye; iptal edilen kanun hükmünün uygulanmasına “devam” olunacağım öngörmeye hakkı ve yetkisi yoktur.
II- Dava konusu geçici 75 inci maddenin (A) bendi: “Bu aylıklarda; katsayı, gösterge tablosu ve sosyal yardım zammındaki değişiklikler nedeniyle herhangi bir artış yapılmaz”; (B) bendi: “Bu madde kapsamındaki aylıkların, geçici 70 inci maddeye göre borçlanma hakkından yararlanmamış olsalardı, almaya hak kapanacakları (sosyal yardım zammı dahil) aylık tutarları, kendilerine ödenmekte olan (sosyal yardım zammı dahil) aylık tutarlarını geçeceği tarihten itibaren, bu ödemeler yerine, cari katsayı, gösterge tablosu ve sosyal yardım zammı esas alınmak suretiyle hesaplanacak aylık tutarları üzerinden ödeme yapılır” hükümlerini içermektedirler.
Bu hükümler, iptal edilen “geçici 70 inci maddeye göre borçlanma hakkından yararlanmış” olanları, yararlanmamışların seviyesine indirmektedir. Dolayısıyla, gerek borçlananlar, gerekse evvelce malûllük, yaşlılık, dul ve yetim aylıkları aldıkları halde borçlanamayanlar “geçici ve üst gösterge” aylıklarından hiçbir zaman yararlanamayacaklardır.
Halbuki, yine 20.6.1987 günlü, 3395 sayılı Kanunun, 16 ncı maddesiyle getirilen Ek Madde 2 (3520 sayılı Kanunla Ek Madde 34 olmuştur) ile, 17 nci maddesiyle getirilen geçici 4 üncü madde (3520 sayılı Kanunla geçici 69 uncu madde olmuştur), 9.7.1987 tarihinden sonra emekli olacaklara “üst gösterge” den yararlanma hakkını tanımaktadır. Örneğin Ek 34 üncü maddenin ikinci fıkrası: “Emekliliğine 5 yıldan fazla süre bulunanlardan üst gösterge tablosuna göre malûllük ve yaşlılık aylıkları alanlar ile bunların hak sahiplerine bağlanacak ölüm aylığının hesabına esas alınacak gösterge, bu Kanunun yürürlük tarihinden sonra malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödenmiş hizmet sürelerinin ortalamasına göre tespit edilir” hükmünü öngörmektedir.
Bu hükümler gereğince, 9.7.1987 tarihinden önce emekli olanlar ancak 1500 “gösterge” rakamına göre; 9.7.1987 tarihinden sonra emekli olanlar ise 6400 “üst gösterge” rakamına göre aylık alabileceklerdir .... Bu eşitsizlik ve imtiyaza (ayrıcalığa) ne sözü edilen Anayasa Mahkemesi kararının lâfız ve ruhu (metin ve amacı) ne de Anayasa’nın kendi hükümleri cevaz veremez.
Başlıca bu nedenlerle, dava konusu kanun hükümlerinin iptali gerektiği düşüncesiyle çoğunluk kararına katılmıyorum.
Üye
Muammer TURAN

KARŞIOY YAZISI
Esas Sayısı : 1989/11
Karar Sayısı : 1989/48
Yüksek Mahkeme davayı reddederek, Anayasa’ya ve verdiği ilk hükme aykırılık oluşturan bu durumu devam ettirecek yerde; 3522 sayılı Kanunun 2. maddesini iptal etseydi, 26.11.1988 tarihli iptal kararının sonuçlarının, geciktirilmiş olsa da, verilecek bir süre içinde iptal hükmünün özüne ve sözüne uygun olarak Kurumca düzenlenmesi yoluna gidilecekti. Sonuçta, Anayasa’nın özellikle âmir ve değiştirilemez kabul ettiği 2. maddesi ile eşitlik kuralını içeren 10. maddesine aykırı bulunarak iptal edilen, 3395 sayılı Kanunun 17. maddesi ile 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununa eklenen geçici 5. maddesinin yürürlükten kalkmasına rağmen iptal hükmü yokmuşçasına yapılan yeni düzenlemeyle, miktarı dondurulmuş olsa da, devam ettirilen ödemelerin derhal durdurulması mümkün olacaktı.
Ayrıca, bir taraftan sigortalının yüksek emekli aylığı elde etmek için Devlete güvenerek Kuruma ödediği miktarın iadesi şartlan düzenlenirken, diğer taraftan da, bizzat kanun koyucunun 3522 sayılı Kanunda yaptığı yeni düzenlemeyle miktarım dondurmak (md. 2/A) ve bir süre sonra da sigortalı emekliyi alacağı esas aylığına geçirip tamamen ortadan kaldırmak suretiyle (md. 2/B) ve esasen Anayasa Mahkemesi’nce özellikle Anayasa’nın değiştirilemeyen hükmü olan 2. ve eşitlik ilkesini belirleyen 10. maddelerine aykırı bulunarak iptal edilen -kanımızca bu yüzden yokluk yaptırımına uğratılan- 3395 sayılı Kanuna dayanması dolayısıyla kazanılmış hak oluşturması mümkün olmayan ödenmiş emekli aylığı fazlalarının, Kuruma ödenen meblağın iadesi sırasında ayrıca takas ve mahsup işlemine tâbi olup olmayacağı düşünülmek gerekecekti.
İptal davasının reddi ile sigortalının ve Kurumun karşılıklı menfaat çatışmasının çözümü belirsiz bir tarihe itildiği gibi, Anayasa Mahkemesi ileride bu çatışmanın çözümü için süre vererek yasal bir düzenlemeye kesin olarak ihtiyaç bulunduğuna işaret etmemiş olmakla tarafları genel yargı yerlerinde hak arar duruma sokmuştur. Ayrıca Yüksek Mahkemenin 3395 sayılı Kanunun 506 sayılı Kanuna eklediği geçici 5. maddeyi iptal etmesiyle Kurumun Anayasa’ya aykırı bulunan ödemelerine bu defa 3522 sayılı Kanunun iptalinin reddi kararıyla çelişkili olarak -devam yolu açık tutulmuş ve Kurumun sigortalıdan aldığı meblağın ve iadeye tâbi tutulacaksa-ödediği fazla emekli aylıklarının faiz, rayiç bedel gibi hesaplamalarla giderek büyümesine fırsat verilmiştir.
Bu gerekçelerle red kararını oluşturan çoğunluk görüşüne katılmıyorum.
Üye
Erol CANSEL

Kırklareli Milletvekili Mehmet S.Kesimoğlu'nun, süperemeklilerin mağduriyetine son verecek düzenlemeler yapılıp yapılmayacağına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/1248) (Başkanlığa geliş tarihi:
3.10.2003)

VII. Demirel Hükümeti Programı
Süper emeklilerin durumları gözden geçirilecektir.

DYP GENEL BAŞKANI MEHMET AĞAR’INHABER TÜRK TELVİZYONU VEDAT YENER’LE SAVAŞ DURUMU PROGRAMINDA YAPTIĞI KONUŞMA ( 10.03.2003 )
VERİLEN SÖZLER TUTULMADI.
EMEKLİLERE VERİLECEK İLAVE İMKANLAR ORTADAN KALDIRILMIŞTIR. İLAÇ PARALARI, HASTANE PARALARINDA BÜYÜK KISITLAMALAR ORTAYA KONMUŞTUR.
45 inci Birleşim
13 . 3 . 2003 Perşembe
Bu önemli sosyal ve ekonomik yasaların çıkarılması için karşılıklı güvene ihtiyaç vardır. Ancak, bugüne kadar Türkiye Cumhuriyeti yasalarını çıkaranlar, ülkeyi yönetme iddiasında olanlar hiçbir zaman güven vermemiştir. Bundan belirli bir süre önce, Sosyal Sigortalar Kurumunda birtakım önlemler alacağı iddiasıyla 3395 sayılı Yasa çıkarılmış, bir süper emeklilik olgusu ortaya konulmuş; işçilerin evleri sattırılmış, işçilerin işten ayrılmasına, çeyizine kadar satılmasına neden olunmuş, bugün perişan edilmişlerdir. Bu yetmemiştir, arkasından 3320 sayılı Yasa çıkmış, Konut Edindirme Fonu adı altında, işçiden, işverenden prim kesilmiş; ama, Konut Edindirme Fonunda toplanan paraların hesabı verilmeden bugüne gelinmiştir.
CEVDET SELVİ (Devamla) - Emeklilere sosyal destek zammı yapılacağı söylendi, bütün emekliler bunu umutla, memnuniyetle karşılamasına rağmen,
Kısa süre içerisinde TÜFE' den elde ettikleri hakları ellerinden alındı ve hayal kırıklığına uğratıldı

69 uncu Birleşim
19 . 3 . 1998 Perşembe
Emeklilerimiz sıkıntı içindedirler; büyük fedakârlıklar yapmışlardır ve bugün de hayatlarını devam ettirmek için yapa gelmektedirler. Ancak, İktidar, akıl almaz bir savurganlık içinde, devlet imkânlarını, maalesef, kendi yandaşlarına peşkeş çekmektedir; bunun sonucunda, başta, çalışanlarımız olmak üzere, emeklilerimiz haklarını alamamaktadırlar. Emekli kesimi, devletin ilgi alanının dışına çıkarılmış ve baskı altına alınmıştır; bunun sonucunda, ciddî sosyal patlama tehlikesi, maalesef, mevcut hale gelmiştir.
Sosyal Sigortalar Kurumu, 2 milyon 715 bin emekli, dul ve yetime aylık ödemektedir. Buna göre, emekliler arasında en geniş kesim Sosyal Sigortalar Kurumu yapısı içerisinde yer almaktadır; ancak, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kurumu Yasasında geçmişte yapılan bazı değişiklikler sonucu, Sosyal Sigortalar Kurumundan aylık alan kimseler arasında birbirinden farklı beş ayrı emekli grubu oluşmuş bulunmaktadır. Bu gruplar, 1982 öncesi emeklileri, 1982 sonrası emeklileri, gösterge tablosu emeklileri, üst gösterge tablosu emeklileri ve kamuoyunda süper emekliler olarak adlandırılan kesimlerdir.
Konuya ilişkin hazırlıklar, işçi emeklilerini temsil eden, Türkiye İşçi Emeklileri Cemiyeti, Tüm İşçi Emeklileri Derneği ve Tüm Emekliler Sendikası (Emek-Sen) ile birlikte sürdürülmektedir. Biz, bu üç sivil toplum örgütünü de çalışmalarımıza dahil ettik; hatta, bugün de, içinde bulunduğumuz günde, bu kuruluşlarla, Bakanlığımızda bir toplantı yapılıyor.

Kıyak EMEKLİLİK
Kanunu İle SÜPER EMEKLİ Kanununun
MUKAYESESİNE
BAKTIĞIMIZDA
Süper EMEKLİLERİ Kimler DOLANDIRDI ve HORTUMLADI

7- Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Moğultay, bakanlıkta düzenlediği basın toplantısında, süper emeklilerin durumlarını düzeltecek tasarının yasalaşmasıyla, süper emeklilerin 4 yıl önce kaybettikleri haklarının tamamının iade edildiğini söyledi. Moğultay, işlemler yetişirse bayram öncesi süper emeklilere 5 aylık fark ödeneceğini bildirdi.

4- Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Moğultay, Ankara'da yaptığı açıklamada, süper emeklilerin durumunu düzeltecek yasa taslağının, Başbakanlığa sunulduğunu bildirdi.

Mehmet Moğultay, 'Taslakta getirilen uygulamanın, 1 Ocak 1993 tarihinden itibaren yürürlüğe girmesi öngörülmüştür. Böylece süper emeklilere, 4 yıl önce kaybettikleri geri iade edilmiş olacaktır" dedi. www.aksam.com.tr 15 Mayıs 2002 Çarşamba Derdini AKŞAM'a anlatHazırlayan: Ali OKTAY...2Diri diri mezara!RANDEVU MU?: Gariban emekliler hastaneden telefonla nasıl randevu alacak? Birçoğumuz telefon numaralarını bile çeviremiyoruz. Okuma yazma bilmeyen varŞİPŞAK MUAYENE: SSK hastanelerinde doktor, hasta başına sadece 2.5 dakika zaman ayırabiliyor. Bu süre içinde değil muayene olmak, derdimizi bile anlatamıyoruzEmeklilerin dertleri saymakla bitmiyor. Toplumda 'üvey evlat' muamelesi gördüklerini belirtiyor, '6 milyon emekli kitlesi, çok büyük bir gücüz. Ankara'ya yürüdük mü her yer sallanır' diye uyarılarını yineliyorlar.AKŞAM mikrofonunu uzattığımız herbiri, siyasilere küskün, hatta kızgın. Yaşam şartlarının gittikçe daha da ağırlaştığına dikkat çekiyorlar. Sorunlarını kimsenin dinlemediğinden yakınan emekliler, 'hükümeti, sandığa gömeceklerini' ifade ediyorlar.
Gücümüzü göreceklerEmekli-Sen 1.no'lu Şube Başkanı Hayri Yavuz, 27 Haziran-4 Temmuz tarihlerini 'Emekli Haftası' olarak ilan ettiklerini açıkladı. Yavuz, sözlerini şöyle sürdürdü: 'Bu hafta içinde emeklilerin sorunlarının tartışıldığı ve onların sorunlarına çözüm arandığı etkinlikler düzenledik. Sesimizi duyurabilmenin yollarını aradık. 50 bini aşkın üyemiz bulunuyor. Emekliler, bizim aracılığımızla haklarını arayabiliyorlar. Eğer emekliler olarak örgütlenebilirsek, gücümüzü herkes fark edecek. Türkiye'de 6 milyona yakın emekli var. Şimdilik sesimizi bu hafta içerisinde duyuruyoruz. Ama o zaman da duyuramazsak ne yapacağımızı çok yakında göreceksiniz.'Emeklilerin, en büyük şikayetlerinden biri ise, sağlıklarının 'Allah'a emanet' olması. 'Devlet, diri diri mezara girmemizi bekliyor' diyorlar.
Dernek Başkanı Öz: SSK bize 207 trilyon lira borçluTÜFE'den doğan maaş artışlarından dolayı 19-21 günlük farkları almak için ilk kez dava açan bir emekli, SSK'yı yasal faiziyle200 milyon lira ödemeye mahkum etti. Şimdi yüz binlerce emekli, 2000 yılından beri 28 aylık alacakları olan 200 milyon lirayı almak için mahkeme kapısını aşındırmaya hazırlanıyorlar. İşçi, Memur, Bağ-Kur Emeklileri Derneği Başkanı Hamdi Öz'ün SSK aleyhine açıp kazandığı bu dava, emsal teşkil ediyor. Öz, 'Tüm emekliler dava açarsa, SSK 207 trilyon ödeyecek. Sayın Okuyan, tümümüze ödemesi gereken ve katrilyonu aşan bu parayı ödemezse Yüce Divan'da yargılanır' diyor.
Duru: İş yokEskişehir İşçi Emeklileri Cemiyeti Başkanı Arif Duru ise şunları söylüyor: 'Aslında bize yaşamayı nasıl başarıyorsunuz diye sormalısınız. Bizi en çok üzen, bayramda çocuklarımıza harçlık veremememiz. Emekli olduktan sonra bize 'Ölseler de maaş almasalar' diye bakıyorlar. Kuyruklarda ölmek istemiyoruz. Çalışmak istiyoruz ama kimse bize iş vermiyor. Bizler vatanımız için her şeyimizi verdik. Hakkımızı aramak için topluca sokağa çıkıp yürüsek, Türkiye sallanır.' Sosyal yardım SADAKA OLDU1981 yılında sosyal yardım zammı, maaşın yüzde 60'ıydı. Şimdi ise yüzde 2'si... Vergi iadesi de yüzde 12'den 5'e düştü. İşte, emeklinin en ağır sorunları...

· İşsizlerden sonra, en mağdur kesimi emekliler oluşturuyor. Nisan ayı ortalamasına göre emekli aylığı 245 milyonu geçmiyor. Yoksulluk sınırının 700 milyon olduğu düşünülürse emeklilerin yüzde 80'i açlık sınırının altında yaşıyor.

· 1981'de 2422 sayılı yasa ile sosyal yardım zammı çıkarıldı. O tarihte 12 bin 919 lira olan bu yardım parası, maaşın yüzde 60'ına tekabül ediyordu. Bugün bu rakam 4 milyon 690 bin lira ile sabitleştirildi. Oran yüzde 2'ye düştü. Emekliler, yüzde 58 oranında bir kayba uğradılar.'Süper' soygunu

· 1986 yılında süper emeklilik diye bir şey çıkarıldı. Herkes, süper emekli olabilmek için bütün varını yoğunu sattı. 86'da bu para, bir yerli otomobil alınabilecek 4 milyon ikiyüz bin liraydı ve 10 ayda geri alınacaktı. 65 bin kişi bu parayı yatırarak süper emekli oldu. Ancak yüksek mahkeme iptal etti. Devlet de geri ödemeyip paralarımızın üstüne yattı.

· 1984 yılında KDV yasası ile birlikte emeklilere her 3 ayda bir vergi iadesi verilmesi kararlaştırıldı. O tarihte verilen vergi iadesi tutarı, maaşların yüzde 12'sine denk geliyordu. Bu oran şimdi yüzde 5'e düşürüldü. Buraya sağlam giren hasta çıkarHer gün ortalama bin hasta SSK hastanelerine başvuruyor. Bunlardan 400'ü muayene olabiliyor. Muayene ve ilaç kuyruklarına, bir de kendini bilmez bazı personelin yaşlılara akıl almaz kötü davranışı eklenince, SSK hastaneleri, sağlam insanı bile hasta edecek birer kuruma dönüşüyor. Hastalar ayrıca 'Kendi doktorunun yazdığı ilaç, SSK eczanesinde yok. Bir de eskiden ilaç parasının yüzde 10'unu alırlardı, şimdi maaştan keseceklermiş' diye yakınıyor.Çaycı Ali Öğretmen'in aklı okuldaANTALYA/AKŞAT
Devlet vatandaşını yine kazıkladı
Denir ki: -Devlete güvenmeyeceğiz de kime güveneceğiz? Ama çoğu zaman güvenilen dağlardan çığ düşer. Altında kalınır. 1990`lı yıllara yaklaşılıyordu. Süper Emeklilik diye bir uygulama başlatıldı. Emekliliği hak edenler belirli bir miktar ödeyecek, bunun sonucu olarak da kendilerine normalin 2-3 katı kadar emekli maaşı bağlanacaktı. Herkese çok cazip geldi. Süper emekliler bir iki yıl bu parayı aldılar. Sonra maaşlarına zam yapılmaya yapılmaya, Toplumdan yükselen bu konudaki feryat sizin kulağınızı hiç gelmedi mi? Vatandaşı mağdur etmek devlete yakışmaz. Suçlu olan biziz Amerika değil! Avrupa Birliği Komisyonu`nun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Günter Verheugen, `Türkiye`nin AB`ye tam üye olacağına inanmıyorum. Başka bir çözüm bulmalıyız` dedielirleri normal emeklililerin bile gerisinde kaldı. Devlet resmen vatandaşını kandırmıştı.
Oysa bizde sık sık yapılan değişiklikler, siyasal iktidarların seçim dönemlerinde vaat ettikleri erken emeklilik uygulamaları, emekli yaşıyla oynamalar, erken, süper, kıyak emeklilik gibi yasalarla emekli maaşlarının farklılaştırılması, hiç prim ödemeyen, ya da üç beş yıl prim ödeyenlere “emeklilik” yolunun açılması gibi düzenlemeler sitemi felç etti.
Her dönem parlamentosu, milletvekilleri daha seçimden çıkar çıkmaz ilk iş olarak milletvekillerine bir “kıyak emeklilik” yasası çıkarttılar. Anayasa mahkemesi bu yasaları iptal etti ama, iptal kararları geriye yürümediği için bu arada herkes emekli oldu. Hem de yüksek yüksek maaşlarla. Milletvekilleri, iki yıl, üç yıl mebusluk yapıp, 35-40 yaşında emekli oldular.

SSK yasasıyla o kadar sık oynandı ki, ben bile sayısını unuttum. Süper emeklilik adı altında, insanlardan toplu paralar alınıp 35’inde emekli edildiler. Yüksek maaş vaadiyle. Anayasa mahkemesi bunu da iptal etti ama milyonlarca insan mağdur oldu.
EMEKLİLERİN SESİNE KULAK VERİN...
Parlâmentonun çıkarttığı SÜPER EMEKLİ kanunu ile “Devlete ve çıkartılan kanunlara güvenen” 6 Bin EMEKLİ insanların bugünkü değerde 80 milyar parasını HORTUMLAYAN Türkiye’yi yöneten Siyasi ERK, neden suskundur. Halkın gözünün içine bakarak Sayın Haluk KOÇ. en düşük memur maaşının 950 milyon olması gerektiğini dillendirirken, SSK emeklileri Süper Emekliler de dahil aldıkları400- 550 milyon maaş aldığına değinilmemektedir. Yoksa emekliler başka bir Türkiye’de mi yaşıyorlar. HORTUMLANAN Süper emeklilerin uğradığı haksızlığın önlenmesi için, CHP olarak girişim başlatmalısınız. Emeklilerin açlık ve fakirlik altında nasıl inim inim inlediklerinin ve feryatlarının SESİNE kulak vermelisiniz
Kişisel haklar ile özlük haklan konularında aylık ya da üç aylık, çalışanlara ya da emeklilere yapılan-yapılacak ödemelerin kazanılmış hak sayılmasının olanaksızlığı öğretide ve uygulamada çoğunluğun paylaştığı bir görüştür. Yasaların geriye yürümezliği ilkesi gibi Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümezliği kuralının da zorunlu nedenlere dayanan ayrık durumları, önceki kapsamının kaçınılmaz gerekleri vardır. Bilimsel ağırlıklı hukuksal tartışmaların gündeme getireceği olumlu ya da olumsuz görüşler genelde ilkeleri doğrularsa da özlük hakları içindeki ödemeleri dışarda bırakır. Özellikle Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararından sonra, yasa yürürlükte iken yöntemince yasal işlem tamamlansa bile, yürürlükten kalkan kurala dayanılarak ödeme yapılması-alınması, kazanılmış hak savunması geçerli değildir. Kaynağı ortadan kaldırılan ve her zaman azaltılıp yükseltilebilecek ödemeler kimse için süreklilik taşımaz. Çoğunluk kararının bu sorunu işleyen bölümleri yerinde olmakla birlikte, Anayasa’nın 2., 11., 138. ve 153. maddesinin gözardı edildiğini, hukuk devleti niteliklerine uygun davranış özenine aykırı işlemlerin yeterince üzerinde durulmamıştır.
Günlük konuşma dilinde “süper emekli” olarak anılan emekli sigortalıların yitirdiği hakların çözümü de devletin görevidir. Süper emeklilik olanaklarından yararlanmak, önceden alamadığı ama alması gereken ödemeye kavuşmak, hizmet yılına göre göstergeyi kazanmak için zamanında ya da önceden emekliliği seçenler, bir anlamda emekliliğe zorlananlarla olağan emekliler ve çalışmakta olanlar arasında ayrılık yaratmayacak düzenlemelerin öngörülmemesi iptal istemini haklı kılan yanlardır. Anayasa Mahkemesi öneri, uyarı türünde karar alamaz, yeni bir uygulamaya yol açacak nitelikte karar veremez ve yasakoyucu yerine geçecek biçimde davranamazsa da karar gerekçeleri sonuçla birlikte tümlük oluşturduğundan yasama organını kesenkes bağlayıcıdır. Bu sonuca uymamak da başlıca bir iptal nedenidir. Anayasa Mahkemesi kararlarını etkisiz ve geçersiz duruma getirecek, sonucunu değiştirip savsaklayacak düzenleme ve uygulamalar, yargı denetimini olanaksız kılacak, hak arama yolunu daraltıp kapayacak hukuk dışı işlem ve eylemlerdir. Anayasa’ya bu yönüyle aykırı metinlerin yürürlüğünü sürdürmesi düşünülemez.
Anayasa Mahkemesi, gereken durumlarda kararın yürürlüğe girişini erteleyerek iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca belirlemiş, başka bir anlatımla yasama organına doğan hukuksal boşluğu dolduracak yasa için süre vermişse bu sürenin başlangıcında gereken yapılarak Anayasa’ya aykırılığı saptanan kuralın uygulanması durdurulmalı, tasarı ya da öneri öncelikle değil ivedilikle de yasalaştırılarak hukuka saygı ve bağlılığın örneği verilmelidir.
Haksızlık, adaletsizlik, eşitsizlik ve aykırılıkları gidermek yasakoyucu’-nun Anayasa Mahkemesi’nin kararı doğrultusunda bir düzenleme yapma zorunluluğuna özenle uymasını sağlamak, yargısal denetimin temel amaçlarındandır. 3395 sayılı Yasa’yla ilgili iptalden sonra 29.12.1988 günlü ve 352 sayılı KHK. çıkarılması, daha sonra bu kez incelenen 3522 sayılı Yasa’nın yürürlüğe konulması, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararına uygun bir yasama çalışması niteliğinde değildir. Nitelikli emeklilik konumunun giderilerek eşitlik sağlanması, sigortalıların ödedikleriyle aldıkları ve gösterge ayrılıklarının gözetilmesiyle çözümlenecekken zarar saptanmadan, karşılama yöntemi belirlenmeden, sonuç gösterme yeni bir Ana-yasa’ya aykırılık olgusudur. Bu gereklere uymayan, üstelik uygulamada olumlu ya da olumsuz bir sonuç doğurmayacak sorunu ortada bırakan karar, sosyal güvenlik kavramı ve hukukun ilkeleriyle de bağdaşmamaktadır. Bir haksızlık giderilmek istenirken başka bir haksızlık yapılmamalıdır.
Başlıca bu nedenlerle, dava konusu yasa hükümlerinin iptali gerektiği düşüncesiyle çoğunluk kararma katılmıyorum.
Üye
Yekta Güngör ÖZDEN
KARŞIOY YAZISI
Esas Sayısı : 1989/11
Karar Sayısı : 1989/48
I- 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun geçici 70 inci maddesi, Anayasa Mahkemesi’nin 26.11.1988 günlü ve 33 sayılı kararı ile iptal edilince, 16.2.1989 günlü, 3522 sayılı Kanunun 2 nti maddesiyle, dava konusu geçici 75 inci madde yürürlüğe konulmuştur. Bu madde de: “Geçici 70 inci madde uyarınca, geçici gösterge aylığına hak kazananların malûllük, yaşlılık ve ölüm aylıklarının .... ödenmesine devam olunur” denmektedir ki, bu hükmün Anayasa’ya aykırılığı, fazla izahata ihtiyaç göstermeyecek kadar açık ve ortadadır.
Anayasa’nın, 138 inci maddesi: “Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez”; 153 üncü maddesi: “iptal edilen kanun yürürlükten kalkar .... Anayasa Mahkemesi kararları yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar” hükümlerini taşımaktadırlar.
Halbuki, dava konusu kanun maddesi, iptal hükmünün yürürlüğe girmesini geciktirmekte; iptal edilen kanun maddesinin, bazı şartlarla da olsa, sonu belirsiz bir süre daha uygulanmasını öngörmektedir: Enflasyon olmasa, mezkûr emekli aylıkları, “Aralık 1988 tarihindeki gösterge tabloları ile memur aylıklarına uygulanan 100 katsayıya ve 53.000 lira olarak tespit edilmiş sosyal yardım zammına göre hesaplanacak tutarları üzerinden .... Ödenmesine devam olunacaktır (ilelebet!) ki, Kanun koyucunun, enflasyonun ilânihaye süreceğini kesin saymaya; bu faraziyeye göre de, “Mahkeme hükmünün yerine getirilmesini, geciktirme” ye; iptal edilen kanun hükmünün uygulanmasına “devam” olunacağım öngörmeye hakkı ve yetkisi yoktur.
II- Dava konusu geçici 75 inci maddenin (A) bendi: “Bu aylıklarda; katsayı, gösterge tablosu ve sosyal yardım zammındaki değişiklikler nedeniyle herhangi bir artış yapılmaz”; (B) bendi: “Bu madde kapsamındaki aylıkların, geçici 70 inci maddeye göre borçlanma hakkından yararlanmamış olsalardı, almaya hak kapanacakları (sosyal yardım zammı dâhil) aylık tutarları, kendilerine ödenmekte olan (sosyal yardım zammı dahil) aylık tutarlarını geçeceği tarihten itibaren, bu ödemeler yerine, cari katsayı, gösterge tablosu ve sosyal yardım zammı esas alınmak suretiyle hesaplanacak aylık tutarları üzerinden ödeme yapılır” hükümlerini içermektedirler.
Bu hükümler, iptal edilen “geçici 70 inci maddeye göre borçlanma hakkından yararlanmış” olanları, yararlanmamışların seviyesine indirmektedir. Dolayısıyla, gerek borçlananlar, gerekse evvelce malûllük, yaşlılık, dul ve yetim aylıkları aldıkları halde borçlanamayanlar “geçici ve üst gösterge” aylıklarından hiçbir zaman yararlanamayacaklardır.
Halbuki yine 20.6.1987 günlü, 3395 sayılı Kanunun, 16 ncı maddesiyle getirilen Ek Madde 2 (3520 sayılı Kanunla Ek Madde 34 olmuştur) ile, 17 nci maddesiyle getirilen geçici 4 üncü madde (3520 sayılı Kanunla geçici 69 uncu madde olmuştur), 9.7.1987 tarihinden sonra emekli olacaklara “üst gösterge” den yararlanma hakkını tanımaktadır. Örneğin Ek 34 üncü maddenin ikinci fıkrası: “Emekliliğine 5 yıldan fazla süre bulunanlardan üst gösterge tablosuna göre malûllük ve yaşlılık aylıkları alanlar ile bunların hak sahiplerine bağlanacak ölüm aylığının hesabına esas alınacak gösterge, bu Kanunun yürürlük tarihinden sonra malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödenmiş hizmet sürelerinin ortalamasına göre tespit edilir” hükmünü öngörmektedir.
Bu hükümler gereğince, 9.7.1987 tarihinden önce emekli olanlar ancak 1500 “gösterge” rakamına göre; 9.7.1987 tarihinden sonra emekli olanlar ise 6400 “üst gösterge” rakamına göre aylık alabileceklerdir .... Bu eşitsizlik ve imtiyaza (ayrıcalığa) ne sözü edilen Anayasa Mahkemesi kararının lâfız ve ruhu (metin ve amacı) ne de Anayasa’nın kendi hükümleri cevaz veremez.
Başlıca bu nedenlerle, dava konusu kanun hükümlerinin iptali gerektiği düşüncesiyle çoğunluk kararına katılmıyorum.
Üye
Muammer TURAN
KARŞIOY YAZISI
Esas Sayısı : 1989/11
Karar Sayısı : 1989/48
Yüksek Mahkeme davayı reddederek, Anayasa’ya ve verdiği ilk hükme aykırılık oluşturan bu durumu devam ettirecek yerde; 3522 sayılı Kanunun 2. maddesini iptal etseydi, 26.11.1988 tarihli iptal kararının sonuçlarının, geciktirilmiş olsa da, verilecek bir süre içinde iptal hükmünün özüne ve sözüne uygun olarak Kurumca düzenlenmesi yoluna gidilecekti. Sonuçta, Anayasa’nın özellikle âmir ve değiştirilemez kabul ettiği 2. maddesi ile eşitlik kuralını içeren 10. maddesine aykırı bulunarak iptal edilen, 3395 sayılı Kanunun 17. maddesi ile 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununa eklenen geçici 5. maddesinin yürürlükten kalkmasına rağmen iptal hükmü yokmuşçasına yapılan yeni düzenlemeyle, miktarı dondurulmuş olsa da, devam ettirilen ödemelerin derhal durdurulması mümkün olacaktı.
Ayrıca, bir taraftan sigortalının yüksek emekli aylığı elde etmek için Devlete güvenerek Kuruma ödediği miktarın iadesi şartlan düzenlenirken, diğer taraftan da, bizzat kanun koyucunun 3522 sayılı Kanunda yaptığı yeni düzenlemeyle miktarım dondurmak (md. 2/A) ve bir süre sonra da sigortalı emekliyi alacağı esas aylığına geçirip tamamen ortadan kaldırmak suretiyle (md. 2/B) ve esasen Anayasa Mahkemesi’nce özellikle Anayasa’nın değiştirilemeyen hükmü olan 2. ve eşitlik ilkesini belirleyen 10. maddelerine aykırı bulunarak iptal edilen -kanımızca bu yüzden yokluk yaptırımına uğratılan- 3395 sayılı Kanuna dayanması dolayısıyla kazanılmış hak oluşturması mümkün olmayan ödenmiş emekli aylığı fazlalarının, Kuruma ödenen meblağın iadesi sırasında ayrıca takas ve mahsup işlemine tâbi olup olmayacağı düşünülmek gerekecekti.
İptal davasının reddi ile sigortalının ve Kurumun karşılıklı menfaat çatışmasının çözümü belirsiz bir tarihe itildiği gibi, Anayasa Mahkemesi ileride bu çatışmanın çözümü için süre vererek yasal bir düzenlemeye kesin olarak ihtiyaç bulunduğuna işaret etmemiş olmakla tarafları genel yargı yerlerinde hak arar duruma sokmuştur.
Ayrıca, Yüksek Mahkemenin 3395 sayılı Kanunun 506 sayılı Kanuna eklediği geçici 5. maddeyi iptal etmesiyle Kurumun Anayasa’ya aykırı bulunan ödemelerine bu defa 3522 sayılı Kanunun iptalinin reddi kararıyla çelişkili olarak -devam yolu açık tutulmuş ve Kurumun sigortalıdan aldığı meblağın ve iadeye tâbi tutulacaksa-ödediği fazla emekli aylıklarının faiz, rayiç bedel gibi hesaplamalarla giderek büyümesine fırsat verilmiştir.
Bu gerekçelerle red kararını oluşturan çoğunluk görüşüne katılmıyorum.
Üye
Erol CANSEL

69 uncu Birleşim
19 . 3 . 1998 Perşembe
Emeklilerimiz sıkıntı içindedirler; büyük fedakârlıklar yapmışlardır ve bugün de hayatlarını devam ettirmek için yapa gelmektedirler. Ancak, İktidar, akıl almaz bir savurganlık içinde, devlet imkânlarını, maalesef, kendi yandaşlarına peşkeş çekmektedir; bunun sonucunda, başta, çalışanlarımız olmak üzere, emeklilerimiz haklarını alamamaktadırlar. Emekli kesimi, devletin ilgi alanının dışına çıkarılmış ve baskı altına alınmıştır; bunun sonucunda, ciddî sosyal patlama tehlikesi, maalesef, mevcut hale gelmiştir.
Sosyal Sigortalar Kurumu, 2 milyon 715 bin emekli, dul ve yetime aylık ödemektedir. Buna göre, emekliler arasında en geniş kesim Sosyal Sigortalar Kurumu yapısı içerisinde yer almaktadır; ancak, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kurumu Yasasında geçmişte yapılan bazı değişiklikler sonucu, Sosyal Sigortalar Kurumundan aylık alan kimseler arasında birbirinden farklı beş ayrı emekli grubu oluşmuş bulunmaktadır. Bu gruplar, 1982 öncesi emeklileri, 1982 sonrası emeklileri, gösterge tablosu emeklileri, üst gösterge tablosu emeklileri ve kamuoyunda süper emekliler olarak adlandırılan kesimlerdir.
Konuya ilişkin hazırlıklar, işçi emeklilerini temsil eden, Türkiye İşçi Emeklileri Cemiyeti, Tüm İşçi Emeklileri Derneği ve Tüm Emekliler Sendikası (Emek-Sen) ile birlikte sürdürülmektedir. Biz, bu üç sivil toplum örgütünü de çalışmalarımıza dahil ettik; hatta, bugün de, içinde bulunduğumuz günde, bu kuruluşlarla, Bakanlığımızda bir toplantı yapılıyor.
Ortada Bir Haksızlık Bulunmaktadır. TBMM. Tavanında asılı duran ve tüm milletvekillerini Sorumluluk altına sokan vicdani bir Sorun olarak Süper Emeklilerin Devlet eliyle dolandırılması ve Hortumlanması söz konusudur. İşte O, Nedenledir ki, Bağ Kur 24 Basamak yükselten sigortalılar gibi 1987 yılında << KEFEN Paralarını >> bugünkü para ile, 90.000.-TL. SSK. Zarar ediyor diye 4500 gösterge satan devlet Süper emeklileri Dondurarak bugün aldıkları maaş 700.-YTL. Öneri ve İsteğim; 1- Bağ Kur 24 Basamaktan 2,630,-TL. Maaş alanlarla aynı seviyeye yükseltilmesi 2- Bundan böyle her yıl Başında yeni emekli olanların tavandan aldıkları maaşa yükseltilmesi, 3- SSK. Zarar ediyor diye TBMM. Çıkarttığı kanunla Devlete Güvenerek << KEFEN PARASI >> Kıdem Tazminatlarının Bugünkü değer üzerinden geriye ödenmesi. Sayın Bakanım, Kangrenleşmiş ve perişan olmuş 60 yaş üzerindeki bu emeklilerin durumlarını hiç soran olmadı, çalmadıkları kapı KALMADI. Tüm siyasi partileri Sandığa gömen Bu süper emekliler ve onların çoluk çocuk ve torunlarıdır.
Süper emekli perişan 1987'de devlete güvenip varını yoğunu satarak süper emekli olanlar, kaybettikleri 50 bin dolarlarına yanıyor 80'li yıllarda Turgut Özal'ın Başbakan olduğu dönemleri hatırlayınız. İşte o ' çağ atladığımız' günlerde bir söz çıktı hükümetten: 'Süper emekli...' Büyük gürültülerle tanıtıldı. İnsanlar özendirildi. Çalışma Bakanı ise Mükerrem Taşçı oğlu idi. 62 bin kişi O zamanın parasıyla 5 milyon lira (Şimdinin parasıyla yaklaşık 50 bin dolar veya 70 bin YTL) yatıranlar süper emekli olacaklardı. Hem de normal emeklilerden çok daha fazla para alarak... Bu vaatlere o zamanlar 62 bin vatandaşımız inandı. Özal'ın ballandıra ballandıra anlattığı bu 'süper' olaya katılanlar, evlerini arabalarını satarak, eşlerinin altınlarını bozdurarak süper emekliliğe aday oldular. Hayallerine kavuşmuşlardı. Birkaç ay diğer emeklilerden yüzde 30 daha fazla maaş aldılar. Zaten vaat edilen de en üst kademeden maaştı. Sonra bakan değişti. İmren Aykut Çalışma Bakanı oldu. Ardından da süper emeklilik uygulaması bir anda iptal edildi.. Olan bu insanların paralarına ve umutlarına oldu. Devlete güvendiler, karşılığında paraları gitti. O zamanlar emekli olanların çoğu, şimdi torun torba sahibi. Aldıkları para ise en alt seviyedeki emekli maaşından bile az. Bir kısmı iptal kararından sonra çalışmaya başladı ve kendisini kurtardı ama kurtaramayanların hali perişan. Hemen her gün süper emekli mağduru vatandaşlardan telefon alıyorum. Sosyal güvenlik reformu yapan AK Parti'den istedikleri, kendilerini de hatırlamaları. *** Ne istiyorlar? *1987 yılında yatırdıkları paranın bugünkü değeri ile kendilerine geri ödenmesini. *Eğer bu ödeme yapılmayacaksa, kazanılmış haklarının iadesini. Ve ya, BAĞKUR emeklilerine 24. Basmakta ödenen Maaşın VEYA SSK. Emeklilerine tavandan ödenen maaşın aynısının her yıl için ödenmesi 2009 ve Sonraki yıllar itibariyle en yüksek kademedeki emekli maaşı kadar maaş verilmesini. *** SSK'lının, Emekli Sandığı'na tabi olanla arasındaki hem parasal, hem de olanaklar açısından bu uçurumun nedeni nedir? Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı'na inanarak süper emekli olabilmek uğruna sattığı evinin parasını 1985'li yıllarda SSK'ya kaptıran SÜPER Emekliler ‘in bugünkü perişan haline aldırmayanlara, Aynı Süperler gibi Derece satın alan ve 24 Basamaktan emekli olan BAĞ KUR Maaşı 2639,42.-TL. Aynı bağ kurlular gibi, Basamak yükselten ve Gösterge satın alan Süper emeklilerin aldığı maaş 700.-TL. Arada 2.000.-TL. UÇURUM derecedeki Süper emeklilerin aleyhine bu Çifte standarda aldırmamak bir yana Emekli Sandığı'na tabi emekliye, SSK'lının gözüne baka baka durmadan zam yapan bürokrasiye ne demeli? Ortada Bir Yanlışlık VAR..... Sosyal Güvenlik kuruluşlarından bağ-kur dan emekli olan kişilerin bugünkü rakamlara göre aldıkları emekli maaşları şöyledir 1.basamak 353 ytl 5.basamak 444 ytl 10.basamak 573 ytl 15.basamak 882 ytl 20.basamak 1.297 ytl 24.basamak 3.639,- YTL. Dır. _______________________________________________________ CHP. Halktan Kopuk olduğu için Süper Emeklileri Perişan etmiştir. GEREKÇE 3 maaşlı CHP milletvekili CHP’den milletvekili seçilen Derviş Günday, büyük rant döndüğü iddia edilen TESK ve TŞOF Başkanlığı’ndan istifa etmedi. 6 ay daha görevlerini sürdürme kararı alan Günday, bu süre boyunca 3 yerden maaş alacak CHP Çorum Milletvekili Derviş Günday, bir koltukta üç karpuz taşıyor!.. Vekil seçilmesine rağmen Türkiye Şoförler ve Otomobilciler Federasyonu’nda (TŞOF) 25 yıldır, Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu’nda da 16 yıldır sürdürdüğü başkanlık görevlerinden ayrılmadı. Günday’ın büyük rant döndüğü iddia edilen TŞOF ve TESK’teki görevlerini 6 ay daha sürdürme kararı ‘siyasi etik’ tartışması başlattı ve ‘saltanata devam edecek’ diye yorumlandı. BİR KAÇ YERDEN MAAŞ DERVİŞ Günday, bu görevleri bırakması için yasanın tanıdığı 6 aylık süreyi sonuna kadar kullanırsa, milletvekili maaşının yanı sıra buralardan da maaş ve huzur hakkı alacak. 22 Temmuz seçimlerinde milletvekili seçilen Günday siyasi işleriyle ilgilenirken, TESK’te Başkanvekili olarak Bendevi Palandöken görev yapıyor. Palandöken, Derviş Günday’ın görevinden ayrılmayacağını belirterek, ‘Konfederasyon kongresi yapılıncaya kadar başkan görevde olacak. Bunda hukuka ayrı bir yön yok’ dedi. Konfederasyon’un internet sitesine bir veda yazısı yazan Derviş Günday, ‘Genel başkanlığını yürüttüğüm TESK ve TŞOF’un yeni yöneticileri, yasanın gösterdiği şekilde ve yasal süreç içinde belirlenecektir’ diyerek, genel kurullar yapılana kadar her iki kuruluşun da başkanlığını sürdüreceğini açıkladı. Günday’ın bu kararı iki kuruluşta tartışma yarattı. Daha önce Günday’a rakip olan Madeni Eşya Sanatkarları Federasyonu Başkanı Özcan Saraçoğlu, şunları söyledi: ETİK OLARAK İSTİFA ETMELİ ‘YASALARDA kamu kuruluşlarında göreve başlayan birlik ve sendika yöneticilerinin 6 ay içinde istifa etmeleri öngörülüyor. Günday buna dayanarak istifa etmiyor. Ancak etik açıdan istifa etmesi gerekir. Benim adaylığım devam ediyor’ dedi. Günday’ın bu kuruluşlardan meydanı muhaliflerine bırakmamak için ayrılmadığı belirtiliyor. Günday’ın kendisinden sonra gelecek yönetim için gerekli alt yapıyı oluşturduktan sonra ayrılacağı kaydediliyor. Günday’ın aksine Necati Çelik Hak-İş’ten, Bayram Meral Türk-İş’ten, Mücahit Fındıklı’nın Malatya Ticaret ve Sanayi Odası’ndan ve Zafer Çağlayan da Ankara Sanayi Odası başkanlıklarından istifa etti. Hak-İş Genel Başkanı Salim Uslu star’a yaptığı açıklamada, ‘Seçildiğimiz an, diğer görevi bırakmak zorundayız. Bayram Meral seçildi. Türk-İş Başkanlığını bıraktı. Zafer Çağlayan en yakın örnek. Tabii bir bırakma geleneği var’ dedi. Türk-İş Başkanı Salih Kılıç da ‘Daha önce Türk-İş Başkanı Bayram Meral seçildikten hemen sonra bizim yasamızda olduğu için istifa edip milletvekili oldu. TESK’in yasasında nasıl bir durum var onu bilemiyorum’ dedi. Cumhurbaşkanı adayı Abdullah Gül de istisnasız bütün sivil toplum kuruluşlarını ziyaret ederken Günday’ın başkanlığını yaptığı TESK’le görüşmedi. CHP’NİN ARKA BAHÇESİ ÖZCAN Saraçoğlu, Gül’ün TESK’ten randevu istememesi nedeniyle Derviş Günday’ı eleştirdi. Saraçoğlu, ‘Günday TESK’i boğazına kadar siyasete bulaştırdı. CHP’nin arka bahçesi haline getirdi. Günday üzerine vazife olmadığı halde basın ve TESK’in resmi internet sayfası aracılığıyla Gül’ün adaylığına sürekli karşı çıktı’ dedi. Saraçoğlu, şunları söyledi: ‘Bir cumhurbaşkanı adayını TESK’i ve dolayısıyla esnaf ve sanatkarlarımızı onurlandıracak nezaket ziyaretinden mahrum bırakan, Gül’ün sivil toplum örgütlerini ziyaret ettiği bir anda Hacı Bektaş Veli Anma etkinliklerine katılmayı yeğleyen Günday’ın bu ve benzeri tutum ve davranışlarını esnaf ve sanatkarlarımızın çok iyi bir şekilde değerlendireceğine olan inancım tamdır.’ MAAŞI HEP TARTIŞILDI ÖTE yandan, TESK Başkanı Günday’ın aldığı maaş hep tartışma konusu oldu. Günday maaşıyla ilgili iddialar üzerine tazminat davaları açtı. Ancak, 2005’ten önce ne kadar maaş aldığı bir türlü açıklığa kavuşmadı. 21 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren Esnaf Kanunu ile Günday’ın maaşı 10 brüt asgari ücret düzeyine indi. Günday’ın, TŞOF’tan da ‘huzur hakkı’ adı altında, yine TŞOF’a bağlı Trafik Araç ve Gereçleri İmalatı Şirketi’nin Danışma Kurulu Başkanlığı’ndan ücret aldığı iddia edilmişti. Holding gibi kuruluşlar ÇOK sayıda dinlenme tesisleri, otelleri, holding merkezini andıran binalarıyla TESK ve benzeri konfederasyonlar Türkiye’de sürekli tartışma konusu oldu. Geçen dönem TESK’in gelirlerinin kontrol altına alınması için TBMM’ye yasa teklifi verildi ancak kadük oldu. AK Parti Trabzon Milletvekili Asım Aykan ve 40 arkadaşı tarafından grubun desteği alınarak TBMM Başkanlığı’na sunulan kanun teklifiyle, esnaf ve sanatkarların en üst kuruluşu olan TESK’e bağlı oda ve birliklerin gelirlerinin arttırılması hedeflendi. Böylelikle tüm gelirleri kendisinde topladığı için eleştirilen TESK’in gelirlerinin bir kısmı da bağlı oda ve birliklere aktarılması planlanmıştı. Teklif, tamamı TESK’e giden Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Sicil Gazetesi’ne verilen ilan gelirlerinin dağılımı yeniden düzenliyordu. İlan gelirlerinin yüzde 20’si meslek odalarına, yüzde 60’i ilanın verildiği ildeki birliğe, yüzde 20’si ise TESK’e verilmesi öngörülüyordu. Yeni dönemde teklifin yenilenebileceği belirtiliyor. Şoförlükten zirveye! ESKİ astsubay olan Derviş Günday, 1977 yılına kadar Ankara’da taksi şoförlüğü yaptı. Aynı yıl Ankara Belediye Meclisi üyesi oldu. 1979 yılında Ankara Umum Otomobilciler ve Şoförler Odası Başkanı, aynı yıl Türkiye Şoförler ve Otomobilciler Federasyonu ikinci Başkanı seçildi. 1988 yılında federasyon başkanı oldu. 1990 yılında TESK Genel Başkanvekili, 1991 sonunda da genel başkan oldu. Yasa iptali kurtardı HÜKÜMET Derviş Günday ve benzeri federasyon ile konfederasyon yöneticilerinin sürelerini kısaltmak için, birliklerde en fazla iki dönem üst üste yöneticilik yapılabileceğini düzenleyen bir yasa çıkardı. Ancak CHP’nin yasanın ‘adil’ olmadığı gerekçesiyle yaptığı başvuruyu Anayasa Mahkemesi haklı bularak düzenlemeyi iptal etti. Böylelikle Derviş Günday’ın saltanatını yıkmaya yönelik yasa ortadan kalktı. STAR
Mağdur ve Perişan, AÇ bıraktığınız, SÜPER Emekliler ANAP 'ın Mirasıdır, Onlar etkin ve çevresi olan insanlardır. Çoluk çocuk ve Torun sahibi olan SÜPER Emekliler Oy Potansiyeli Büyük bir çoğunluktadırlar, Bu İnsanları ve yakınlarının nasıl oylarını ALACAKSINIZ. Sosyal Güvenlik Yasa tasarısı GÖRÜŞMELERİNDE Kılınızı kıpırdatmadınız, 2.nci kez MECLİSE gelecek önünüzde bir fırsat bulunmaktadır. ÖNERİM : 1- Bugunkü parayla 90 MİLYAR para iadesi 2- 2006 dahil Her yıl yeni emekli olanlara tavandan bağlanan EMEKLİ maaşı aylık Kaç Lira oluyorsa Süper emeklilerin Maaşlarının aynı seviyeye Çıkartılması, Bu konudaki Mecliste verecek olduğunuz ÖZ eleştirili Gayretinizle ancak Süper emeklilerin Gönlünü alabilirsiniz, Aksi takdirde, İLK Seçimlerde ve daha sonraki seçimlerde HEZİMETE Uğrayacaksınız, Yer altında Ciğerleri parçalanan, sakat kalan bu insanlardan Bir DAİRE parasını, SSK zarar ediyor diye REKLAM yaparak Kefen paralarını ellerinden aldığınız bu insanları ALDATANLAR………..
DİKKATLE
İNCELEYİNİZ.

Merkez Bankası'nın süper emeklileri
Merkez Bankası Vakfı’ndan her ay astronomik emekli maaşı alan eski personelin tam listesini Akşam Gazetesi ele geçirdi. Merkez Bankası eski Başkanı Yaman Törüner ve Yönetim Kurulu eski üyelerinin, daha önce yine AKŞAM tarafından gündeme taşınan ballı emekli maaşlarının, tek örnek olmadığı ortaya çıktı. Merkez Bankası Mensupları Sosyal Güvenlik ve Yardımlaşma Vakfı’nın ballı emekli maaşından faydalanan eski personelin sayısının 4.350 kişi olduğu belirlendi. Bankanın eski personeline vakıftan ödenen aylık maaşlar, 2006 yılında oluşturulan listeye göre 400 ila 31.500 YTL ile arasında değişiyor. Ballı emeklilerden 71’inin emekli maaşı ise 10 bin YTL ile 31 bin YTL arasında.İşte, Vakıf’tan 10 bin YTL’nin üzerinde maaş alan emekli bürokratların tam Listesi:Yaman Törüner: 31 bin 544 YTLNedim Usta: 31 bin 114 YTLBediz Demiray: 22 bin 964 YTL Zeki Şener: 21 bin 570 YTLAli Vahit Özbayer: 20 bin 848 YTLAli Atila: 18 bin 346 YTLHaluk Turhan: 17 bin 680 YTLAhmet Naycı: 16 bin 386 YTLMüthiş Birsen: 16 bin 329 YTLArif Büyükaksar: 15 bin 806 YTLİbrahim G. Duru: 15 bin 542 YTLHüseyin Ersoy: 15 bin 524 YTLAhmet R. Güngör: 15 bin 472 YTLPembe Jale Oktay: 15 bin YTLAli Öğüt: 15 bin YTLTuluhan F. Koruyan: 14 bin 564 YTLSeyfi Kırcı:14 bin 490 YTLMustafa Uğurlubirel: 14 bin 416 YTLAykut Ekzen: 14 bin 408 YTLMelahat Toker: 14 bin 123 YTLTuran Nalbantoğlu: 13 bin 978 YTLİsmet Yılmaz: 13 bin 937 YTLDoğan Sevim: 13 bin 906 YTLEnder Ertürk: 13 bin 798 YTLSevgi Ulu: 13 bin 692 YTLİhsan Oğuzkan: 13 bin 410 YTLCenap Özgel: 13 bin 351 YTLNeşe Kınacı: 13 bin 297 YTLNalan Özcan: 13 bin 147 YTLHaluk Recep Tükel: 13 bin 132 YTLŞener Başar: 13 bin 22 YTLNurcan Yüceer: 13 bin 17 YTLNezahet Koç: 13 bin 4 YTLNecati Demircioğlu: 12 bin 999 YTLErol Karapınar: 12 bin 989 YTLİsmet Şişik: 12 bin 936 YTLLütfü Ş. Özşimşek: 12 bin 800 YTLMuammer Aydoğan: 12 bin 730 YTLSelahattin Altıer: 12 bin 711 YTLMustafa Y. Eğinli: 12 bin 657 YTLMustafa Çakmak: 12 bin 641 YTLErdoğan Sönmez: 12 bin 630 YTLAhmet Binzet: 12 bin 586 YTLGülseren Uluocak: 12 bin 583 YTLZekiye A. Günay: 12 bin 435 YTLNazım Şekercioğlu: 12 bin 426 YTLAli Selvi: 12 bin 355 YTLSerap Ön: 12 bin 345 YTLMeral Özmeral: 12 bin 260 YTLMustafa Çavuşer: 12 bin 230 YTLZeren Armutçuoğlu: 12 bin 135 YTLCengiz Akbay: 12 bin 63 YTLSeyhun Yalçın: 12 bin 38 YTLKazım Yazıcı: 12 bin 11 YTLYüksel Ergene: 11 bin 956 YTLAyşe Yetkin: 11 bin 915 YTLMehmet R. Okuyan: 11 bin 899 YTLAhmet Biçer: 11 bin 849 YTLArif G. Göğer: 11 bin 844 YTLVecahat İnan: 11 bin 830 YTLNamık K. Adışen: 11 bin 813 YTLGüner Yılmaz: 11 bin 772 YTLSahime H. Daldal: 11 bin 745 YTLİlker Çulpan: 11 bin 726 YTLGüneş Alganer: 11 bin 715 YTLZerrin Turan: 11 bin 634 YTLAhmet İ. Sayan: 11 bin 614 YTLÖmer Altay: 11 bin 609 YTLGülşen Yıldırım: 11 bin 595 YTLMehmet Özdemir: 11 bin 592 YTLHasan E. Şahingür: 11 bin 536 YTLAkşam GAZETESİNDEN
VATANDAŞLARLA VATANDAŞ OLMAYAN KİMSELERE
SOSYAL GÜVENLİK KONUSUNDA EŞİT MUAMELE
YAPILMASI HAKKINDA 118 SAYILI SÖZLEŞME
Vatandaşlarla Vatandaş Olmayan Kimselere Sosyal Güvenlik Konusunda Eşit Muamele Yapılması Hakkındaki Sözleşmenin Onaylanmasının Uygun
Bulunduğuna Dair Kanun
Kanun No: 1453
Kabul Ta. : 29 Temmuz 1971
R.G. : 10 Ağustos 1971 S.13922
Dstr.Trp. : 5, C.10-3 s.2985
Madde 1
Milletlerarası Çalışma Teşkilatı 46'ncı genel konferansı tarafından 28 Haziran 1952 tarihinde kabul edilen "Vatandaşlarla vatandaş olmayan kimselere Sosyal Güvenlik Konusunda Eşit Muamele yapılması hakkındaki Sözleşme"nin onaylanması; .... 244 sayılı Kanunun 2 ve 3'ncü göre Bakanlar Kurulunca 5.4.1974 tarihinde kararlaştırılmıştır.

118 Sayılı Sözleşme
Vatandaşlarla Vatandaş Olmayan Kimselere Sosyal Güvenlik
Konusunda Eşit Muamele Yapılması Hakkında
Sözleşme
Milletlerarası Çalışma Teşkilatı Genel Konferansı, Milletlerarası çalışma Bürosu yönetim Kurulunun daveti üzerine 4 Haziran 1962 tarihinde Cenevre'de yaptığı 46'ncı toplantısında,
Toplantı gündeminin beşinci maddesini teşkil eden, vatandaşlarla vatandaş olmayan kimselere sosyal güvenlik konusunda eşit muamele yapılması hakkındaki çeşitli teklifleri kabul ederek,
Bu tekliflerin bir milletlerarası sözleşme şekline gelmesini kararlaştırarak,
Yirmi sekiz Haziran Bin dokuz yüz altmış iki tarihinde "1962 Sosyal Güvenlik Eşit Muamele Sözleşmesi" olarak adlandırılacak olan aşağıdaki sözleşmeyi kabul etmiştir.
Madde 1
a- "Mevzuat" terimi, sosyal güvenlikle ilgili kanun ve tüzüklerle diğer mevzuat hükümlerini ifade eder.
b- "Yardımları" terimi, bütün gelirler, emeklilik dul-yetim aylıkları, ödenekler ve diğer yardımlarla bunlara yapılan bütün zamları ve artırmaları içine alır;
c- "Geçici rejimler gereğince sağlanan yardımlar" ibaresi, uygulanan mevzuatın yürürlüğe girdiği tarihte belli bir yaşı aşmış olan kimselere sağlanan yardımlarla bir üyenin ülkesinin bugünkü sınırlan dışında geçmiş olan süreler veyahut vukua gelmiş olaylar nazara alınmak suretiyle, geçici olarak sağlanan yardımları ifade eder.
d- "Cenaze yardımı" terimi, ölüm halinde bir defaya mahsus olarak ödenen
paralan ifade eder;
e- "İkamet" terimi mutad ikameti ifade eder.
f- "Mevzuatla tespit olunan" terimleri, yukarıdaki (a) bendinde belirtilen milli
mevzuatla veya bu mevzuat gereğince tespit olunan anlamındadır.
g- "Mülteci" terimi, mültecilerin statüsü hakkındaki 28 Haziran 1951
(Metinde 1961 yazılı) tarihli Sözleşmenin birinci maddesinde bu terime verilen
Anlamdadır;
h- "Vatansız" terimi, vatansızların statüsü hakkındaki 28 Eylül 1954 tarihli
Sözleşmenin birinci maddesinde bu terime verilen anlamdadır.
Madde 2
1- Her üye, bu sözleşmede yazılı mükellefiyetleri, ülkesinde kendi vatandaşları hakkında fiilen uygulanmakta olan aşağıda yazılı sosyal güvenlik dallarından biri veya birkaçı bakımından kabul edebilir:
a) Sağlık yardımları,
b) Hastalık ödenekleri,
c) Analık yardımları,
d) Malûllük yardımları,
e) Yaşlılık yardımları,
f) Ölüm yardımları,
g) İş Kazaları ve Meslek Hastalıkları yardımları,h) İşsizlik yardımları
i) Aile yardımları,
2- Bu sözleşmeyi uygulayan her Üye, sözleşmenin hükümlerini, sözleşmemükellefiyetlerini kabul ettiği sosyal güvenlik, dallan bakımından uygular.
3- Her üye, hangi sosyal güvenlik dalı veya dallan için bu sözleşmemükellefiyetlerini kabul ettiğini tasdik belgesinde belirtir.
4- Bu sözleşmeyi tasdik eden her üye, tasdik belgesinde belirtilmemiş olansosyal güvenlik dallarından bir veya birkaçı için sözleşme mükellefiyetlerinikabul ettiğini, sonradan Milletlerarası Çalışma Bürosu Genel Müdürünebildirebilir.
5- Yukarıdaki fıkrada öngörülen şekilde taahhütler tasdikin ayrılmaz parçasısayılır ve bildirildiği tarihten itibaren hüküm ifade eder.
6- Bu sözleşmenin uygulanmasında herhangi bir sosyal güvenlik dalı için sözleşme mükellefiyetlerini kabul eden her üye, kendi mevzuatına göre, aşağıda
yazılı yardımlar mahiyetinde kabul ettiği yardımlar varsa, bunları Milletlerarası
Çalışma Bürosu Genel Müdürüne bildirir.
a- Ya korunan kimselerle bunların işverenlerinin finansmana doğrudan
Doğruya katılmaları veya bir meslekte belli bir süre kadar çalışmış olma
Şartlarına bağlı olarak sağlanan yardımlar dışındaki yardımlar;
b- Geçici rejimler gereğince yapılacak bildirme ya sözleşmenin onanması
Sırasında veya bu maddenin 4'ncü fıkrası gereğince yapılacak bildiri sırasında,
Sonradan yürürlüğe giren bir mevzuat bahis konusu olduğu takdirde de bu
Mevzuatın kabul edildiği tarihten itibaren üç ay içinde yapılır.
Madde 3
1- Bu sözleşmeyi uygulayan her üye, sözleşme mükellefiyetlerini kabul ettiği sosyal güvenlik dallarında, ülkesinde, bu sözleşmeyi uygulayan diğer üye Devletler vatandaşlarına, sosyal güvenliğe tabi olma ve yardımlardan yararlanmağa hak kazanma bakımlarından, kendi vatandaşlarıyla eşit işlem yapar.
12- Ölüm yardımları bahis konusu olduğunda, eşit işlem sözleşmeyi tasdik eden diğer bir üye Devlet vatandaşının hak sahibi kimselerine bu kimselerin vatandaşlık durumuna bakılmaksızın, sağlanır.
3- Şu kadar ki üye, herhangi bir sosyal güvenlik dalında bir mevzuata sahip olmakla beraber bu mevzuatın uygulanmasında o üyenin vatandaşlarına kendi vatandaşlarıyla eşit işlem yapmayan diğer bir üye Devletin vatandaşları hakkında söz konusu sosyal güvenlik dalı bakımından, bu maddenin yukarıdaki fıkraları hükümlerini uygulamayabilir.
Madde 4
1- Yardımlardan yararlanma bakımından eşit muamele, ikamet şartına bağlı olmaksızın sağlanır. Şu kadar ki, diğer bir üye Devletin mevzuatına göre, belli
bir sosyal güvenlik dalında yardımlardan yararlanmak için o Üyenin ülkesinde ikamet şartı bulunduğu takdirde, o üye Devlet vatandaşlarının söz konusu sosyal güvenlik dalı yardımlarından yararlandırılmaları ikamet şartına bağlanabilir.
2- Yukarıdaki fıkra hükmünün istisnası olarak, 2 nci maddenin 6(a) fıkrasındasözü edilen yardımlardan (sağlık yardımları, hastalık ödenekleri, iş kazalarıylameslek hastalıkları yardımları ve aile yardımları hariç) yararlanabilmek için,ilgilinin, ölüm yardımları bahis konusu olduğunda da Ölen kimsenin mevzuatınagöre yardım talep edilen üye Devletin ülkesinde aşağıda yazılı sürelerden dahauzun olmamak üzere tespit edilecek bir süre kadar ikamet etmiş olması şartıkonulabilir;
a- Analık ve İşsizlik yardımları için, yardım talep tarihinden hemen önce 6 ay,
b- Malullük yardımları için, yardım talep tarihinden, ölüm yardımları için de ölüm tarihinden hemen önce aralıksız olarak 5 yıl,
c- Yaşlılık yardımları için, 18 yaşından sonra on yıl- bu on yılın aralıksız olarak beş yılını yardım talep tarihinden hemen önce olması istenebilir.
3- Geçici rejimler gereğince sağlanan yardımlar için özel hükümleröngörülebilir.
4- Yardımlarda tekerrürü önlemek için gerekli hükümler, ihtiyaca göre, ilgiliüyeler arasında yapılacak özel anlaşmalarla düzenlenir.
Madde 5
1- Bu fıkrada yazılı sosyal güvenlik dallarından biri veya birkaçı için busözleşme mükellefiyetlerini kabul eden her üye, 4'ncü madde hükümlerineilaveten gerek kendi vatandaştan, gerekse aynı sosyal güvenlik dalı içinsözleşme mükellefiyetlerini kabul etmiş olan diğer üye Devletlervatandaşlarının yabancı bir memlekette ikamet etmeleri halinde de, malullük,yaşlılık, ölüm ve cenaze yardımları ile iş kazası ve meslek hastalığı sebebiylebağlanan gelirlerin ödenmesini, 8'nci madde uyarınca ihtiyaca göre alınacaktedbirler mahfuz olmak kaydıyla temin eder.
2- Şu kadar ki, yabancı bir memlekette ikamet halinde, 2'ni maddenin 6(a)fıkrasında belirtilen mahiyetteki malullük, yaşlılık ve ölüm yardımlarınınödenmesi, ilgili üyelerin 7'nci maddede öngörülen, hakların mahfuz tutulmasısistemine katılmaları şartına bağlanabilir.
3- Bu madde hükümleri geçici rejimler gereğince sağlanan yardımlarhakkında uygulanmaz.
Madde 6
Aile yardımları için bu sözleşme mükellefiyetlerini kabul eden her üye, 4'ncü madde hükümlerine ilaveten gerek kendi vatandaşları gerekse aynı sosyal
güvenlik dalı için sözleşme mükellefiyetlerini kabul etmiş olan diğer üye Devletler vatandaşlarının bu üye Devletlerden birinin ülkesinde ikamet eden çocukları dolayısıyla çocuk zamlarının ödenmesini, ilgili üyeler arasında anlaşma suretiyle tespit edilecek şartlar ve limitler dahilinde temin eder.
Madde 7
1- Bu sözleşmeyi uygulayan üyeler, sözleşme mükellefiyetlerini kabul ettiklerisosyal güvenlik dallarında, kendi mevzuatları gereğince bu sözleşmeyiuygulayan üye Devletler vatandaşlarının hak kazandıkları yardımlarla ileridehak kazanacaktan yardımların mahfuz tutulmasını sağlayan bir sistemekatılmağa, ilgili üyeler arasında 8'nci madde hükümleri uyarınca tespit olunacak şartlar mahfuz olmak kaydıyla, gayret ederler.
2- Bu sistem, başlıca, yardım hakkının doğurması idamesi ve alınması ileyardım tutarının hesaplanmasında sigortalılık, çalışma veya ikametsüreleriyle muadil sürelerin toplanmasını öngörecektir.
3- Bu suretle bağlanan malullük, yaşlılık ve ölüm yardımlarının mali yükü ilgiliüyeler arasında anlaşma suretiyle tespit edilecek usullere göre, ya Üyelerarasında paylaştırılacak veya yardım gören kimse hangi üyenin ülkesindeikamet ediyorsa o üye tarafından karşılanacaktır.
Madde 8
Bu sözleşmeyi uygulayan üyeler, 5 ve 7'nci maddeler hükümlerinden doğan mükellefiyetlerini, ya muhacirlerin aylık haklarının mahfuz tutulması hakkındaki 1935 tarihli sözleşmeyi tastik ederek, veya karşılıklı bir anlaşma akdetmek suretiyle o sözleşme hükümlerini kendi aralarında uygulayarak veyahut söz konusu mükellefiyetlerin yerine getirilmesini sağlamak üzere hazırlanacak iki veya çok taraflı diğer herhangi bir vesika vasıtasıyla ifa edebilirler.
Madde 9
Üyeler, aralarında yapacakları özel anlaşmalarla, başka üyelerin hak ve mükellefiyetlerine halel gelmemek şartıyla ve kazanılmış haklarla ileride kazanılacak hakların, genel olarak, en az bu sözleşmede öngörülen şartlar kadar müsait şartlarla muhafazası temin edilmek kaydıyla, bu sözleşme hükümlerinden ayrılabilirler.
Madde 10
1- Bu sözleşme hükümleri mültecilerle vatansızlar hakkında, mütekabiliyet şartı aranmaksızın uygulanır.
2- Bu sözleşme Devlet memurlarını kapsayan özel rejimlerle harpten zarargören kimseleri kapsayan özel rejimlere ve sosyal yardım sistemlerineuygulanmaz.
3- Bu sözleşme, hiçbir üyeyi, milletlerarası anlaşmalar gereğince kendi millisosyal güvenlik mevzuatından hariç tutulmuş olan kimseler hakkındasözleşme hükümlerini uygulamaya mecbur tutmaz.
Madde 11
Bu sözleşmeyi uygulayan üyeler, gerek sözleşme hükümlerinin gerekse milli sosyal güvenlik mevzuatlarının uygulanmasını kolaylaştırmak için gerekli idari yardımları karşılıklı ve ücretsiz olarak yaparlar.
Madde 12
1- Bu sözleşme ilgili üye için, herhangi bir sosyal güvenlik dalıbakımından yürürlüğe girdiği tarihten önce o sosyal güvenlik dalındanyapılması gereken yardımlar hakkında, uygulanmaz.
2- Bu sözleşmenin ilgili üye için herhangi bir sosyal güvenlik dalıbakımından yürürlüğe girdiği tarihten önce vuku bulmuş olaylarsebebiyle, yürürlük tarihinden sonraki sürelere ait olmak üzere o sosyalgüvenlik dalından yapılması gereken yardımlar hakkında ne şekildeuygulanacağı çok taraflı veya iki anlaşmalarla, bu anlaşmalarınyapılmaması halinde de ilgili üyenin mevzuatı ile tespit edilir.
Madde 13
Bu sözleşme, mevcut sözleşmelerden herhangi birinin tadili olarak kabul edilemez.
Madde 14
Bu sözleşmenin tastik olunduğu Milletlerarası Çalışma Bürosu Genel Müdürüne bildirilir, o da bunu tescil eder.
Madde 15
1- Bu sözleşme, yalnız, sözleşmeyi tastik ettikleri Genel Müdür tarafındantescil edilmiş olan Milletlerarası Çalışma Teşkilatına üye Devletleri bağlar.
2- Sözleşme, iki üyenin sözleşmeyi tastik etmiş olduklarının Genel Müdürtarafından tescil edildiği tarihten itibaren 12 ay sonra yürürlüğe girer.
3- Bunu takiben sözleşme, her Üye için, sözleşmeyi tastik ettiğinin tesciledildiği tarihten itibaren 12 ay sonra yürürlüğe girer.
Madde 16
1- Bu sözleşmeyi tastik etmiş olan her üye sözleşmenin ilk olarak yürürlüğegirdiği tarihten itibaren on yıllık bir sürenin sonunda, Milletlerarası ÇalışmaBürosu Genel Müdürüne göndereceği ve Genel Müdür tarafından tescil edilecekbir bildiri ile sözleşmeyi feshedebilir. Fesih, tescil edildiği tarihten itibaren biryıl sonra muteber olur.
2- Bu sözleşmeyi tastik etmiş olan ve bu maddede öngörülen fesih hakkınıyukarıdaki fıkrada belirtilen on yıllık sürenin sonundan itibaren bir yıl içindekullanmayan her üye, yeniden on yıllık bir devre için bağlanmış olur ve bundansonra, sözleşmeyi her on yıllık devrenin sonunda bu maddede yazılı şartlarlafeshedebilir.
Madde 17
1- Milletlerarası Çalışma Bürosu Genel Müdürü, Teşkilatın Üyeleri tarafındankendisine gönderilecek tescil edilen bütün tastik ve fesih bildirileriniMilletlerarası çalışma Teşkilatının bütün üyelerine haber verir.
2- Genel Müdür, ikinci tastik bildirisinin tescil edildiğini Teşkilatın üyelerineduyururken, sözleşmenin yürürlüğe gireceği tarih üzerine üyelerin dikkatiniçeker.
Madde 18
Milletlerarası Çalışma Bürosu Genel Müdürü, yukarıdaki maddelere göre tescil edeceği bütün tastik ve fesih bildirileri hakkında, B. Milletler Anayasasının 102'nci maddesi gereğince tescil olunmak üzere, B. Milletler Genel Sekreterine tam bilgi verir.
Madde 19
Milletlerarası Çalışma Bürosu Yönetim Kurulu, lüzum göreceği zamanlarda, Çalışma Genel Konferansına bu sözleşmenin uygulanması hakkında bir rapor verir ve sözleşmenin tamamının veya bir kısmının değiştirilmesinin konferans gündemine alınmasına lüzum olup olmadığını tetkik eder.
Madde 20
1- Konferansça bu sözleşmenin tamamını veya bir kısmını değiştiren yeni bir sözleşme kabul edildiği ve yeni sözleşmede aksine bir hüküm bulunmadığı takdirde:
a- Yeni sözleşme bir üye tarafından tasdik edilince, mezkur sözleşme yürürlüğe girmiş olmak şartıyla, yukarıdaki 16 madde hükümlerine bakılmaksızın, bu sözleşme derhal ve bütün hukukiyle feshedilmiş olur.
b- Bu sözleşme, yeni sözleşmenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra,
üyelerin tastikine açık olmaz.
2- Bu sözleşmeyi tastik eden fakat onu değiştiren yeni sözleşmeyi tastik etmeyen üyeler için bu sözleşme, şekil ve muhteva bakımından, yürürlükte kalır.
Madde 21
Bu sözleşmenin Fransızca ve İngilizce metinleri aynı derecede muteberdir.






SOSYAL GÜVENLİK REJİMLERİ AVRUPA ARA

ANLAŞMALARI VE BUNLARA EK PROTOKOLLER
Sosyal Güvenlik Rejimleri Avrupa Ara anlaşmaları ve Bunlara Ek Protokollerinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun
Kanun No : 552
Kabul Ta. : 9 Mart 1965
R.G. : 19 Mart 1965 S.11957
Dstr.Trp. : 5, C,4 s.916
Madde 1-
Avrupa Konseyince kabul edilmiş olup Hükümetimiz tarafından 21 Aralık 1953 tarihinde Paris'te imzalanmış bulunan "İhtiyarlık, Maluliyet ve Ölüm Halleri Dışında Kalan Sosyal Güvenlik Rejimleri Avrupa Ara Anlaşması ve buna Ek Protokol" ile "İhtiyarlık, Maluliyet ve Ölüm halleri dışında kalan Sosyal Güvenlik Rejimleri Avrupa Ara Anlaşması ve buna Ek Protokol'ün onaylanması uygun bulunmuştur.
Madde 2- Anlaşmaların tatbikatında gerekli görülecek ihtirazi kayıtlar Bakanlar
Kurulu kararı ile tespit edilir.(*)
Madde 3- Bu kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
Madde 4- Bu kanunun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.
"İhtiyarlık, Maluliyet Ve Ölüm Halleri Dışında Kalan Sosyal Güvenlik Rejimleri Avrupa Ara Anlaşması Ve Buna Ek Protokol" İle "İhtiyarlık, Maluliyet Ve Ölüm Halleri Dışında Kalan Sosyal Güvenlik Rejimleri Avrupa Ara Anlaşması ve Buna Ek Protokol"ün 1/5/1967 Tarihinden İtibaren Yürürlüğe Girmek Üzere Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Bakanlar Kurulu Kararı
Kabul Ta. : 9 Mart 1965
R.G. : 19 Mart 1965 S.11957
Dstr.Trp. :5,C,4 s.916
Avrupa Konseyi tarafından kabul edilmiş olup 11 Aralık 1953 tarihinde Hükümetimiz adına Paris'te imzalanmış olup ve 9 Mart 1965 tarihinde 552 sayılı Kanunla T.B.M.M.'nce onaylanması uygun bulunan "İhtiyarlık, Maluliyet Ve Ölüm Halleri Dışında Kalan Sosyal Güvenlik Rejimleri Avrupa Ara Anlaşması Ve Buna Ek Protokol" İle "İhtiyarlık, Maluliyet Ve Ölüm Halleri Dışında Kalan Sosyal Güvenlik Rejimleri Avrupa Ara Anlaşması ve Buna Ek Protokol"ün 1/5/1967 tarihinden itibaren yürürlüğe girmek üzere
onaylanması;...... 244 sayılı Kanunun 3'ncü maddesinin l'nci fıkrasına göre,
Bakanlar Kurulu'nca 4/12/1967 tarihinde kararlaştırılmıştır.
İhtiyarlık, Maluliyet ve Ölüm Halleri Dışında Kalan Sosyal Güvenlik Rejimleri Avrupa Ara Anlaşması
Bu anlaşmayı imza eden Avrupa Konseyi Üyesi Hükümetler:
Avrupa Konseyinin gayesinin, bilhassa sosyal gelişmelerini kolaylaştırmak maksadıyla üyeleri arasında daha sıkı bir birliğin gerçekleştirilmesi olduğunu göz önün de bulundurarak;
Bu Anlaşmanın Akit taraflardan herhangi birinin vatandaşlarının diğer herhangi bir Akit tarafından ihtiyarlık, sosyal güvenlik mevzuatına göre, o taraf vatandaşlarıyla eşit muameleye tabi tutulmaları gerektiği prensibini -ki bu prensip Milletlerarası Çalışma Teşkilatı Sözleşmeleriyle tasvip edilmiştir- teyit ederek;
Herhangi bir Akit Taraf vatandaşlarının, diğer herhangi iki veya daha fazla Akit Taraf arasında sosyal güvenlik mevzuunda yapılan anlaşmalarla sağlanan yardımlardan faydalanmaları gerektiği prensibini de teyit ederek;
İki taraflı anlaşmalar şebekesi esasına dayanan bir genelge sözleşme yapılıncaya kadar bu prensiplerin bir ara yapılması suretiyle tatbik mevkiine konulmasını arzu ederek;
Aşağıda belirtilen hususlarda mutabakata varmışlardır:
Madde 1
1- Bu Anlaşma, Akit Tarafların ülkelerinin herhangi bir kısmında imza tarihinde yürürlükte bulunan veya bilahare yürürlüğe girebilecek olan aşağıda yazılı yardımlarla ilgili bütün sosyal güvenlik mevzuatı hakkında uygulanır: a- Zaruret halinin mevcut olup olmadığı araştırılmaksızın yapılan
( ) Sözleşme metninde tarafımızdan İhtirazı Kayıt konulduğuna dair bir husus görülmemiştir.
sağlık yardımları dahil, hastalık ve analık yardımlarıyla ölüm yardımları (ölüm sebebiyle bağlanan aylık ve yapılan toptan ödeme dışında kalan bir defaya mahsus yardımlar);
b- İş kazaları ve meslek hastalıkları;
c- İşsizlik;
d- Aile yardımları
2- Bu anlaşma, iş kazaları ve meslek hastalıkları sebebiyle yapılanyardımların işveren tarafından karşılanması mükellefiyeti dahil,primli ve primsiz sigorta kolları hakkında uygulanır. Sosyal yardım,Devlet memurları için ihdas olunan hususi rejimler ve harpten veyayabancı işgalinden zarar görenlere sağlanan yardımlar hakkındatatbik edilmez.
3- Bu Anlaşmanın tatbikatında "yardım" tabirine yardımlardaki artışve yardımla birlikte tediye edilen munzam ödemeler de dahildir.
4- Bir Akit Tarafın "vatandaşlar"ı ve "Ülke" si tabirleri, bütün diğerAkit Taraflara tebliğ edilmek üzere, bu Akit Tarafın AvrupaKonseyi Genel Sekreterine göndereceği bildiride tayin edilecekmanayı ifade eder.
Madde 2
1- 9'ncu madde hükümleri mahfuz kalmak şartıyla, Akit Taraflardanherhangi birinin vatandaşı diğer Akit Taraflardan herhangi birininmevzuatına göre yapılan aşağıda yazılı yardımlardan, o tarafınvatandaşı imiş gibi, aynı şartlarla faydalanma hakkını haizdir:
a- Akit Taraflardan birinin ülkesinde ikamet etmekte olması şartıyla, iş kazaları ve meslek hastalıkları sigortasıyla sağlanan yardımlar,
b- Diğer Akit Tarafın ülkesinde kanuni ikametgahı bulunması şartıyla, iş kazaları ve meslek hastalıkları sigortasıyla sağlanan yardımlar dışındaki yardımlar;
c- Bahis konusu anlaşmaların taraflarından herhangi birinin ülkemizden veya tahmini gebelik tarihinden veya işsizliğin başladığı tarihten evvel diğer Akit Taraf ülkesinde kanuni ikametgahı bulunmuş olmak şartıyla, hastalık, analık ve işsizlik yardımlarından;
d- Diğer Akit Taraf ülkesinde 6 ay ikamet etmiş olmak şartıyla, iş kazası ve meslek hastalığı sigortasından gayrı primsiz bir sigorta rejimi ile sağlanan yardımlar.
2- Akit Taraflardan herhangi birine ait mevzuatın, bu Akit Tarafınkendi ülkesi dışında doğmuş olan vatandaşlarının haklarını takyit
etmiş olması halinde, diğer herhangi bir Akit Tarafın ülkesinde doğmuş olup, o Akit Tarafın vatandaşı olan bir kimse, ilk sözü edilen Akit Tarafın kendi ülkesinde doğmuş vatandaşları gibi muamele görür.
3- Akit Taraflardan herhangi birinin mevzuatına göre, çocukların yardıma müstahak olup olmadıklarını tespit ederken milliyetleri bakımından bir fark gözetilmiş olması halinde, diğer Akit Taraflardan herhangi birinin vatandaşı olan bir çocuk, bu Akit Tarafın vatandaşı imiş gibi muamele görür.
Madde 3
1- Birinci maddede bahsi geçen mevzuatla ilgili olarak iki veya daha fazla Akit Taraf arasında yapılmış veya yapılabilecek olan her anlaşma, 9 ncu madde hükümleri mahfuz kalmak şartıyla, diğer Akit Taraflardan herhangi birinin vatandaşına, Anlaşmayı yapan taraflardan birinin vatandaşı imiş gibi ve bahis konusu mevzuatla ilgili olarak aşağıdaki hususları derpiş ettiği nispette tatbik olunur:
a- Bir kimsenin hangi mevzuata göre sigorta edilmesi gerektiğinin tespiti;
b- Müktesep haklarla iktisap edilmekte olan hakların mahfuz tutulması ve hususiyle, yardıma müstahak olup olmadığını tayin ve yapılacak yardımın miktarım tespit etmek maksadıyla sigortalılık müddetleriyle muadil müddetlerin birleştirilmesi,
c- Bahis konusu anlaşmaların taraflarından herhangi birinin ülkesinde ikamet eden kimselere yardım yapılması;
d- Mezkûr Anlaşmanın bu paragrafta sözü edilen hükümlerine müteferri hususların ve bu hükümlerin tatbikatına mütedair tedbirlerin derpiş edilmesi.
Bu maddenin l'nci paragrafi hükümleri, ilgili vatandaş, mevzuatına göre yardım talebinde bulunduğu Akit Tarafın ülkesinde 6 ay ikamet etmiş olmadıkça, sözü edilen anlaşmanın primsiz bir rejime göre sağlanan yardımlarla ilgili herhangi bir hükmü, hakkında uygulanmaz.
Madde 4
İlgili iki veya çok taraflı anlaşmalar hükümleri mahfuz kalmak şartıyla, işbu Anlaşmanın aktinden evvel yapılmamış veya talik edilmiş olan yardımlar, bu kabil yardımların yapılması için vaki olan taleple ilgili bulunan bütün Akit Taraflar için işbu Anlaşmanın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren yeniden sağlanır. Şu kadar ki, bu yardımlara ait talebin sözü edilen tarihten itibaren bir yıl içinde veya mevzuatına göre yardım talebinde bulunan Akit Tarafın tespit edeceği daha uzun bir süre zarfında yapılmış olması gerekir. Talep, müddeti içinde yapılmadığı takdirde, yardım, talep edildiği tarihten veya ilgili Akit Tarafın tespit edebileceği daha erken bir tarihten itibaren yapılır.
Madde 5
Bu anlaşmanın hükümleri, hak sahibi için daha müsait olan milli mevzuat, milletlerarası sözleşmeler veya iki taraflı veyahut çok taraflı anlaşmalar hükümlerini tahdit etmez.
Madde 6
Bu Anlaşma, milli mevzuatın, sigortalı kimseler ile diğer ilgili şahıs kategorilerinin sosyal güvenliğin idaresine iştiraklerine müteallik bulunan hükümlerine müessir olmaz.
Madde 7
1- Bu Anlaşmanın imzalandığı tarihte her Akit Taraf ülkesinin herhangi bir kısmında yürürlükte bulunan ve I’nci maddenin tatbik sahasına giren sosyal güvenlik rejimleri bu Anlaşmanın 1 numaralı ekinde gösterilmiştir.
2- Her Akit Taraf, kendisine ait olup 1 numaralı eke henüz ithal edilmemiş bulunan her yeni mevzuatı Avrupa Konseyi Genel Sekreterine bildirir. Bu bildirime, her akit tarafından, yeni mevzuatın yayınlandığı tarihten itibaren üç ay içinde, yeni mevzuat bu Anlaşmanın Akit Tarafça tasdik edildiği tarihten evvel yayınlanmışsa tasdik tarihinde yapılır.
Madde 8
1- Akit Taraflarca yapılmış olup bu Anlaşmanın imzalandığı tarihte yürürlükte bulunan ve 3'ncü maddenin uygulama sahasına giren, iki veya çok taraflı anlaşmalar bu anlaşmanın II numaralı Ek'inde gösterilmiştir.
2- Her Akit Taraf, 3'ncü maddenin uygulama sahasına giren her yeni anlaşmayı Avrupa Konseyi Genel Sekreterine bildirir. Bu bildirme, yeni anlaşmanın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç ay içinde veya yeni anlaşma bu Anlaşmanın tasdikinden evvel yürürlüğe girmişse, tasdik tarihinde yapılır.
Madde 9
1- İmza tarihinde dermeyan edilen ihtirazi kayıtlar bu anlaşmanın III numaralı ekinde gösterilmiştir.
2- Herhangi bir Akit Taraf, 7'nci ve 8'nci maddelere göre gereklibildirmeyi yaparken, bu Anlaşmanın, bildiride bahis konusu edilenmevzuata veya anlaşmaya tatbiki bakımından, bir ihtirazi kayıtdermeyan edebilir. Bu ihtirazi kayıtlar, yeni mevzuat veyaanlaşmanın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren hüküm ifade eder.
3- Her bir Akit Taraf, dermeyan ettiği herhangi bir ihtirazi kaydı, buhususta Avrupa Konseyi Genel Sekreterine göndereceği bir bildiriile kısmen veya tamamen kaldırabilir. Bu bildiri, alındığı tarihitakibeden ayın birinci gününde muteber olur ve bu Anlaşma onagöre uygulanır.
Madde 10
1- Yukarıdaki maddelerde sözü edilen ekler, işbu anlaşmanın ayrılmaz bir parçasını teşkil eder.
Madde 11
1- Bu Anlaşmanın tatbik usulleri gereken hallerde, Akit Tarafların yetkili mercileri arasında yapılacak uzlaşmalarla tespit edilir.
2- İlgili Akit Tarafların yetkili mercileri, bu anlaşmanın tefsir veyatatbiki ile ilgili ihtilafları müzakere yoluyla halletmeye çalışırlar.
3- Bu türlü bir ihtilaf üç aylık bir devre içinde müzakere yoluylahalledilemediği takdirde, ihtilaf kuruluşunda ve çalışma usullerindeilgili Akit Tarafların mutabık kalacakları bir hakem heyetine tevdiolunur, İkinci üç aylık devre içinde de mutabakata varılamadığıtakdirde, ihtilaf, ilgili Akit Taraflardan birinin talebi üzerine,Lahey Adalet Divanı Başkanı tarafından seçilecek bir hakeme tevdiedilir. Başkan ihtilafı çıkaran taraflardan birinin vatandaşı ise, buvazife, ihtilaf halindeki taraflardan birinin vatandaşı olmayan ikincibaşkana veya kıdem sırasına göre ondan sonra gelen hakime tevdiolunur.
4- İhtilafın halli kendisine tevdi edilen hakem heyetinin veya hakeminalacağı karar bu Anlaşmanın esaslarına ve ruhuna uygun olarakverilir. Bu karar nihai olup tarafları bağlar.
Madde 12
a- Akit Taraflardan herhangi birinin bu Anlaşmayı feshetmesi halinde: Anlaşma hükümlerine uygun olarak bir kimse tarafından iktisap edilmiş olan bütün haklar mahfuz tutulur. Hususiyle, anlaşma hükümlerine göre bir Akit Tarafın ülkesinde ikamet etmekte iken diğer taraf mevzuatına göre bir yardım alma hakkım iktisap etmiş ise bu yardımdan faydalanmağa devam eder.
b- Fesih tarihinden henüz tamamı iktisap edilmemiş olan hakların ne suretle kullanılacağına dair ilgili taraflar arasında yapılan mütemmim anlaşmalarda derpiş edilebilecek şartlar mahfuz kalmak kaydıyla, fesih kararının yürürlüğe girdiği tarihten evvel ikmal edilmiş bulunan sigortalılık müddetleri ile muadil müddetler hakkında bu Anlaşma hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.
Madde 13
1- Bu Anlaşma Avrupa Konseyi Üyelerinin imzasına açık
bulundurulur. Anlaşma tasdik edilir ve tasdik belgeleri Avrupa
Konseyi Genel Sekreterine tevdi olunur.
2- Bu Anlaşma ikinci tasdik belgesinin tevdi edildiği tarihi takibeden
ayın ilk günü yürürlüğe girer.
3- Bu Anlaşma, sonradan tasdik eden mümzi Devletler için tasdik
belgesinin tevdi edildiği tarihi takibeden ayın ilk günü yürürlüğe
girer.
Madde 14
1-Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, Avrupa Konseyine Üye olmayan herhangi bir Devleti bu Anlaşmaya itihak etmeye davet edebilir.
2- İltihak muamelesi, tevdi tarihinin takibeden ayın ilk günüyürürlüğe giren iltihak belgesinin Avrupa Konseyi GenelSekreterine tevdii ile tekemmül eder.
3- Bu madde hükümlerine uygun olarak tevdi edilen iltihak belgesineilgili Devlet Hükümetinin iltihak tarihinde bu Anlaşmanın mümzisibulunması halinde bu Anlaşmanın I ve II numaralı eklerinde yeralmış olması icabedecek olan malumatı ihtiva eden bir bildirieklenir.
4- Bu maddenin 3'ncü paragrafı gereğince verilecek bilgi, buanlaşmanın tatbikatı bakımından, ilgili Devlet Hükümetinin iltihaktarihinde bu Anlaşmanın mümzisi bulunması halinde bu malumatınkaydedilmiş olması gerekecek olan Ek'in bir parçası kabul edilir.
Madde 15
Avrupa Konseyi Genel Sekreteri,
a- Konsey Üyeleri ile Milletlerarası Çalışma Bürosu Genel
Müdürüne:
i- Bu anlaşmanın yürürlüğe girdiği tarih ile Anlaşmayı tasdik eden bütün üyelerin isimleri,
ii- 14'ncü madde gereğince tevdi edilen iltihak belgeleri ile bu belgelere ekli olarak alman bildiriler,
iii- 16'ncı madde gereğince alınmış olan bildiri ile bu bildirinin yürürlük tarihi,
b- Akit Taraflar Milletlerarası Çalışma Bürosu Genel Müdürüne:
i- 7'nci ve 8 nci maddeler gereğince alınmış olan bildiriler,
ii- 9'ncu maddenin 2 nci paragrafı gereğince dermeyan edilen
ihtirazi kayıtlar,
iii-9'ncu maddenin 3'ncü paragrafı gereğince kaldırılan ihtirazi
kayıtlar,
hakkında bilgi verir.
Madde 16
İşbu Anlaşma, 13'ncü maddenin 2'nci paragrafı gereğince yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki sene için muteberdir. Bu iki senelik müddetin hitamından ve ondan sonra da her yılın nihayete ermesinden en az altı ay evvel Avrupa Konseyi Genel Sekreterine bir bildiri göndermek suretiyle anlaşmayı feshetmemiş olan Akit Taraflar için müteakip yıllarda da yürürlükte kalır. Bu kabil bir bildiri taallûk ettiği devrenin sonunda muteber olur.
Hükümetleri tarafından usulü" dairesinde yetkili kılınmış aşağıda imzaları bulunan kimseler, yukarıdaki hususları tasdik zımnında, bu Anlaşmayı imzalamışlardır.
Bu Anlaşma Paris'te 11 Aralık 1953 tarihinde İngilizce Fransızca olarak ve her iki metin aynı derecede muteber bulunmak üzere, tek nüsha halinde tanzim edilmiştir. Bu nüsha Avrupa Konseyi arşivlerinde muhafaza edilecek ve Genel Sekreter tarafından tasdikli birer örneği bütün mümzi Devletlere ve Milletlerarası Çalışma Bürosu Genel Müdürüne gönderilecektir.
İhtiyarlık, Maluliyet ve Ölüm Hallerine Müteallik Sosyal Güvenlik Rejimleri Avrupa Ara Anlaşması
Bu anlaşmayı imza eden Avrupa Konseyi Üyesi Hükümetler:
Avrupa Konseyinin gayesinin, bilhassa sosyal gelişmelerini
Kolaylaştırmak maksadıyla üyeleri arasında daha sıkı bir birliğin
Gerçekleştirilmesi olduğunu göz önün de bulundurarak;
Bu Anlaşmanın Akit taraflardan herhangi birinin vatandaşlarının diğer
Herhangi bir Akit tarafından ihtiyarlık, maluliyet ve ölüm yardımları ile ilgili
mevzuat bakımından, o taraf vatandaşlarıyla eşit muameleye tabi tutulmaları gerektiği prensibini-ki bu prensip Milletlerarası Çalışma Teşkilatı Sözleşmeleriyle tasvip edilmiştir-teyit ederek;
Herhangi bir Akit Taraf vatandaşlarının, diğer herhangi iki veya daha fazla Akit Taraf arasında sosyal güvenlik mevzuunda yapılan anlaşmalarla sağlanan yardımlardan faydalanmaları gerektiği prensibini de teyit ederek;
İki taraflı anlaşmalar şebekesi esasına dayanan bir genelge sözleşme yapılıncaya kadar bu prensiplerin bir ara yapılması suretiyle tatbik mevkiine konulmasını arzu ederek;
Aşağıda belirtilen hususlarda mutabakata varmışlardır:
Madde 1
5- Bu Anlaşma, Akit Tarafların ülkelerinin herhangi bir kısmındaimza tarihinde yürürlükte bulunan veya bilahare yürürlüğegirebilecek olan aşağıda yazılı yardımlarla ilgili bütün sosyalgüvenlik mevzuatı hakkında uygulanır:
a- İhtiyarlık yardımları;
b- İş kazası ve meslek hastalığı ile ilgili mevzuat gereğince
Sağlanan yardımlar dışındaki maluliyet yardımları;
c- İşkazası ve meslek hastalığı ile ilgili mevzuat gereğince
verilen cenaze paraları ve sağlanan yardımlar dışındaki ölüm
Yardımları.
6- Bu Anlaşma gerek primli ve gerek primsiz yardımlar sağlayansigorta kolları hakkında uygulanır. Sosyal yardım, Devletmemurları için ihdas olunan hususi rejimden ve harpten veyayabancı işgalinden zarar görenlere sağlanan yardımlar hakkındatatbik edilmez.
7- Bu anlaşmanın tatbikatında "Yardım" tabirine yardımlardaki artışve yardımla birlikte teyide edilen munzam ödemeler de dahildir.
8- Bir Akit Tarafından "Vatandaşlar"ı ve "Ülke"si tabirleri, bütündiğer Akit Taraflara tebliğ edilmek üzere, bu Akit Tarafın AvrupaKonseyi Genel Sekreterince göndereceği bildiride tayin edilebilecekmanayı ifade eder.
Madde 2
1- 9'ncu madde hükümleri mahfuz kalmak şartıyla, Akit Taraflardan herhangi birinin vatandaşı diğer Akit Taraflardan herhangi birinin mevzuatına göre yapılan yardımlardan, o tarafın vatandaşı imiş gibi, aynı şartlarda faydalanma hakkını haizdir.
Şu kadar ki:
a- Primli veya primsiz bir rejime göre sağlanan maluliyet yardımdan faydalanabilmesi için maluliyetine sebep olan hastalığa aitlik hekim raporu tanzim edilmeden evvel kanuni ikametgahının diğer Akit Tarafın ülkesinde bulunmuş olması,
b- Primsiz bir rejime göre sağlanan yardımlardan faydalanabilmesi için, 20 yaşını doldurduktan sonra o ülkede ikamet ettiği süreler toplamının 10 seneden az olmaması yardım talebinde bulunduğu tarihe hemen tekaddüm eden zaman zarfında fasılasız olarak en az beş sene müddetle o ülkede ikamet etmiş bulunması ve ikamet etmeğe devam etmiş olması,
c- Primli ve rejime göre sağlanan yardımlardan faydalanabilmesi için de akit Taraflardan herhangi birinin ülkesinde ikamet etmekte olması,
2- Akit Taraflardan herhangi birine ait mevzuatın, bir akit Tarafın kendi ülkesi dışında doğmuş olan vatandaşlarının haklarını teyit etmiş olması halinde, diğer herhangi bir akit Tarafın ülkesinde doğmuş olup Akit Tarafın vatandaşı olan bir kimse, ilk sözü edilen Akit Tarafın kendi ülkesinde doğmuş vatandaşları gibi muamele görür.
Madde 3
1- l'nci maddede bahsi geçen mevzuatla ilgili olarak iki veya daha fazla Akit Taraf arasında yapılmış veya yapılabilecek olan her anlaşma, 9 uncu madde hükümleri mahfuz kalmak şartıyla, diğer Akit Taraflardan herhangi birinin vatandaşına, anlaşmayı yapan taraflardan birinin vatandaşı imiş gibi ve bahis konusu mevzuatla ilgili olarak aşağıdaki hususları derpiş ettiği nispette tatbik olunur,
a- Bir kimsenin hangi mevzuata göre sigorta edilmesi gerektiğinin tespiti,
b- Müktesep haklarla iktisap edilmekte olan hakların mahfuz tutulması ve hususiyle, yardıma müstahak olup olmadığını tayin ve yapılacak yardımın miktarım tespit etmek maksadıyla sigortalılık müddetleriyle muadil müddetlerin birleştirilmesi;
c- Bahis konusu anlaşmaların taraflardan herhangi birinin ülkesinde ikamet eden kimselere yardım yapılması;
d- Mezkur anlaşmaların bu paragrafta sözü edilen hükümlerine müteferri hususların ve bu hükümlerin tatbikatına mütedair tedbirlerin derpiş edilmesi.
2- Bu maddenin l'nci paragrafı hükümleri, sözü edilen anlaşmaların, primsiz bir rejime göre sağlanan yardımlarla ilgili herhangi bir hükmü hakkında tatbik olunmaz. Şu kadar ki, mevzuatına göre yardım talebinde bulunduğu Akit tarafın ülkesinde, 20 yaşını doldurduktan sonra, ceman en az 15 sene ikamet etmiş olan ve o ülkede, yardım talebinde bulunduğu tarihe hemen tekaddüm eden zaman zarfında fasılasız olarak en az 5 sene müddetle ikamet etmiş bulunan ilgili vatandaş hakkında tatbik olunur.
Madde 4
İlgili iki veya çok taraflı anlaşmalar hükümleri mahfuz kalmak şartıyla, işbu anlaşmanın akdinden evvel yapılmamış veya talik edilmiş olan yardımlar, bu kabil yardımların yapılması için vaki olan taleple ilgili bütün Akit taraflar için işbu anlaşmanın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren yeniden sağlanır. Şu. kadar ki, bu kaldırılabilir. Bu bildiri, aldığı tarihi takip eden ayın birinci gününde muteber olur ve bu anlaşma ona göre uygulanır.
Madde 10
Yukarıda maddelerde sözü edilen ekler, işbu anlaşmanın ayrılmaz bir parçasını teşkil eder.
Madde 11
1- Bu Anlaşmanın tatbik usulleri, gereken hallerde, akit Taraflarınyetkili mercileri arasında yapılacak uzlaşmalarla tespit edilir.
2- İlgili Akit Tarafların yetkili mercileri, bu anlaşmanın tefsir veyatatbiki ile ilgili ihtilafları müzakere yoluyla halletmeye çalışırlar.
3- Bu türlü bir ihtilaf üç aylık bir devre içinde müzakere yoluylahalledilmediği takdirde, ihtilaf, kuruluşunda ve çalışma usullerindeilgili Akit tarafların mutabık kalacakları bir hakem heyetine tevdiolunur, ikinci üç aylık devre içinde de mutabakata yarılamadığıtakdirde, ihtilaf, ilgili Akit taraflardan birinin talebi üzerine,Lahey Adalet Divanı Başkanı tarafından seçilecek bir hakeme tevdiedilir. Başkan ihtilafı çıkaran taraflardan birinin vatandaşı ise, buvazife, ihtilaf halindeki taraflardan birinin vatandaşı olmayanikinci başkana veya kıdem sırasına göre ondan sonra gelenhakime tevdi olunur.
4- İhtilafın hali kendisine tevdi edilen hakem heyetinin veya hakeminalacağı karar bu anlaşmanın esaslarına ve ruhuna uygun olarakverilir. Bu karar nihai olup tarafları bağlar.
Madde 12
Akit taraflardan herhangi birinin bu anlaşmayı feshetmesi halinde:
a- Anlaşma hükümlerine uygun olarak bir kimse tarafından iktisap edilmiş olan bütün haklar mahfuz tutulur. Hususiyle, anlaşma hükümlerine göre, bir Akit tarafın ülkesinde ikamet etmekte iken diğer taraf mevzuatına göre bir yardım alma hakkını iktisap etmiş ise bu yardımdan faydalanmağa devam eder.
b- Fesih tarihinden henüz tamamı iktisap edilmemiş olan hakların ne suretle kullanılacağına dair ilgili taraflar arasında yapılan mütemmim anlaşmalarda derpiş edilebilecek şartlar mahfuz kalmak kaydiyle, fesih kararının yürürlüğe girdiği tarihten evvel ikmal edilmiş bulunan sigortalılık müddetleri ile muadil müddetler hakkında bu anlaşma hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.
Madde 13
1- Bu Anlaşma Avrupa Konseyi Üyelerinin imzasına açıkbulundurulur. Anlaşma tasdik edilir ve tasdik belgeleri AvrupaKonseyi genel Sekreterine tevdi olunur.
2- Bu anlaşma ikinci tasdik belgesinin tevdi edildiği tarihi takip edenayın ilk günü yürürlüğe girer.
3- Bu anlaşma, sonradan tasdik eden mümzi Devletler için, tasdikbelgesinin tevdi edildiği tarihi takip eden ayın ilk günü yürürlüğegirer.
Madde 14
1- Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, Avrupa Konseyine Üyeolmayan herhangi bir Devleti bu Anlaşmaya iltihak etmeye davetedebilir.
2- İltihak muamelesi, tevdi tarihini takip eden ayın ilk günü yürürlüğegiren iltihak belgesinin Avrupa Konseyi Genel Sekreterine tevdiiile tekemmül eder.
3- Bu madde hükümlerine uygun olarak tevdi edilen iltihak belgesineilgili Devlet Hükümlerinin iltihak tarihinde bu anlaşmanınmümzisi bulunması halinde bu anlaşmanın I ve II numaralıeklerinde yer almış olması icap edecek olan malûmatı ihtiva edenbir bildiri eklenir.
4- Bu maddenin 3 üncü paragrafı gereğince verilecek bilgi, buAnlaşmanın tatbikatı bakımından , ilgili Devlet Hükümlerininiltihak tarihinde bu anlaşmanın mümzisi bulunması halinde bu
malûmatın kaybedilmiş olması gerekecek olan Ekin bir parçası kabul edilir.
Madde 15
Avrupa Konseyi Genel Sekreteri,
a- Konsey Üyeleri ile Milletlerarası Çalışma Bürosu Genel Müdürüne:
i- Bu anlaşmanın yürürlüğe girdiği tarih ile Anlaşmayı tasdik elden bütün üyelerin isimleri,
ii- 14'ncü madde gereğince tevdi edilen iltihak belgeleri ile bu belgelere ekli olarak alınan bildiriler,
iii- 16'ncı madde gereğince alınmış olan bildiri ile bu bildirinin yürürlük tarihi,
b- Akit taraflar Milletlerarası Çalışma Bürosu Genel Müdürüne:
i- 7'nci ve 8'nci maddeler gereğince alınmış olan bildiriler,
ii- 9'ncu maddenin 2'nci paragrafı gereğince dermeyan edilen ihtirazi kayıtlar,
iiî- 9'ncu maddenin 3'ncü paragrafı gereğince kaldırılan ihtirazi kayıtlar, hakkında bilgi verir.
Madde 16
İşbu anlaşma, 13 üncü maddenin 2 nci paragrafı gereğince yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki sene için muteberdir. Bu iki senelik müddetin hitamından ve ondan sonra da her yılın nihayete ermesinden en az altı ay evvel Avrupa Konseyi Genel Sekreterine bir bildiri göndermek suretiyle anlaşmayı feshetmemiş olan Akit Taraflar için müteakip yıllarda da yürürlükte kalır. Bu kabil bir bildiri taalluk ettiği devrenin sonunda muteber olur.
Hükümetleri tarafından usulü dairesinde yetkili kılınmış aşağıda imzaları bulunan kimseler, yukarıdaki hususları tasdik zımnında, bu anlaşmayı imzalamışlardır.
Bu anlaşma Paris'te 11 Aralık 1953 tarihinden İngilizce ve Fransızca olarak ve her iki metin aynı derecede muteber bulunmak üzere, tek nüsha halinde tanzim edilmiştir. Bu nüsha Avrupa Konseyi arşivlerinde muhafaza edilecek ve Genel Sekreter tarafından tasdikli birer örneği bütün mümzi Devletlere ve Milletlerarası Çalışma Bürosu Genel Müdürüne gönderilecektir.

İhtiyarlık, Maluliyet ve Ölüm Hallerine Müteallik Sosyal Güvenlik Rejimleri Avrupa Ara Anlaşması
Eki
Anlaşmanın tatbik sahasına giren sosyal güvenlik rejimleri
TÜRKİYE:
İlgili mevzuat:
a- İhtiyarlık sigortası
b- Muayyen çalışan zümreler mahsus özel rejimler.
Bütün bu rejimler primlidir.
İhtiyarlık, Maluliyet ve Ölüm Halleri Dışında Kalan Sosyal Güvenlik
Rejimleri Avrupa Ara Anlaşması
EK II
Anlaşmanın tatbik sahasına giren iki veya çok taraflı anlaşmalar
BELÇİKA:........
DANİMARKA:........
FRANSA:
FEDERAL ALMANYA CUMHURİYETİ:...............
İZLANDA:...........
İRLANDA:...........
İTALYA:..............
LÜKSEMBURG:.......
HOLLANDA:
NORVEÇ:........
SAAR:.....
İSVEÇ:....
BİRLEŞİK KRALLIK:..........
Maluliyet, İhtiyarlık ve Ölüm Hallerine Müteallik Sosyal Güvenlik Rejimleri Avrupa Ara Anlaşması
EK III
AKİT TARAFLARCA DERMEYAN OLUNAN İHTİRAZI KAYITLAR
1- Danimarka Hükümeti...............
2- Lüksemburg Hükümeti.............
3- Birleşik Krallık Hükümeti.............
İhtiyarlık, Maluliyet ve Ölüm Hallerine Müteallik Sosyal Güvenlik
Rejimleri Avrupa Ara Anlaşmasına
Ek Protokol
İşbu Protokolü imza eden Avrupa Konseyi Üyesi Hükümetler:
11 Aralık 1953 tarihinde Paris'te imzalanmış bulunan İhtiyarlık Maluliyet ve Ölüm Halleri Dışında Kalan Sosyal Güvenlik Rejimleri Avrupa Ara Anlaşması Hükümetlerini gözönünde bulundurarak (Aşağıdaki "Esas Anlaşma" diye ifade edilecektir;)
28 Temmuz 1951 tarihinde Cenevre'de imzalanmış bulunan mültecilerin statüsüne müteallik Sözleşme (*) hükümlerini (*)
Esas anlaşma hükümlerinin Sözleşmede tarif edilen mültecilere de tatbikini sağlayacak şekilde şümullendirilmesini arzu ederek;
Aşağıdaki hususlarda mutabakata varmışlardır:
Madde 1
Bu protokolün tatbikatında "Mülteci tabiri, Sözleşmenin birinci maddesinde buna verilen manayı ifade eder. Şu kadar ki, her Akit Taraf, işbu protokol gereğince üzerine aldığı mükellefiyetler bakımından, Sözleşmenin birinci maddesinin (B) paragrafından yazılı manalardan hangisini kabul ettiğini, Sözleşmeyi imza veya tasdik sırasında belirtmemiş ise, bu hususu, protokol imza, tasdik veya protokole iltihak sırasında yapacağı bir beyanla belirtilir.
Madde 2
Esas anlaşma hükümleri Akit Tarafların vatandaşları hakkında hangi şartlarla tatbik ediliyorsa mülteciler hakkında da aynı şartlarla uygulanır. Şu kadar ki, Esas anlaşmanın 3'ncü maddesi hükümleri mülteciler hakkında, ancak adı geçen madde de zikredilen anlaşmaların Akit Tarafların bu protokolü tasdik veya protokole iltihak etmeleri hallerinde tatbik olunur.
Madde 3
1- Bu protokol, Esas anlaşmayı imza etmiş olan Avrupa Konseyi Üyelerinin imzasına açık bulundurulur. Protokolde tasdik edilir.
2- Esas Anlaşmaya iltihak etmiş olan her Devlet bu protokole iltihakedebilir.
3- Bu Protokol, ikinci tasdik belgesinin tevdii tarihini takip eden ayınilk günü yürürlüğe girer.
4- Bu protokol, onu sonradan tasdik eden her mümzi Devlet veya onailtihak eden bir Devlet için, tasdik veya iltihak belgesinin tevdiitakip eden ayın ilk günü yürürlüğe girer.
5- Bu protokolün tasdik ve iltihak belgeleri Avrupa Konseyi GenelSekreterine tevdi edilir ve Genel Sekreter de tasdik veya iltihakedenlerin isimlerini Avrupa Konseyinin bütün üyelerine, iltihakeden Devletlere ve Milletlerarası Çalışma Bürosu Genel Müdürünebildirir.
Usulü dairesinde yetkili kılınmış aşağıda imzaları bulunan kimseler, yukarıdaki hususları tasdik zımnında, bu protokolü imzalamışlardır.
Bu Protokol Paris'te 11 Aralık 1953 tarihinde İngilizce ve Fransızca olarak ve her iki metin aynı derecede muteber bulunmak üzere, tek nüsha halinde tanzim edilmiştir. Bu nüsha Avrupa Konseyi arşivlerinde muhafaza edilecek ve Genel Sekreter tarafından tasdikli bir örneği bütün mümzi Devletlere ve Milletlerarası Çalışma Bürosu Genel Müdürüne gönderilecektir.


EŞİT DEĞERDE İŞ İÇİN ERKEK VE KADIN İŞÇİLER
ARASINDA ÜCRET EŞİTLİĞİ HAKKINDA 100 SAYILI
MİLLETLERARASI ÇALIŞMA SÖZLEŞMESİ
"Eşit Değerde İş İçin Erkek Ve Kadın İşçiler Arasında Ücret Eşitliği
Hakkında 100 Saylı Milletlerarası Çalışma Sözleşmesinin 19 Temmuz
1968 Tarihinden İtibaren Yürürlüğe Girmesinin Uygun Bulunduğuna Dair
Bakanlar Kurulu Kararı
Karar Ta. : 2 Eylül 1967 No: 6/8729R.G : 22 Eylül 1967 S.12706
Dstr.Trp. : 5, C.6-2 s.2507
14/4/1967 tarihli ve 6/8036 sayılı kararnameye ektir.
1951 yılında Cenevre'de toplanan 34'ncü Milletlerarası Çalışma Konferansınca kabul edilmiş olup 13/12/1966 tarih ve 810 sayılı kanunla onaylanması uygun bulunan "Eşit değerde iş için erkek ve kadın işçiler arasında ücret eşitliği hakkında 100 sayılı Milletlerarası Çalışma
Sözleşmesi"nin 19 Temmuzl968 tarihinden itibaren yürürlüğe girmesi;................
244 sayılı Kanunun 3'ncü maddesinin l'nci fıkrasına göre, Bakanlar Kurulunca 2/9/1967 tarihinde kararlaştırılmıştır
Eşit Değerde İş İçin Erkek Ve Kadın İşçiler Arasında Ücret Eşitliği Hakkında 100 Sayılı Milletlerarası Çalışma Sözleşmesi
Milletlerarası Çalışma Bürosu Yönetim Kurulu tarafından Cenevre'de toplantıya davet edilerek orada 6 Haziran 1951 tarihinde otuz dördüncü toplantısını yapan Milletlerarası Çalışma Teşkilatı Genel Konferansı,
Toplantı gündeminin yedinci maddesini teşkil eden, eşit değerde iş için erkek ve kadın işçiler arasında ücret eşitliği prensibi ile ilgili çeşitli tekliflerin kabulüne
Bu tekliflerin bir milletlerarası sözleşme şeklini almasına, karar verdikten sonra,
bin dokuz yüz elli bir Haziran ayının yirmi dokuzuncu günü, eşit ücrete dair 1951 adını taşıyacak olan aşağıdaki sözleşmeyi kabul eder:
Madde 1
1- Bu Sözleşme bakımından:
a- "Ücret" deyimi, işçinin çalıştırılması nedeniyle işveren tarafından
kendisine nakdi veya ayni olarak doğrudan doğruya veya bir vasıta ödenen
normal, kök veya asgari ücret veya aylıkla, sağlanan bütün diğer menfaatleri
içine alır;
b- "Eşit, değerde iş için erkek ve kadın işçiler arasında ücret eşitliği" deyimi,
esasına dayanan bir ayırım gözetmeksizin tespit edilmiş bulunan ücret hadlerini
ifade eder.
Madde 2
1- Her üye, ücret hadlerinin tespitiyle ilgili olarak yürürlükte bulunan usullereuygun yollardan, eşit değerde iş için erkek ve kadın işçiler arasında ücreteşitliği prensibini teşvik ve bu prensibin bütün işçilere uygulanmasını, sözüedilen usullerle telifi kabil olduğu nispette temin edecektir.
2- Bu prensip:a- Milli mevzuat
b- Mevzuatla kurulmuş veya tanınmış herhangi bir ücret tespit düzeni,
c- İşverenlerle işçiler arasında yapılan toplu sözleşmeler; veya
d- Bu çeşitli usullerin birleştirilmesi yoluyla uygulanabilir.
Madde 3
1- Bu sözleşme hükümlerinin uygulanmasını kolaylaştıracak mahiyetteolduğu hallerde, ihtiva ettikleri ameliyeler esas alınmak suretiyle, işlerinobjektif bir şekilde değerlendirilmesini teşvik için tedbirler alınacaktır.
2- Bu değerlendirmede takip edilecek usuller, ücret hadlerinin tespitineyetkili makamlar tarafından veya ücret hadlerinin toplu sözleşmelere göre
tespit edilmesi halinde, bu sözleşmelere taraf olanlarca kararlaştırılabilir.
-3- Bu şekilde objektif bir değerlendirme neticesinde, yapılacak işlerde tespit edilen farklara, cinsiyet gözetilmeksizin tekabül eden, ücret hadleri arasındaki farklar eşit değerde iş için erkek ve kadın işçiler arasında ücret eşitliği prensibine aykırı sayılama
Madde 4
Her üye, işbu Sözleşme hükümlerinin tatbik mevkiine konulması amacıyla ilgili işçi ve işveren teşekkülleriyle uygun yollardan işbirliği yapacaktır.
Madde 5
Bu Sözleşmenin resmi onay belgeleri Milletlerarası Çalışma Bürosu Genel Müdürüne gönderilecek ve onun tarafından tescil edilecektir.
Madde 6
1- Bu sözleşmede ancak onay belgeleri Genel Müdür tarafından tescil edilmişolan Milletlerarası Çalışma Teşkilatı üyelerini bağlayacaktır.
2- Bu sözleşme, iki üyenin onay belgesi Genel Müdür tarafından tesciledildiği tarihten itibaren on iki ay sonra yürürlüğe girecektir.
3- Daha sonra bu sözleşme, onu onaylayan her üye için onay belgesi tesciledildiği tarihten on iki ay sonra yürürlüğe girecektir.
Madde 7
1- Milletlerarası Çalışma Teşkilatı Statüsünün 35 inci maddesinin 2 ncifıkrası gereğince Milletlerarası Çalışma Bürosu Genel Müdürüne gönderilecekolan beyanlar şu hususları bildirecektir.
a- İlgili üyenin, sözleşme hükümlerinin hiçbir değişiklik yapılmadan
uygulanacağını taahhüt ettiği ülkeler;
b- Sözleşme hükümlerinin değişiklikler yapılarak uygulanacağını taahhüt
ettiği ülkeler ve bu değişikliğin nelerden ibaret olduğu;
c- Sözleşmenin uygulanamayacağı ülkeler ve bu gibi hallerde sözleşmenin
uygulanamamasının sebepleri;
d- Haklarındaki kararını, vaziyetin daha etraflıca tetkikine kadar mahfuz
tuttuğu ülkeler;
2- Bu maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentlerinde sözü edilentaahhütler, onaylamanın ayrılmaz kısımları sayılacak ve onaylama kuvvetinihaiz olacaktır.
3- Her üye, bu maddenin 1 inci fıkrasının (b), (c) ve (d) bentleri gereğincedaha evvel yapmış olduğu beyanda mevcut ihtirazi kayıtların hepsinden veyabir kısmından, yeni bir beyanla vazgeçilebilecektir.
4- Her üye, 9 uncu madde hükümlerine uygun olarak, bu sözleşmeninfeshedilebileceği devreler zarfında Genel Müdüre, daha evvelki herhangi birbeyanın hükümlerini başka herhangi bakımdan değiştiren ve belirliülkelerdeki halihazır vaziyeti bildiren yeni bir beyan gönderebilecektir.
Madde 8
1- Milletlerarası Çalışma Teşkilatı Anayasasının 35'nci maddesinin 4 ve 5'nci fıkraları gereğince, Milletlerarası Çalışma Genel Müdürüne gönderilen beyanlarda, sözleşme hükümlerinin ilgili ülkede değişikliklerle mi, yoksa değişiklik yapılmadan mı uygulanacağını belirtecektir; sözleşme hükümlerinin değişiklikler kaydıyla uygulanacağını bildirdiği zaman, bu değişikliklerin nelerden ibaret olduğunu açık olarak gösterecektir.
2- İlgili üye, üyeler veya milletlerarası makam, daha evvelki bir beyanla bildirilen, değişikliğe başvurma hakkından daha sonraki bir beyanla tamamenveya kısmen vazgeçebilir,
3- İlgili üye, üyeler veya milletlerarası makam, 9'ncu madde hükümlerineuygun olarak, bu sözleşmenin feshedilebileceği devreler zarfında GenelMüdüre, daha evvelki herhangi bir beyanın hükümlerini başka herhangi birbakımdan değiştiren ve sözleşmenin uygulanması bakımından halihazırvaziyeti bildiren yeni bir beyan gönderebilir.
Madde 9
1- Bu Sözleşmeyi onaylayan her üye, onu ilk yürürlüğe girdiği tarihtenitibaren on yıl bir devre sonunda Milletlerarası Çalışma Bürosu GenelMüdürüne göndereceği ve bu Müdürün tescil edeceği bir belge ilefeshedebilir. Fesih, tescil tarihinden ancak bir yıl sonra mutebere olacaktır.
2- Bu Sözleşmeyi onaylamış olup da, onu bundan evvelki fıkrada sözü edilenon yıllık devrenin bitiminden itibaren bir yıl zarfında bu madde de öngörülenşekilde feshetmek ihtiyacını kullanmayan her üye yeniden on yıllık bir müddetiçin bağlanmış olacak ve bundan sonra bu sözleşmeyi her on yıllık devrebitince bu maddede öngörülen şartlar içinde feshedilebilecektir.
Madde 10
1- Milletlerarası Çalışma Bürosu Genel Müdürü Milletlerarası ÇalışmaTeşkilatı üyeler tarafından kendisine bildirilen bütün onaylama ve fesihlerintescil olduğunu Teşkilatın bütün üyelerine bildirecektir.
2- Genel Müdür kendisine gönderilen sözleşmenin ikinci onay belgesinin tescil olduğunu teşkilat üyelerine bildirirken, bu sözleşmenin yürürlüğe gireceği tarih hakkında teşkilatı üyelerinin dikkatini çekecektir.
Madde 11
Milletlerarası Çalışma Bürosu Genel Müdürü, yukarıdaki maddelere uygun olarak tescil etmiş bütün onaylama, beyan ve fesihlere dair tam bilgileri, B. Milletler Anlaşmasının 102 nci maddesine uygun olarak tescil edilmek üzere, B. Milletler Genel Sekreterine ulaştıracaktır.
Madde 12
Milletlerarası Çalışma Bürosu Yönetim Kurulu lüzum göreceği zamanlarda Genel Konferansa bu sözleşmenin uygulanması hakkında bir rapor sunar ve sözleşmenin tamamen veya kısmen değiştirilmesi konusunun konferans gündemine konulup konulmaması lüzumunu inceler.
Madde 13
1- Konferansın bu sözleşmeyi tamamen veya kısmen değiştiren yeni birsözleşme kabul etmesi halinde ve yeni sözleşme aksini öngörmediği takdirde:
a- Tadil edici yeni sözleşmenin bir üye tarafından onanması keyfiyeti, yukarıdaki 9 uncu madde nazara alınmaksızın, ve tadil yeni sözleşme yürürlüğe girmiş olmak kayıt ve şartıyla, bu sözleşmenin derhal ve kendiliğinden feshini tazammum edecektir.
b- Tadil edici yeni sözleşmenin yürürlüğe girmesi tarihinden itibaren, busözleşme üyelerin onaylamasına artık açık bulundurulmayacaktır.
2- Bu sözleşme, onu onaylayıp da tadil edici sözleşmeyi onaylamamışbulunan üyeler için şimdiki şekil ve muhtevasıyla muteber olmakta devamedecektir.
Madde 14
Bu sözleşmenin Fransızca ve İngilizce metinleri aynı derecede muteberdir.

AVRUPA SOSYAL GÜVENLİK KODU
ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA HAKKINDA
KANUN
Kanun No: 2170
Kabul Ta. : 21/9/1978
R.G. : 29 Eylül 1978 S.16419
Dstr.Trp. : 5, C.17s.83
Madde 1-
Avrupa Konseyince kabul edilmiş olup 13 Mayıs 1964 tarihinde Strasbourg'ta imzalanmış bulunan Avrupa Sosyal Güvenlik Kodunun IV. Ve VII Bölümleri dışında kalan bütün bölümlerinin onaylanması uygun bulunmuştur.
Madde 2- Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer. Madde 3- Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.
Avrupa Sosyal Güvenlik Kod'unun IV'ncü ve VII'nci Bölümleri Dışında Kalan Kısımlarının Onaylanmasına Dair Bakanlar Kurulu Kararı
Karar Ta.: 28 Şubat 1979 N0:7/17346 R.G. : 23 Temmuz 1979 S. 16705 DstTrp. : 5, C.18 s.828
21.9.1978 tarihli ve 2170 sayılı Yasa ile onaylanması uygun bulunan ilişik Avrupa Sosyal Güvenlik Kod'unun IV'ncü ve VII’nci Bölümleri dışında Kalan Kısımlarının onaylanması;... 244 sayılı Kanunun 3'ncü ve 5'nci maddelerine göre, Bakanlar Kurulunca 28.12.1979 tarihinde kararlaştırılmıştır.
AVRUPA SOSYAL GÜVENLİK KODU PROTOKOLÜ
DİBACE
Bundan böyle "Kod" olarak adlandırılacak olan 16 Nisan 1964 yılı Strasburg'ta aktedilen Avrupa Sosyal Güvenlik Kod'u hükümlerinin öngördüğü sosyal güvenliği daha yüksek bir seviyeye ulaştırmak kararında olan ve her
ülkenin kendi ekonomik durumu dikkat nazara alınarak, Konseye üye tüm Devletleri söz konusu sosyal güvenliği yüksek seviyeye ulaştırmaları için teşvik etmek arzusunda olan, İşbu Protokolü imza eden Avrupa Konseyi üye Devletleri, Milletlerarası Çalışma Örgütünün işbirliği ile hazırlanan aşağıdaki hükümler üzerinde anlaşmışlardır.
BÖLÜM 1
Kod'u ve işbu Protokolü onaylamış bulunan Avrupa Konseyi üye Devletlerden her biri ve bu iki belgeye katılan her Devlet için aşağıdaki hükümler Kod'un mütekabil madde, paragraf ve bendin yerini alacaktır:
Madde 1 Paragraf 1, bent (h) aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir: "Çocuk" tabiri:
i- ya 16 yaşından küçük bir çocuğu,
ii- mevzuatla tayin edilen şekle göre mecburi tahsil süresinin son bulduğu yaştan daha küçük bir yaşta çocuğu veya 15 yaşından daha küçük bir çocuğu, kapsamaktadır.
Bununla beraber bu tabir, 18 yaşından daha küçük tahsiline devam eden, çıraklık yapan veya malul olan çocukları da kapsamaktadır.
Madde 2 Paragraf 1, bent (b) aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir,
(b) Bölüm II iki ve Bölüm V üç bölüm sayıldığı dikkat nazara alınarak, Kod'un 3 üncü maddesi uyarınca II ila X bölümlerden en az sekizini kabul eden ilgili üye Devlet.
Madde 2 Paragraf 2, aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir: 2. Bir önceki paragrafın (b) bendi hükmü,
a- IV,V,VI,IX ve X bölümlerden biri dahil olmak üzere II ile X bölümlerden en az altısı, Kod"n 3 üncü maddesi uyarınca ilgili üye Devlet tarafından kabul edildiği ve
b- Buna ilaveten
i- Bu paragrafın (a) bendi kapsamına giren bazı kolların, Kod'da gösterilen normların, gerek tatbik alanını ve gerek yapılan yardımlar bakımından yardım seviyesini veya birini veya ötekinin üstüne çıktığı,
ii- Bu paragrafın (a) bendi kapsamına giren bazı kollara, Kod'un 2 numaralı ekinde belirtilen munzam yararlar, Protokol tarafından tadil edilen şekilde Kod'da belirtilen normların üstüne çıktığı
iii- Kod'daki normlara ulaşmadığı kollar nazara alınarak, ilgili üye Devlet yürürlükte bulunan Sosyal Güvenliğin söz konusu bentte gösterilen düzenlemelerden birine uyduğu, Takdirde yerine getirilmiş sayılacaktır.
Madde 9 Aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir:
Korunan kimseler:
a- Bütün işçilerin yüzde 80'ninden az olmamak üzere, mevzuatla tayin edilen işçi sınıfları ile bunların karıları ve çocukları,
b- Veya ülkede oturanların yüzde 30'dan az olmamak üzere, mevzuatla tayin edilen bütün çalışan nüfus ile bunların karıları ve çocukları,
c- Veyahut ülkede oturanların yüzde 65'inden az olmamak üzere, mevzuatla tayin edilen bütün nüfus, teşkil eder.
Madde 10- Paragraf 1 ve 2 aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
1 - Yapılacak yardımlar en az şunları kapsar:
a- Hastalık halinde,
i- evde yapılan muayeneler dahil ve mevzuatla tespit edilen şartlar dahilinde uzman hekimlerin muayene ve tedavileri,
ii- Hastanede yatarak ve ayakta muayene ve tedavileri; ihtiyaca göre hekim ve uzman hekim tarafından muayene ve tedaviler; hastabakıcı tarafından bakım ve lüzumlu tedaviler;
iii- Lüzumlu hazır ve yapılması gereken ilaçların temini;
iv- Korunan çocukların diş muayene ve tedavisi ve
b- Gebelik, doğum ve bunlardan doğan sonuçlar halinde:
i- Doğumdan önce, doğum sırasında ve doğumdan sonra bir, hekim veya diplomalı bir ebe tarafından yapılan muayene ve tedaviler;
ii- Gereken hallerde hastaneye yatırılarak yapılan tedaviler ve
iii- İlaçlar.
2- Yardımdan yararlananların veya bunların aile reislerinin, hastalık halinde yapılacak sağlık yardımları masraflarına katılmaları istenebilir. Şu kadar ki:
a- Hastalık halinde; sağlık yardımlarına katılma kuralları, ağır bir yük olmayacak şekilde tespit edilir; ilgili veya ailenin yardım masraflarına katılma oranı:
i- Hastane dışında hekim veya uzman hekim tarafından yapılan muayene ve tedavi masrafının %25'nin,
ii- Hastanede yapılan muayene ve masrafın yüzde 25'inin,
iii- İlaç masraflarının ortalama yüzde 25 'nin
b- Gebelik, doğum ve bunlardan doğan sonuçlar ve yalnız ilaçlar için yardımdan yararlanan veya aile reisinin yardım masrafına iştiraki ortalama yüzde 25'i geçmemelidir. Bu yardıma katılma kuralları ilgili için ağır bir yük olmayacak biçimde tespit edilmelidir.
c- Her şekil muayene ve tedavi veya ilaç için yardıma katılma nispeti muayyen bir meblağ olarak tespit edilmiş ise, (a) ve (b) bentlerinde belirtilen her yardım kategorileri için yardımdan yararlananlara yapılacak tüm ödemeler, belirli bir müddet için söz konusu kategoriye tespit edilen tüm yardım oranını geçmemelidir.
Madde 12 Aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir:
10'ncu maddede belirtilen yardımlar, yardım yapılmasını gerektiren halin devamı süresince sağlanır. Ancak her olay için hastane tedavisi 52 haftadan veya 3 yıl sürekli bir müddet için 78 haftadan fazla süremez.
Madde 15 (a) ve (b) bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. Korunan kimseleri:
a- Bütün işlerin yüzde 80'ninden az olmamak üzere, mevzuatla tayin olunan işçi sınıfları
b- Veya ülkede oturanların % 30'undan az olmamak üzere, mevzuatla tayin olunan çalışanlar sınıfı: Teşkil eder.
Madde 18 Aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir:
16 ncı madde belirtilen yardım, yardım gerektiren halin devamı süresince sağlanır. Şu kadar ki, bu yardım her hastalık olayı için 52 haftadan veya 3 yıl sürekli bir müddet içinde 78 haftadan fazla olarak sınırandırılabilir
ve kazancın kesildiği sürenin ilk üç günü için de ödenek verilmeyebilir.
Madde 21 (a) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir:
Korunan kimseler:
(a) Bütün işçilerin yüzde 55'inden az olmamak üzere, milli mevzuatla tayin edilen işçi sınıflarını Teşkil eder.

Madde 24 Aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir:
1- 22'nci maddede belirtilen yardım süresi, işçi sınıfına dahil kimselerinkorunmuş olmaları halinde 12 aylık bir devre içinde 21 hafta veya kazancın herdefa kesilişinde 21 hafta
2- Ülkede oturan ve olay sırasındaki geçim kaynakları mevzuatla tayin edilensınırları aşmayan bütün nüfusun korunmuş halinde, 22'nci madde belirtilenyardım, yardım gerektiren halin devamı süresinde sağlanır. Şu kadar ki,mevzuatla tayin edilen ve kişinin muhtaçlık durumu araştırılmaksınız sağlananyardım süresi, bu maddenin 1 No'lu paragrafı hükmüne göre sınırlandırılabilir.
3- Milli mevzuat gereğince yardım süresi, pirim ödeme süresine göre veyadaha önce mevzuatla tayin edilen süreye göre vadelere ayrılmış ise, 12 aylıkdevre içinde yapılan ortalama yardım süresi 21 haftayı bulduğu takdirde, bumaddenin 1 No'lu paragrafı yerine getirilmiş sayılır.
4- Yapılan yardım aşağıdaki hallerde ödenmez.
a- Her işsizlik olayında ilk üç gün için yardım yapılmayabilir. Şu kadar ki, mevzuatla tayin edilen bir süreyi aşmayan ve geçici olarak çalışan süreden önce ve sonra işsiz geçen günler aynı olayın devamı sayılır.
b- 12 aylık bir süre içinde ilk 6 gün için yardım yapılmayabilir.
5- Mevsimlik işlerde çalışan işçilere yapılacak yardımın süresi ile olayınbaşlangıcından yardım yapılmayacak günler sayısı çalışma şartlarınauydurulabilir.
6- Ülkede istihdamı yüksek bir seviyede ve istikrarlı bir şekilde muhafaza içingerekli tedbirler alınmalıdır. işsizlere yeni münasip bir iş temini için iş bulmaservisleri, mesleki bilgileri oluşturmak için staj yerleri, münasip bir iş bulmalarıiçin başka bölgelere gidebilmeleri için yardım yapılması ve diğer benzeriservislerin ihdası gibi kolaylıklar temin edilmelidir.
Madde 26 Paragrafı 2 ve 3 aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir:
2. Mevzuatla tayin olunan yaş sının 65'ten yukarı olmamalıdır. Bununlaberaber mevzuatla daha yüksek bir yaş haddi tespit edilebilir. Şu şartla ki yaşhaddi, ülkede oturanlardan bu yaşa gelenlerin sayısı bu yaşın altında kalan ve 15yaşın üstünde bulunanlar sayısının yüzde 10'undan az olmamalıdır. Yalnızmevzuatla tayin edilen belirli kategori işçileri yardımdan faydalanıyor ise,mevzuatla tayin olunan yaş sınırı 65'ten yukarı olmamalıdır.
3. Milli Mevzuat hükmü ile yardıma hak kazanan bir işçi mevzuatlatayin edilen bir işte çalışıyor ise bu yardım kesilebilir; veya işçinin kazancı,mevzuatla tayin edilen bir miktarı aşmış ise yardımda indirim yapılabilir.
Madde 27 Bent (a) ve (b) aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir: Korunan kimseler:
a- Bütün işçilerin%50'sinden az olmamak üzere mevzuatla tayin edilen işçi sınıfları;
b- Veya işçilerin %20'sinden az olmamak üzere mevzuatla tayin edilen faal nüfusu
Teşkil eder.
Madde 28 Bent (b) aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir:
c- 67'nci madde hükümlerine uygun olarak ülkede oturan ve geçim kaynaklan mevzuatla tayin edilen sınırlan aşmayan bütün nüfus korunmuş olması halinde bununla beraber, 27' nci maddenin (a) ve (b) bentlerinde belirtilen kategorilere giren kimselere, kaynaklar söz konusu edilmeden, mevzuatla tayin edilen bir yardım garanti edilmelidir, şu kadar ki 29 uncu maddenin 1 inci paragrafında tespit edilen staj şartlarından daha ağır olmamalıdır.
Madde 32 Aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir:
d- Aile reisinin ölümü sonucunda dul kadının veya çocuklarının geçim olanağının kaybolması.
Madde 33 Aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir:
Korunan kimseleri, bütün işçilerin yüzde 80'inden az olmamak üzere, mevzuatla tayin olunan işçilerle, aile reisinin ölümü halinde yapılacak yardımlar bakımından da, bunların karılarıyla çocukları teşkil eder.
Madde 41- Aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir:
Korunan kimseleri, yardım periyodik ödemeler şeklinde yapıldığı takdirde:
a- Bütün işçilerin yüzde 80'inden. az olmamak üzere, mevzuatla tayin edilen işçi sınıfları;
b- Veya ülkede ikamet edenlerin %30'undan az olmamak üzere, mevzuatla tayin edilen faal nüfusu, Teşkil eder.
Madde 44 Aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir:
Korunan kimselere 42'nci madde gereğince yapılacak yardımların tutarı, 66'ncı maddedeki esaslara uygun olarak tespit edilen alelade kahil bir erkek işçinin ücretinin %2'si ile bu kimselerin çocukları sayısının çarpımına eşittir.
Madde 48 Aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir: Korunan kimseleri:
a- Bütün işçilerin yüzde 80'inden az olmamak üzere, mevzuatla tayin edilen işçi sınıfına dahil bütün kadınlarla, analık sağlık yardımı bakımından, bu sınıfa dahil erkek işçilerin karıları,
b- Veya ülkede oturanların %30'ndan az olmamak üzere mevzuatla tayin
edilen çalışan nüfus içindeki bütün kadınlarla, analık sağlık yardımı bakımından, bu sınıfa dahil erkeklerin karıları; teşkil eder.
Madde 49 2'nci paragraf aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir:
2- Sağlık yardımları en az şunlardır,
a- Doğumdan önce, doğum sırasında ve doğumdan sonra hekimler veya diplomalı ebeler tarafından yapılan yardımlar,
b- Gereken hallerde hastaneye yatırılması ve
c- İlaçlar; şu şartlardaki yardımdan yararlanan işçi kadın veya aile reisinin ilaç masraflarına iştirak etmeleri temin edilmelidir. Bu katılma kuralları, yardımdan yararlanan kadın ve aile reisi için ağır bir yük olmayacak şekilde ve ortalama yüzde 25 oranını geçmemesi öngörülmelidir. Her hal için, işçi kadının veya aile reisinin katılma payı muayyen bir meblağ olarak tayin edilmiş ise, korunan kimselerin yapacağı tüm ödemeler, belirli bir müddet için tespit edilen tüm meblağın yüzde 25'ini geçmemelidir.
Madde 54 Aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir:
Yardım yapılmasını gerektiren hal, kazanç sağlayan bir faaliyettebulunma gücünün mevzuatla tayin edilen bir derecede ve muhtemelen sürekliolarak kaybedilmesi veya hastalık ödeneğinin kesildiği tarihte iş göremezlikhalinin devam etmesi halleridir. Bununla beraber, faaliyette bulunma gücününmevzuatla tayin edilen derecenin üçte ikisini aşmamalıdır.
Madde 55 (a) ve (b) bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir: Korunan kimseleri:
a- Bütün işçilerin yüzde 80'ninden az olmamak üzere mevzuatla tayin olunan işçi sınıfları;
b- Veya ülkede oturanların %30'undan az olmamak üzere mevzuatla tayin edilen faal nüfus, teşkil eder.

Madde 56 Aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir:
1- Yapılan yardım, aşağıda belirtildiği üzere hesaplanan bir periyodik ödemebiçimindedir.
a- İşçi sınıfı kategorileri veya çalışan nüfus kategorileri korunmuş olması halinde 65'nci veya 66'ncı maddeye göre;
b- Geçim kaynaklan, gerektiren halin devamı süresinde, mevzuatla tayin edilen sınırlan aşmayan bütün nüfusun korunmuş olması halinde, 67'nci maddede yazılı esaslara göre; Hesaplanan bir periyodik ödeme. Bununla beraber, kaynaklar nazarı dikkate alınmaksızın, 55'nci maddenin (a) veya (b) bendinde belirtilmiş kategorilere dahil tüm işçilere mevzuatla tayin edilen bir yardım garanti edilmelidir. Şu şartdaki 57'nci maddenin l'nci paragrafında belirtilen staj süresi şartlarından daha ağır olmamalıdır.
2- Fiziki ve mesleki redaptasyon servislerin faaliyete geçmesi ve iş gücüazalmış işçilere münasip bir iş bulmaları için iş bulma servisleri, lüzumundaelverişli iş bulmaları için başka bölgelere gidebilmeleri için yardım yapılması vediğer benzeri servislerin ihdası için tedbirler alınmalıdır.
Madde 61 (a) ve (b) bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir:
a- Bütün işçilerin yüzde 80'inden az olmamak üzere, tayin edilen işçi sınıfına dahil aile reislerinin karılarıyla çocukları;
b- Veya ülkede ikamet edenlerin yüzde 30'undan az olmamak üzere, tayin edilen faal nüfus içindeki aile reislerinin karılarıyla çocukları; Teşkil eder.
Madde 62 (b) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir:
b- Ülkede oturan ve yardım yapılmasını gerektiren devrede geçim kaynakları mevzuatla tayin edilen sınırları aşmayan bütün dul kadınlarla çocukların korunması halinde, 67 nci madde hükümlerine göre hesaplanacak bir periyodik ödeme biçiminde olur. Bununla beraber, kaynaklar dikkat nazara alınmaksızın, 61 inci maddenin (a) ve (b) bendlerinde belirtilmiş kategorilere dahil aile reislerinin karılarıyla çocuklarına mevzuatla tayin edilen bir yardım garanti edilmelidir. Şu şartla ki 63 üncü maddenin 1 inci paragrafında belirtilen staj şartlarından daha ağır olmamalıdır.
Madde 74 1 ve 2'nci paragrafları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir:
1- Kodu ve işbu Protokolü onaylayan her üye Devlet, bu belgelerin uygulaması ile ilgili olarak Genel Sekretere her yıl bir rapor gönderir. Bu raporda aşağıdaki hususlar yer alır:
a- Onaylama söz konusu belgeler hükümlerinin uygulanmasını sağlayan mevzuat hakkında tam bilgi;
b- Aşağıda belirtilen maddelerde öngörülen istatistik koşulların söz konusu üye Devlet tarafından yerine getirilmiş olduğunu gösteren deliller;
i- Korunan kimselerin sayısı ile ilgili olarak madde 9(a), (b) veya (c); madde 15 (a) veya (b); madde 21 (a); madde 27(a) veya (b); madde 33; madde 41(a) veya (b); madde 48(a) veya (b); madde 55 (a) veya (b); madde 61 (a) veya (b);
ii- Yardım miktarıyla ilgili madde 44, 65,66 veya 67;
iii- İşsizlik yardımlarının süresi ile ilgili olarak 24 üncü maddenin 2‘nci paragrafı; ve
iv- Korunan işçiler tarafından ödenen sigorta primlerinin kaynaklar toplamına olan oranı bakımından 70'nci maddenin 2'nci paragrafı. Bu deliller, Komite tarafından öngörülen düzen ve biçimde bildirilir.
2- Kodu ve işbu Protokolü onaylayan her üye Devlet, talebi üzerine Genel Sekretere sözkonusu belgelerine onaylanan hükümlerin uygulama biçimi hakkında munzam bilgi verir.
Xl'nci bölüme ekli cetvel örnek hak sahibi kimselere yapılan periyodik ödemeler
Yardım yapılmasını gerektiren
Bölüm Hal Örnek hak sahibi_____ % Oranı
III Hastalık Evli ve iki çocuklu erkek 50
IV İşsizlik Evli ve iki çocuklu erkek 50
V Yaşlılık Emeklilik yaşında eşi bulunan erkek 45
VI İş kazalarıyla meslekHastalıkları
İşgörememezlik Evli ve iki çocuklu erkek 50
Tam işgörememezlik " " 50
(a) Genel (a) 50(b)Malulün devamlı
yardım görmesi halinde (b) 66 2/3
Hak sahipleri İki çocuklu dul kadın 45
VIII Analık Kadın 50
XI Malullük Evli ve iki çocuk erkek 50
X Hak sahipleri Erkek çocuklu dul kadın (veya iki
çocuklu dul kadının şahsi ihtiyaçlarını karşılayamayacak durumda olduğu takdirde ödenen emeklilik ödeneği 45
Madde 75 Aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir:
1- Gereğinde istişari Asamblenin görüşünü de alan Bakanlar Komitesi, AvrupaKonseyi Statüsü'nün 20 nci maddesinin (d) bendi uyarınca, Kod'u ve işbuProtokol'ü onaylayan her üye Devletin, bu belgelerin kabul ettiğiyükümlülükleri yerine getirmiş olup olmadığını üçte iki çoğunlukla karar verir.
2- Bakanlar Komitesi, bu Kod'u ve işbu Protokol'ü onaylayan üyeDevletlerden birinin sözkonusu belgelerin getirdiği yükümlülükleri yerinegetirmediği sonucuna varır ise, Akit Tarafa bu yükümlülüklerin yerinegetirilmesini sağlamak üzere kendisine gerekli görülecek tedbirleri almayadavet eder.
Madde 76 Aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir:
Kod'u ve işbu Protokol'ü onaylayan her üye Devlet, Kod'un ve Protokol'ün II ila X'ncu bölümlerinden, 3'ncü madde gereğince tevdi edilen onaylama belgesinde veya 4' ncü madde hükmüne göre sonradan yapılan bir bildiride belirtilmeyen herhangi bir bölümü ile ilgili kanun ve uygulama hakkında Genel Sekretere her iki yılda bir rapor gönderir.
Madde 79 Aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir:
1- Bakanlar Komitesi, bu Protokol yürürlüğe girdikten sonra, AvrupaKonseyine üye olmayan herhangi bir Devlet Protokol'e katılmaya davetedebilir. Böyle bir katılma Protokol'de belirtilen onaylama ile ilgili aynı usul veşartlara tabidir.
2- Bir Devlet, Genel Sekretere bir katılma belgesi tevdi etmek suretiyle, buProtokol'e katılır. Protokol, katılan herhangi bir Devlet için Protokol'e katılmabelgesinin tevdi edildiği tarihten bir yıl sonra yürürlüğe girer.
3- Katılan Devletin hak ve yükümlülükleri ile Protokol'ü onaylayan üyeDevletin Protokol'de belirtilen hak ve yükümlülükleri arasında fark yoktur.
Madde 80 Aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir:
1- Kod veya işbu Protokol üye Devletin ve katılan her Devletin her birinin öz yurdunda uygulanır. Üye devletlerden ve katılan her devletin her biri imza veya onaylama veyahut katılma belgesinin tevdii sırasında, Genel Sekretere hitaben
yazılmış bir deklarasyonla bu amaçla öz yurt olarak kabul edilen ülkenin neresi olduğunu belirtir.
2- Kod'u veya işbu Protokol'ü onaylayan her üye Devlet veya sonradankatılan devletlerden her biri, onaylama veya katılma belgesinin tevdii sırasındaveyahut ondan sonra herhangi bir zamanda, bildiride belirtilen değişikliklerhakkındaki hüküm saklı kalmak şartıyla, bu Kod'un veya işbu Protokol'üntamamının veya bir kısmının bu maddenin 1 inci paragrafında yer almayan özyurdun herhangi bir kısmına veya Milletlerarası ilişkilerde sorumlu bulunduğudiğer herhangi bir kısmına veya Milletlerarası ilişkilerde sorumlu bulunduğudiğer topraklarla teşmil edildiğini bildirebilir. Böyle bir bildiride belirtilendeğişiklikler sonradan yapılan bir bildiri ile iptal edilebilir veya değiştirilebilir.
3- Kod'u ve işbu Protokol'ü onaylayan her üye Devlet ve sonradan katılan herDevlet, 81 inci madde hükmüne uygun olarak Kod'un ve Protokol'ün veyayalnız Protokol'ün feshini ihbar edebileceği bir zamanda, Kod'un veya işbuProtokol'ün ülkenin herhangi bir yerinde veya bu maddenin 2 nci paragrafıgereğince, Kod'un veya işbu Protokol'ün teşmil edildiği diğer herhangitopraklarda uygulanmasına son verileceğini Genel Sekretere bildirebilir.
Madde 81 Aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir:
Kod'u ve işbu Protokol'ü onaylayan her üye Devlet veya katılan her Devlet, bu belgelerin II ila X'uncu bölümlerinden herhangi birinin feshini, ancak Kod'un veya Protokol'ün kendisi için yürürlüğe girdiği tarihten geçerli olmak üzere, beş yıllık bir devrenin veya bundan sonra gelecek her beş yıllık devrenin sonunda ve her defasında Genel Sekretere bir yıl önceden ihbarda bulunmak suretiyle isteyebilir. Kod'u veya Protokol'ü uygulayanların sayısı üçten az olmamak şartıyla, böyle bir fesih isteği Kod'un veya Protokol'ün diğer Akit Taraflar için yürürlükte kalmasını etkilemez.
Madde 82 Aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir: Genel Sekreter:
i- Bu Protokol'ün yürürlüğe girdiği tarih ve Protokol'ü onaylayan üye Devletlerin isimleriyle birlikte;
ii- 79'ncu madde gereğince kendisine tevdi edilen herhangi bir katılma belgesi ve bununla birlikte aldığı bildiriler;
iii-4 'ncü ve 80'nci maddelere göre alınan herhangi bir bildiri;
iv- Veya 81'nci madde hükmüne uygun olarak alman herhangi bir ihbar; Hakkında Avrupa Konseyi üyesi devletlerle sonradan katılan herhangi bir Devletin hükümetine ve Milletlerarası Çalışma Bürosu Genel Müdürüne bilgi verir.

BÖLÜM II
1- Avrupa Sosyal Güvenlik Kod'unu önceden veya Protokol ile birlikte imzaetmemiş veya onaylamamış hiç bir Avrupa Konseyi üye devleti, işbu protokolüimza edemez veya onaylayamaz.
2- Avrupa Sosyal Güvenlik Kod'unu önceden veya Protokol ile birlikte imzaetmemiş veya onaylamamış hiç bir Devlet, işbu Protokol'e dahil olamaz.
BÖLÜM III
1- İşbu Protokol Avrupa Konseyi Üyesi Devletlerin imzasına açıkbulundurulur. Bu protokol onaya tabidir. Onaylama belgeleri Genel Sekreteretevdi edilir. Şu kadar ki gerekirse, Bakanlar Komitesi tarafından bu husustadaha önce Bölüm IV'ün 4'ncü paragrafı gereğince olumlu bir karar alınabilir.
2- İşbu Protokol, üçüncü onaylama belgesinin tevdi edildiği tarihten bir yılsonra yürürlüğe girer.
3- İşbu Protokol, sonradan onaylayanlar hakkında, onaylama belgelerininGenel Sekretere tevdi edildiği tarihten bir yıl sonra yürürlüğe girer.
BÖLÜM IV
1- İşbu Protokol ile değiştirilmiş olan Kod'un 2'nci maddesinin 2'nci paragrafı hükmünden yararlanmak isteyen herhangi Akit Devlet, onaylama işleminden önce Genel Sekretere, kendi sosyal güvenlik sisteminin işbu Protokol hükümlerine ne dereceye kadar uygun olduğunu gösterir bir rapor gönderir. Bu raporda aşağıda yazılı hususlar yer alır:
a- İlgili mevzuat;
b- İşbu Protokol tarafından değiştirilen Kod'un aşağıda belirtilen maddelerde öngörülen istatistik koşulların yerine getirilmiş olduğunu gösteren deliller:
i- Korunan kimselerin sayısı ile ilgili olarak madde 9(a), (b) veya (c); madde 15(a) veya (b); madde 21(a); madde 27(a) veya(b); madde 33, madde 41(a) veya (b); madde 48(a) veya (b); madde 55(a) veya (b); madde 61 (a) veya (b);
ii- Yardım miktarlarıyla ilgili 44,65,66 veya 67;
iii-İşsizlik yardımlarının süresi ile ilgili olarak 24'ncü maddenin 2'nci paragrafı; ve
iv-Korunan işçiler tarafından ödenen sigorta primlerinin kaynaklar toplamına olan oram bakımından 70 inci maddenin 2'nci paragrafı, c- Akit Devletin, işbu Protokol tarafından değiştirilen Kod'un 2 nci maddesinin 2 ve 3 üncü paragrafları gereğince dikkat nazara alınmasını arzu ettiği hususlar. Bu deliller, Komite tarafından öngörülen düzen ve biçimde bildirilir.
2- İlgili Akit Devlet, talebi üzerine Genel Sekretere söz konusu Protokolhükümlerinin kendi sosyal güvenlik sistemine uygunluğu hakkında munzambilgi verir.
3- Kod'un 2'nci maddesinin 3 üncü paragrafı hükümleri dikkat nazara alınaraksöz konusu rapor ve söz konusu munzam bilgiler komite tarafındanincelenecektir. Komite vardığı sonuçları, rapor halinde bakanlar Komitesinesunacaktır.
4- Bakanlar Komitesi, Avrupa Konseyi Statüsünün 20'nci maddesinin (d) paragrafı uyarınca, Akit Devletin sosyal güvenlik sisteminin işbu Protokolün kabul ettiği yükümlülüklere uygun olup olmadığını üçte iki çoğunlukla karar verir.
5- Bakanlar Komitesi, sosyal güvenlik sisteminin işbu Protokol'ünyükümlülüklerine uygun olmadığı kararına varır ise, ilgili Akit Devleti bu hususta haberdar eder ve kendisine bu uygunluğun gerçekleşmesi için gerekli görülecek tedbirleri bildirir.

AVRUPA SOSYAL GÜVENLİK KODU
BÖLÜM-1 GENEL HÜKÜMLER
Madde 1
1- BuKod'ta:
a-"Bakanlar Komitesi", Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi; b-"Komite" tabiri, Avrupa Konseyi Eksperler Komitesi veya 2'nci maddenin 3 üncü paragrafında, 74 üncü maddenin 4 üncü paragrafında ve 78 inci maddenin 3 üncü paragrafında belirtilen görevlerin yürütülmesi için Bakanlar Komitesi tarafından görevlendirilecek başka bir komite; c- "Genel Sekreter" tabiri, Avrupa Konseyi Genel Sekreteri; d- "Mevzuatla tayin olunan" tabiri, milli kanunlar veya tüzüklerle tespit olunan; e- "İkametgah" tabiri, ilgili Akit Taraf ülkesindeki ikametgah ve "oturan" tabiri de ilgili Akit Taraf ülkesinde ikametgah bulunan kimse;
f- "Karı" tabiri, geçimi kocası tarafından sağlanan karısı; (Dstr. Metinde aynen böyledir.)
g- "Dul kadın" tabiri, kocasının ölümü tarihinde geçimi kocası tarafından
Sağlanan kadın; h- "Çocuk" tabiri, mevzuatla tayin olunduğu şekle göre, tahsil yaşının altında veya 15 yaşını doldurmamış bir çocuk;
1- "Staj süresi" tabiri, mevzuatla tayin olunduğu şekle göre, prim ödeme süresi,veya çalışma süresi, yahut ikamet süresi, veyahut bunların birleştirilmesisuretiyle meydana gelen bir süre;
Anlamına gelir.
2- 10, 34 ve 49 uncu maddelerdeki "yardım" tabiri doğrudan doğruya sağlananbir yardım veyahut ilgili kimse tarafından yapılan masrafların ödenmesindenibaret bir yardım anlamına gelir.
Madde 2
1 - Akit Taraflardan her biri:
a- I'nci Bölümü
b-II ila X'ncu Bölümlerden en az altısını; şu kadar ki Bölüm II iki, Bölüm V'te üç bölüm sayılır.
c- XI ve XII'nci Bölümlerin ilgili hükümlerini; ve
d- XIII'ncu Bölümü;
Uygulamak zorundadır.
2- a- En az IV,V,VI,IX ve X uncu bölümlerden biri dahil olmak üzere II ila X uncu bölümlerden en az üçü uygulandığı ve buna ilaveten:
i- Bu paragrafın (a) bendi kapsamına giren bazı sigorta kollarının normları, gerek kapsam ve gerek yapılan yardımlar bakımından Kod'taki normların üstünde olduğu;
ii- Bu paragrafın (a) bendi kapsamına giren bazı sigorta kollarından yapılan yardımlar, 2 numaralı ekte sayılan munzam yardımlar eklenmek suretiyle, Kod'taki normların üstüne çıktığı;
iii- Bazı sigorta kollarından yapılan yardımların Kod'taki normlara ulaşmadığı Nazara alınarak, yürürlükte bulunan mevzuat hükümlerine göre yapılan yardımlar 1'nci paragrafın (b) bendiyle sağlanan yardımlar karışımından birine eşit olduğu ispat edildiği takdirde; 1 'nci paragrafın (b) bendi hükmü yerine getirilmiş sayılır.
3- Bu maddenin 2'nci paragrafının (b) bendi hükmünden yararlanmak isteyen bir üye Devlet, 78'nci madde hükümlerine göre Genel Sekretere göndermiş olduğu raporda bu hususta istekte bulunur. Masraf eşitliği prensibinden hareket eden Komite, bu maddenin 2'nci paragrafının (b) bendi hükümlerinin nazara alınacağı şartları tanımlayan ve düzenleyen kuralları tespit eder. Bu hükümler her olayda ancak Komitenin üçte iki çoğunlukla vereceği olumlu kararla nazara alınabilir.
Madde 3
Akit taraflardan her biri, bu Kod'un II ila X'ncu bölümlerinden yükümlülüklerini kabul etmiş olduklarını onaylama belgesinde belirtir ve aynı zamanda 2'nci maddenin 2'nci paragrafı hükümlerinden yararlanıp yararlanmayacağı, yararlanacaksa ne derece yararlanacağını bildirir.
Madde 4
1- Akit taraflardan her biri , II ila X'ncu bölümlerden onaylama belgesindedaha önce belirtilmiş olan bir veya birkaçının yükümlülüğünü kabul ettiğiniGenel Sekretere sonradan bildirebilir.
2- Bu maddenin l'nci paragrafında belirtilen yükümlülükler onaylamabelgesinin ayrılmaz bir parçası olarak kabul edilir ve bildirme tarihindenitibaren geçerli sayılır.
Madde 5
Akit taraflardan birinin Kod'un II ila X uncu bölümlerinden onaylanan herhangi birinin uygulanmasında, işçilerin veya ülkesinde oturanların belirli bir oranından az olmamak üzere mevzuatla tayin edilen kimseleri korumakla yükümlü olması halinde bu Akit Taraf anılan bölümün uygulamasını üzerine almadan önce, istenilen orana ulaşılmış olduğundan emin bulunması gerekir.
Madde 6
Akit taraflardan biri, bu Kod'un II, IV,V,VIII (Sağlık yardımı ile ilgili hususlarda), IX ve X'ncu bölümlerin uygulanmasında, milli mevzuata göre korunması gereken kimseler için zorunlu olmayan sigortalarla sağlanan korumayı da nazara alabilir. Ancak o takdirde bu sigortaların:
a- Kamu mercileri tarafından para yardımı görmesi veya, bu türlü sigortaların yalnız ek sigorta olarak uygulanması halinde, Kamu mercileri tarafından murakabe edilmesi veyahut mevzuatla tayin edilen esaslara uygun olarak, işverenler ile işçiler tarafından birlikte idare edilmesi;
b- 65'nci madde gereğince tespit edilen kazançları kalifiye bir erkek işçinin
kazancını aşmayan kimselerin önemli bir kısmını kapsamına alması; ve
c- Gerektiğinde, diğer koruma şekilleri ile birlikte Kod'un ilgili hükümlerine
uygun bulunması; Gerekir.
BÖLÜM II
Sağlık Yardımları
Madde 7
Kod'un bu bölümünü uygulayan Akit Taraflardan her biri, korunan kimselere, sağlık durumları gerektirdiği zaman, bu bölümün aşağıda belirtilen maddelerine uygun olarak, koruyucu veya tedavi edici nitelikte sağlık yardımı yapılmasını sağlar.
Madde 8
Yardımı gerektiren hal, nedeni ne olursa olsun, hastalık hali ile gebelik, doğum ve bunların doğurduğu sonuçları kapsar.
Madde 9
Korunan kimseleri:
a- Bütün işçilerin yüzde 50'sinden az olmamak üzere, mevzuatla
tayin edilen işçi sınıfları ile bunların karıları ve çocukları;
b- Veya ülkede oturanların yüzde 20'sinden az olmamak üzere,
mevzuatla tayin edilen bütün nüfus ile bunların karıları ve çocukları
c- Veyahut ülkede oturanların yüzde 50'sinden az olmamak üzere,
mevzuatla tayin olunan bütün nüfus; teşkil eder.
Madde 10
Yapılacak yardımlar en az şunları kapsar: a- Hastalık halinde:
i- evde yapılan muayeneler dahil, hekimler tarafından sağlanan
muayene ve tedavileri,
j- uzman hekimler tarafından hastanelerde yatarak ve ayakta yapılan muayene ve tedavilerle hastaneler dışında sağlanabilen tedaviler;
k- hekimler tarafından gerekli görülüp yazılan ilaçlar;
1- gereken hallerde hastaneye yatırılarak yapılan tedaviler;
b- Gebelik, doğum ve nulradna doğan sonuçlar halinde ise;
i- doğumdan önce, doğum sırasında ve doğumdan sonra bir hekim veya diplomalı ebe tarafından yapılan muayene ve tedaviler, j- Gereken hallerde hastaneye yatırılarak yapılan tedaviler.
1- Yardımdan yararlananların veya bunların aile reislerinin, hastalık halindeyapılacak sağlık yardımları masraflarına katılmaları istenebilir. Sağlıkyardımlarına katılma kuralları ilgili için ağır bir yük olmayacak biçimde tespitedilir.
2- Bu madde gereğince yapılacak yardımlar, korunan kimsenin sağlığınıkoruma, çalışma gücünü iade ve kişisel ihtiyaçlarını karşılayabilme niteliğiniartırma amacını güder.
3- Sağlık yardımlarını sağlamakla görevli Devlet Daireleri veya Kurumları, kamu mercileri veya bu mercilerce yetkili kabul edilen diğer kuruluşlartarafından korunan kimselerin emrine hazır bulundurulan genel sağlıkhizmetlerinden yararlanmalarını, uygun görülebilecek her türlü araçla, eşvikederler.
Madde 11
10'ncu maddede belirtilen yardımlar, yardım yapılmasını gerektiren hallerde, korunan kimseye, kötü kullanmayı önlemek amacıyla, kendisinin veya aile reisinin gerekli görülebilecek bir staj süresini tamamlamış olması hâlinde sağlanır.
Madde 12
10'ncu maddede belirtilen yardımlar, yardım yapılmasını gerektiren halin devamı süresince sağlanır. Ancak hastalık halinde her olay için yardım süresi 26 hafta olarak sınırlandırılabilir. Şu kadar ki, hastalık iş göremezlik ödeneği verilmesine devam olunduğu sürece sağlık yardımları durdurulamaz ve uzun tedaviyi gerektirdiği milli mevzuatla kabul edilen hastalıklarda bu sürenin uzatılması için hüküm konulabilir.
BÖLÜM-III
Hastalık Ödenekleri
Madde 13
Kod'un bu bölümünü uygulayan Akit Taraflardan her biri, korunan kimselere, bu bölümün aşağıda belirtilen maddeleri gereğince, hastalık ödeneği verilmesini sağlar.
Madde 14
Yardım yapılmasını gerektiren, hastalıktan ileri gelen ve milli mevzuatta belirtildiği şekilde, kazancı geçici olarak kesilmesine yol açan iş göremezlik halidir.
Madde 15
Korunan kimseleri:
a-Bütün işçilerin yüzde 50'sinden az olmamak üzere, mevzuatla tayin olunan işçi sınıfları;
b-Veya ülkede oturanların yüzde 20'sinden az olmamak üzere, mevzuatla tayin olunan çalışanlar sınıfı;
c-Veyahut ülkede oturan ve olay sırasındaki geçim kaynakları 67'nci madde hükümlerine uygun bir şekilde mevzuatla tayin olunan sınırları aşmayan bütün nüfus teşkil eder.
Madde 16
1- Korunan kimselerin işçi veya bütün çalışanlar sınıfından olmaları halinde, yapılacak yardım, 65 inci veya 66'ncı madde hükümlerine uygun olarak hesaplanan periyodik bir ödeme biçiminde olur.
2- Ülkede oturan ve olay sırasındaki geçim kaynakları mevzuatla tayin edilen sınırları aşmayan bütün nüfusun korunmuş olması halinde, yapılacak yardım, 67'nci madde hükümlerine göre hesaplanan periyodik bir ödeme şeklinde olur. Şu kadar ki, 15'nci maddenin (a) veya (b) bentleri gereğince tespit edilen işçilere, muhtaçlık durumları araştırılmaksızın, yine mevzuatla tayin edilen bir yardım yapılması sağlanır.
Madde 17
Yardım yapılmasını gerektiren bir olayda 16'ncı maddede belirtilen
yardım, en az, kötü kullanmayı önlemek için gerekli sayılabilecek bir staj süresini tamamlamış olan kimselere sağlanır.
Madde 18
16'ncı maddede belirtilen yardım, yardım yapılmasını gerektiren halin devamı süresince sağlanır. Şu kadar ki, bu yardım her hastalık olayı için 26 hafta olarak sınırlandırılabilir ve kazancı kesildiği sürenin ilk üç günü için de ödenek verilmeyebilir.
BÖLÜM IV
İşsizlik Yardımları
Madde 19
Kod'un bu bölümü uygulayan Akit Taraflardan her biri, korunan kimselere bu bölümün aşağıdaki maddeleri gereğince, işsizlik yardımı yapılmasını sağlar.
Madde 20
Yardım yapılmasını gerektiren hal, çalışabilecek durumda olan ve iş almaya hazır bulunan bir kimsenin, uygun bir işe girme olanağını bulamaması nedeniyle, milli mevzuatta tanımlandığı biçimde, kazancının geçici olarak kesilmesi halidir.
Madde 21
Korunan kimseleri:
a- Bütün işçilerin yüzde 50'sinden az olmamak üzere, milli mevzuatla tayin edilen işçi sınıfları;
b- Veya ülkede oturan ve olay sırasındaki geçim kaynakları 67'nci madde hükümlerine uygun olarak mevzuatla tayin edilen sınırları aşmayan bütün nüfus; Teşkil eder.
Madde 22
a- Korunan kimselerin işçi sınıfından ibaret olması halinde yapılacak yardım, 65'nci veya 66'ncı madde hükümlerine uygun olarak hesaplanan bir periyodik ödeme biçiminde olur.
b- Ülkede oturan ve olay sırasındaki geçim kaynakları belirli sınırları aşmayan bütün nüfusun korunmuş olması halinde yardım, 67'nci madde hükümlerine uygun olarak hesaplanan bir periyodik ödeme biçiminde olur. Şu kadar ki, 21'nci maddenin (a) bendi gereğince tespit edilen işçilere, muhtaçlık durundan araştırılmaksızın, mevzuatla tayin edilen bir yardım yapılması sağlanır.
Madde 23
22'nci maddede belirtilen yardım, kötü kullanmayı önlemek için gerekli görülebilecek asgari bir staj süresini tamamlamış olan korunan kimselere sağlanır.
Madde 24
22'nci maddede belirtilen yardım, yardım yapılmasını gerektiren halin devamı süresince sağlanır. Ancak yardım süresi:
a- İşçi sınıfına dahil kimselerin korunmuş olmaları halinde 12 aylık
bir devre içinde 13 hafta veya kazancın her defa kesilişinde 13
hafta;
b- Ülkede oturan ve olay sırasındaki geçim kaynakları mevzuatla tayin edilen sınırları aşmayan bütün nüfusun korunmuş olması halinde de, 12 aylık devre içinde 26 hafta; Olarak sınırlandırılabilir. Şu kadar ki, mevzuatla tayin edilen ve kişinin muhtaçlık durumu araştırılmaksızın sağlanan yardımın süresi, bu paragrafın (a) bendi hükmüne göre sınırlandırılabilir.
1- Milli mevzuat gereğince, yardım süresi prim ödeme süresine göre, veyadaha önce mevzuatla tayin edilen bir süre içinde yardımdan yararlanılmasıhalinde, değişik olduğu ve 12 aylık devre içinde yapılan ortalama yardım süresien az 13 haftayı bulduğu takdirde, bu maddenin l'nci paragrafın hükmü yerinegetirilmiş sayılır.
2- Her işsizlik olayında ilk 7 gün için yardım yapılmayabilir. Şu kadar ki,mevzuatla tayin edilen bir süreyi aşmayan ve geçici olarak çalışan sürede önceve sonra işsiz geçen günler aynı olayın devamı sayılır.
3- Mevsimlik işlerde çalışan işçilere yapılacak yardımın süresi ile olayınbaşlangıcında yardım yapılmayacak günler sayısı çalışma şartlarınauydurulabilir.
BÖLÜM V
Yaşlılık Yardımları
Madde 25
Kod'un bu bölümünü uygulayan Akit Taraflardan her biri, korunan kimselere, bu bölümün aşağıdaki maddelerine uygun olarak yaşlılık yardımı yapılmasını sağlar.
1- Yardım yapılmasını gerektiren hal, mevzuatla tayin olunan bir yaşınüstündeki yaşama halidir.
2- Mevzuatla tayin olunan yaş sınırı 65'ten yukarı olmamalıdır veya tespitedilen yaş öyle bir yaş olmalıdır ki ülkede oturanlardan bu yaşa gelenlerin sayısıbu yaşın altında kalan ve 15 yaşın üstünde bulunanlar sayısının yüzde 10'undanaz olmasın.
3- Bir kimsenin mevzuatla tayin edilen ücretli bir işte çalışmış olması halinde,bu kimsenin hak kazandığı yardım kesileceğine veya, primli sosyal güvenlik
sistemlerinde, aylık sahibinin kazancının mevzuatla tayin edilen bir miktarı aşmış bulunması, primsiz sosyal güvenlik sistemlerinde ise, bu kazancı veya diğer geçim kaynaklarının veyahut bunların toplamının mevzuatla tayin edilen miktarlardan fazla olması halinde ise yardımda indirim yapılabileceğine dair milli mevzuata hüküm konabilir.
Madde 27
Korunan kimseleri:
a- Bütün işçilerin yüzde 50'sinden az olmamak üzere, mevzuatla tayin edilen işçi sınıfları;
b- Veya ülkede oturanların yüzde 20'sinden az olmamak üzere, mevzuatla tayin olunan faal nüfus;
c- Veyahut ülkede oturan ve yaşlılık devresindeki geçim kaynakları 67'nci madde hükümlerine uygun düşecek bir biçimde mevzuatla tayin edilen sınırı aşmayan bütün nüfus;
Teşkil eder.
Madde 28
Yapılacak Yardım:
a- Korunan kimselerin işçi sınıfından veya çalışanlar kategorisinden ibaret olması halinde 65'nci veya 66'ncı maddeler hükümlerine göre,
b- Ülkede oturan ve yaşlılık devresindeki geçim kaynakları mevzuatla tayin edilen sınırları aşmayan bütün nüfusun korunmuş olması halinde de, 67'nci madde hükümlerine göre;
Hesaplanan bir periyodik ödeme biçiminde olur.
Madde 29
Yardım yapılmasını gerektiren bir halde 28'nci maddede belirtilen yardım, en az aşağıda yazılı korunan kimseler için sağlanır.
a- Yardımı gerektiren olayın meydana gelmesinden önce, 30 yıllık prim ödeme veya çalışmadan veyahut 20 yıllık ikametten ibaret olabilecek mevzuatla tayin olunan bir staj süresini tamamlamış bulunan kimseler.
b- Prensip olarak bütün çalışan nüfusun korunması halinde de, mevzuatla tayin olunan bir prim ödeme süresini tamamlayan ve çalışma devresi içinde, kendi adına, yıllık ortalama olarak mevzuatla tayin edilen gün sayısı kadar prim ödemiş bulunan kimseler.
2- 1 'nci paragrafta sözü geçen yardımın yapılması asgari bir prim ödeme veyaçalışma süresinin tamamlanmış olması şartına bağlı bulunduğu takdirde, en az,aşağıda yazılı korunan kimselere indirimli yardım yapılması sağlanır.
a- Yardım yapılmasını gerektiren olayın meydana gelmesinden önce 30 yıllık prim ödeme veya çalışmadan veyahut 20 yıllık ikametten ibaret olabilecek mevzuatla tayin olunan asgari bir staj süresini tamamlamış bulunan kimseler,
b- Prensip olarak bütün çalışan nüfusun korunması halinde, mevzuatla tayin olunan bir prim ödeme süresini tamamlayan ve çalışma devresi içinde kendi adına, bu maddenin l'nci paragrafının (b) bendi gereğince mevzuatta tayin edilen yıllık ortalama prim ödeme gün sayısının yarısı kadar prim ödemiş bulunan kimseler.
3- Mevzuat hükümlerine göre, 10 yıllık prim ödeme veya çalışma veyahut 5yıllık ikamet süresini tamamlamış olan korunan bir kimseye Xl'nci bölümhükümlerine uygun olarak hesaplanan, ancak anılan bölüme ekli cetvelde yazılıoranda on puan eksik bulunan bir yüzde üzerinden yardım yapılması sağlanmışise, bu maddenin l'nci paragrafı hükmü yerine getirilmiş sayılır.
4- İndirimli yardım yapılması için gerekli staj süresi 10 yıllık prim ödemeveya çalışma süresinden fazla, ancak 30 yıllık prim ödeme veya çalışmasüresinden az ise Xl'nci bölüme ekli cetvelde gösterilen oranda bir indirmeyapılabilir. Bu staj süresi 15 yıldan fazla olduğu takdirde, bu maddenin 2'nciparagrafı hükmüne uygun bir indirimli yardım yapılır.
5- Bu maddenin 1,3 veya 4'ncü paragraflarında söz edilen yardımlarınyapılması asgari bir prim ödeme veya çalışma süresinin tamamlanmış olmasışartına bağlı bulunan hallerde, bu bölüm hükümleri yürürlüğe girdiği tarihte,sırf ileri yaşta bulunması nedeniyle bu maddenin 2'nci paragrafı gereğincemevzuatla tayin olunan şartları yerine getirmemiş bulunan korunan bir kimseye,normal yaşın üstündeki bir yaşta, bu maddenin 1,3 veya 4'ncü paragraftangereğince yardım sağlanmamış olması şartıyla, indirimli yardım yapılır.
Madde 30
28'nci ve 29'ncu maddelerde belirtilen yardımlar, yardım yapılmasını gerektiren halin devamı süresince sağlanır.
BÖLÜM VI
İş Kazalarıyla Meslek Hastalıkları Halinde Yapılacak Yardımlar
Madde 31
Kod'un bu bölümünü uygulayan Akit Taraflardan her biri, korunan kimselere, iş kazalarıyla meslek hastalıkları halinde, bu Bölümün aşağıdaki maddelerine uygun olarak yardım yapılmasını sağlar.
Madde 32
Yardım yapılmasını gerektiren haller, iş kazalarının veya mevzuatla tayin edilen ve çalışma şartlarından ileri gelen meslek hastalıklarının sebep olduğu aşağıda yazılı hallerdir.
a- Hastalık hali
b- Hastalık sonucu meydana gelen ve milli mevzuatta tanımlandığı biçimde, kazancı geçici olarak kesilmesine yol açan iş göremezlik hali. c- Kazanma gücünün tamamının veya, mevzuatla tayin olunan bir derecenin üstünde olmak üzere, bir kısmının muhtemelen sürekli olarak kaybı veya bu kayıp derecesinde meydana gelen beden noksanlığı,
d- Aile reisinin ölümü sonucunda dul kadının veya çocuğunun geçim olanağının kaybolması. Dul kadının yardıma hak kazanması, milli mevzuat hükümlerine göre, kendi geçimini sağlamaya muktedir olmadığının kabul edilmesi şartına bağlanabilir.
Madde 33
Korunan kimseleri, bütün işçilerin yüzde 50'sinden az olmamak üzere, mevzuatla tayin olunan işçilerle, aile reisinin ölümü halinde yapılacak yardımlar bakımından da, bunların karılarıyla çocukları teşkil eder.
Madde 34
1- Hastalık halinde yapılacak yardımlar, bu maddenin 2 ve 3'ncüparagraflarında belirtilen sağlık yardımlarıdır.
2- Sağlık yardımları şunlardır:
a- Evde yapılan muayeneler dahil, pratisyen hekimler tarafından yapılan
muayene ve tedavilerle uzman hekimler tarafından hastanede ayakta veya
yatarak yapılan muayene ve tedaviler.
b- Diş tedavileri
c- Evde, hastanede veya diğer sağlık tesislerinde hemşireler tarafından
sağlanan bakım.
d- Hastanelerde, nekahat evlerinde, sanatoryumlarda veya diğer sağlık
tesislerinde sağlanan bakım.
e- Diş tedavi malzemesi ile ilaç ve diğer tıbbi ve cerrahi malzemenin
sağlanması, protez araç ve gereçlerinin verilmesi ve tamiri, gözlük
verilmesi.
f- Bir hekim veya diş hekiminin nezaretinde olmak üzere, kanunla
hekimlik mesleğine bağlı kabul edilen diğer meslekler mensupları
tarafından sağlanan bakım ve tedaviler.
3- Yukarıdaki paragraflar gereğince yapılacak sağlık yardımları, korunan kimsenin sağlığını koruma, çalışma gücünü iade ve kişisel ihtiyaçlarını karşılayabilme yeteneğini artırma amacını güder.
Madde 35
1- Sağlık yardımlarını sağlamakla görevli Devlet Daireleri veya Kurumlaruygun görülen hallerde, çalışma gücü azalmış kimselerin yeniden uygun bir işealıştırılmaları amacıyla, mesleki rehabilitasyon müesseseleriyle işbirliğiyaparlar.
2- Anılan Daire veya Kurumlar, çalışma gücü azalmış kimselerin meslekirehabilitasyona tabi tutulmaları hususunda tedbir almaya, bu konuda çıkarılacakmevzuatla yetkili kılınabilirler.
Madde 36
1- Geçici işgöremez duruma düşülmesi, kazanma gücünün sürekli olarakkaybedilmesi veya buna eşit bir beden noksanlığı meydana gelmesi veyahut ailereisinin ölümü halinde yapılacak yardımlar, 65'nci veya 66'ncı maddehükümlerine göre hesaplanacak periyodik ödemeler biçiminde olur.
2- Kazanma gücünün bir kısmının sürekli olarak kaybedilmiş olması veyabuna eşit bir beden noksanlığı meydana gelmesi halinde yardım yapılmasıgerekiyorsa, bu yardım çalışma gücünün tamamının kaybı veya buna eşit birbeden noksanlığı halinde yapılması öngörülen yardım tutarının uygun bir oranıüzerinden tespit edilecek bir periyodik ödeme biçiminde olur.
3- Peryodik ödemeler:
a- İşgöremezlik derecesinin az olması,
b- Veya yetkili mercilerin sermayenin iyi kullanılacağına kanaat
getirmeleri halinde sermayeye çevrilerek toptan ödenebilir.
Madde 37
Yardım yapılmasını gerektiren hallerde sağlanacak olan 34'ncü ve 36'ncı maddelerde yazılı yardımlar, arıza bir iş kazasından ileri gelmişse, iş kazasının
olduğu, arıza bir hastalıktan ileri gelmişse hastalığın anlaşıldığı tarihte ilgili Akit Taraf ülkesinde işçi olarak çalışan korunan kimselere, aile reisinin ölümü halinde de bu gibi kimselerin dul karılarıyla çocuklarına yapılır. Madde 38
34'ncü ve 36'ncı maddelerde belirtilen yardımlar, yardım yapılmasını gerektiren halin devamı süresince sağlanır. Şu kadar ki geçici iş göremezliğin söz konusu olduğu hallerde, kazancın kesildiği her olayda ilk üç gün ödenek verilmeyebilir.
BÖLÜM VII
Aile Yardımları
Madde 39
Kod'un bu bölümünü uygulayan Âkit Taraflardan her biri, bu bölümün aşağıdaki maddelerine uygun olarak, korunan kimselere aile yardımı yapılmasını sağlar.
Madde 40
Yardım yapılmasını gerektiren hal, mevzuatla tayin edildiği biçiminde, çocukların geçimini sağlama yükümlülüğüdür.
Madde 41
42'nci maddede belirtilen periyodik ödemeler bakımından korunan kimseleri:
a- Bütün işçilerin yüzde 50'nden az olmamak üzere, mevzuatla tayin
edilen işçi sınıfları;
b- Veya ülkede ikamet edenlerin yüzde 20'nden az olmamak üzere, mevzuatla tayin edilen faal nüfus; Teşkil eder.
Madde 42
Yapılacak yardımlar şunlardır:
a- Mevzuatla tayin edilen staj süresini tamamlamış bulunan her korunan
kimseye yapılan periyodik ödemeler.
b- Veya çocuklar için yapılacak yiyecek ve giyecek yardımları ile mesken,
tatil geçirme yerleri ve ev idaresi bakımından gerekli yardımlar.
c- Veyahut bu maddenin (a) ve (b) bentlerinde belirtilen yardımların
birleşiminden meydana gelen yardımlar.
Madde 43
42'nci maddede belirtilen yardımlar, en az, mevzuatla tayin edildiği üzere, belirli bir süre içinde bir aylık prim ödeme veya çalışma veyahut altı aylık ikamet şartlarından birini yerine getiren korunan kimselere sağlanır.
Madde 44
Korunan kimselere 42'nci madde gereğince yapılacak yardımların tutarı, 66'ncı maddedeki esaslara uygun olarak tespit edilen alelade kahil bir erkek işçinin ücretinin yüzde 1.5'u ile bu kimselerin çocuklarının sayısının çarpımına eşittir.
Madde 45
Periyodik ödeme şeklinde yapılacak yardımlar, yardım yapılmasını gerektiren halin devamı süresince sağlanır.
BÖLÜM-VIII
Analık Yardımları
Madde 46
Kod'un bu bölümünü uygulayan Akit Taraflardan her biri, korunan kimselere, bu bölümün aşağıdaki maddelerine uygun olarak analık yardımı yapılmasını sağlar.
Madde 47
Yardım yapılmasını gerektiren hal, gebelik ve doğum ile bunların doğurduğu sonuçlar ve milli mevzuatla tayin edildiği biçimde, kazancın kesilmesi halleridir.
Madde 48
Korunan kimseleri:
a- Bütün işçilerin yüzde 50'sinden az olmamak üzere, mevzuatla tayin edilen işçi sınıfına dahil bütün kadınlarla, analık sağlık yardımı bakımından, bu sınıfa dahil erkek işçilerin karıları;
b- Veya ülkede oturanların yüzde 20'sinden az olmamak üzere, mevzuatla tayin edilen çalışan nüfus içindeki bütün kadınlarla, analık sağlık yardımı bakından, bu sınıfa dahil erkeklerin karıları; Teşkil eder.
Madde 49
1- Gebelik, doğum ve bunlardan ileri gelen arızalarda yapılacak analık sağlıkyardımları, bu maddenin 2 ve 3'ncü paragraflarında belirtilen sağlıkyardımlarıdır.
2- Sağlık yardımları en az şunlardır:
a- Doğumdan önce, doğum sırasında ve doğumdan sonra hekimler veya
diplomalı ebeler tarafından yapılan yardımlar.
b- Gereken hallerde hastaneye yatırılacaklara yapılan yardımlar.
3- Bu maddenin 2'nci paragrafında belirtilen sağlık yardımları, korunan kadınınsağlığını koruma, çalışma gücünü iade ve kişisel ihtiyaçlarını karşılayabilmeyeteneğini artırma amacını güder.
4- Analık sağlık yardımlarını sağlamakla görevli Devlet daireleri veyakurumlar, korunan kadınları, kamu idareleri veya bu idarelerce tanınmış diğerkuruluşlar tarafından emirlerine hazır bulundurulan genel sağlık hizmetlerindenyararlanmaları için uygun görülebilecek her türlü araçlarla teşvik ederler.
Madde 50
Gebelik, doğum ve bunlardan ileri gelen arızalar sonucu kazancın kesilmiş olması halinde yapılacak yardım, 65'nci veya 66'ncı maddedeki esaslara uygun olarak hesaplanacak bir periyodik ödemenin miktarı yardım yapılmasını gerektiren halin devam ettiği süre içinde değişebilir. Ancak ortalama yardım miktarının yukarıda belirtilen esaslara göre hesap edilen miktara uygun olması şarttır.
Madde 51
Yardım yapılmasını gerektiren bir halde 49'ncu ve 50'nci maddelerde belirtilen yardımlar, en az, kötü kullanmayı önlemek için gerekli görülebilecek bir staj süresini tamamlamış olan korunan sınıflara dahil bir kadına ve 49'ncu maddede belirtilen yardım da böyle bir staj süresini tamamlamış olan korunan sınıflara dahil bir erkeğin karısına sağlanır.
Madde 52
49'ncu ve 50'nci maddelerde belirtilen yardımlar, yardım yapılmasını gerektiren halin devamı süresince sağlanır. Ancak periyodik ödemeler 12 hafta olarak sınırlandırılabilir. Şu kadar ki, milli mevzuatta işten kalma halinin daha uzun bir süre devam etmesi gerektiğine veya devam edebileceğine dair bir hüküm bulunduğu takdirde periyodik ödemeler süresi bu süreden daha kısa olamaz.
BÖLÜM IX
Malullük Yardımları Madde 53
Kod'un bu bölümünü uygulayan Akit Taraflardan her bîri bu bölümün aşağıdaki maddelerine uygun olarak malullük yardımı yapılmasını sağlar.
Madde 54
Yardım yapılmasını gerektiren hal, kazanç sağlayan bir faaliyette bulunma gücünün mevzuatla tayin edilen bir derecede ve muhtemelen sürekli olarak kaybedilmesi veya hastalık ödeneğinin kesildiği tarihte iş göremezlik halinin devam etmesi halleridir.
Madde 55
Korunan kimseleri:
a- Bütün işçilerin yüzde 50'sinden az olmamak üzere mevzuatla tayin
olunan işçi sınıfları;
b- Veya ülkede oturanların yüzde 20'sinden az olmamak üzere, mevzuatla tayin edilen faal nüfus;
c- Veyahut ülkede oturan ve yardım yapılmasını gerektiren halin devamı süresince geçim kaynaklan 67'nci madde gereklerine uygun olarak mevzuatla tayin edilen sınırlan aşamayan bütün nüfus; Teşkil eder.
Madde 56
Yapılan yardım aşağıda belirtildiği üzere hesaplanan bir periyodik ödeme biçimindedir.
a- işçi sınıfının veya çalışan nüfusun korunmuş olması halinde, 65'nci veya 66'ncı maddeye göre;
b- Ülkede oturan ve yardım yapılmasını gerektiren halin devam ettiği süre içinde geçim kaynakları belirli sınırları aşmayan bütün nüfusun korunmuş olması halinde ise, 67'nci maddede yazılı esaslara göre;
Hesaplanan bir periyodik ödeme.
Madde 57
1- 56'ncı maddede belirtilen yardım, en az;
a- Yardım yapılmasını gerektiren olayın meydana gelmesinden önce, mevzuat hükümlerine göre, 15 yıllık prim ödeme veya
çalışma veyahut 10 yıllık ikamet süresinden ibaret bir staj süresini tamamlamış olan;
b- Veya, prensip olarak, bütün çalışanların korunması halinde, üç yıllık bir prim ödeme süresini tamamlayan veyahut çalışabilecek yaşta iken, kendi adına, yıllık ortalama olarak, mevzuatla tayin edilen gün sayısı kadar prim ödenmiş bulunan;
Kimselere sağlanır.
2- l'nci paragrafta söz konusu edilen yardımın yapılması asgari birprim ödeme veya çalışma süresinin tamamlanmış olması şartınabağlı olan hallerde, en az, aşağıda yazılı korunan kimselereindirimli yardım yapılması sağlanır.
a- Yardım yapılmasını gerektiren olayın meydana gelmesinden önce, mevzuatla tayin olunan esaslara uygun bir biçimde beş yıllık bir prim ödeme veya çalışma süresini tamamlamış olan kimseler.
b- Prensip olarak, bütün çalışanların korunmuş olması halinde, üç yıllık bir prim ödeme süresini tamamlayan ve çalışma devresi içinde kendi adına, her yıl için bu maddenin 1 'nci paragrafının (b) bendinde öngörülen ortalamanın yarısı kadar gün prim ödenmiş bulunan kimseler.
3- Mevzuatla tayin edilen kurallara uygun olarak, onbeş yıllık primödeme veya çalışma veyahut ikamet süresini tamamlamış olankorunan kimselere, Xl'nci bölüm hükümlerine göre hesaplanan,ancak örnek sigortalı veya hak sahibi kimseler için ekli cetveldegösterilen orandan on puan eksik bir yüzde üzerinden tespit edilenbir yardım sağlanmış olması halinde, bu maddenin 1 'nci paragrafıhükmü yerine getirilmiş sayılır.
4- İndirimli yardım yapılması için gerekli staj süresinin 5 yıllık primödeme veya çalışma süresinden fazla, ancak 15 yıllık prim ödemeveya çalışma süresinden az olması halinde Xl'nci bölüme eklicetvelde gösterilen miktarlardan orantılı olarak bir indirmeyapılabilir. İndirimli yardım bu maddenin 2'nci paragrafı hükmüneuygun olarak yapılır.
Madde 58
56'ncı ve 57'nci maddelerde belirtilen yardımlar, yardım yapılmasını gerektiren halin devamı süresince veya yaşlılık aylığı ödenmesi gereken tarihe kadar sağlanır.
BÖLÜM X
Ölüm Yardımları
Madde 59
Kod'un bu bölümünü uygulayan Akit Taraflardan her biri, korunan kimselere bu bölümün aşağıdaki maddelerine uygun olarak, yardım yapılmasını sağlar.

Madde 60
1- Yardım yapılmasını gerektiren hal, aile reisinin ölümü ile dulkadının veya çocuklarının geçim olanaklarının kaybolması halidir.Dul kadının yardıma hak kazanması, milli mevzuat hükümlerinegöre, kendi geçimini sağlama olanağına sahip olamayacağının kabuledilmesi şartına bağlanabilir.
2- Yardıma hak kazanan kimsenin mevzuatla tayin edilen ücretliişlerde çalışması halinde bu kimsenin hak kazandığı yardımınkesilebileceğine, primli sosyal güvenlik sisteminde, aylık sahibininkazancının mevzuatla tayin olunan bir sınırın üstünde olması,primsiz sosyal güvenlik sisteminde ise, bu kazancın veya diğergeçim kaynaklarının veyahut bunların toplamının mevzuatla tayinedilen bir sınırı aşması halinde de, yardımlardan indirimyapılabileceğine dair milli mevzuata hüküm konabilir.
Madde 61
Korunan kimseleri:
a- Bütün işçilerin yüzde 50'sinden az olmamak üzere, mevzuatla tayin
edilen işçi sınıfına dahil aile reislerinin karılarıyla çocukları;
b- Veya ülkede ikamet edenlerin yüzde 20'sinden az olmamak üzere, mevzuatla tayin edilen faal nüfus içindeki aile reislerinin karılarıyla çocukları;
c- Veyahut ülkede ikamet edenlerden aile reislerini kaybetmiş bulunan ve yardım yapılması gerekli devre içinde geçim kaynaklan 67'nci madde gereğince tespit edilen sınırlan aşmayan bütün dul kadınlarla çocuklar; Teşkil eder.
Madde 62
Yapılacak yardım:
a- İşçi sınıfına veya çalışanlar kategorisine dahil aile reislerinin karılarıyla çocuklarının korunması halinde, 65'nci veya 66'ncı madde hükümlerine göre;
b- Ülkede oturan ve yardım yapılmasını gerektiren devrede geçim kaynakları mevzuatla tayin edilen sınırları aşmayan bütün dul kadınlarla çocukların korunması halinde de, 67'nci madde hükümlerine göre; hesaplanacak bir periyodik ödeme biçiminde olur.
Madde 63
1- Yardım yapılmasını gerektiren bir halde, 62'nci maddede belirtilen yardım,en az aşağıda yazılı kimselere sağlanır.
a- Aile reisi tarafından, mevzuatla tayin edilen kurallara göre, 15 yıllık prim ödeme veya çalışma süresi veyahut 10 yıllık ikamet süresi tamamlanmış olan korunan bir kimse
b- Veya, prensip olarak bütün çalışan nüfusun karılarıyla çocuklarının korunması halinde, aile reisi tarafından üç yıllık prim ödeme süresi tamamlanan ve çalışma yaşında bulunduğu devre içinde, aile reisi, adına mevzuatla tayin edilen yıllık ortalama gün sayısı kadar prim ödenmiş olan korunan kimseler.
2- 1. paragrafta belirtilen yardımların yapılması asgari bir prim ödeme veyaçalışma süresinin tamamlanması şartının yerine getirilmesine bağlı olanhallerde, en az aşağıda yazılı kimselere indirimli bir yardım yapılması sağlanır.
a- Aile reisi tarafından mevzuatla tayin edilen esaslara göre, 5 yıllık bir pirim ödeme veya çalışma süresi tamamlanmış olan korunan kimseler.
b- Prensip olarak, bütün çalışanların karılarıyla çocuklarının korunmuş olması halinde, aile reisi tarafından üç yıllık bir prim ödeme süresi tamamlanmış olan ve çalışma yaşında bulunduğu devre içinde aile reisi adına, bu maddenin 1 nci paragrafının (b) bendinde öngörülen yıllık ortalama prim ödeme süresinin yarısı kadar prim ödenmiş olan korunan kimseler.
3- Mevzuatla tayin edilen esaslara uygun olarak, en az, aile reisi tarafından 5yıllık prim ödeme veya çalışma veyahut ikamet süresi tamamlanmış olan birkorunan kimseye XI Bölüm hükümlerine göre hesaplanan, ancak örnek haksahibi bir kimse için bu bölümü ekli cetvelde gösterilen oranda on puan eksikbulunan bir yüzde üzerinden yardım sağlanmış olması halinde, bu maddenin 1paragrafı hükmü yerine getirilmiş sayılır.
4- İndirimli yardım yapılması için gerekli staj süresinin 5 yıllık prim ödemeveya çalışma süresinden fazla, ancak 15 yıllık prim ödeme veya çalışmasüresinden az olması halinde XI Bölümüne ekli cetvelde gösterilen miktarlardan
orantılı olarak bir indirim yapılabilir. İndirimli yardım bu maddenin 2'nci paragrafı hükmüne uygun olarak yapılır.
5- Kendi geçimini sağlayacak durumda olmadığı kabul edilen çocuksuz bir dul kadının ölüm yardımına hak kazanabilmesi için asgari bir evlilik süresinin geçmiş olması gerekli görülebilir.
Madde 64
62'nci ve 63'ncü maddelerde belirtilen yardımlar, yardım yapılmasını gerektiren halin devamı süresince sağlanır.
BÖLÜM XI
Periyodik Ödemelerde Uygulanacak Normlar
Madde 65
1- Bu madde gereğince yapılacak bir periyodik ödemede, yardım miktarı ileyardım yapılmasını gerektiren halin devamı süresince verilecek aileyardımlarının toplamı, sigortalının veya aile reisinin eski kazancı ile örnek-sigortalı veya hak sahibi kimseler gibi aynı aile sorumluluğunu taşıyan korunanbir kimseye ödenen aile yardımları toplamının, bu Bölüme ekli cetvelde örnek-sigortalı veya hak sahibi kimseler için gösterilen yüzdesinden az olamaz.
2- Sigortalının veya aile reisinin eski kazancı mevzuatla tayin edilen kurallaragöre hesaplanır. Korunan kimse ile aile reisinin kazançlarına göre sınıflaraayrılmış olmaları halinde, bu kimselerin eski kazançları mensup olduklarısınıfların esas kazançlarına göre hesaplanır.
3- Yardım veya yardımın hesabında esas alınan kazanç miktarı için mevzuatlaazami bir sınır tespit edilebilir. Ancak azami sınır öyle tespit olunmalıdır kisigortalının veya aile reisinin eski kazancının kalifiye bir erkek işçininkazancına eşit veya bundan az olması halinde, bu maddenin l'nci paragrafıhükmü yerine getirilmiş olsun.
4- Sigortalının veya aile reisinin eski kazançları ile kalifiye bir erkek işçininücreti, yardım tutarı ve aile yardımları miktarı aynı zaman esasına göre hesaplanır.
5- Diğer sigortalı veya hak sahibi kimselere yapılacak yardım tutarı ile örnek-sigortalı veya hak sahibi kimselere yapılacak yardım tutarı arasında makul birbağıntı bulunmalıdır.
6- Bu maddenin uygulanmasında, kalifiye bir erkek işçi:
a- Elektrik makinelerinden başka makineler yapımında çalışan bir tesviyeci veya bir tornacı;
b- Veya bu maddenin 7'nci paragrafı hükümlerine göre tayin olunan
tipik bir kalifiye işçi;
c- Veyahut kazancı, bütün korunan kimselerin ortalama kazancının yüzde 125'ine eşit olan bir kimsedir.
7- Bu maddenin 6'ncı paragrafının (b) bendinin uygulanmasında tipik kalifiyeişçi olarak kabul edilen kimse, yerine göre, söz konusu riske karşı korunan veen çok sayıda erkek işçinin veya aile reisinin çalıştırıldığı büyük ekonomikfaaliyet bölümü içinde, yine en çok sayıda korunan kimsenin veya aile reisininçalıştırıldığı iş kolları grubundan seçilir. Bu hususta BM Ekonomik ve SosyalKonseyi'nin 27 Ağustos 1948 tarihindeki yedinci toplantısında kabul edilen vebu Kod'a ekli bulunan bütün ekonomik faaliyetlerin Milletlerarası standarttasnifinde veya bu tasnifte herhangi bir zamanda yapılacak değişikliklerdenyararlanırlar.
8- Yardım miktarının bölgeden bölgeye değişmesi halinde, kalifiye erkek işçi,bu maddenin 6'ncı ve 7'nci paragraflarına uygun olarak, her bölge için ayrı ayrıtespit edilebilir.
9- Bu maddenin 6'ncı paragrafının (a) ve (b) bentleri gereğince seçilmiş olankalifiye bir erkek işçinin ücreti toplu sözleşmelerle veya, uygulanması mümkünolan yerlerde, milli mevzuatla veyahut örf ve adetlere göre, ve varsa, hayatpahalılığı zamları da nazara alınmak suretiyle, normal çalışma saatleri karşılığıolarak ödenen ücret esası üzerinden tespit olunur. Bu şekilde tespit olunanücretlerin bölgeden bölgeye değişmiş olmasına rağmen bunlar hakkında bumaddenin 8 paragrafı hükmünün uygulanmaması halinde, meydan ücret esasalınır.
10- Yaşlılık, iş kazalarıyla meslek hastalıkları, (geçici iş göremezlik hali hariç)malûllük veya aile reisinin ölümü halinde yapılan periyodik ödemeler, geçimşartlarındaki esaslı değişiklikler nedeniyle ücretlerin genel seviyesinde meydanagelen önemli değişikliklere göre ayarlanır.
Madde 66
1- Bu madde gereğince yapılacak periyodik ödemede, yardım miktarı ileyardım yapılmasını gerektiren halin devamı süresince verilecek aileyardımlarının toplamı, alelade kahil bir erkek işçinin kazancı ile örnek sigortalıveya hak sahibi kimseler gibi aynı aile sorumluluğunu taşıyan korunan birkimseye ödenen aile yardımları toplamının, bu bölüme bağlı cetvelde örnek-sigortalı veya hak sahibi kimse için gösterilen yüzdesinden az olamaz.
2- Normal kahil bir erkek işçinin ücreti ile yapılacak yardım ve aileyardımları aynı zaman esasına göre hesaplanır.
3- Diğer sigortalı veya hak sahibi kimselere yapılacak yardım tutarı ile örnek-sigortalı veya hak sahibi kimselere yapılacak yardım tutarı arasında makul birbağıntı bulunmalıdır.
4- Bu maddenin uygulanmasında normal kahil bir erkek işçi:
a- Elektrik makinelerinden başka makineler yapımında çalışan ve
kalifiye olmadığı kabul edilen tipik bir işçi;
b- Veya aşağıdaki paragraf hükümlerine göre tayin edilecek
kalifiye olmadığı kabul edilen tipik bir işçidir.
5- 4'ncü paragrafın (b) bendinin uygulanmasında kalifiye olmadığı kabul edilen tipik işçi, yerine göre, söz konusu riske karşı korunan en çok sayıda erkek işçinin veya aile reisinin çalıştırıldığı büyük ekonomik faaliyet bölümü içinde, yine en çok sayıda korunan kimsenin veya aile reisinin çalıştırıldığı iş kolları grubundan seçilir. Bu hususta BM Ekonomik ve Sosyal Konseyi'nin 27 Ağustos 1948 tarihindeki 7. toplantısında kabul edilen ve bu Kod'a ekli bulunan bütün ekonomik faaliyetlerin Milletlerarası standart tasnifinden veya bu tasnife herhangi bir zamanda yapılacak değişikliklerden yararlanılır.
6- Yardım tutarının bölgeden bölgeye değişmesi halinde, normal bir kahilerkek işçi, bu maddenin 4'ncü ve 5'nci paragrafları hükümlerine uygun olarak,her bölge için ayrı ayrı tespit edilebilir.
7- Normal bir kahil erkek işçinin ücreti, toplu sözleşmelerle veya,uygulanması mümkün olan yerlerde, milli mevzuatla veya örf adetlere göre vevarsa, hayat pahalılığı zamları da nazara alınmak suretiyle, normal çalışmasaatleri karşılığı olarak ödenen ücret esası üzerinden tespit olunur. Bu şekildetespit olunan ücretlerin bölgeden bölgeye değişmiş olmasına rağmen bunlarhakkında bu maddenin 6'ncı paragrafı hükmünün uygulanmaması halindemeydan ücret esas alınır.
8- Yaşlılık, iş kazalarıyla meslek hastalıkları (geçici iş göremezlik hali hariç),malûllük ve aile reisinin ölümü halinde yapılan periyodik ödemeler, geçimşartlarındaki esaslı değişiklikler nedeniyle, ücretlerin genel seviyesindemeydana gelen önemli değişikliklere göre ayarlanır.
Madde 67
Bu madde gereğince yapılacak periyodik ödemelerde:
a- Yardım tutarı, mevzuatla tayin edilen veya mevzuatla tayin olunan esaslar dahilinde yetkili kamu mercileri tarafından hazırlanan bir bareme göre tespit olunur.
b- Bu yardım tutarından, ancak sigortalının veya hak sahibi kimsenin ailesi diğer geçim kaynakları mevzuatla tayin edilen veya mevzuatla tayin edilmiş esaslar dahilinde yetkili kabul mercileri tarafından tespit olunan önemli miktarları aştığı ölçüde indirim yapılabilir.
c- Yardım tutarı ile diğer geçim kaynaklarının toplamından bu maddenin (b) bendinde öngörülen önemli miktarlar üzerinden indirim yapıldıktan sonra kalan miktar, sigortalının veya hak sahibi kimsenin ailesinin sağlıklı ve onurlu bir yaşantı sürdürmesine yetecek kadar olmalı ve 66'ncı madde hükmüne uygun olarak hesaplanacak miktardan az olmamalıdır.
d- İlgili bölüm gereğince yapılacak yardımlar toplamı,
66'ncı madde hükümleri ile,
III.Bölüm için 15'nci maddenin (b) bendinin (i) fıkrası; V.Bölüm için 27'nci maddenin (b) bendinin (ii) fıkrası; DCBölüm için 55'nci maddenin (b) bendinin (iii) fıkrası; X.Bölüm için 61'nci maddenin (b) bendinin (iv) fıkrası; Hükümleri uygulanmak suretiyle elde edilecek yardımlar toplamını en az yüzde 30 oranında aştığı takdirde, bu maddenin (c) bendi hükümleri yerine getirilmiş sayılır.
XI BÖLÜME EKLİ CETVEL
Örnek- Sigortalı veya Hak Sahibi Kimselere Yapılan Periyodik Ödemeler Yardım Yapılmasını
Sigortası Veya Örnek - Oran
Bölüm Gerektiren Hak Sahibi %
III Hastalık Evli ve iki çocuklu erkek 45
IV İşsizlik Evli ve iki çocuklu erkek 45
V Yaşlılık İhtiyarlık yaşındaki evli erkek 40
VI İş kazalarıyla meslek hastalıkları:
Geçici İş göremezlik ödeneği Evli ve iki çocuklu erkek 50
Sürekli tam iş göremezlik Ödeneği Evli ve iki çocuklu erkek 50
Hak sahipler İki çocuklu dul kadın 40
VIII Analık Kadın 45
IX Malullük Evli ve iki çocuk erkek 40
X Ölüm İki çocuklu dul kadın 40
BÖLÜM: XII
Ortak Hükümler
Madde 68
Bu kodun II ila X'ncu bölümlerinden herhangi birine göre korunan bir kimsenin hak kazandığı bir yardımın ödenmesi aşağıda yazılı hallerde mevzuatla tayin olunabilecek bir ölçüde durdurulabilir,
a- İlgili kimse, ilgili Akit Tarafın ülkesinde bulunmadığı sürece
b- İlgili kimsenin geçim masrafları kamu kurumları veya bir sosyal güvenlik kurumu veya servisi tarafından karşılandığı sürece, şu kadar ki, yapılan yardımın bir kısmı yardım gören kimsenin geçindirmekle yükümlü bulunduğu kimselere verilir.
c- İlgili kimse, aile yardımı alır dışında, diğer bir sosyal güvenlik kolundan
para yardımı aldığı sürece ve yardım yapılmasını gerektiren bir olay nedeniyle, üçüncü bir kişinin kendisine ödenek vermeye devam ettiği devre içinde. Şu kadar ki, yardım kesilen kısım üçüncü kişinin yaptığı yardım veya verdiği ödenek miktarından fazla olamaz.
d- İlgili kimsenin hile yoluyla yardım isteğinde bulunması halinde,
e- Yardımın yapılmasını gerektiren olayın ilgili kimse tarafından işlenen bir suç sonucunda meydana gelmesi halinde.
f- Yardım yapılmasını gerektiren olayın ilgili kimsenin kasti bir hareketi
sonucu meydana gelmesi halinde,
g- Gerektiğinde ilgili kimsenin emrine hazır bulundurulan sağlık veya
rehabilitasyon hizmetlerinden yararlanmayı ihmal etmesi veya yardım yapılmasını gerektiren halin var olup olmadığının veya devam edip etmediğinin belgelenmemesi, veyahut yardım gören kişilerin durumlarının tespiti için mevzuatla tayin edilen kurallara riayet etmemesi halinde,
h- İşsizlik yardımı yapılması söz konusu olduğunda, ilgili kimsenin emrine hazır bulundurulan iş bulma hizmetlerinden yararlanmakta kusur etmesi halinde.
i- İşsizlik yardımı yapılması söz konusu olduğunda, ilgili kimsenin doğrudan
doğruya iş anlaşmazlığı sonucu olarak işini kaybetmesi veya meşru mazereti olmaksızın işini kendi isteğiyle terk etmesi halinde,
j- Ölüm yardımı yapılması söz konusu olduğunda, dul kadının bir erkekle karı -koca gibi yaşadığı sürece.
Madde 69
1- Yardım yapılması isteğinde bulunan herkes bu isteğin reddedilmesi veya yapılan yardımın niteliğini ve miktarı üzerinde anlaşmazlığa düşülmesi halinde, itiraz hakkına sahiptir.
2- Bu Kod'un uygulanmasında, sağlık yardımlarını sağlama görevininParlamentoya karşı sorumlu bir Devlet dairesine verilmiş olması halinde, 1'nciparagrafta öngörülen itiraz hakkı yerine, yardımın yapılmadığı veya yapılan yardımın uygun nitelikte olmadığı hakkında araştırma yapacak olan yetkili mercie şikayette bulunma hakkı kullanılabilir.
3- Hak iddiaları, Sosyal Güvenlik sorunları ile meşgul olmak üzere kurulmuş olup korunan kimselerin de temsil edildiği özel mahkemelerde karara bağlandığı takdirde itiraz hakkı tanınmayabilir.
Madde 70
1- Bu Kod gereğince sağlanan yardımlarla bu yardımların yapılması içingerekli idare giderleri, dar gelirli kimseleri ağır yük altında bırakmayacakşekilde ve ilgili Akit Tarafın ve korunan kimselerin ekonomik durumları danazara alınmak suretiyle; tespit edilen sigorta primleri veya vergi ile veya heriki kaynaktan birlikte karşılanır.
2- Korunan işçilerden alınacak sigorta primleri toplamı işçilere ve bunlarınkarılarıyla çocuklarına yapılacak yardımlar için tahsis edilecek mali kaynaklarınyüzde 50'sinden fazla olamaz. Bu şartın yerine getirilmiş olup olmadığınıntayininde bu Kod hükümlerine göre, ilgili Akit Tarafça, sağlanan ve aileyardımlarıyla, ayrı bir kol olarak uygulanmakta ise, iş kazalarıyla meslekhastalıkları sigortasından yapılan yardımlar dışında kalan bütün yardımlarbirlikte nazara alınabilir.
3- Bu Kod hükümlerine uygun olarak sağlanacak yardımların yapılmasından,genel olarak, ilgili Akit Taraf sorumludur. Bu amaçla gerekli bütün tedbîrlerialır ve uygun görülen hallerde, mali denge ile ilgili aktueryal inceleme vehesapların belirli aralıklarla yapılmasını ve yardım miktarlarıyla primoranlarında veya bu yardımları karşılamak için ayrılan vergilerde herhangi birdeğişiklik yapılmadan önce, hesap ve incelemelerin mutlaka yapılmış olmasınısağlar.
Madde 71
1- İşin idaresi Parlamentoya karşı sorumlu bir Devlet dairesine verilmemişolan hallerde, korunan kimselerin temsilcileri doğrudan doğruya, idareyekatılabilecekleri gibi, mevzuatla tayin olunan şartlar dahilinde, istişari bir yetkiile de idareye katılabilirler. Aynı şekilde, işverenlerle kamu yetkilileritemsilciliklerinin idareye katılmaları da mevzuatla öngörülebilir.
2- Bu Kod'un uygulanmasında, ilgili Akit Taraf, genel olarak kurumların vehizmetlerin iyi idaresinden sorumludur.
BÖLÜM XIII
Çeşitli Hükümler
Madde 72 Bu Kod:
a- İlgili Akit Tarafın onaylandığı Bölümün yürürlüğe girmesinden önce, o Bölümle ilgili olarak meydana gelen ve yardım yapılmasını gerektiren olaylar;
b- İlgili Akit Tarafın onayladığı Bölüm yürürlüğe girdikten sonra o
Bölümle ilgili olarak meydana gelen ve yardım yapılmasını gerektiren
olaylarda ise, yürürlük tarihinden önceki süreler nedeniyle hak kazanılan
yardımlar; Hakkında uygulanmaz.
Madde 73
Akit Taraflar, yabancıların ve göçmen işçilerin sosyal güvenliği ile ilgili sorunlarda, özellikle bunların kendi vatandaşları ile eşit muamele görmelerinde ve kazanılmış haklarla kazanılmak yolunda olan hakların korunması konusunda özel anlaşmalar yapılması için çaba harcarlar.
Madde 74
Akit Taraflardan her biri Genel Sekretere bu Kod'un uygulanması ile ilgili olarak her yıl bir rapor gönderir. Bu raporda aşağıdaki hususlar yer alır:
a- Onaylanan bu Kod hükümlerinin uygulanmasını sağlayan mevzuat
hakkında tam bilgi,
b- Aşağıda belirtilen maddelerde öngörülen istatistik koşullarının
yerine getirilmiş olduğunu gösteren deliller:
i- Korunan kimselerin sayısı ile ilgili olarak madde 9(a),(b) veya (c);
15(a) veya (b); 21(a); 27(a) veya (b); 33;41(a) veya (b); 48(a) veya (b);
55(a) veya (b); 61 (a) veya (b).
iii- Yardım miktarlarıyla ilgili olarak 44'ncü 65'nci veya 67'nci
maddeler.
iv- İşsizlik yardımlarının süresi ile ilgili olarak 24'ncü maddenin 2'nci
paragrafı, olan oranı bakımından 70'nci maddenin 2'nci paragrafı
Bu deliller, Komite tarafından teklif edilebilecek mümkün olan genel düzen ve biçimde bildirilir.
1- Akit Taraflardan her biri istendiği takdirde, Genel Sekretere bu Kod'unonaylanan hükümlerinin uygulama biçimi hakkında munzam bilgi verir.
2- Bakanlar Komitesi, bu maddenin l'nci ve 2'nci paragrafları gereğinceverilmiş olan raporların ve munzam bilgilerin örneklerini istişari Asambleyetevdi etmesi hususunda Genel Sekretere yetki verebilir.
3- Genel Sekreter, bu maddenin l'nci ve 2'nci paragrafları gereğince verilmişolan raporlarla munzam bilgileri Milletlerarası Çalışma Bürosu GenelMüdürüne gönderir ve anılan raporlarla munzam bilgiler hakkında MilletlerarasıÇalışma Örgütünün yetkili organının istişari mütalaasının alınmasını vevarılacak sonucun kendisine bildirilmesini talep eder.
4- Bu maddenin 4'ncü paragrafında söz konusu edilen raporlar ve munzam bilgilerle Milletlerarası Çalışma Örgütü'ndeki yetkili organın görüşü Komite tarafından incelenir ve bu konuda varılan sonuçları kapsayan bir rapor Bakanlar Komitesine sunulur.
Madde 75
1- Bakanlar Komitesi, İstişari Asamblenin görüşünü aldıktan sonra, uygungörürse, Avrupa Konseyi Statüsünün 20'nci maddesinin (b) bendi gereğince,Akit Taraflardan her birinin bu Kod'un kabul ettikleri yükümlülüklerini yerinegetirmiş olup olmadıkları hakkında üçte iki çoğunlukla karar verir.
2- Bakanlar Komitesi, Akit Taraflardan birinin bu Kod'un kabul ettiğiyükümlülüklerini yerine getirmediği sonucuna varırsa, o Akit Tarafı, bu yükümlülüklerin yerine getirilmesini sağlamak üzere, kendisince gerekligörülecek tedbirleri almaya davet eder.
Madde 76
Akit Taraflardan her biri, Kod'un II ila X'ncu bölümlerinden, 3'ncü madde gereğince tevdi edilen onaylama belgesinde veya 4'ncü madde hükmüne göre sonradan yapılan bir bildiride belirtilmeyen herhangi bir bölümü ile ilgili kanun ve uygulama hakkında Genel Sekretere her iki yılda bir rapor gönderir.
BÖLÜM XIV
Son Hükümler
Madde 77
1- Bu Kod Avrupa Konseyi üyesi devletlerin imzasına açık bulundurulur. BuKod onaya tabidir. Onaylama belgeleri Genel Sekretere tevdi edilir. Şu kadar ki,gerekirse, Bakanlar komitesi tarafından bu hususta daha önce 78'nci maddenin4'ncü paragrafı gereğince olumlu bir karar alınabilir.
2- Bu Kod, üçüncü onaylama belgesinin tevdi edildiği tarihten bir yıl sonrayürürlüğe girer.
3- Bu Kod sonradan onaylayanlar hakkında, onaylama belgelerinin GenelSekretere tevdi edildiği tarihten bir yıl sonra yürürlüğe girer.
Madde 78
1- Bu Kod'u imza eden üye devletlerden 2'nci maddenin 2'nci paragrafı hükmünden yararlanmak isteyen her hangi biri, onaylama işleminden önce, Genel Sekretere, kendi sosyal güvenlik sisteminin bu Kod hükümlerine ne dereceye kadar uygun olduğunu gösterir bir rapor gönderir.
Bu raporda aşağıda yazılı hususlar yer alır:
a- İlgili mevzuat,
b- Aşağıda belirtilen maddelerde öngörülen istatistik koşulların yerine getirilmiş olduğunu gösteren deliller.
Korunan kimselerin sayısı ile ilgili olarak:
Madde 9(a),(b) veya (c), 15(a) veya (b); 21(a)veya (b);33; 4(a) veya (b);
48(a) veya (b); 55(a) veya (b); 61 (a) veya (b),
ii- Yardım miktarıyla ilgili olarak 44'ncü, 65'nci veya 67'nci maddeler, iii- İşsizlik yardımlarının süresi ile ilgili olarak 24'ncü maddenin 2'nei
paragrafı,
iv- Korunan işçiler tarafından ödenen sigorta primlerinin mali kaynaklar
toplamına olan oranı bakımından 70'nci maddenin 2'nci paragrafı
c- Kod'u imza eden üye devletin, 2'nci maddenin 2 ve 3'ncü
paragrafları gereğince, nazara alınmasını istediği bütün faktörler.
Bu deliller, komite tarafından teklif edilebilecek mümkün olan genel
düzen ve biçimde bildirilir.
2- Kod'u imza eden üye devletlerden her biri, istendiği takdirde, GenelSekretere, kendi sosyal güvenlik sisteminin bu Kod hükümlerine uygunluğuhakkında munzam bilgi verir.
3- Bu rapor ve munzam bilgi, komite tarafından, 2'nci maddenin 3'ncüparagrafı hükmü gözönünde bulundurulmak suretiyle, incelenir. Komite,Bakanlar Komitesine, vardığı sonuçlan kapsayan bir rapor sunar.
4- Bakanlar Komitesi, Avrupa Konseyi Statüsünün 2'nci maddesinin (b)bendi gereğince, kodu imza eden bu üye devletin sosyal güvenlik sistemininkod hükümlerine uygun olup olmadığı hakkında üçte iki çoğunlukla karar verir.
5- Bakanlar Komitesi, anılan sosyal güvenlik sisteminin Kod hükümlerineuygun olmadığına karar verdiği takdirde, keyfiyeti ilgili üye devlete bildirir veuygunluğun nasıl sağlanabileceğine dair tavsiyede bulunabilir.
Madde 79
1- Bakanlar Komitesi, bu Kod yürürlüğe girdikten sonra, Avrupa Konseyineüye olmayan herhangi bir devleti Kod'a katılmaya davet edebilir. Böyle birkatılma Kod'da belirtilen onaylama ile ilgili aynı usul ve şartlara tabidir.
2- Bir Devlet, Genel Sekretere bir katılma belgesi tevdi etmek suretiyle, buKod'a katılır. Kod, katılan her hangi bir Devlet için Kod'a katılma belgesinintevdi edildiği tarihten bir yıl sonra yürürlüğe girer.
3- Katılan devletin hak ve yükümlülükleri ile Kod'u onaylayan üye DevletinKod'da belirtilen hak ve yükümlülükleri arasında fark yoktur.

Madde 80
1- Bu Kod Akit Tarafların her birinin öz yurdunda uygulanır. AkitTaraflardan her biri, imza ve onaylama veyahut katılma belgesinin tevdiisırasında, Genel Sekretere hitaben yazılmış bir deklarasyonla bu amaçla öz yurtolarak kabul edilen ülkenin neresi olduğunu belirtir.
2- Kod'u onaylayan her Akit Taraf veya sonradan katılan devletlerden her biri, onaylama veya katılma belgesinin tevdi sırasında veyahut ondan sonra herhangi bir zamanda, bildiride belirtilen değişiklikler hakkındaki hüküm saklı kalmak şartıyla, bu Kod'un tamamının veya bir kısmına bu maddenin l'nci paragrafında yer alamayan öz yurdun her hangi bir kısmına veya Milletlerarası ilişkilerde sorumlu bulunduğu diğer herhangi bir ülkeye teşmil edildiğini bildirebilir. Böyle bir bildiride belirtilen değişiklikler sonradan yapılan bir bildiri ile iptal edilebilir veya değiştirilebilir.
3- Akit Taraflardan herhangi biri, 8l'nci madde hükmüne uygun olarak Kod'un feshini ihbar edebileceği bir zamanda, Kod'un ülkenin her hangi bir yerinde veya bu maddenin 2'nci paragrafı gereğince, Kod'un teşmil edildiği diğer herhangi bir ülkede uygulanmasına son verileceğini Genel Sekretere bildirebilir.
Madde 81
Akit Taraflardan her biri, Kod'un II ila X'ncu bölümlerinden her hangi birinin feshini, ancak Kod'un kendisi için yürürlüğe girdiği tarihten geçerli olmak üzere, beş yıllık bir devrenin veya ondan sonra gelecek her beş yıllık devrenin sonunda ve her defasında Genel Sekretere bir yıl önceden ihbarda bulunmak suretiyle isteyebilir. Kod'un uygulayanların sayısı üçten az olmamak şartıyla, böyle bir fesih isteği Kod'un diğer Akit taraflar için yürürlükte kalmasını etkilemez.
Madde 82
Genel Sekreter:
i-Bu Kod'un yürürlüğe girdiği tarih ve Kod'u onaylayan üye devletlerin isimleriyle birlikte;
ii-79'ncu madde gereğince kendisine tevdi edilen herhangi bir katılma belgesi ve bununla birlikte aldığı bildiriler.
iii-4'ncü ve 80'nci madde hükmüne uygun olarak alınan herhangi bir ihbar;
iv- Veya 8l'nci madde hükmüne uygun olarak alınan herhangi bir ihbar;
Hakkında Avrupa Konseyi üyesi devletlerle sonradan katılan herhangi bir devletin hükümetine ve Milletlerarası Çalışma Bürosu Genel Müdürüne bilgi verir.
Madde 83
Bu Kod'un eki Kod'un ayrılmaz bir parçasıdır.
Usule dairesinde yetkili kılınmış olan aşağıda imzaları bulunan kimseler, yukarıdaki hususları tasdik zammında, işbu protokolü (Dstr'daki metinde böyle yazılmaktadır. İmzalanan Protokol değil Kod olması gerekir) imzalamışlardır.
Bu Kod, Strasbourg'da 12 Nisan 1964 tarihinde, Fransızca ve İngilizce olarak ve, her iki metin aynı derecede geçerli olmak üzere, tek nüsha olarak düzenlenmiş olup bu nüsha Avrupa Konseyi arşivine saklanır. Ve Genel Sekreter bunun tasdikli birer suretini Kod'u imza eden devletlerle sonradan katılan devletlere ve Milletlerarası Çalışma Bürosu Genel Müdürüne gönderir.
EK
Madde 68 (i)
68'nci maddenin (i) bendi, Akit Tarafların her birinin kendi milli mevzuatına göre tefsir edileceği şekilde anlaşılmalıdır.




AVRUPA SOSYAL ŞARTI
Avrupa Sosyal Şartı'nın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun
Kanun No : 3581
Kabul Ta. : 16.6.1989
R.G. : 4 Temmuz 1989 S.20215
Dstr.Trp. :5,C.28s.ll4
Madde 1-
Avrupa Konseyi çerçevesinde hazırlanan ve 18.10.1961 tarihinde Torino'da imzalanan "Avrupa Sosyal Şartı"nın Dibace, Bölüm I,III,IV,V ve ekinin tümü ile H'nci bölümünün aşağıdaki beyan metni çerçevesinde onaylanması uygun bulunmuştur.
a- 20'nci maddesinin 1 numaralı fıkrasının (b) bendine göre; 1,12,13,16 ve 19'ncu maddelerin tüm fıkralarıyla aynen,
b- 20'nci maddesinin 1 numaralı fıkrasının (c) bendine göre; 9, 10, 11,14, 17 ve 18'nci maddelerin tüm fıkralarıyla aynen,
c- 4'ncü maddesinin 3'ncü ve 5'nci fıkraları,
d- 7'nci maddesinin 3,4,5,6,8 ve 9'ncu fıkraları" kabul edilerek
Madde 2-
Avrupa Sosyal Şartı'nın 20'nci maddesinin 3'ncü fıkrası gereğince diğer maddelerin veya fıkraların bilahare kabulünü beyana, Bakanlar Kurulu yetkilidir.
Madde 3-
Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
Madde 4-
Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.
Avrupa Sosyal Şartı'nın Onaylanmasına Dair Bakanlar Kurulu Kararı
Karar Ta.: 7 Ağustos 1989 No:89/14434 R.G. : 14 Ekim 1989 S.20312 Dstr.Trp.: 5, C.29, s.1131
18.10.1961 tarihinde Torino'da imzalanan, 16.6.1989 tarihli ve 3581 sayılı Kanunla onaylanması uygun bulunan ekli "Avrupa Sosyal şartı"nın onaylanması;.244 sayılı Kanunun 3 ve 5'nci maddelerine göre, Bakanlar Kurulu'nca 7.8.1989 tarihinde kararlaştırılmıştır.



AVRUPA SOSYAL ŞARTI
Bu Şart'ı imzalayan Avrupa Konseyi üyesi Hükümetler; Avrupa Konseyinin hedefinin kendilerinin ortak mirası olan ideal ve prensiplerin gerçekleştirilmesi ve korunması gayesiyle üyeleri arasında daha güçlü bir birliğin sağlanması ve özellikle insan hakları ve temel özgürlüklerin gerçekleştirilmesi ve idame ettirilmesi suretiyle sosyal ve ekonomik gelişmenin sağlanması olduğunu gözönüne alarak;
Avrupa Konseyi üyesi devletlerin, 4 Kasım 1950 tarihinde Roma'da imzalanmış olan İnsan Haklan ve Temel Özgürlüklerin Korunması Avrupa Sözleşmesiyle 20 Mart 1952 tarihinde Paris'te imzalanan ek protokolde halklarına bu belgelerde belirtilen kişisel ve siyasal hak ve özgürlükleri sağlamayı kabul ettiklerini gözönünde bulundurarak;
Hiçbir ırk, renk, cinsiyet, din, siyasi görüş,ulusal soy veya sosyal köken ayırımı gözetmeksizin sosyal haklardan yararlanma hakkının sağlanması gerektiğini gözönüne alarak;
Uygun kuruluş ve faaliyetlerle kent ve kırsal nüfusun yaşam düzeyini geliştirmek ve sosyal refahını yükseltmek için her türlü ortak çabada bulunmaya kararlı olarak;
Aşağıdaki hükümlerde mutabık kalmışlardır.
BÖLÜM I
Akit Taraflar, ulusal ve uluslararası tüm uygun yolları izleyerek aşağıdaki hak ve ilkelerin etkin biçimde gerçekleşebileceği koşullara ulaşmayı politikalarının amacı sayar;
1- Herkesin, özgürce edinebildiği bir işle yaşamını sağlama fırsatı olacaktır.
2- Tüm çalışanların adil çalışma koşullarına sahip olma hakkı vardır.

3- Tüm çalışanların, güvenli ve sağlıklı çalışma koşullarına sahip olma hakkı vardır.
4- Tüm çalışanlann, kendileri ve ailelerine yeterli bir yaşam düzeyi sağlamak için adil bir ücret alma hakkı vardır.
5- Tüm çalışanlar ve çalıştıranlar ekonomik ve sosyal çıkarlarını korumak amacıyla ulusal ve uluslararası kuruluşlar düzeyinde örgütlenme özgürlüğüne sahiptir.
6- Tüm çalışanlar ve çalıştıranlar toplu pazarlık hakkına sahiptir.
7- Çocuklar ve gençler uğrayacakları bedensel ve manevi tehlikelere karşı özel korunma hakkına sahiptir.
8- Çalışan kadınlar analık durumunda ve öteki çalışan kadınlar gerektiğinde, çalışırken özel korunma hakkına sahiptir.
9- Herkes, kişisel ilgi ve yetenekleri uyarınca bir mesleği seçmesine yardımcı olacak uygun mesleki yönlendirme imkanları hakkına sahiptir.
10- Herkes mesleki eğitim için uygun olanaklar hakkına sahiptir.
11- Herkes ulaşılabilecek en yüksek sağlık düzeyinden yararlanmasını mümkün kılan her türlü önlemlerden faydalanma hakkına sahiptir.
12- Tüm çalışanlar ve geçimini temin ettikleri kişiler sosyal güvenlik hakkına sahiptir.
13- Yeterli kaynaklardan yoksun herkes, sosyal ve sağlık yardımı hakkına sahiptir.
14- Herkes sosyal refah hizmetlerinden yararlanma hakkına sahiptir.
15- Özürlü kimseler, özürlerinin nedeni ve niteliği ne olursa olsun, mesleki eğitim rehabilitasyon ve topluma yeniden intibak hakkına sahiptir.
16- Toplumun temel birimi olan aile ilişkilerine bakılmaksızın, analar ve çocuklar uygun sosyal ve ekonomik korunma hakkına sahiptir.
17- Medeni hallerine ve aile ilişkilerine bakılmaksızın, analar ve çocuklar uygun sosyal ve ekonomik korunma hakkına sahiptir.
18- Herhangi bir Akit Tarafın vatandaşları, inandırıcı, ekonomik ve sosyal nedenlere dayalı kısıtlamalar saklı kalmak kaydıyla, diğer bir Akit Taraf ülkesinde, o ülke vatandaşları ile eşit koşullar altında kazanç getirici herhangi bir merkezi işte çalışma hakkına sahiptir.
19- Bir Akit Taraf göçmen işçiler ve aileleri herhangi bir başka Akit Tarafın ülkesinde korunma ve yardım hakkına sahiptir.
BÖLÜM II
Akit Taraflar, III Bölümde belirtildiği gibi, müteakip madde ve fıkralarda konmuş olan yükümlülüklerle bağlı kalmayı taahhüt ederler.
Çalışma Hakkı
Madde 1
Akit Taraflar çalışma hakkının etkin bir biçimde kullanılmasını sağlamak üzere:
1- Tam istihdamı gerçekleştirmek üzere olabildiğince yüksek ve istikrarlı bir istihdam düzeyine ulaşmayı ve bu düzeyi korumayı başta gelen amaç ve sorumluluklardan biri saymayı;
2- Çalışanların özgürce edindikleri bir işle yaşamlarını sağlama haklarını etkin biçimde korumayı;
3- Tüm çalışanlar için ücretsiz iş bulma hizmetlerini sağlamayı veya korumayı;
4- Uygun mesleğe yöneltme, eğitim ve rehabilitasyon hizmetlerini sağlamayı veya geliştirmeyi;
Taahhüt ederler.
Adil Çalışma Koşulları
Madde 2
Akit Taraflar adil çalışma koşulları hakkının etkin biçimde kullanılmasını sağlamak üzere;
1- Verimlilik artışı ve ilgili diğer etkenler izin verdiği ölçüde haftalık çalışma süresinin tedricen azaltılmasını öngören makul, günlük ve haftalık çalışma saatlerini sağlamayı;
2- Ücretli resmi tatil olanağı sağlamayı;
3- En az iki haftalık ücretli yıllık izin sağlamayı;
4- Belirlenen tehlikeli ve sağlığa zararlı işlerde çalışanlara ücretli ek izin verilmesini veya bunların çalışma saatlerinin azaltılmasını sağlamayı;
5- Elden geldiğince ilgili ülke veya yörenin geleneklerine göre dinlenme günü olarak kabul edilen günle bağdaşmak üzere haftalık bir dinlenme süresi sağlamayı;
6- Taahhüt ederler.
Güvenlik ve Sağlıklı Çalışma Koşulları Hakkı
Madde 3
Akit Taraflar, güvenli ve sağlıklı çalışma koşulları hakkının etkin biçimde kullanılmasını sağlamak üzere;
1 - Güvenlik ve sağlık alanında yasal düzenlemeler yapmayı;
2- Gözetim önlemleriyle bu düzenlemelerin uygulanmasını sağlamayı;
3- Gerektiğinde, iş güvenliği ve sağlığını geliştirmeyi amaçlayan önlemler konusunda çalıştıranların ve çalışanların örgütlerine danışmayı; Taahhüt ederler.
Adil bir Ücret hakkı
Madde 4
Akit Taraflar, adil bir ücret hakkına etkin bir geçerlilik kazandırmak üzere;
1- Çalışanların kendilerine ve ailelerine saygın bir yaşam düzeyi sağlayacak ücret hakkına sahip olduklarını tanımayı;
2- Özel durumlardaki istisnalar haricinde, çalışanların fazla çalışma karşılığında zamlı ücret almaya hak sahibi olduklarını tanımayı;
3- Çalışan erkeklerle kadınlara eşit işe eşit ücret hakkını tanımayı;
4- Tüm çalışanların işlerine son verilmeden önce uygun bir bildirim süresi hakkını kabul etmeyi;
5- Ücretlerden ancak, ulusal yasalar veya düzenlemelerle belirlenmiş veya toplu sözleşmeler veya hakem kararıyla saptanmış koşullar ve ölçüler içinde kesinti yapılmasına izin vermeyi; Taahhüt ederler.
Bu hakların kullanılması, özgürce yapılmış toplu sözleşmeler, yasal ücret saptama usulleri veya ulusal koşullara uygun başka yollarla sağlanır.
Örgütlenme Hakkı
Madde 5
Akit Taraflar, çalışanların ve çalıştıranların ekonomik ve sosyal çıkarlarını korumak için yerel, ulusal ve uluslararası örgütler kurma veya bu örgütlere üye olma özgürlüğü sağlamak veya geliştirmek amacıyla ulusal mevzuatın bu özgürlüğü zedelemesini veya zedeleyici biçimde uygulanmasını önlemeyi taahhüt ederler. Bu maddede öngörülen güvencelerin, güvenlik güçleri için hangi ölçüde uygulanacağı ulusal yasalarla veya düzenlemelerle belirlenir. Bu güvencelerin silahlı kuvvetler mensuplarına uygulanmasına ilişkin ilke ile bu kesime hangi düzeyde uygulanacağı yine ulusal yasalar veya düzenlemelerle saptanır.
Toplu Pazarlık Hakkı
Madde 6
Akit Taraflar, toplu pazarlık hakkının etkin biçimde kullanılmasını sağlamak üzere:
1 - Çalışanlar ve çalıştıranlar arasında ortak görüşmeleri geliştirmeyi;
2- Gerekli ve uygun olduğu durumlarda, toplu sözleşme yoluyla iş koşullarının düzenlenmesi amacıyla çalıştıranların veya çalıştıran örgütlerinin çalışanların örgütleriyle özgürce görüşmeleri yöntemini geliştirmeyi;
3- İş uyuşmazlıklarının çözümü için uygun uzlaştırma ve isteğe bağlı hakem sisteminin kurulmasını ve işletilmesini geliştirmeyi;
4- Menfaat uyuşmazlığı durumunda çalışanların ve çalıştıranların, bir önceki toplu sözleşmelerden doğabilecek yükümlülükler saklı kalmak üzere grev hakkı dahil, ortak hareket hakkını tanır.
Çocukların ve Gençlerin Korunma Hakkı
Madde 7
Akit Taraflar, çocukların ve gençlerin korunma hakkının etkin biçimde kullanılmasını sağlamak üzere;
1- Çocukların sağlık, ahlak ve eğitimleri için zararlı olmayacağı belirlenen hafif işlerde çalıştırılmaları durumu haricinde asgari çalışma yaşının en az 15 olmasını sağlamayı;
2- Tehlikeli ve sağlığa aykırı sayılan belirlenmiş işlerde asgari çalışma yaşını daha da yükseltmeyi;
3- Henüz zorunlu öğrenim çağında olanları, eğitimlerinden tam anlamıyla yararlanmalarını engelleyecek işlerde çalışmamalarını sağlamayı;
4- 16 yaşından küçüklerin çalışma sürelerinin gelişmeleri ve öncelikle de mesleki eğitim gereksinmeleri uyarınca sınırlandırılmasını sağlamayı,
5- Genç çalışanların ve çırakların adil bir ücret ve diğer uygun ödeneklerden yararlanma hakkını tanımayı;
6- Gençlerin çalıştıranların izniyle normal çalışma saatlerinde mesleki eğitimde geçirdikleri sürenin, günlük çalışma süresinden sayılmasını sağlamayı;
7- 18 yaşın altındaki çalışan kişilere yılda en az üç haftalık ücretli izin hakkını tanımayı;
8- 18 yaşın altındaki kişilerin, ulusal yasalar veya düzenlemelerle belirlenen işler dışında gece işinde çalıştırılmamasını sağlamayı;
9- Ulusal yasalar veya düzenlemelerle belirlenen işlerde çalışan 18 yaşın altındaki kişilere düzenli sağlık kontrolünü sağlamayı;
10- Çocukların ve gençlerin özellikle doğrudan veya dolaylı olarak işlerinden doğan tehlikeler başta gelmek üzere, uğradıkları bedensel ve manevi tehlikelere karşı özel olarak korunmalarını sağlamayı;
Taahhüt ederler.
Çalışan Kadınların Korunma Hakkı
Madde 8
Akit Taraflar, çalışan kadınların korunma hakkının etkin biçimde kullanılmasını sağlamak üzere;
1- Kadınlara doğumdan önce ve sonra ücretli izin veya yeterli sosyal güvenlik yardımı veya kamu kaynaklarından yararlandırma yoluyla toplam en az 12 haftalık izin sağlamayı;
2- Çalıştıranın, bir kadına doğum izni sırasında işten çıkarma bildiriminde bulunmasını veya doğum nedeniyle izinli olduğu sırada süresi sona erecek bir bildirimde bulunmasını yasa dışı saymayı,
3- Emzirme döneminde analara, bu amaçla yeterli bir süre işe ara verme hakkı sağlamayı;
a- Endüstride çalışan kadınların gece işlerinde çalışmalarını düzenlemeyi ve
b- Çalışan kadınların yeraltı madenlerinde ve gereğinde tehlikeli, sağlığa aykırı veya ağır niteliği nedeniyle uygun düşmeyen tüm öteki işlerde çalışmalarını yasaklamayı;
Mesleğe Yöneltme Hakkı
Madde 9
Akit Taraflar mesleğe yöneltme hakkının etkin biçimde kullanılmasını sağlamak üzere, gerektiğinde özürlüler dahil herkese niteliklerine ve bu niteliklerin iş bulma olanaklarıyla ilişkisine göre işini seçme ve mesleğini geliştirmesine ilişkin sorunlarını çözmek üzere yardımcı olacak bir hizmet vermeyi veya geliştirmeyi veya bu yardımın okul çocukları dahil gençler ve yetişkinler iç'in ücretsiz yapılmasını sağlamayı; Taahhüt ederler.
Mesleki Eğitim Hakkı Madde 10
Akit Taraflar mesleki eğitim hakkının etkin biçimde kullanılmasını sağlamak üzere;
1- Gerektiğinde, özürlüler dahil herkese, çalıştıran ve çalışanların örgütlerine danışarak teknik ve mesleki eğitim olanağı sağlamayı veya geliştirmeyi ve salt kişisel yeteneğe dayalı olmak üzere yüksek teknik eğitim ve üniversite öğrenimi görme kolaylıkları bahşetmeyi;
2- Kız ve erkek tüm gençlerin çeşitli işlerde çalışırken eğitilmeleri için bir çıraklık sistemiyle diğer sistemli düzenlemeleri sağlamayı veya geliştirmeyi;
3- Gerektiğinde:
a- Çalışan yetişkinler için yeterli ve kolayca ulaşılabilir eğitim olanaklarıyla;
b- Teknolojik gelişmelerin veya yeni çalıştırma eğilimlerinin sonucu olarak çalışan yetişkinlerin duyduğu yeniden eğitim gereksinmelerini karşılamak için özel kolaylıklar sağlamayı veya geliştirmeyi.
4- a-Tüm harç ve masrafların azaltılması veya kaldırılması,
b- Uygun durumlarda mali yardım yapılması,
c- İşçinin, işi sırasında işverenin talebi üzerine gördüğü ek eğitimde harcanan zamanın normal çalışma süresinden sayılması,
d- Yeterli denetim yoluyla, işçi ve işveren kuruluşlarına danışarak, çıraklık ve gençlerin eğitimi ile yapılan diğer düzenlemelerin etkinliğini ve genel olarak genç işçilerin yeterli bir şekilde korunmalarının sağlanması gibi, uygun önlemlerle sağlanan imkanların tam kullanılmasını teşvik etmeyi; Taahhüt ederler.
Sağlığın Korunması Hakkı
Madde 11
Akit Taraflar, sağlığın korunması hakkının etkin biçimde kullanılmasını sağlamak üzere, ya doğrudan veya kamusal veya özel örgütlerle işbirliği içinde, diğer önlemlerin yanı sıra,
1- Sağlığın bozulmasına yol açan nedenleri olabildiğince ortadan kaldırmak;
2- Sağlığı geliştirmek ve sağlık konularında kişisel sorumluluğu artırmak üzere eğitim ve danışma kolaylıkları sağlamak;
3- Salgın hastalıklarla yerleşik mevzii ve başka hastalıkları olabildiğince önlemek üzere tasarlanmış uygun önlemler almayı taahhüt ederler.
Sosyal Güvenlik Hakkı
Madde 12
Akit Taraflar sosyal güvenlik hakkının etkin biçimde kullanılmasını sağlamak üzere;
1- Bir sosyal güvenlik sistemi kurmayı veya korumayı;
2- Sosyal güvenlik sistemini "En az Sosyal Güvenlik Standartlarına ilişkin Uluslararası Çalışma Sözleşmesi" (No. 102)'nin onaylanması için gereken düzeyden daha düşük olmamak üzere yeterli bir düzeyde tutmayı;
3- Sosyal güvenlik sistemini giderek daha yüksek bir düzeye çıkarmaya çalışmayı;
4- Uygun ikili ve çok taraflı sözleşmeler yaparak veya başka yollarla bu sözleşmelerde yer alan koşullara bağlı olarak;
a- Korunan Kişilerin Akit Ülkeler arasında ne suretle olursa olsun yer değiştirmeleri sırasında diğer Akit Taraf vatandaşları ile sosyal güvenlik mevzuatından doğan yardımların muhafazası dahil sosyal güvenlik hakları itibarıyla kendi vatandaşları ile eşit muamele görmelerini;
b- Akit Taraflardan her birinin yasalarına göre tamamlanan sigorta ve çalışma sürelerinin birleştirilmesi yoluyla sosyal güvenlik haklarının verilmesi, korunması ve yeniden tanınmasını; sağlamak için girişimlerde bulunmayı taahhüt ederler.
Sağlık ve Sosyal Yardım Hakkı
Madde 13
Akit Taraflar, sağlık ve sosyal yardım hakkının etkin biçimde kullanılmasını sağlamak için;
1- Yeterli olanağı bulunmayan ve kendi çabasıyla veya başka kaynaklardan, özellikle bir sosyal güvenlik sisteminden yararlanarak böyle bir olanak sağlayamayan herkese yeterli yardımı sağlamayı ve hastalık halinde bunun gerektirdiği bakımı sunmayı;
2- Böyle bir yardım görenlerin, bu nedenle siyasal ve sosyal haklarının kısıtlanmasını önlemeyi;
3- Herkesin, kişisel veya ailevi mahrumiyet halini önlemek, gidermek veya hafifletmek için gerekebilecek tavsiyelerle kişisel yardımları uygun kamusal veya özel hizmetler eliyle alabilmesini sağlamayı;
4- Bu maddenin 1, 2 ve 3. fıkralarında değinilen hükümleri, ülkelerinde yasal olarak bulunan başka Akit Tarafların uyruklarını kendi uyruklarıyla eşit tutarak 11 Aralık 1953'de Paris'te imzalanmış olan Sosyal ve Tıbbi Yardım Avrupa Sözleşmesiyle üstlendiği yükümlülükler uyarınca uygulamayı; Taahhüt ederler.
Sosyal Refah Hizmetlerinden Yararlanma Hakkı
Madde 14
Akit Taraflar, sosyal refah hizmetlerinden yararlanma hakkının etkin biçimde kullanılması için:
1- Sosyal hizmet yöntemlerinden yararlanarak toplumda gerek bireylerin, gerek grupların refah ve gelişmelerine ve sosyal çevreye uymalarına katkıda bulunacak hizmetleri geliştirmeyi ve sağlamayı;
2- Bireylerin ve gönüllü veya benzeri örgütlerin bu tür hizmetlerin kurulması ve sürdürülmesine katılmalarım özendirmeyi; Taahhüt ederler.
Bedensel ya da Zihinsel Özürlülerin Mesleki Eğitim, Mesleğe ve Topluma Yeniden İntibak Hakkı
Madde 15
Akit Taraflar, bedensel veya zihinsel bakımdan özürlü kimselerin mesleki eğitim, mesleğe ve topluma yeniden intibak hakkının etkin biçimde kullanılmasını sağlamak üzere;
1- Gerektiğinde kamusal veya özel uzmanlık kuruluşları dahil, eğitim imkanlarının sağlanması için yeterli önlemleri almayı;
2- Özürlüleri işe yerleştirmek için uzmanlaşmış iş bulma hizmetleri ve korunmalı çalışma olanakları gibi yeterli önlemleri ve çalıştıranların özürlüleri işe kabul etmelerini teşvik edici tedbirleri almayı; Taahhüt ederler.
Ailenin Sosyal, Yasal ve Ekonomik Korunma Hakkı
Madde 16
Akit Taraflar, toplumun temel birimi olan ailenin tam gelişmesi için gerekli koşulları sağlamak üzere; sosyal yardımlar ve aile yardımları, mali düzenlemeler, konut sağlama, yeni evlilere yardım ve diğer yöntemlerle aile yaşamının ekonomik, yasal ve sosyal bakımdan korunmayı geliştirmeyi;
Taahhüt ederler.
Anaların ve Çocukların Sosyal ve Ekonomik Korunma Hakkı
Madde 17
Akit Taraflar, anaların ve çocukların sosyal ve ekonomik korunma hakkının etkin biçimde kullanılması için; uygun kuruluş veya hizmetlerin kurulması veya korunması dahil, bu amaca uygun ve gerekli tüm önlemleri alacaktır.
Diğer Akit Tarafların Ülkelerinde Gelir Getirici Bir İş Edinme Hakkı
Madde 18
Akit Taraflar, öteki Akit Taraflardan herhangi birinin ülkesinde gelir getirici bir iş edinme hakkının etkin biçimde kullanılmasını sağlamak üzere;
1- Mevcut düzenlemeleri serbestiyetçi bir anlayışla uygulamayı;
2- Yürürlükteki formaliteleri basitleştirmeyi ve çalışan yabancılar veya onları çalıştıranlar tarafından ödenen resim ve diğer harçları azaltmayı veya kaldırmayı;
3- Çalışan yabancıların istihdamını düzenleyen mevzuata tek tek veya topluca esneklik getirmeyi taahhüt ederler ve
3- Kendi uyruklarının diğer Akit Tarafların ülkelerinde gelir getirici bir iş edinmek üzere ülkeden çıkış hakkını tanırlar.
Çalışan Göçmenlerin ve Ailelerinin Korunma ve Yardım Hakkı
Madde 19
Akit Taraflar çalışan göçmenlerin ve ailelerinin bir başka Akit Tarafın ülkesindeki koruma ve yardım hakkının etkin biçimde kullanılmasını sağlamak üzere;
1- Bu tür çalışanlara yardımcı olacak, özellikle doğru bilgi almalarını sağlayacak yeterli ve ücretsiz hizmetleri vermeyi veya verilmesini sağlamayı ve ulusal yasalarının ve düzenlemelerinin olanak verdiği ölçüde ülkeden ve ülkeye göçe ilişkin yanıltıcı propagandaya karşı tüm uygun önlemleri almayı;
2- Kendi yetki alanları içinde bu çalışanlar ile ailelerinin ülkeden çıkışlarını, yolculuklarını ve karşılanmalarını kolaylaştıracak uygun önlemler almayı ve yine kendi yetki alanları içinde yolculukları sırasında sağlık ve tıbbi bakım ve yeterli hijyen koşulları sunmak için uygun hizmetler sağlamayı;
3- Uygun olduğu ölçüde göçmen gönderen ve göçmen alan ülkelerdeki özelveya kamusal sosyal servisler arasındaki işbirliğini geliştirmeyi;
4- Kendi ülkesinde yasal olarak bulunan bu tür çalışanlar için, yasalar veya mevzuatla düzenlenmek veya idari makamların denetimine bağlı olmak üzere;a- Ücret, diğer çalıştırma ve iş koşulları;
b- Sendika üyeliği ve toplu pazarlık yararlarından faydalanma;
c- Barınma;
Konularında kendi uyruklarına olduğundan daha elverişsiz davranılmamasını sağlamayı;
5- Kendi ülkelerinde, yasal olarak bu tür çalışanlara akde bağlı olarak çalıştırılan kimseler ile ilgili olarak ödenmesi gereken istihdam vergileri, harç ve primler bakımından kendi vatandaşlarına tanınandan daha elverişsiz davranılmamasını sağlamayı;
6- Ülkede yerleşmesine izin verilmiş yabancı bir çalışanın ailesi ile yeniden birleşmesini, imkanlar ölçüsünde kolaylaştırmayı;
7- Kendi ülkelerinde yasal olarak ikamet eden bu tür çalışanlara bu maddede belirtilen konulara ilişkin yargısal işlemler bakımından kendi uyruklarına olduğundan daha elverişsiz davranılmamasını sağlamayı;
8- Kendi ülkelerinde yasal olarak ikamet eden bu tür çalışanların, ulusal güvenliği tehlikeye sokmadıkça, kamu menfaati veya genel ahlaka aykırı bir fiilde bulunmadıkça sınır dışı edilmemesini sağlamayı;
9- Bu tür çalışanların kazanç veya tasarruflarının dilediği kadarını transfer etmelerine yasal sınırlar içinde izin vermeyi;
10- İşbu madde ile getirilen koruma ve yardımları, uygulanabilirliği ölçüsünde, bağımsız kendi nam ve hesabına çalışan göçmenlere de genişletmeyi; Taahhüt ederler.
BÖLÜM III
Taahhütler
Madde 20
1- Akit Taraflardan her biri,
a- Bu şartın I Bölümü sözkonusu bölümün giriş paragrafında beyan edildiği üzere, tüm uygun yollarla izleyeceği amaçların beyannamesi saymayı
b- Bu Şart'ın II Bölümünün 1,5,6,12,13,16 ve 19 maddelerinin en az beşiyle kendisini bağlı saymayı;
c- Bir önceki bend uyarınca seçtiği maddelere ek olarak, kendisini bağlı saydığı toplam madde sayısı 10'dan veya numaralanmış fırka sayısı 45'den az olmamak koşuluyla, işbu Şart'ın II Bölümünde yer alan maddelerden veya numaralanmış fıkralardan seçeceği kadarıyla kendisini bağlı saymayı;
Taahhüt eder.
2- Bu maddenin 1 fıkrasının b ve c bentleri uyarınca seçilen madde veya fıkralar, ilgili Akit Tarafça onay veya kabul belgesi tevdi edilirken Avrupa Konseyi Genel Sekreterine bildirilir.
3- Akit Taraflardan herhangi biri, daha sonraki bir tarihte Genel Sekretere bildirimde bulunarak, bu Şart'ın II Bölümünde belirtilen ve bu maddenin 1fıkrası hükümlerine göre daha önce kabul ettiklerinin dışında kalan maddeler veya numaralanmış fıkralarla kendisini bağlı saydığını bildirebilir. Daha sonraki bu tür taahhütler, onay veya kabulün ayrılmaz bir parçası sayılır ve bildirimtarihinden itibaren otuzuncu günden başlayarak aynı hükmü kazanır.
4- Genel Sekreter, tüm imzacı Hükümetlere ve Uluslararası Çalışma Bürosunun Genel Direktörüne, bu Şart'ın bu Bölümü gereğince almış olduğu herhangi bir bildirimi duyurur.
5- Her Akit Taraf, ulusal koşullara uygun bir teftiş sistemi geliştirir.


BÖLÜM IV
Kabul Edilmiş Hükümlere İlişkin Raporlar
Madde 21
Akit Taraflar, Avrupa Konseyi Genel Sekreterine iki yıllık aralıklarla Bakanlar Komitesi'nce belirlenecek biçime göre bu Şart'ın II Bölümünün kabul etmiş oldukları hükümlerinin uygulanmasına ilişkin bir rapor gönderir.
Kabul Edilmemiş Hükümlere İlişkin Raporlar
Madde 22
Akit Taraflar, Bakanlar Komitesince istenilen ve uygun aralıklarla Genel Sekretere, onaylamaları veya kabulleri sırasında veya sonraki bir bildirimde bu Sart'ın II. Bölümünün kabul etmemiş oldukları hükümlerine ilişkin raporlar gönderir. Bakanlar Komitesi zaman zaman bu raporların hangi hükümler hakkında ve hangi biçimde verileceğini belirler.
Örneklerin Gönderilmesi
Madde 23
1- Akit Taraflardan her biri 2 ve 22 maddelerde atıfta bulunulan raporların örneklerini Hükümetler Sosyal Komitesinin Alt Komitesi toplantılarında temsil edilmek üzere 27 maddenin 2 fıkrasına göre davet edilecek uluslararası işveren örgütleri ve sendika örgütlerinin üyeleri olan kendi ulusal örgütlerine gönderir.
2- Akit Taraflar, adı geçen raporlar üzerinde bu ulusal örgütlerden alınan görüşleri, bu örgütler tarafından istendiği takdirde, Genel Sekretere iletir.
Raporların İncelenmesi
Madde 24
21 ve 22 maddeler uyarınca Genel Sekretere gönderilen raporlar, 23 maddenin 2 fıkrası uyarınca Genel Sekretere iletilen görüşlerin de iletilmiş olduğu bir Uzmanlar Komitesi tarafından incelenir.
Uzmanlar Komitesi
Madde 25
1- Uzmanlar komitesi, Akit Taraflarca aday gösterilen ve üstün karakterli ve uluslararası sosyal sorunlardaki ehliyeti tanınmış bağımsız uzmanlardan oluşan bir listeden Bakanlar Komitesi tarafından atanan en çok yedi üyeden oluşur.
2- Komite üyeleri, altı yıllık bir süre için atanır. Yeniden atanmaları mümkündür. Bununla birlikte ilk atanmış üyelerden ikisinin görev süresi dört yılın bitiminde sona erer.
3- İlk dört yıllık sürenin bitiminde görevleri sona erecek olan üyeler, ilk atanma yapıldıktan hemen sonra Bakanlar Komitesi tarafından kura ile belirlenir.
3- Uzmanlar Komitesinin görev süresi sona ermemiş bir üyesinin yerini almak üzere atanmış bir üye kendisinden öncekinin süresini tamamlar.
Uluslararası Çalışma Örgütünün Katılımı
Madde 26
Uluslararası Çalışma Örgütü, Uzmanlar Komitesinin çalışmalarına danışman sıfatıyla katılmak üzere bir temsilci göstermeye davet edilir.
Hükümetler Sosyal Komitesinin Alt Komitesi
Madde 27
1- Akit Tarafların raporları ve Uzmanlar Komitesinin vardığı sonuçlar, incelenmek üzere Avrupa Konseyi Hükümetler Sosyal Komitesinin Alt Komitesine sunulur.
2- Alt Komite, her Akit Tarafın bir temsilcisinden oluşur. Toplantılarında danışman sıfatıyla gözlemci olarak temsil edilmek üzere saptayacağı en çok iki uluslararası işveren örgütüyle en çok iki uluslararası sendika örgütünü davet eder. Ayrıca sosyal refah ve ailenin ekonomik ve sosyal açıdan korunması gibi özellikle yetkili oldukları konular üzerinde Avrupa Konseyinin danışmanıstatüsü taşıyan uluslararası Hükümetler dışı örgütlerin en çok iki temsilcisine danışabilir.
3- Alt Komite, Bakanlar Komitesine, vardığı sonuçları içeren bir rapor sunar ve bu rapora Uzmanlar Komitesinin raporunu da ekler.
Danışma Meclisi
Madde 28
Avrupa Konseyi Genel Sekreteri, Uzmanlar Komitesinin vardığı sonuçları Danışma Meclisine iletir. Danışma Meclisi, bu sonuçlar üzerindeki görüşlerini Bakanlar Komitesine ulaştırır.
Bakanlar Komitesi
Madde 29
Bakanlar komitesi, Alt Komitenin raporunu temel alarak ve Danışma Meclisine danıştıktan sonra Komiteye katılmaya yetkili üyelerin üçte ikilik çoğunluğuyla her Akit Tarafa gerekli tavsiyelerde bulunabilir.

BÖLÜM V
Savaş ve Olağanüstü Durumlarda Uygulamadan Kaçınmalar
Madde 30
1- Ulusun yaşamını tehdit eden savaş veya diğer olağanüstü hallerde Akit Taraflardan biri bu Şart'a göre üstlendiği yükümlülüklerinden kaçınan önlemleri uluslararası hukuka göre üstlendiği öteki yükümlülüklerine aykırı olmamak koşuyla ve durumun kesinlikle gerektirdiği ölçüde alabilir.
2- Bu kaçınma hakkını kullanan bir Akit Taraf, Avrupa Konseyi Genel Sekreterini makul bir süre içinde alınan önlemler ve gerekçeleri konusunda tam olarak haberdar eder. Aynı şekilde bu önlemler yürürlükten kalktığında ve kabul ettiği Şart hükümleri yeniden tam anlamıyla işlerlik kazandığında Genel Sekreteri haberdar eder.
3- Genel Sekreter buna karşılık bu maddenin 2 fıkrası uyarınca alınmış tüm mahuberatı değer Akit Taraflara ve Uluslararası Çalışma Bürosunun Genel Direktörüne bildirir.
Kısıtlamalar
Madde 31
1- I. Bölümde konmuş olan hak ve ilkeler, etkin biçimde gerçekleştirildiğinde ve II Bölümde öngörüldüğü gibi etkin uygulamaları sağlandığında, demokratik bir toplumda başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması veya kamu yararı, ulusal güvenlik, kamu sağlığı veya genel ahlakın korunması için gerekli olan ve yasayla belirlenenler dışında, adı geçen bölümlerde belirtilmeyen bir kısıtlama veya sınırlamaya tabi tutulamazlar.
2- Bu Şart'da izin verilen kısıtlamalar, tanınmış hak ve yükümlülüklere belirlenmiş oldukları amaçlar dışında uygulanamaz.
Şart ile İç Hukuk ve Uluslararası anlaşmalar Arasındaki İlişkiler
Madde 32
Bu Şart'ın hükümleri, yürürlükte bulunan veya yürürlüğe konabilecek olan ve korunan kişilere daha uygun koşullar sağlayan iç hukukun veya ikili veya çok taraflı antlaşma, sözleşme ve anlaşma hükümlerine halel getirmez.
Toplu Sözleşmeler Yoluyla Uygulama
Madde 33
1- Bu Şart'ın II Bölümünün 2 maddesinin 1,2,3,4 ve 5 fıkraları, 7 maddesinin 4,6,7 fıkralarıyla 10 maddesinin 1,2,3 ve 4 fıkraları hükümlerinin normal olarak çalıştıranlar veya çalıştıran örgütleriyle çalışanların örgütleri arasındaki sözleşmelere bırakılan konular olduğu veya normal olarak yasadan başka yollarla uygulandığı üye devletlerde şayet bu hükümler bu tür Sözleşmeler ve diğer yollar ile ilgili çalışanların büyük çoğunluğuna uygulanmakta ise bu fıkraların yükümlülükleri taahhüt edilebilir ve bunlara uyum geçerli addedilir.
2- Bu hükümlerin normal olarak yasama konusu olduğu üye devletlerde şayet söz konusu hükümler ilgili çalışanların büyük çoğunluğuna kanunla uygulanmakta ise, söz konusu yükümlülükler taahhüt edilebilir ve bunlara uyum geçerli addedilir.
Ülkelerde Uygulama
Madde 34
1- Bu Şart, her Akit Tarafın ana ülkesinde uygulanır. Her imzacı hükümet, imza sırasında veya onay veya kabul belgesini verirken, Avrupa Konseyi Genel Sekreterine yapacağı bir bildirimle, bu amaçla ana ülkesi sayılacak olan toprakları belirtir.
2- Herhangi bir Akit Taraf, bu Şart'ı onaylaması veya kabulü sırasında veya daha sonra Avrupa Konseyi Genel Sekreterine yapacağı bir bildirimle, uluslararası ilişkilerinden sorumlu olduğu veya uluslararası sorumluluğu üstlendiği ve adı geçen bildirimde belirtilen ana ülkesi dışındaki toprak veya topraklara bu Şart'ı' tümüyle veya bir bölümüyle uygulanacağını bildirebilir. Bubeyanda, Bu Şart'ın II Bölümünün madde ve fıkralarından adı geçen topraklar bakımından bağlayıcı saydıklarını belirtir.
3- Şart, yukarıda anılan beyanlarda belirtilen ülke veya ülkelerde Genel Sekreterin bu beyan bildirimini aldığı tarihten sonraki otuzuncu günden başlayarak uygulanır.
4- Herhangi bir Akit Taraf, daha sonraki bir tarihte Avrupa Konseyi Genel Sekreterine yapacağı bir bildirimle bu maddenin 2 fıkrası uyarınca Şart'ı uyguladığı bir veya birden çok ülke bakımından, bu ülkeler için daha önce kabul etmemiş olduğu maddeler veya numaralanmış fıkralarla kendisini bağlı saydığını beyan edebilir. Bu türlü sonraki taahhütler, ilgili ülke bakımından ilk bildirimin ayrılmaz parçası sayılır ve bildirim tarihinden sonraki otuzuncu gün aynı geçerliliği kazanır.
5- Genel Sekreter, öteki imzacı Hükümetlere ve Uluslararası Çalışma Bürosu Genel Direktörüne bu madde uyarınca kendisine verilen bildirimleri duyurur.
İmzalama, Onaylama ve Yürürlüğe Girme
Madde 35
1- İşbu Şart Avrupa Konseyi üyelerinin imzasına açıktır. Onaylanır veya kabul edilir. Onay veya Kabul belgeleri, Avrupa Konseyi Genel Sekreterine verilir.
2- Bu Şart, beşinci Onay veya Kabul belgesinin veriliş tarihinden sonraki otuzuncu günden itibaren yürürlüğe girer.
2- Daha sonra onaylayan bir imzacı Hükümet bakımından işbu Şart, onay veya kabul belgesinin veriliş tarihinden sonraki otuzuncu günden itibaren yürürlüğe girer.
3- Genel Sekreter, Avrupa Konseyinin tüm üyelerine ve Uluslararası Çalışma Bürosunun Genel Direktörüne, bu Şart'ın yürürlüğe girişini, onaylayan veya kabul eden Akit Tarafların adlarını ve daha sonraki onay veya kabul belgelerinin verilişini bildirir.
Tadiller
Madde 36
Avrupa Konseyinin herhangi bir üyesi, Avrupa Konseyi Genel Sekreterine yapacağı bir duyuruyla işbu Şart'da bir değişiklik önerebilir.
Genel Sekreter önerilen değişiklik teklif yerini diğer Avrupa Konseyi üyelerine bildirir ve bunlar daha sonra Bakanlar Komitesi'nce incelenerek görüş bildirmesi için Danışma Meclisine sunulur. Bakanlar Komitesince onaylanan herhangi bîr değişiklik, tüm Akit Tarafların bu değişikliği kabul ettiklerini Genel Sekretere bildirmesinden sonraki otuzuncu gün yürürlüğe girer. Genel Sekreter Avrupa Konseyinin tüm üyelerine ve Uluslararası Çalışma Bürosunun Genel Direktörüne bu tür değişikliklerin yürürlüğe girişini bildirir.
Fesih
Madde 37
1- Akit Taraflardan herhangi biri, ancak, kendisi için yürürlüğe giriş tarihinden başlayarak beş yıllık sürenin sonunda veya onu izleyen iki yıllık dönemler sonunda ve her halükârda Avrupa Konseyi Genel Sekreterine altı ay önceden bildirmek koşuluyla bu Şart'ı feshedebilir. Genel Sekreter durumu diğer Taraflara ve Uluslararası Çalışma Bürosunun Genel Direktörüne bildirir. AkitTaraf sayısının beşten aşağı düşmemesi koşuluyla, bu tür fesihler Şart'ın diğer Akit Taraflar bakamından geçerliliğini etkilemez.
2- Akit Taraflardan herhangi biri, önceki fıkranın hükümleri uyarınca Şart'ın II Bölümünün kabul etmiş olduğu maddelerinden veya fıkralarından herhangi birini fesh edebilir. Ancak, bu Akit Tarafın kendisini bağlı saydığı madde sayısı 10'dan, fıkra sayısı ise 45'den az olamaz ve bu madde ve fıkralar 20 maddenin 1 fıkrasının b bendinde özel olarak değinilenler arasında Akit Tarafın seçtiğimaddeleri kapsamaya devam edecektir.
3- Akit Taraflardan herhangi biri, bu maddenin 1 fıkrasında belirlenen koşullar uyarınca işbu Şart'ı veya II Bölümünün maddelerinden veya fıkralarından herhangi birini 34 maddenin 2 fıkrası uyarınca yapılmış bir bildirimle Şart'ın uygulandığı herhangi bir ülke bakımından fesh edebilir.
Madde 38
Bu Şart'm eki, onun ayrılmaz bir parçasıdır.
Gereğince yetkili kılınmış olan aşağıdaki imzası bulunanlar yukarıdaki hükümleri kabul ederek bu Şart'ı imzalamıştır.
Bu Şart, her iki metin de eşit şekilde geçerli olmak ve tek kopya olarak Avrupa Konseyi arşivine konmak üzere Fransızca ve İngilizce dillerinde 1961 Ekiminin 18'nci günü Torina'da akdedilmiştir. Genel Sekreter, İmzacıların her birine onaylı örnekleri gönderir.
Sosyal Şart'a Ek
Sosyal Şart 'in Korunan Kimseler Bakımından Kapsamı
1- 12. maddenin 4. fıkrası ve 13. maddenin 4. fıkrası hükümleri saklı kalmak üzere 1 ila 17. maddelerin içerdiği kimseler; bu maddelerin 18 ve 19. maddelerin hükümleri ışığında yorumlanarak anlaşılması koşuluyla ancak bir Akit Tarafın ülkesinde yasal olarak oturan veya sürekli olarak çalışan öteki Akit Tarafların uyrukları olmaları durumunda yabancıları da kapsar.
İşbu yorum, Akit Taraflardan herhangi biri tarafından aynı kolaylıkların başka kimselere de uygulanmasını engellemez
2- Her Akit Taraf, Mültecilerin Statüsüne dair 28 Temmuz 1951 tarihli Cenevre Sözleşmesinde tanımı verilen ve ülkesinde yasal olarak bulunan mültecilere, herhangi bir durumda en azından adı geçen sözleşmeye ve bu kimselere uygulanan başka belgelere göre kabul ettiği yükümlülükler düzeyinde olmak üzere olabildiğince uygun davranmayı taahhüt eder.
3- BÖLÜM I BÖLÜM II
Fıkra 18 ve Madde 18 Fıkra 1
İşbu hükümler, Akit Tarafları ülkelerine giriş konusuyla ilgili değildir ve 13 Aralık 1955 tarihinde Paris'te imzalanan Avrupa İskan Sözleşmesinin hükümlerine halel getirmez.
BÖLÜM II
Madde 1, Fıkra 2
İşbu hüküm, sendika güvenliği koşulunu veya uygulamasını yasakladığı veya izin verdiği biçimde yorumlanmaz.
Madde 4, Fıkra 4
3- Bu maddede yer alan konulara ilişkin koruyucu yasalar bilimsel ve teknik bilgi ışığı altında devrevi olarak yeniden gözden geçirilecek ve gerekirse tadil, ilga veya temdid edilecektir.
Madde 12
1- Taraf Devletler, aile planlaması dahil sağlık bakım hizmetlerinden kadın ve erkeğin eşit olarak yararlanması için sağlık bakımında kadınlara karşı ayırımı ortadan kaldıran bütün önlemleri alacaklardır.
2- Bu maddenin 1. paragrafında öngörülen hükümler saklı kalmak kaydıyla taraf devletler kadına hamilelik, loğusalık ve doğum sonrası dönemde gerekli hizmetleri sağlayacak, hamilelik ve emzirme sırasında yeterli beslenme ile birlikte gerektiğinde bedava hizmet vereceklerdir.
Madde 13
Taraf Devletler kadınlara karşı ekonomik ve sosyal hayatın diğer dallarında erkeklerle kadınların eşit olarak haklardan yararlanabilmelerini sağlayarak kadınlara karşı ayrımcılığın önlenmesi için gerekli tedbirleri ve özellikle aşağıdaki tedbirleri İşbu hüküm, ağır bir suç işlemesi durumunda bir kimsenin işine hemen son verilmesini engellediği biçimde anlaşılmaz.
Madde 4, Fıkra 5
Bir Akit Tarafın bu fıkrada öngörülen yükümlülüğü, kapsam dışı kalan kimseler hariç olmak üzere, yasayla veya toplu sözleşme veya hakem kararı yoluyla çalışanların büyük çoğunluğunun ücretlerinden kesinti yolu ile mağdur edilmelerine izin verilmediğinde, taahhütte bulunabileceği biçiminde anlaşılmıştır.
Madde 6, Fıkra 4
Her Akit Tarafın, grev hakkına uygulayacağı başka bir kısıtlamanın ancak 31. madde hükümlerine göre haklı gerekçelere dayanması koşuluyla, kendisi bakımından grev hakkının kullanılmasını yasayla düzenleyebileceği biçiminde anlaşılmıştır.
Madde 7, Fıkra 8
Bir Akit Tarafın bu fıkrada öngörülen yükümlülüğü, 18 yaşından küçüklerin büyük çoğunluğunun gece işinde çalıştırılamayacağını yasayla öngörerek bu yükümlülüğün anlamına uygun davrandığında yerine getirmiş olacağı biçimde anlaşılmıştır.
Madde 12, Fıkra 4
Bu fıkranın girişindeki "ve bu tür Sözleşmelerde konulan koşullara bağlı olarak" ibaresi, bir Akit Tarafın, öteki Akit Tarafların uyruklarına başka yardımların yanı sıra, herhangi bir sigorta katkısından bağımsız olarak yapılan yardımları sağlamadan önce, belli bir ikamet süresinin tamamlanmasını isteyebilmesini içerdiği biçimde anlaşılmıştır.
Madde 13, Fıkra 4
Sosyal ve Tıbbi yardıma Avrupa Sözleşmesine taraf olmayan Hükümetler, diğer Akit Tarafların uyruklarına adı geçen Sözleşmenin hükümlerine uygun olan bir davranış sağlamaları koşuluyla Sosyal Şart'ı bu fıkra bakımından onaylayabilir.
Madde 19 Fıkra 6
Bu hükmün amacı bakımından "bir çalışan yabancı ailesi" teriminin en azından karısıyla bakmakla yükümlü olduğu 21 yaşının altındaki çocuklarını kapsadığı anlaşılmıştır.
BÖLÜM III
İşbu Şart, uluslararası nitelikte hukuksal yükümlülükleri içerir ve uygulanması ancak IV bölümde öngörülen gözetime bağlıdır.
Madde 20, Fıkra 1
"Numaralanmış fıkralar" salt bir fıkradan oluşan maddeleri de kapsayabilir.
BÖLÜM IV
Madde 30
"Savaş veya öteki olağanüstü durumlarda" deyimi, savaş tehdidini de kapsayacak biçimde anlaşılmıştır.

ULUSLARARASI ÇALIŞMA TEŞKİLÂTI ANASÖZLEŞMESİNDE
YAPILAN DEĞİŞİKLİK HAKKINDAKİ BELGENİN
ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA
DAİR KANUN
Kanun No. 4405

Kabul Tarihi : 8.7.1999
MADDE 1. – Uluslararası Çalışma Teşkilâtı’nın 2-19 Haziran 1997 tarihlerinde Cenevre’de yapılan 85 inci Genel Konferansı’nda kabul edilen “Uluslararası Çalışma Teşkilâtı Ana sözleşmesinde Yapılan Değişiklik Hakkındaki Belge”nin onaylanması uygun bulunmuştur.
MADDE 2. – Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
MADDE 3. – Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.



ULUSLARARASI ÇALIŞMA TEŞKİLÂTI ANAYASASINDA YAPILAN DEĞİŞİKLİK
HAKKINDAKİ BELGE
Uluslararası Çalışma Teşkilâtı Genel Konferansı,
Uluslararası Çalışma Bürosu Yönetim Kurulu’nca Cenevre’de toplanmaya çağrılmış ve toplandığı 3 Haziran 1997 tarihli Seksenbeşinci oturumunda,
Oturum gündeminin yedinci maddesini teşkil eden Uluslararası Çalışma Teşkilâtı Anayasası değişikliğinin kabulüne karar vererek,
Uluslararası Çalışma Teşkilâtı Anayasası Değişiklik Belgesi, 1997 olarak adlandırabilecek olan, Uluslararası Çalışma Teşkilâtı Anayasası’nda değişiklik yapan aşağıdaki belgeyi Bindokuzyüzdoksanyedi yılı Haziran ayının bu 19 uncu gününde kabul eder;
Madde 1
Bu Değişiklik Belgesi’nin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren, Uluslararası Çalışma Teşkilâtı Anayasası’nın 19 uncu maddesi, aşağıdaki yeni paragrafın 8 inci paragraftan sonra eklenmesi suretiyle değiştirilmiştir;
“9 uncu Yönetim Kurulu’nun teklifi üzerine, konferans, mevcut bulunan delegelerin oylarının üçte iki çoğunluğuyla, bu madde hükümleri uyarınca kabul edilmiş bulunan bir Sözleşmeyi, bu Sözleşmenin amacını kaybettiğinin veya Teşkilâtın hedeflerine ulaşılmasında yararlı katkılarının artık mevcut bulunmadığının görülmesi halinde ilga edebilir.”
Madde 2
Bu Değişiklik Belgesi’nin iki sureti, Konferans Başkanı ve Uluslararası Çalışma Bürosu Genel Müdürü’nün imzalarıyla tasdik edilir. Bu suretlerden biri Uluslararası Çalışma Bürosu arşivinde muhafaza edilir, diğeri ise, Birleşmiş Milletler Şartı’nın 102 nci maddesi uyarınca tescil edilmek üzere Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’ne iletilir. Genel Müdür, Uluslararası Çalışma Teşkilâtı’nın bütün üyelerine bu Belge’nin tasdikli bir suretini gönderir.
Madde 3
1. Bu Değişiklik Belgesi’nin resmî onama veya kabul belgeleri Uluslararası Çalışma Bürosu Genel Müdürü’ne gönderilir. Genel Müdür, bu belgelerin alındığını Teşkilâtın üyelerine bildirir.
2. Bu Değişiklik Belgesi, Uluslararası Çalışma Teşkilâtı’nın 36 ncı maddesi hükümleri uyarınca yürürlüğe girer.
3. Uluslararası Çalışma Bürosu Genel Müdürü, bu Belge’nin yürürlüğe girdiğini Uluslararası Çalışma Teşkilâtı’nın bütün üyelerine ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreterine bildirir.
EKONOMİK, SOSYAL VE KÜLTÜREL HAKLARA İLİŞKİN
ULUSLARARASI SÖZLEŞMENİN ONAYLANMASININ
UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN
Kanun No. 4867

Kabul Tarihi : 4.6.2003

MADDE 1. - Birleşmiş Milletler tarafından 16 Aralık 1966 tarihinde imzaya açılan ve Türkiye Cumhuriyeti adına 15 Ağustos 2000 tarihinde New York’ta imzalanan “Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme”nin, beyanlar ve çekince ile onaylanması uygun bulunmuştur.
MADDE 2. - Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
MADDE 3. - Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.
NOT: SÖZLEŞME METNİ FİLME ALINDIĞI İÇİN EKTE YER ALMAMAKTADIR.

MEDENÎ VE SİYASÎ HAKLARA İLİŞKİN ULUSLARARASI
SÖZLEŞMENİN ONAYLANMASININ UYGUN
BULUNDUĞUNA DAİR KANUN

Kanun No. 4868

Kabul Tarihi : 4.6.2003


MADDE 1. - Birleşmiş Milletler tarafından 16 Aralık 1966 tarihinde imzaya açılan ve Türkiye Cumhuriyeti adına 15 Ağustos 2000 tarihinde New York’ta imzalanan “Medenî ve Siyasî Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme”nin, beyanlar ve çekince ile onaylanması uygun bulunmuştur.
MADDE 2. - Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
MADDE 3. - Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

SİYASİ VE MEDENİ HAKLAR ULUSLARARASI SÖZLEŞMESİ
BM Genel Kurulu'nun 16 Aralık 1966 tarihli ve 2200 A (XXI) sayılı Kararıyla kabul edilmiş ve imzaya, onaya ve katılmaya açılmıştır. Yürürlüğü giriş: 23 Mart 1976
BAŞLANGIÇ
Bu Sözleşmeye Taraf Devletler,
Birleşmiş Milletler Şartı’nda ilan edilen prensiplere göre insanlık ailesinin bütün üyelerinin doğuştan sahip oldukları insanlık onurunu ve eşit ve vazgeçilmez haklarını tanımanın, yeryüzündeki özgürlük, adalet ve barışın temeli olduğunu dikkate alarak,
Bu hakların insanın doğuştan sahip olduğu insanlık onurundan türediğini kabul ederek,
İnsan Hakları Evrensel Bildirisi’ne uygun bir biçimde, korkudan ve yoksulluktan kurtulma özgürlüğünü kullanabilen özgür insan idealinin ekonomik ve sosyal ve kültürel hakları ile birlikte kişisel ve siyasal haklarını da kullanabildiği şartların yaratılması halinde gerçekleştirilebileceğini kabul ederek,
Birleşmiş Milletler Şartı’na göre Devletlerin insan haklarına ve özgürlüklerine her yerde saygı gösterilmesini sağlama ve bu haklara ve özgürlüklere uygun davranma yükümlülüğünü dikkate alarak,
İçinde yaşadıkları topluma ve diğer bireylere karşı ödevleri bulunan bireylerin, bu Sözleşmede tanınmış olan hakları ilerletme ve bu haklara uyulmasını sağlamak için çaba gösterme sorumluluğu bulunduğunun farkında olarak,
Aşağıdaki hükümlerde anlaşmışlardır:
1. BÖLÜM
KENDİ KADERİNİ TAYİN HAKKI
1. Madde
Halkların kendi kaderini tayin hakkı
1. Bütün halklar kendi kaderlerini tayin hakkına sahiptir. Bu hak vasıtasıyla halklar kendi siyasal statülerini serbestçe tayin edebilir ve, ekonomik, sosyal ve siyasal gelişmelerini serbestçe sürdürebilirler.
2. Bütün halklar uluslararası hukuka ve karşılıklı menfaat ilkesine dayanan uluslararası ekonomik işbirliği yükümlülüklerine zarar vermemek koşuluyla, doğal kaynakları ve zenginlikleri üzerinde kendi yararına serbestçe tasarrufta bulunabilir. Bir halk sahip olduğu maddi kaynaklardan hiç bir koşulda yoksun bırakılamaz.
3. Kendini Yönetemeyen ve Vesayet altındaki Ülkelerden sorumlu olan Devletler de dahil bu Sözleşmeye Taraf bütün Devletler, kendi kaderini tayin hakkının gerçekleştirilmesi için çaba gösterir ve Birleşmiş Milletler şartının hükümlerine uygun olarak bu hakka saygı gösterir.
II. BÖLÜM
GENEL HÜKÜMLER
2. Madde
Sözleşmenin iç hukukta uygulanması ve ayrımcılık yasağı
1. Bu Sözleşmeye Taraf her Devlet, bu Sözleşmede tanınan hakları ırk, renk, cinsiyet, dil, din, siyasal veya diğer bir fikir, ulusal veya sosyal köken, mülkiyet, doğum veya diğer bir statü gibi herhangi bir nedenle ayrımcılık yapılmaksızın, kendi toprakları üzerinde bulunan ve egemenlik yetkisine tabi olan bütün bireyler için güvence altına almayı bu ve haklara saygı göstermeyi taahhüt eder.
2. Sözleşmede tanınan hakları kendi mevzuatında veya uygulamasında henüz tanımamış olup da bu Sözleşmeye Taraf Devletler, kendi anayasal usullerine ve bu Sözleşmenin hükümlerine uygun olarak, Sözleşmede tanınan hakları uygulamaya geçirmek için gerekli olan tedbirleri veya diğer önlemleri almayı taahhüt ederler.
3. Bu Sözleşmeye Taraf her Devlet şu taahhütlerde bulunur:
a) Bu Sözleşmede tanınan hakları veya özgürlükleri ihlal edilenlere, ihlal fiili resmi sıfatlarıyla hareket eden kişilerden başka kimseler tarafından işlense dahi, etkili bir hukuki yola başvurma hakkı sağlamak;
b) Bu tür bir hukuki yola başvurmak isteyen kişinin hakkının yetkili yargısal, idari ve yasama organları veya Devletin hukuk sisteminin öngördüğü başka bir yetkili makamı tarafından karara başlanmasını sağlamak ve yargısal hukuki yollara başvurma imkanını geliştirmek;
c) Bu gibi hukuki yolların tanınması halinde, yetkili makamlar tarafından bu hukuki yolların işletilmesini sağlamak.
3. Madde
Cinsiyet eşitliği
Bu Sözleşmeye Taraf Devletler, bu Sözleşmede yer alan bütün kişisel ve siyasal hakların kullanılmasında eşit haklar sağlamayı taahhüt eder.
4. Madde
Olağanüstü durumda yükümlülük azaltma
1. Sözleşmeci Taraf Devletler, ulusun yaşamını tehdit eden olağanüstü bir durumun meydana gelmesi ve bun resmen ilan etmeleri halinde, durumun zorunluluklarının kesinlikle gerektirdiği ölçüde, uluslararası hukuktan doğan diğer yükümlülüklerine aykırı düşmeyecek ve ırk, renk, cinsiyet, dil, din, toplumsal köken gibi sebeplerle ayrımcılık içermeyecek şekilde, bu Sözleşmedeki yükümlülüklerinde azaltma yapan tedbirler alabilir.
2. Sözleşmenin 6, 7, 8 (1 ve 2 fıkralar), 11, 15, 16 ve 18. maddelerindeki yükümlülüklerde hiç bir azaltma yapılamaz.
3. Sözleşmedeki yükümlülüklerini azaltma yetkisi kullanan Sözleşmeye Taraf bir Devlet, yükümlülük azaltılan Sözleşme maddeleri ile yükümlülük azaltmayı gerektiren sebepler hakkında Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri aracılığıyla Sözleşmeye Taraf diğer Devletleri derhal bilgilendirir. Yükümlülük azaltmanın sona erme tarihi de aynı yolla başka bir bildirimle iletilir.
5. Madde
Hakları kötüye kullanma yasağı
1. Bu Sözleşmenin hiç bir hükmü, bir Devlete, gruba veya kişiye, Sözleşmede tanınan hak ve özgürlüklerin tahribini amaçlayan bir faaliyete katılma veya tasarrufta bulunma hakkı tanıdığı, veya hak ve özgürlüklerin bu Sözleşmede belirtildiğinden daha geniş ölçüde sınırlandırılmasına imkan verdiği şekilde yorumlanamaz.
2. Bu Sözleşmenin bir hakkı tanımadığı veya daha az ölçüde tanıdığı bahane edilerek, Sözleşmeye Taraf Devletlerden birinin iç hukukunda yasalarla, antlaşmalarla tanınmış bulunan veya geleneklerinde var olan temel insan haklarına sınırlama getirilemez veya bu haklara karşı yükümlülük azaltılamaz
III. BÖLÜM
MADDİ HAKLAR
6. Madde
Yaşama hakkı
1. Her insan doğuştan yaşama hakkına sahiptir. Bu hak hukuk tarafından korunur. Hiç kimse yaşama hakkından keyfi olarak yoksun bırakılamaz.
2. Ölüm cezası kaldırmamış olan ülkelerde, suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan hukuka uygun olarak ve bu Sözleşme ile Soykırım Suçunun önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi’nin hükümlerine aykırı olmayacak biçimde, sadece çok aşırı suçlar için ölüm cezası verilebilir. Bu ceza sadece yetkili mahkeme tarafından verilen nihai karardan sonra infaz edilebilir.
3. Yaşamdan yoksun bırakmanın bir soykırım suçunu oluşturması halinde, bu maddedeki hiç bir hüküm, bu Sözleşmeye Taraf bir Devlete Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi'nin hükümlerine göre üstlendiği yükümlülüklerini azaltma yetkisi verdiği şeklinde anlaşılamaz.
4. Ölüm cezasına mahkum olan bir kimse bağışlanması veya cezasının hafifletilmesini isteme hakkına sahiptir. Her olayda ölüm cezasının affı, bağışlama veya hafifletme verilebilir.
5. Yaşı on sekizden küçük olan kimselere işledikleri suçlar nedeniyle ölüm cezası verilemez; hamile kadınların ölüm cezaları infaz edilemez.
6. Bu maddedeki hiç bir hüküm, ölüm cezasının bu Sözleşmeye Taraf bir Devlet tarafından kaldırılmasını engellemek veya ertelemek için ileri sürülemez.
7. Madde
İşkence yasağı
Hiç kimse işkenceye veya zalimane, insanlık dışı veya onur kırıcı muamele veya cezaya maruz bırakılamaz. Ayrıca hiç kimse, serbest iradesi olmadan tıbbi veya bilimsel bir deneye tabi tutulamaz.
8. Madde
Kölelik yasağı
1. Hiç kimse köle olarak tutulamaz; her türlü kölelik ve köle ticareti yasaktır.
2. Hiç kimse kul olarak tutulamaz.
3.
a) Hiç kimse zorla çalıştırılamaz veya zorunlu çalışmaya tabi tutulamaz;
b) Bu fıkranın a) bendi, bir suça karşılık hapisle birlikte ağır işte çalıştırma cezasının verilebildiği ülkelerde, yetkili bir mahkeme tarafından böyle bir cezanın verilmesi sonucunda ağır işte çalıştırmayı engelleyici sayılamaz;
c) Aşağıdaki haller, bu fıkra bakımından “zorla çalıştırma veya zorunlu çalışma’ sayılmaz:
(i) Bir mahkemenin hukuka uygun bir kararının sonucu olarak hapsedilen bir kimseden veya böyle bir hapislikten şartla salıverilmiş bir kimseden şartla tahliye süre için normal olarak istenen ve b) bendi kapsamına girmeyen bir iş veya hizmet; (ii) Askeri nitelikteki bir hizmet ve inanç nedeniyle askerlik hizmetine katılmama hakkının tanındığı ülkelerde vicdani redcilerden hukuken yerine getirmeleri istenen bir kamu hizmeti; (iii) Toplumun yaşamını veya iyiliğini tehdit eden olağanüstü bir durum veya felaket halinde yapılması emredilen bir hizmet; (iv) Normal vatandaşlık yükümlülüklerinin bir parçasını oluşturan bir iş veya hizmet.
9. Madde
Özgürlük ve güvenlik hakkı
1. Herkes kişi özgürlüğü ve kişi güvenliği hakkına sahiptir. Hiç kimse keyfi olarak gözaltına alınamaz veya tutulamaz. Hiç kimse hukukun öngördüğü sebepler ve usuller dışında özgürlüğünden yoksun bırakılamaz.
2. Gözaltına alınan bir kimse, gözaltına alınma sebepleri hakkında gözaltına alındığı sırada ve kendisine isnat edilen suçlar konusunda derhal bilgilendirilir.
3. Cezai bir fiilden ötürü gözaltına alınan veya tutulan bir kimse derhal bir yargıç veya hukuken yargılama yetkisine sahip diğer bir görevli önüne çıkarılır ve bu kimse makul bir sürede yargılanma veya salıverilme hakkına sahiptir. Yargılanan bir kimsenin tutuklanması genel bir kural olamaz; yargılamanın her aşamasında tutuklunun salıverilmesine karar verilebilir; salıverilme bu kimsenin duruşmaya gelmesini sağlamak ve mahkum edilmesi halinde hükmün infazını temin etmek için teminata başlanabilir.
4. Gözaltına alınarak veya tutularak özgürlüğünden yoksun bırakılan bir kimse, tutulmasının hukukiliği hakkında hemen karar verebilecek ve eğer tutulması hukuki değilse salıverilmesine hükmedebilecek bir mahkemeye başvurma hakkına sahiptir.
5. Hukuka aykırı olarak gözaltına alınmaktan veya tutulmaktan mağdur olan bir kimse icrası mümkün bir tazminat hakkına sahiptir.

10. Madde
Tutulanların Hakları
1. Özgürlüğünden yoksun bırakılan herkes, insani muamele ve insanın doğuştan sahip olduğu insanlık onuruna saygı görme hakkına sahiptir.
2.
a) Tutuklu sanıklar, istisnai haller dışında mahkûmlardan ayrı tutulur ve kendilerine mahkûm edilmemiş kimselerin statüsüne uygun tarzda ayrı bir muamele uygulanır.
b) Tutuklu küçük sanıklar yetişkinlerden ayrı tutulur ve en kısa sürede yargısal makamların önüne çıkarılırlar.
3. Ceza infaz sistemi, mahpusları iyileştirme ve toplumsal rehabilitasyonlarını sağlama gibi temel amaçlara sahip olur. Küçük failler ‘yetişkinlerden ayrılır ve yaşları ile hukuki statülerine uygun bir muamele görürler.
11. Madde
Borç nedeniyle hapis yasağı
Hiç kimse sırf sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getiremediği gerekçesiyle hapsedilemez.
12. Madde
Seyahat özgürlüğü
1. Bir Devletin ülkesinde hukuka uygun olarak bulunan bir kimse, o ülke sınırları içinde seyahat etme özgürlüğüne ve yerleşeceği yeri seçme hakkına sahiptir.
2. Herkes kendi ülkesi de dahil, bir ülkeden ayrılmakta serbesttir.
3. Yukarıda belirtilen haklar, bu Sözleşmede tanınan diğer haklara uygun olarak ulusal güvenlik, kamu düzeni (ordre public), genel sağlık veya genel ahlak veya başkalarının hak ve özgürlüklerini korumak için gerekli sebepler ile hukuken öngörülmüş sınırlamalar dışında hiç bir sınırlamaya tabi tutulamaz.
4. Hiç kimse, kendi ülkesine girme hakkından keyfi olarak yoksun bırakılamaz.
13. Madde
Yabancıların sınırdışı edilmelerine karşı usulü güvenceler
Bir Devletin ülkesinde hukuka uygun olarak bulunan bir yabancı ancak, hukuka uygun olarak verilmiş bir sınırdışı etme kararı gereğince ve ulusal güvenliğin zorlayıcı şartları hariç, sınırdışı etme kararına karşı itiraz etmesine ve bu itirazının önünde temsil edilebileceği yetkili bir makam veya yetkili makamın görevlendirdiği bir kişi ve kişiler tarafından denetlenmesi imkanı verilmesi halinde sınırdışı edilebilir.
14. Madde
Adil yargılanma hakkı
1. Herkes mahkemeler ve yargı yerleri önünde eşittir. Herkes, hakkındaki bir suç isnadının veya hak ve yükümlülükleri ilgili bir hukuki uyuşmazlığın karara bağlanmasında, hukuken kurulmuş yetkili, bağımsız ve tarafsız bir yargı yeri tarafından adil ve aleni olarak yargılanma hakkına sahiptir. Davayı izleyenler ve basın mensupları, demokratik bir toplumdaki genel ahlak, kamu düzeni (ordre public) veya ulusal güvenlik nedeniyle veya tarafların özel yaşamlarının menfaatinin gerektirmesi halinde veya mahkemenin görüşüne göre aleniliğin adaletin gerçekleşmesine zarar vereceği özel şartların kesinlikle gerektirdiği ölçüde, duruşmalardan tamamen veya kısmen çıkarılabilir; ancak bir ceza davasında veya hukuk davasında verilen hüküm, gençlerin menfaati veya aile uyuşmazlıkları veya çocuğun velayeti ile ilgili davalar aksini gerektirmedikçe aleni olarak tefhim edilir.
2. Hakkında bir suç isnadı bulunan bir kimse, hukuka göre suçluluğu kanıtlanıncaya kadar masum sayılma hakkına sahiptir.
3. Hakkında bir suç isnadı bulunan bir kimsenin bu isnadın karara bağlanmasında, tam bir eşitlik içinde asgari şu haklara sahiptir:
a) Hakkındaki suç isnadının niteliği ve nedenleri konusunda ayrıntılı bir şekilde ve anlayabileceği bir dilde derhal bilgilendirilme;
b) Savunmasını hazırlamak ve kendi seçtiği avukatla görüşmek için yeterli zamana ve kolaylıklara sahip olma
c) Sebepsiz yere gecikmeden yargılanma,
d) Duruşmalarda hazır bulundurulma ve kendisini bizzat veya kendi seçeceği bir avukat aracılığıyla savunma eğer avukatı bulunmuyorsa sahip olduğu haklar konusunda bilgilendirilme; adaletin yararı gerektirdiği her durumda kendisine bir avukat tayin edilme ve eğer avukata ödeme yapabilecek yeterli imkanı yoksa, ücretsiz olarak avukat tayin edilme;
e) Aleyhindeki tanıkları sorguya çekme veya çektirme ve lehindeki tanıkların mahkemeye çıkmalarını ve aleyhindeki tanıklarla aynı koşullarda sorguya çekilmelerini sağlama,
f) Mahkemede konuşulan dili anlamıyor veya konuşamıyorsa, bir çevirmenin yardımından ücretsiz olarak yararlanma
g) Kendisini suçlandırıcı tanıklık yapmaya veya bir suçu itirafa zorlanmama.
4. Küçüklerin yargılanmasında küçüklerin yaşlarını ve rehabilitasyonlarını ilerletmeyi göz önünde tutacak bir yargılama usulü izlenir.
5. Bir suçtan ötürü mahkum olan bir kimse, mahkumiyetinin ve aldığı cezanın daha yüksek bir yargı yeri tarafından hukuka göre incelenmesini isteme hakkına sahiptir.
6. Bir kimse bir suçtan ötürü nihai bir kararla mahkum olduğunda ve bu mahkumiyeti adli hata bulunduğu gerekçesiyle bozulduğunda veya kendisi bağışlandığında, eğer mahkumiyet kararının verildiği tarihte bilinmeyen olayların ortaya çıkarılamamış olmasının nedenleri kısmen veya tamamen kendisine yüklenebileceği kanıtlanmadıkça, bu tür bir mahkumiyetin sonucu olarak ceza çeken bir kimseye hukuka uygun olarak tazminat ödenir.
7. Bir ülkenin hukukuna ve ceza yargılama usulüne uygun olarak daha önce kesin biçimde mahkum olan veya beraat eden bir kimse aynı suçtan ötürü ikinci kez yargılanamaz ve cezalandırılamaz.

15. Madde
Kanunsuz ceza olmaz ilkesi
1. Hiç kimse, işlendiği zaman ulusal veya uluslararası hukuka göre suç oluşturmayan bir fil veya ihmalden ötürü suçlu bulunamaz. Hiç kimseye işlendiği zaman verilebilecek cezadan daha aşır bir ceza verilemez. Suçun işlenmesinden sonra, bir suça daha hafif bir ceza öngören bir yasa değişikliği yapıldığı takdirde, fail yapılan bu değişildikten yararlanır.
2. Bu maddedeki hiç bir hüküm, işlendiği zaman uluslar topluluğu tarafından tanınan hukukun genel ilkelerine göre suç sayılan bir fil veya ihmalden ötürü bir kimsenin yargılanıp cezalandırılmasına engel oluşturamaz.
16. Madde
Kişi olarak tanınma hakkı
Herkes her yerde, hukuk önünde kişi olarak tanınma hakkına sahiptir.
17. Madde
Mahremiyet hakkı
1. Hiç kimsenin özel ve aile yaşamına, konutuna veya haberleşmesine keyfi veya hukuka aykırı olarak müdahale edilemez; onuru veya itibarı hukuka aykırı saldırılara maruz bırakılamaz.
2. Herkes bu tür saldırılara veya müdahalelere karşı hukuk tarafından korunma hakkına sahiptir.
18. Madde
Düşünce, vicdan ve din özgürlüğü
1. Herkes düşünce, vicdan ve din özgürlüğü hakkına sahiptir. Bu hak, kendi tercihiyle bir dini kabul etme veya bir inanca sahip olma özgürlüğü ile, tek başına veya başkalarıyla birlikte toplu bir biçimde, aleni veya özel olarak, dinini veya inancını ibadet, uygulama, öğretim şeklinde açığa vurma özgürlüğünü de içerir.
2. Hiç kimse, kendi tercihi olan bir dini kabul etme veya inanca sahip olma özgürlüğünü zayıflatacak bir zorlamaya tabi tutulamaz.
3. Bir kimsenin dinini veya inancını açığa vurma özgürlüğü ancak kamu güvenliği, kamu düzeni, sağlık veya ahlak veya başkalarının hak ve özgürlüklerini korumak amacıyla, hukuken öngörülen ve demokratik bir toplumda gerekli olan sınırlamalara tabi tutulabilir.
4. Bu Sözleşmeye Taraf Devletler, anne-babalar ile, mümkünse vasilerin kendi inançlarına uygun biçimde çocuklarına din ve ahlak eğitimi verilmesini isteme özgürlüğüne saygı göstermeyi taahhüt ederler.
19. Madde
İfade özgürlüğü
1. Herkesin, bir müdahale ile karşılaşmaksızın fikirlere sahip olma hakkı vardır.
2. Herkes ifade özgürlüğü hakkına sahiptir; bu hak bir kimsenin ülke hudutlarıyla sınırlanmaksızın sözlü, yazılı veya basılı veya sanatsal urun şeklinde veya kendi tercih ettiği başka bir iletişim vasıtasıyla her türlü bilgi ve düşünceyi arama, edinme ve ulaştırma özgürlüğünü de içerir.
3. Bu maddenin ikinci fıkrasındaki haklar özel bir ödev ve sorumlulukla kullanılır. Bu nedenle bu hak, sadece hukuken öngörülen ve aşağıdaki sebeplerle gerekli olan sınırlamalara tabi tutulabilir:
a) Başkalarının haklarına ve itibarına saygı;
b) Ulusal güvenliği veya kamu düzenini (ordre public), veya sağlık ve ahlakı koruma.
20. Madde
Savaş propagandası ve düşmanlığı savunma yasağı
1. Her türlü savaş propagandası hukuk tarafından yasaklanır.
2. Ayrımcılığa, kin ve nefrete veya şiddete tahrik eden herhangi bir ulusal, ırksal veya dinsel düşmanlığın savunulması hukuk tarafından yasaklanır.
21. Madde
Toplanma özgürlüğü
Barışçıl bir biçimde toplanma hakkı hukuk tarafından tanınır. Bu hakkın kullanılmasına ulusal güvenliği veya kamu güvenliğini, kamu düzenini (ordre public), sağlık veya ahlakı veya başkalarının hak ve özgürlüklerini koruma amacı taşıyan, demokratik bir toplumda gerekli bulunan ve hukuka uygun olarak getirilen sınırlamaların dışında başka hiç bir sınırlama konamaz.
22. Madde
Örgütlenme özgürlüğü
1. Herkes başkalarıyla bir araya gelerek örgütlenme özgürlüğü hakkına sahiptir; bu hak, kendi menfaatlerini korumak için sendika kurma ve sendikaya katılma hakkını da içerir.
2. Bu hakkın kullanılmasına ulusal güvenliğin, kamu güvenliğinin, kamu düzeninin (ordre public), genel sağlık veya ahlakın, başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla, hukuken öngörülmüş ve demokratik bir toplumda gerekli olan sınırlamaların dışında başka hiç bir sınırlama konamaz. Bu madde, silahlı kuvvetler ve polis teşkilatı mensuplarının bu hakkı kullanmaları üzerine hukuki kısıtlamalar konulmasını engellemez.
3. Bu madde, Uluslararası Çalışma Teşkilatının "Örgütlenme Özgürlüğü ve Teşkilatlanma Hakkının Korunması" ile ilgili 1948 tarihli Sözleşmesine Taraf Devletlere, bu Sözleşmede sağlanan güvencelere aykırı yasama tasarrufları yapmasına veya yasaları bu güvencelere aykırı tarzda uygulamasına yetki vermez.

23. Madde
Ailenin korunması
1. Aile toplumun doğal ve esaslı bir birimidir ve aile toplum ve Devlet tarafından korunma hakkına sahiptir.
2. Evlilik çağındaki her erkek ve kadının evlenme ve aile kurma hakkı hukuk tarafından tanınır.
3. Evlenecek eşlerin tam ve serbest iradeleri ile kurulmayan bir evlilik geçerli sayılmaz.
4. Bu Sözleşmeye Taraf Devletler, eşlerin evlilik konusunda, evliliğin devam ettiği sürece ve boşanmada eşit hak ve yükümlülüklere sahip olmaları için gerekli önlemleri alır. Boşanma halinde çocukların korunması için gerekli hükümler konur.
24. Madde
Çocukların hakları
1. Her çocuğun ırk, renk, cinsiyet, dil, din, ulusal veya toplumsal köken, mülkiyet, doğum gibi bir ayrımcılığa tabi tutulmaksızın ailesi, içinde yasadışı toplum ve Devlet tarafından, bir küçük olarak statüsünün gerektirdiği koruma tedbirlerine hakkı vardır.
2. Her çocuk doğumundan hemen sonra nüfusa kaydedilir ve kendisine bir isim verilir.
3. Her çocuk bir vatandaşlık kazanma hakkına sahiptir.
25. Madde
Siyasi haklar
Her vatandaş, bu Sözleşmenin ikinci maddesindeki ayrımlara ve makul olmayan sınırlamalara tabi tutulmaksızın şu haklara ve imkânlara sahiptir:
a) Doğrudan veya seçilmiş temsilciler aracılığıyla kamu hizmetlerine katılma
b) Seçmenlerin iradelerini serbestçe ifade etmeleri güvence altına alan, gizli olarak oy verildiği, genel ve eşit oya dayanan ve belirli aralıklarla yapılan dürüst seçimlerde oy kullanma ve seçilme;
c) Genel eşitlik ilkesine uygun olarak ülkesinde kamu hizmetlerine girme.
26. Madde
Hukuk önünde eşitlik
Herkes, hukuk önünde eşittir ve hiç bir ayrımcılığa tabi tutulmaksızın hukuk tarafından eşit olarak korunma hakkına sahiptir. Hukuk bu alanda her türlü ayrımcılığı yasaklar ve herkese ırk, renk, cinsiyet, dil, din, siyasal veya başka bir fikir, ulusal veya toplumsal köken, milliyet, doğum veya başka bir statü ile yapılan ayrımcılığa karşı etkili ve eşit koruma sağlar.
27. Madde
Azınlıkların korunması
Etnik, dinsel veya dilsel azınlıkların bulunduğu bir Devlette, böyle bir azınlığa mensup bulunan kişiler grubun diğer üyeleri ile birlikte toplu olarak kendi kültürel haklarını kullanma, kendi dinlerinin gereği ibadeti etme ve uygulama veya kendi dillerini kullanma hakları engellenmez.
IV. BÖLÜM
ULUSLARARASI UYGULAMA HÜKÜMLERİ
28. Madde
İnsan Hakları Komitesi
1. Bir İnsan Hakları Komitesi kurulur (Bu Sözleşmede bundan sonra Komite adıyla geçecektir). Komite on sekiz üyeden meydana gelir ve aşağıda belirtilen görevleri yerine getirir.
2. Komite, bu Sözleşmeye Taraf olan Devletlerin yüksek bir ahlaki düzeye sahip olan ve insan hakları alanında uzmanlığı ile tanınmış bulunan vatandaşlar arasından ve bir kısmı tercihen hukuk uygulamasında deneyim sahibi olan üyelerden kurulur.
3. Komite üyeleri seçimle göreve gelirler ve şahsi sıfatlarıyla görev yaparlar.
29. Madde
Adaylık ve Seçim
1. Komite üyeleri, bu Sözleşmeye Taraf Devletler tarafından yirmi sekizinci maddedeki niteliklere sahip kişilerin aday olarak gösterildiği bir listede yer alan adaylar arasından gizli oyla seçilir.
2. Bu Sözleşmeye Taraf her bir Devlet iki kişiden fazla aday gösteremez. Bu kişiler, aday gösteren Devletin vatandaşlığını taşır.
3. Bir kişi yeniden aday gösterilebilir.
30. Madde
Seçim zamanı
1. İlk seçimler, bu Sözleşmenin yürürlüğe girmesinden en geç altı ay sonra tamamlanır.
2. Sözleşmenin Otuz dördüncü maddesine göre meydana gelen boşluğu doldurmak için yapılan seçimler hariç, Komite üyeliğine yapılacak bir seçimden en az dört ay önce, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri bu Sözleşmeye Taraf Devletlere üç ay içinde Komite üyeliğine kendi adaylarını göstermeleri için yazılı bir davetiye gönderir.
3. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri, bu şekilde aday gösterilen kişilerin isimlerinin alfabetik olarak yer aldığı ve kendilerini aday gösteren Devletleri de belirten bir listeyi düzenler ve her bir seçimin yapılacağı tarihten en az bir ay önce bu Sözleşmeye Taraf Devletlere gönderir.
4. Komiteye üye seçimleri, bu Sözleşmeye Taraf Devletlerin, Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliği tarafından Birleşmiş Milletler Genel Merkezine çağırıldığı bir toplantıda yapılır. Bu Sözleşmeye Taraf Devletlerin en az üçte ikisinin katılımı ile yapılan bu toplantıda, en fazla oyu alan ve toplantıya katılıp oy kullanan Taraf Devletlerin mutlak çoğunluğunun oy verdiği kişi, Komite üyesi seçilir.
31. Madde
Komitenin kompozisyonundaki denge
1. Bir Devletin birden fazla vatandaşı Komitede üye olarak bulunamaz.
2. Komiteye üye seçiminde, üyeliğin coğrafi esasa göre eşit olarak dağılmasına ve değişik uygarlık türlerinin ve farklı hukuk sistemlerinin temsil edilmesine dikkat edilir.
32. Madde
Görev süresi
1. Komite üyeleri dört yıllık bir dönem için seçilir. Yeniden aday gösterilmeleri halinde tekrar seçilmeleri mümkündür. Ancak, birinci seçimde seçilen üyelerden dokuz tanesinin üyeliği iki yıl sonra sona erer; bu üyelerin isimleri birinci seçimden hemen sonra, Otuzuncu maddenin dördüncü fıkrasına göre yapılan toplantının Başkanı tarafından kura ile seçilir.
2. Görev süresinin sona ermesi nedeniyle yapılacak seçimler, bu Sözleşmenin bu kısmının yukarıdaki maddelerine göre yapılır.
33. Madde
Üyeliğin boşalması
1. Bir Komite üyesi, Komitenin diğer bütün üyelerinin oybirliği ile vereceği karara göre geçici nitelikte bir sebep dışında her hangi bir nedenle görevini yapamayacak duruma girerse, Komite Başkanı durumu Birleşmiş Milletler Genel Sekreterine bildirir ve Genel Sekreter bu üyenin yerinin boşalmış olduğunu açıklar.
2. Bir Komite üyesinin ölümü veya istifa etmesi halinde, Komite Başkanı Birleşmiş Milletler Genel Sekreterine durumu derhal bildirir, ve Genel Sekreter ölüm tarihinden veya istifanın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üyeliğin boşalmış olduğunu açıklar.
34 Madde
Boşalan üyeliklerin doldurulması
1. Sözleşmenin Otuz üçüncü maddesine göre bir üyeliğin başlamış olduğu açıklanmış ise ve yeri doldurulacak olan üyenin görev süresinin sona ermesine üyeliğin başlamış olduğunun açıklanmasından itibaren altı aydan fazla süre varsa, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri, Sözleşmeye Taraf bütün Devletlere sürenin doldurulması seçilecek kişi için iki ay içinde yirmi dokuzuncu maddeye göre adaylarını bildirmelerini ister.
2. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri, bu şekilde aday gösterilen kişilerin isimlerinden oluşan bir listeyi hazırlar ve bu Sözleşmeye Taraf Devletlere iletir. Boşalan yerin doldurulacağı seçim, Sözleşmenin bu kısmında yer alan ilgili hükümlere uygun olarak yapılır.
3. Sözleşmenin otuz üçüncü maddesine göre boşaldığı bildirilen yeri doldurmak için seçilen Komite üyesi, o maddenin hükümlerine göre Komitedeki yerini boşaltan üyenin kalan süresini tamamlamak için seçilir.
35. Madde
Komite üyelerine ödeme yapılması
Komite üyeleri, Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun onayıyla, Birleşmiş Milletlerin sahip olduğu kaynaklardan, Komitenin sorumluluklarının önemi dikkate alınarak, süresi ve şartları konusunda Genel Kurulunun karar vereceği bir tazminat almaya hak kazanırlar.
36. Madde
Sekreterlik hizmetleri
Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliği, Komitenin bu Sözleşmeye göre görevlerini etkili bir biçimde yerine getirebilmesi için gerekli Yardımcı kişileri ve imkanları sağlar.
37. Madde
Komitenin toplantıları
1. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri, Komitenin ilk toplantısını Birleşmiş Milletler Merkezinde yapması için çağrıda bulunur.
2. Komite ilk toplantısını yaptıktan sonra, içtüzük hükümlerinde gösterilen zamanlarda toplanır.
3. Komite normal olarak Birleşmiş Milletler Merkezinde veya Birleşmiş Milletlerin Cenevre’deki biriminde toplanır.
38. Madde
Komite üyelerinin yemin beyanı
Komitenin her bir üyesi görevine başlamadan önce, görevini tarafsız olarak ve vicdani kanaatine göre yapacağı konusunda Komite önünde beyanda bulunur.
39. Madde
Görevliler ve İçtüzük
1. Komite kendine Yardımcı görevlileri iki yıllık bir süre için seçer. Görevliler yeniden seçilebilir.
2. Komite içtüzüğünü kendi yapar; ancak bu içtüzük diğer hükümlerin yanında:
a) Toplantı yeter sayısının on iki olduğu;
b) Komitenin, toplantıya katılan üyelerin çoğunluğunun oylarıyla karar verebileceğine dair hükümleri de içerir.
40. Madde
Devlet raporları
1. Bu Sözleşmeye Taraf Devletler, Sözleşmede tanınan hakları uygulamaya geçirmek ve bu hakların kullanılmasında ilerleme sağlanmak için aldıkları tedbirler hakkında raporlar vermeyi taahhüt ederler. Bu raporlar:
a) Sözleşmenin ilgili Taraf Devletler bakımından yürürlüğe girmesinden itibaren bir yıl içinde;
b) daha sonra da Komitenin istediği zamanlarda verilir.
2. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri kendisine sunulan bütün raporlan incelemesi için Komiteye havale eder. Sözleşmenin uygulanmasını etkileyen faktörler ve güçlükler varsa, raporlarda bu faktörler ve güçlükler de belirtilir.
3. Bu raporların bazı bölümlerinin uzman kuruluşların yetki alanına girmesi halinde, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri raporların ilgili bölümlerini Komiteye danıştıktan sonra bu uzman kuruluşlara gönderebilir.
4. Komite, bu Sözleşmeye Taraf Devletlerin sundukları raporları inceler. Komite kendi hazırladığı raporları ve eğer gerekli görürse yaptığı genel yorumları Taraf Devletlere iletir. Komite, bu Sözleşmeye Taraf Devletlerden aldığı raporlarla birlikte hazırladığı genel yorumları Ekonomik ve Sosyal Konseye de iletebilir.
5. Bu Sözleşmeye Taraf Devletler, bu maddenin dördüncü fıkrasına göre yapılabilecek herhangi bir yorum üzerinde kendi gözlemlerini Komiteye sunabilirler.
41. Madde
Komiteye yapılan Devlet başvuruları
1. Bu Sözleşmeye Taraf bir Devlet bu maddeye göre her zaman, Taraf Devletlerden birinin bir diğer Taraf Devlet aleyhine bu Sözleşme ile üstlendiği yükümlülüklerini yerine getirmediği biçimindeki iddiaları kapsayan şikayetleri Komitenin ele alma ve inceleme yetkisini tanıdığını beyan edebilir. Bu maddeye göre yapılan şikayetler ancak, Komitenin yetkisini tanımış olan bir Taraf Devlet tarafından yapılması halinde ele alınıp incelenebilir. Komite, kendisinin bu yetkisini tanımamış olan bir Taraf Devleti ilgilendiren bir şikayeti ele almaz. Alınan şikayetler hakkında aşağıdaki usule uygun olarak işlem yapılır:
a) Bu Sözleşmeye Taraf Devletlerden biri, bir diğer Taraf Devletin bu Sözleşme hükümlerini uygulamadığını düşünmesi halinde, yazılı bir bildirimle, durum hakkında Taraf Devletin dikkatini çeker. şikayeti alan Devlet, şikayetin eline geçmesinden itibaren üç ay içinde, kendisine şikayeti gönderen Devlete durumu izah eden bir açıklama veya başka bir yazılı cevap gönderir. Bu cevap mümkün olduğu kadar konuyla ilgili alınan, alınmakta olan veya kullanılabilir nitelikte olan iç hukuk usullerine ve hukuk yollarına ilişkin tedbirleri içerir;
b) Eğer durum, şikayeti alan Devletin ilk şikayeti aldığı tarihten itibaren altı ay içinde her iki Taraf Devleti tatmin edici şekilde düzeltilmezse, her iki Devlet konuyu diğer Devlete ve Komiteye yaptıkları bir ihbar ile Komitenin önüne götürme hakkına sahiptir;
c) Komite önüne getirilen bir konuyu ancak, uluslararası hukukun genel olarak tanınmış prensiplerine göre kullanılabilecek her türlü iç hukuk yolunun izlenmiş ve tüketilmiş olduğunu tespit ettikten sonra ele alabilir. İç hukuk yollarının tüketilmesi makul olmayan bir süreyi alacak ise, bu kural uygulanmaz;
d) Komite bu maddeye göre şikayetleri incelerken kapalı toplantılar yapar;
e) Komite, yukarıdaki c) bendi hükümlerinin yerine getirilmiş olması halinde, bu Sözleşmede tanınan insan haklarına ve temel özgürlüklere saygı esasına göre dostane çözüm sağlanması amacıyla Taraf Devletlere gerekli hizmeti sunar;
f) Komite bir konunun kendisine gönderilmesi halinde, yukarıda b) bendinde belirtilen Taraf Devletleri gerekli bilgileri vermeye davet edebilir;
g) Yukarıda b) bendinde belirtilen ilgili Taraf Devletler, Komitenin konuyu incelemesi sırasında Komite önünde temsil edilme ve yazılı ve/veya sözlü olarak sunuşlar yapma hakkına sahiptirler;
h) Komite, yukarıdaki b) bendine göre bir ihbarı aldığı tarihten itibaren on iki ay içinde bir rapor hazırlar:
(i) Komitenin raporu, yukarıdaki e) bendine göre bir çözüme ulaşılması halinde olayların kısa bir özetini ve ulaşılan sonucu belirtir; (ii) Yukarıdaki e) bendindeki süre içinde bir çözüme ulaşılamaması halinde, Komitenin raporu olayların bir özetini kapsar; Taraf Devletlerin yaptığı yazılı sunuşlar ve sözlü sunuşların tutanakları bu rapora eklenir;
Her halükarda Komite raporu ilgili Taraf Devletlere gönderilir.
2. Bu maddenin hükümleri, bu Sözleşmeye Taraf olan on Devletin bu maddenin birinci fıkrasına göre beyanda bulunmalarından sonra yürürlüğe girer. Taraf Devletler bu beyanları Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliğine tevdi ederler. Genel Sekreter bu beyanların birer kopyasını diğer Taraf Devletlere iletir. Yapılan bir beyan Genel Sekreterliğe yapılacak bir bildirimle her zaman geri alınabilir. Böyle bir geri alma, bu maddeye göre daha önce gönderilmiş bir şikayet konusunun incelenmesini engellemez; geri alma bildirimi Genel Sekreter tarafından alındıktan sonra ilgili Taraf Devlet yeni bir beyanda bulunmadıkça, Taraf Devletlerden yapılacak başka bir şikayet işleme alınmaz.
42. Madde
Devlet başvurularının Ad hoc Uzlaştırma Komisyonuna gelmesi
1.
a) Eğer kırk birinci maddeye göre Komiteye gönderilen bir konu ilgili Taraf Devletleri tatmin edecek bir biçimde çözülemezse, Komite, ilgili Taraf Devletlerin önceden rızasını alarak, bundan sonra Komisyon diye geçecek olan bir ad hoc Uzlaştırma Komisyonu tayin eder. Komisyon, bu Sözleşmeye saygı esasına dayanarak, sorunun dostane çözümü amacıyla Taraf Devletlere arabuluculuk hizmetinde bulunur.
b) Söz konusu Komisyon, Taraf Devletlerin kabul edebileceği beş kişiden oluşur. Eğer ilgili Taraf Devletler Komisyonun kuruluşu üzerinde üç ay içinde anlaşamazlarsa, üzerinde anlaşmaya varılamayan Komisyon üyelikleri Komitenin yapacağı gizil oylamayla ve üçte iki çoğunluk oyuyla, kendi üyeleri arasından seçilir.
2. Komisyon üyeleri şahsi sıfatlarıyla görev yaparlar. İlgili Devletlerin vatandaşları, bu Sözleşmeye taraf olmayan Devletlerin vatandaşları ve kırk birinci maddeye göre beyanda bulunmamış bir Taraf Devletin vatandaşı Komisyona üye seçilemez.
3. Komisyon başkanını kendisi seçer ve kendi içtüzüğünü kendisi yapar.
4. Komisyon toplantılarını normal olarak Birleşmiş Milletler Merkezinde ve Birleşmiş Milletlerin Cenevre’deki biriminde yapar. Ancak bu toplantılar, Genel Sekreterliğe ve ilgili Taraf Devletlere danışıldıktan sonra, Komisyonun uygun göreceği başka bir yerde yapılabilir.
5. yukarıda Otuz altıncı maddeye göre görevlendirilen sekreterya, bu maddeye göre atanan Komisyonlara da hizmet verir.
6. Komite tarafından elde edilen ve toplanan bilgiler bu Komisyona verilir; Komisyon ilgili Taraf Devletleri başka bilgileri vermeleri için davet edebilir.
7. Komisyon, kendisine konunun ulaşmasından itibaren en fazla on iki ay içinde konuyu bütünüyle inceledikten sonra, ilgili Taraf Devletlere iletilmek üzere Komite Başkanına bir rapor sunar:
a) Eğer Komisyon konuyu incelemesini on iki ay içinde bitirememiş ise, Komisyonun bu raporunda sadece konunun incelenmesinin hangi durumu konusunda kısa bir bilgi yer alır.
b) Eğer konu hakkında bu Sözleşmede tanınan insan haklarına saygı esasına dayanan bir dostane çözüme ulaşılırsa, Komisyon raporu, olayların kısa bir özetini ve varılan sonucu kapsar;
c) Yukarıda b) fıkrasında öngörülen bir sonuca ulaşılamazsa, Komisyon raporu, ilgili Taraf Devletler arasındaki konu ile alakalı bütün maddi sorunlar üzerindeki tespitlerini ve varılabilecek bir dostane çözüm için varolan imkanlar hakkında görüşlerini içerir. Bu rapor ayrıca, ilgili Taraf Devletler tarafından yapılan yazılı sunuşlar ve sözlü sunuşların tutanaklarını da kapsar.
d) Eğer Komisyon c) bendine göre hazırladığı bir raporu sunarsa, ilgili Taraf Devletler raporu aldıktan itibaren üç ay içinde Komite Başkanına, Komisyonun hazırladığı raporun içeriğini kabul edip etmediklerini bildirirler.
8. Bu madde hükümleri, Komitenin Kırk birinci maddedeki sorumluluklarını yerine getirmesine engel oluşturmaz.
9. Komisyon üyelerinin bütün giderleri, Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliği tarafından yapılan hesaplara uygun olarak, ilgili Taraf Devletlerce paylaşılır.
10. Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliği, Komisyon üyelerinin yaptıkları harcamaları dokuzuncu fıkraya göre ilgili Taraf Devletlerden geri almadan önce, eğer gerekli ise ödemeye yetkilidir.
43. Madde
Ayrıcalıklar ve Muafiyetler
Komitenin ve Kırk ikinci maddeye göre atanan ad hoc uzlaştırma Komisyonunun üyeleri, Ayrıcalıklar ve Muafiyetler hakkında Birleşmiş Milletler Sözleşmesinin ilgili bölümlerinde yer alan ve Birleşmiş Milletler için görev yapan uzmanların sahip oldukları kolaylıklara, ayrıcalıklara ve muafiyetlere sahiptir.
44. Madde
Diğer Uluslararası Usullerle İlişki
Bu Sözleşmenin uygulamaya ilişkin hükümleri, Birleşmiş Milletlerin ve uzman kuruluşlarının kurucu belgeleri ve sözleşmeleri tarafından insan hakları alanında öngörülen usullere aykırı düşmeyecek bir biçimde uygulanır; bu hükümler, bu Sözleşmeye Taraf Devletlerin kendi aralarında yapmış oldukları ve yürürlükte bulunan uluslararası özel veya genel antlaşmalara uygun olarak bir sorunu çözmek için konan diğer usullere başvurmasını engellemez.
45. Madde
Yıllık Rapor
Komite, Ekonomik ve Sosyal Konsey aracılığıyla, Birleşmiş Milletler Genel Kuruluna kendi faaliyetleri hakkında yıllık bir rapor sunar.
V. BÖLÜM
YORUMLAMA PRENSİPLERİ
46. Madde
Birleşmiş Milletler ve uzman kuruluşlar ile ilişki
Bu Sözleşmedeki her hangi bir hüküm, Birleşmiş Milletler şartındaki hükümler ile bu Sözleşmeyle ilgili olan konularda Birleşmiş Milletlerin uzman kuruluşlarının ve bu kuruluşların çeşitli organlarının görev ve yetkilerini gösteren belgelerlerdeki hükümler ile uzman kuruluşların kurucu belgelerindeki hükümleri zayıflatacak bir biçimde yorumlanamaz.
47. Madde
Doğal zenginlikleri ve kaynaklan kullanma önceliği
Bu Sözleşmedeki her hangi bir hüküm, halkların kendi doğal zenginliklerini ve kaynaklarını tam olarak ve serbestçe kullanma ve yararlanma haklarını zayıflatacak bir biçimde yorumlanamaz.
VI BÖLÜM
SON HÜKÜMLER
48. Madde
İmza, Onay ve katılma
1. Bu Sözleşme, Birleşmiş Milletlere üye olan veya Birleşmiş Milletlerin uzman kuruluşlarının üyesi olan Devletlerin, Uluslararası Adalet Divanının Statüsüne Taraf olan Devletlerin ve Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından bu Sözleşmeye Taraf olması için davet edilen Devletlerin imzasına açıktır.
2. Bu Sözleşme onaya tabidir. Onay belgeleri Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliğine tevdi edilir.
3. Bu Sözleşme, bu maddenin birinci fıkrasında belirtilen Devletlerin katılmasına açıktır.
4. Katılma, katılma belgelerinin Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliğine tevdi edilmesinden sonra yürürlüğe girer.
5. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri, bu Sözleşmeyi imzalayan veya uygun bulan Devletlerin hepsini, diğer bütün onaylama ve katılma belgelerinin tevdi edilmesi konusunda haberdar eder.
49. Madde
Yürürlüğe girme
1. Bu Sözleşme, Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliğine otuz beş tane onay veya katılma belgesinin tevdi edilmesinden itibaren üç ay sonra yürürlüğe girer.
2. Otuz beş onay veya katılma belgesinin tevdi edilmesinden sonra bu Sözleşmeyi onaylayan Devletler bakımından bu Sözleşme, kendi onay veya katılma belgesini tevdi etmesinden itibaren üç ay sonra yürürlüğe girer.
50. Madde
Federal Devletlerde Geçerlilik
Bu Sözleşme hükümleri hiç bir sınırlama veya istisnaya tabi olmaksızın federal Devletlerin her tarafında uygulanır.
51. Madde
Sözleşmede Değişlik Yapılması
1. Bu Sözleşmeye Taraf Devletlerden her biri, bu Sözleşmenin değiştirilmesi hakkında değişiklik hazırlayabilir ve bunu Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliğine iletebilir. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri değişiklik önerilerini Sözleşmeye Taraf Devletlere iletir. Genel Sekreter Taraf Devletlerden, Taraf Devletlerin katılmasıyla bu önerilerin incelenmesi ve oylanması amacıyla bir konferans düzenlenmesini destekleyip desteklemediklerini bildirmelerini isteyebilir. Taraf Devletlerin üçte birinin böyle bir Konferansın düzenlenmesini desteklemeleri halinde, Genel Sekreter Birleşmiş Milletler gözetiminde bir konferans düzenler. Konferansa katılan ve oylamada bulunan Taraf Devletlerin oyçokluğuyla kabul edilen bir değişiklik, Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun onayına sunulur.
2. Sözleşmede yapılan değişiklikler, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından onaylandıktan ve bu Sözleşmeye Taraf Devletlerin üçte ikisi tarafından kendi anayasal usullerine uygun olarak kabul edildikten sonra yürürlüğe girer.
3. Sözleşmede yapılan değişikler yürürlüğe girdiğinde, değişiklikleri kabul eden Devletleri bağlar; diğer Taraf Devletler ise Sözleşmenin değişildikten önceki hükümleriyle ve daha önce kabul ettikleri değişiklik hükümleriyle bağlı olmaya devam ederler.
52. Madde
Genel Sekreter tarafından yapılan bildirimler
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri 48. maddenin beşinci fıkrasına göre yapılan bildirimleri dikkate almaksızın, aynı maddenin birinci fıkrasında gösterilen bütün Devletleri şu konular hakkında da bilgilendirir:
a) Kırk sekizinci maddeye göre verilen imza onay ve katılmalar;
b) Bu Sözleşmenin Kırk dokuzuncu maddesine göre Sözleşmenin yürürlüğe girme tarihi ile Elli birinci maddeye göre yapılan değişikliklerin yürürlüğe girme tarihi.
53. Madde
Orijinal metin
1. Bu Sözleşmenin eşit ölçüde orijinal olan Çince, İngilizce, Fransızca, Rusça ve İspanyolca metinleri, Birleşmiş Milletler arşivinde saklanır.
2. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri bu Sözleşmenin onaylı örneğini kırk sekizinci maddede gösterilen Devletlere iletir.






Kimden: DSPHABER [mailto:dsphaber@dsp.org.tr]Gönderilmiş: Cum 09.12.2011 09:44Kime: Undisclosed-Recipient:;Konu: DSP GENEL BAŞKANI MASUM TÜRKER, 10 ARALIK İNSAN HAKLARI GÜNÜ NEDENİYLE MESAJ YAYINLADI
9 Aralık 2011
DSP GENEL BAŞKANI MASUM TÜRKER, 10 ARALIK İNSAN HAKLARI GÜNÜ NEDENİYLE MESAJ YAYINLADI:
“İNSANLARI ÖZGÜR OLMAYAN BİR ÜLKEDE DEMOKRASİDEN SÖZ EDİLEMEZ”
10 Aralık İnsan Hakları Günü, temel hak ve özgürlüklerde gelinen noktayı bir kez daha gözden geçirme ve eksiklikleri giderme konusunda atılacak adımları belirlemek bakımından büyük önem taşımaktadır.
Ayrımcılığın önlenmesi, insan hakları konusunda kanun önünde eşitlik, Anayasal bir zorunluluktur. İnsan hakları, demokrasi ve hukukun üstünlüğü ilkeleri, Türkiye’nin uluslararası arenada taraf olduğu ve imza attığı sözleşmelere sahip çıkması, bunların gereğini yerine getirmesi, herkesin dikkatle üzerinde durması gereken bir konudur.
İnsanın en önemli hakkı yaşama hakkıdır. Yaşama hakkının elinden alınması, bir insana yapılacak en büyük haksızlıktır. Bu nedenle insanın yaşama hakkına son veren terörün ve şiddetin önlenmesi, ülkemizin öncelikleri olmalıdır. Bununla birlikte düşünceyi ifade özgürlüğü, iletişim özgürlüğü konularında da ülkemiz demokrasiyle yönetilen diğer ülkelere eşdeğer, hatta onlardan daha önde politika uygulamalıdır.
Bugün düşüncesini açıkladığı, gazetecilik görevini yaparak kamunun haber alma özgürlüğüne hizmette bulunduğu için hapislerde çürüyen aydınlarımızın durumu, ülkemizin en büyük insan hakkı ihlallerine imza atmasına neden olmuştur. Bu nedenle bu ayıbın hemen ortadan kaldırılması ve insan hakları ile temel özgürlükler konusunda Türkiye’nin layık olduğu yere taşınması gerekmektedir. Ülkemizde insan ihlallerinin önlenmesi ve insan hakları konusunda evrensel standartlara uygun davranılması, Türkiye’yi dünyada hak ettiği konuma taşıyacak en önemli etken olacaktır. İnsanları özgür olmayan bir ülkede demokrasiden söz edilemez, o ülke dünyada demokratik bir ülke olarak kabul edilemez.
10 Aralık İnsan Hakları Günü’nün ülkemize ve milletimize aydınlık günler getirmesini temenni ediyor, vatandaşlarımıza insan hakkı ihlalinin yaşanmadığı bir Türkiye’de özgürce bir yaşam diliyorum.

Hiç yorum yok: